{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2026 <br>KARAR NO: 2024/1928<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/02/2021<br>NUMARASI: 2018/1135 E. -  2021/72 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 29.12.2006 tarihinde düzenlenen barter üyelik sözleşmesi kapsamında, davalı şirketin nakit hesabının 26.09.2014 tarihinde sıfırladığını, bu tarihten sonra barter üyelik bedellerinin ve barter işlemlerinden kaynaklı bedellerin ödemediğini, sözleşmenin, üyelik bedeli ve işlem komisyonu başlıklı maddesine göre, müvekkilinin üyelik alacağı bulunduğunu, sözleşmenin feshedilmediği takdirde aynı bir yıl uzayacağına ilişkin açık hüküm bulunduğunu, aidat ve komisyon alacağı için düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının da aldığı reklam hizmeti bedelini ödemediğini, taraflar arasındaki iş ilişkisi sonlanmış olmasına rağmen, müvekkilinin barter sisteminde çıkarılmadığını, davacı tarafından haksız ve keyfi olarak müvekkiline aidat alacağı yansıltıldığını, aidat alacağına keyfi zamlar yapıldığını, haksız ve fahiş olarak düzenlenen faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğin savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamından, davacı firma kayıtlarında takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 18.578,36 TL alacaklı olduğu, davacının düzenlemiş olduğu ...nolu 03.12.2018 tarihli nakit üyelik faturası düzenlendiği bu tutar ile birlikte 31.12.2018 tarihi itibarıyla 21.410,36 TL davacının davalıdan alacağı bulunduğu anlaşılmakla, davacının davalıya sözleşmeye uygun şekilde 05.04.2016 tarihinden itibaren gecikme faturası ve yıllık üyelik bedeli faturası düzenlemesinin yerinde olduğu, taraflar arasındaki borç ilişkisinin, sözleşme ilişkisinin devam etmekte olduğu bu nedenle takip ve dava konusu alacağın icra takip tarihi itibarıyla zamanaşımına uğramadığı sabit olmakla,  davalı yanın barter sisteminden çıkarılmadığı görülmekle üyelik bedelleri ve gecikme faturalarının davalı cari hesabına kayıt edilmesi ve davacı ile davalı arasında akdedilen 29.12.2016 tarihli Barter sözleşmesi K maddesine istinaden davalı firmaya %5 gecikme bedeli faturaları düzenlenmesi yerindedir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacı firmanın havuzdan alım yapabilme kapasitesini göstermekte olduğu belirtilmiş olsa da,  ilk üyelik aidat bedelinin bu şekilde tahsil edilmiş olması,  sözleşmede üyelik aidatının nakit olarak ödeneceği düzenlemesi karşısında, davacının barter üyelik aidat bedelinin  ile gecikme bedellerine ilişkin fatura düzenleyip bunun tahsilini talep etmesi yerindedir. Bilirkişilerce tespit edilen alacak miktarının barter ilişkisi, sözleşme ilişkisi kapsamında doğan alacaklar olarak değerlendirilmesi gerektiği, Barter sözleşmesinin K maddesine istinaden % 5 gecikme bedelinin uygulanmış olduğu, sözleşmenin M maddesinde Sözleşme Süresi ve Sona Ermenin düzenlenmiş olduğu, buna göre, 1. Sözleşmenin süresi 1 yıldır. Sözleşmenin bitiminden 30 gün önce taraflardan biri işbu sözleşmeyi feshetmediği takdirde sözleşme aynı şartlar ile bir yıl uzatılmış sayılır ve üyelik bedelini öder.... 4. Sözleşmenin herhangi bir şekilde sona ermesi halinde ÜYE, ÖDENMEMİŞ BORÇLARINI, KOMİSYONUN İLE BİRLİKTE DERHAL NAKİT ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜDÜR....5. Sözleşme süresi sonunda sözleşmeyi yenilemeyen Üye, alacağı var ise Barter Ortak Pazarı'ndaki ürünlerden satın alarak tahsilatını yapar; borcu var ise BORCUNU DEFATEN NAKİT ÖDER. Alacağını sistem kurallarına göre tahsil edinceye kadar ve borcunu Türk Barter'a ödeyinceye kadar geçen süreler için Yıllık Üyelik Bedeli'ni ödemekten kaçınamaz.... düzenlemelerine yer verilmiş olduğu, Dolayısıyla dava dosyası kapsamında davacının talebinin bu hükümler eşliğinde değerlendirme yapıldığında isabetli olduğu, bilirkişi tarafından yapılan mali tespitin sözleşmeye dahil bir alacak olarak, bu yönüyle davacının talebinin Barter Sözleşmesinde düzenlenen hükümler doğrultusunda talep edildiği ve davalı yana kesilen haksız barter üyelik aidat bedeli tespit edilmediğinden, davacının ilk taksidin barter hesabından alınmasının sözleşmenin bir çok maddesinde barter üyelik bedelinin nakden ödenmesi gerektiği hükmü karşısında davacının davaya konu borcunu nakden ödemesi gerektiğinin kabulü gerekmiş olup...