{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2165 <br>KARAR NO\t: 2024/1611 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/98 Esas 2022/493 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:  <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t:Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/01/2025<br>\t<br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 18.07.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya 20.08.2017 tarihinde başvuruları üzerine 29.01.2018 tarihinde 28.560,80 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL geçici işgöremezlik, 500 TL sürekli işgörmezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden avans birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 08.05.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi geçici iş göremezlik tazminatını 3.763,40 TL’ye, sürekli iş göremezlik tazminatını 94.393,23 TL’ ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı ... AŞ vekili, İstanbul Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğunu, belirsiz alacak davası açılmayacağını, 29.01.2018 tarihinde 28.560,80 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, eksik ödeme nedeniyle ikinci başvurunun yapılmadığını, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, sürekli işgörmezlik zararı yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgörmezlik zararının teminat dışı olduğunu, hatır taşıması ve davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle belirlenecek tazminattan ayrı ayrı indirim yapılmasını, SGK tarafından yapılan ödeme sorularak davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece davanın trafik kazasından kaynaklanan bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, incelenen sigorta poliçesi ve hasar dosyası ile diğer tüm delillerden; dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın zorunlu malî sorumluluk sigortasının 28.03.2015-28.03.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı ... şirketi tarafından düzenlenmiş olduğu,  dava dışı sürücü ...'nın; sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solundan yoldan çıkıp, yamaca çarparak devrilmesi sonucu kendisinin ve aracında yolcu olarak davacı ile birlikte diğer yolcularında yaralandığı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda; 2918 SK'nın 52/b. maddesini ihlali nedeniyle tamamen (%100 oranında) kusurlu olduğu, araçta yolcu olarak bulunan davacı ...’nun ise; araç içerisinde bulunduğu yerin (kod-6) \"tespit edilemedi” şeklinde belirtilmiş ise de; yine bu araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...’nun beyanına göre; arka yolcu koltuğunda olup, emniyet kemerine ilişkin olarak (kod-4) “belirsiz” olarak işaretlemenin yapılmış olması dikkate alındığında; meydana gelen ve kendisinin yaralanması sonuçlanan kazada kusursuz olduğu, davacının maluliyetinin tespitine ilişkin olarak 28.06.2019 tarihli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bolümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Raporu ile; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca; davacının özür oranının % 7 olduğu, 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği, rapora yönelik itiraz üzerine dosyanın İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'na gönderildiği, düzenlenen 27/10/2021 tarihli rapora göre; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca: davacının tüm vücut engellilik oranının % 8 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş olmakla davacının maluliyeti bakımından İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'nun raporunun hükme esas alındığı, aktüer bilirkişiden alınan rapor ile tazminatın belirlendiği, davacının emniyet kemeri takmadığına dair somut delil olmaması, somut olarak davacı tarafın emniyet kemeri takmayarak zararı artırdığını ispatlayamaması nedeniyle davalı tarafın müterafik kusur indirimi yapılması yönündeki talebin reddi gerektiği, yine, davalı tarafça olayda hatır taşıması bulunduğu ileri sürülmüş ise de; incelenen nüfus kayıtlarına göre kazaya karışan aracın sürücüsü ...'nın davacı ...'nun damadı olması nedeniyle yakın akrabalar arasında hatır taşıması indirimi yapılması mümkün olmadığından bu yöndeki talebinde de reddi gerektiği, davacı tarafından davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğu, buna ilişkin tebligatın davalı tarafa 11/08/2017 tarihinde yapıldığı, buna göre davalı tarafın 21/08/2017 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmakla davanın kabulü ile; 3.763,40-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 94.393,23-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 98.156,63-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 21/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının yapmış olduğu başvuru üzerine davalı şirket tarafından 29.01.2018 tarihinde 28.560,80 TL ödeme yapıldığından poliçe kapsamında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup, başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını davanın reddi gerekirken kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirket tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenerek tazminattan indirilmesi gerektiğini, karara esas teşkil eden bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama formülü hatalı olup hesaplamada %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davacının, kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kazanın sonuçlarının ağırlaşmasında müterafik kusuru olduğunu, ayrıca davacı ile sigortalı arasında hatır taşıması mevcut olup bu durumların tazminattan indirim yapılmasını gerektirdiğini, buna yönelik itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini, hatır taşıması nedeniyle %20, müterafik kusur nedeniyle %50 indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebi teminat dışı olduğundan davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hükmedilen tazminata dava tarihinden yasal faiz uygulanması gerekirken temerrüt tarihinden avans faize karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\tDavalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan cismani zarar nedeniyle bakiye geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, 18.07.