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, hükmedilen 18.578,00 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 3.715,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında barter sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, sözleşmeye göre üye olan firmanın üyelik bedeliile sistem içerisinde yapılan mal ve hizmet alışverişlerinden dolayı komisyon ödeme borcu bulunduğunu, ancak mahkemece dosyadaki delillerin eksik değerlendirilerek hatalı karar verildiğini, Bilirkişi kök raporunun, davalı şirket ticari defterinin incelenmeksizin hazırlandığını, itiraz üzerine ek rapor alındığını, mahkemece karar verilirken taraf defterlerini karşılaştıran ek raporun dikkate alınmadığını, müvekkili şirket kayıtları incelenmemiş gibi sadece davacının üyelik bedeli alacağının hesaplandığı ilgili kısımların hükme esas alındığını, oysa raporun incelenmesi halinde müvekkilinin, gerek barter havuzundan gerekse de  davacıya vermiş olduğu reklam hizmetlerinden ötürü davacıdan alacaklı olduğunun tespit anlaşılacağını, Müvekkilinin, davacıya aynı zamanda reklam hizmeti verdiğini, iş ilişkisinin sona ermesine rağmen müvekkilinin barter sisteminden çıkartılmadığını, bu nedenle müvekkilinden istenilen üyelik bedellerinin haksız olduğunu, ancak gerekçeli kararda bu hususların değerlendirilmediğini,  Bir an için müvekkili şirketin barter sistemine üyeliğinin devam ettiği kabul edilse dahi, üyelik sözleşmesinde, üyelik bedellerinin barter olarak ödeneceğinin düzenlendiğini, bu hususun da barter ödemesinin sadece sistemin üyeleri arasında değil, üyeler ve barter şirketi arasında da yapılabileceğini gösterdiğini, üyelik bedeli ödemesinin, davalının barter hesabından mahsup edildiğini ve ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğini, mahkemece bu husus irdelenmeden üyelik ücretinin nakden istenebileceğinin kabul edildiğini, sözleşme hukuku içinde tarafların hukuka uygun şekilde edim kararlaştırabileceğini, mahkemece matbu sözleşme uyarınca üyelik bedellerinin nakit olarak ödeneceğinin belirtildiğini, oysa tarafların matbu sözleşmeye özel hüküm  koyduklarını, bu özel hükümde de açıkça üyelik bedelinin barter olarak ödeneceğinin yazıldığını, üyelik bedeli borçlarının bir barter alacağı olduğu ve bu hususun değerlendirilmediğini, tarafların bir birinden aynı neviden alacakları bulunduğunu, aynı neviden iki alacağın bir biri ile mahsup edilmesi gerekirken davacının haksız ve kötü niyetli olarak nakit ödeme talep etmesinin hatalı olduğunu,  Mahkemece zamanaşımı defisinin reddi gerekçesinin yazılmadığını, oysa her bir fatura yönünden zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki barter sözleşmesi uyarınca oluşan aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 29.12.2006 tarihli  barter üyelik sözleşmesi imzalanıp, ticari ilişki bulunduğu ihtilafsızdır. Davacı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davalıdan takipte istenen asıl alacak tutarı kadar barter sözleşmesi hükümlerine göre  aidat ve komisyon alacağı olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defterlerinin birlikte incelenerek düzenlenen 28.09.2020 tarihli ek raporun incelenmesinde, davacı kayıtlarına göre, barter sözleşmesi ilişkisinin devam ettiği ve davalının sistemde olduğu, bu nedenle üyelik bedeli faturaları ile gecikme faizlerinin cari hesaba kayıt edildiği, davacının davalıdan aldığı reklam hizmetine faiz yürütülmediği ve davalının da reklam hizmeti nedeniyle alacaklı olduğu, daha önce düzenlenen bir faturanın kısmen nakit kısmen de barter hesabından mahsup edildiğini, bu durumda üyelik aidatının barter sistemindeki alacaktan mahsup edilebileceğini, sözleşmede barter şirketi ile  üye şirketler arasındaki mal veya hizmet alışverişinden doğan alacakların barter sistemi içinde kalan bir alacak olup olmadığı noktasında bir açıklık bulunmadığı belirlenmiştir. Davalı, taraflar arasındaki barter sözleşmesinin sona ermesine rağmen, üyelik ilişkisinin sona erdirilmediğini, müvekkilinin davacıya verdiği reklam hizmeti kapsamında alacaklı olduğunu belirtmiştir. Ancak, davalı yargılama sırasında açık bir şekilde takas veya mahsup savunmasında bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece takas veya mahsup  kapsamında bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece incelenen barter sözleşmesinin üyelik bedeli ve işlem komisyonu başlıklı K maddesinde, üyelik aidatı alınacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin feshedilmemesi halinde, barter sözleşmesinin birer yıllık sürelerle uzayacağı, sözleşmenin M maddesinde düzenlenmiştir. Bu durumda, eylemli olarak sözleşmenin bir süre ifa edilmemiş olması, sözleşmenin açık hükmü karşısında fesih olarak değerlendirilemez. Sözleşmenin son ermesinin usulü de sözleşmede belirlenmiştir. Sözleşme hükümlerinde, alacağın mutlaka barter sistemine mahsup edilerek artan kısmın tahsil edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Daha önce tarafların karşılıklı alacaklarının bulunduğu bir dönemde bir kısım alacağın nakden tahsil edilmesi, bir kısmının ise mahsup edilmesi, her zaman mahsup işlemi yapılmasını zorunlu kılmamaktadır. Davalının, vermiş olduğu bir hizmet karşılığında alacaklı olması halinde bu alacağını talep etmesi mümkündür.  TBK'nın 146. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Barter sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yasada daha kısa  bir zamanaşımı süresinin düzenlendiği iddia ve ispat edilmemiştir. Dosyadaki delillere göre alacak 2014 yılından sonraki üyelik aidatına ilişkin olup, alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır.  Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 951,79‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7be53e253465e69","SID":"a49dc48c6964aca9"}}