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek bakiye geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiş mahkemece sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu davacının kusursuz olması, davacının %8 maluliyet oranı, 4 ay iyileşme süresi karşılığı davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili davadan önceki ödeme nedeniyle sorumluluklarının kalmadığına, ödemenin mahsup edilmemesine, hesaplamada 1,8 teknik faiz uygulanmamasına, geçici işgörmezlik zararının teminat dışı olmasına, faiz başlangıcına ve türüne, müterafik kusur ve hatır taşımasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. <br>\t1-Davalı vekili davadan önce 29.01.2018 tarihinde yapılan 28.560,80 TL ödeme ile sorumluluklarının kalmadığını, ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini ve hesaplamanın 1,8 teknik faizi kullanılarak yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de hükme esas alınan 13.04.2022 tarihli ek aktüer bilirkişi raporunda 29.01.2018 ödeme tarihindeki verilere göre davacının %8 maluliyet oranı, asgari ücret PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre davacının sürekli işgörmezlik zararının 37.447,21 TL olduğu, davacı tarafından yapılan 28.560,80 TL ödemenin zararı karşılamadığı, rapor tarihindeki verilere göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ve asgari ücret üzerinden davacının sürekli işgörmezlik zararının 133.771,14 TL olduğu davacı tarafından davadan önce yapılan 28.560,80 TL ödeme ile ödemenin 29.01.2018 tarihinden 13.04.2022 rapor tarihi arasındaki faizi olan 10.817,11 TL ile toplamı olan 39.377,91 TL (güncellenmiş değer )zarardan mahsup edildiğinde bakiye sürekli işgörmezlik zararının 94.393,23 TL olduğu belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve Yargıtay uygulamasına göre 1,8 teknik faiz kullanılmadan prograsif rant yöntemi kullanılarak hesaplanan bakiye sürekli işgöremezlik tazminatından davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t2-Davalı ... şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlulukları bulunmadığı itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>\tBunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>\tYukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK’nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK’nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK’nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir.<br>\t3-Davalı vekili faiz başlangıcına ve türüne itiraz etmiştir.<br>\t2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi gereğince 2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi gereğince sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu sürenin sonunda sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması halinde sigorta şirketinin temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.  Zarar gören tarafından yapılmış başvuru olmadığı durumda ise, sigortacının temerrüdü dava tarihi itibariyle gerçekleşir. <br>\tSomut olayda; davacının davadan önce 10.08.2017 tarihinde davalı şirkete yaptığı başvurunun davalıya 11.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinden sonra 29.01.2018 tarihinde eksik ödeme yapılmadığı dolasıyla KTK’nın 99/1. maddesi hükmü uyarınca davalının yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası 21.08.2017 tarihinde temerrüde düştüğü, sigortalı aracın kamyonet cinsinden ticari araç olması nedeniyle davalının 21.08.2017 tarihinden itibaren avans faizle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\t4-Davalı vekili hatır taşıması bulunduğunu, davacının müterafik kusurlu olduğunu belirterek belirlenen tazminatlardan  indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>\tBuna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>\t Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. <br>\tHatır için taşıma ve aracın hatır için verilmesinde işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi tutulmuş olması nedeniyle her olayda hâkim işinin özelliğini göz önünde tutarak işleteni tamamen sorumluluktan kurtarabileceği gibi, tazminattan indirim de yapabilir. Hatır taşıması hakim tarafından re’sen gözetilemez. Bu nedenle hatır taşımacılığını işletenin, sürücünün ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin ileri sürmesi gerekir. Hatır taşıması olduğunu ispat yükü iddia edene ait olup, bu taşımanın bir hatır için yapıldığını veya aracın hatır amaçlı olarak verildiğini ispat etmekle yükümlüdür.<br>\tSomut olayda davacının sigortalı araç sürücüsünün kayınvalidesi olduğu yakın akrabalık nedeniyle taraflar arasında hatır taşıması bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin hatır taşımasına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\tDava konusu 18.07.2015 tarihli saati 10.30 olan kaza tespit tutanağından ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Çatalca istikametinden Saray istikametine seyir halinde iken, direksiyon hakimiyetini kaybederek, gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan tümseğe çarptıktan sonra takla atması sonucu çarpmanın etkisiyle sürücü ve yolcuların yola savrularak yaralandıkları, davalıya sigortalı ... plakalı aracın arka koltuğunda oturan davacının dava konusu kazada Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesinin 06.10.2020 tarih, 202043366 nolu Nöroloji raporunda; “ öykü: 18 Temmuz 2015'te araç içi trafik kazası geçirdiğini belirtiyor, emniyet kemeri bağlı değilmiş. kafa travması geçirmiş. kolu ve burnu kırılmış, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ne götürülmüş, omzuna platin koyulmuş, başına dikiş atılmış” olduğunun tespit edilmesi, hükme alınan ATK 2 İhtisas Kurulunun 27.10.2021 tarihli raporunda da dosyaya ekli grafilerin incelemesinde; 20.07.2015 tarihli grafilerde; sol humerus boynu deplase kırığı, 22.07.2015 tarihli BT’lerde; nazal kemik solunda kırık, sol frontalde yumuşak doku şişliği ve sütür materyali, 09.09.2020 tarihli grafilerde; sol humerus boynu kırık sekeli, plak-vida ile tespit edildiği, 18/09/2020 tarihli maksillofasiyal BT’de nazal kemikte kırık sekeli tespit edildiğine göre; mevcut belgelere göre; 01.01.1973 doğumlu, ...’nun 18/07/2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliğe göre  %8  olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4(dört) aya kadar uzayabileceği belirlendiğinden davacının kaza sonucu yola savrularak yaralandığının ve kendi beyanına göre emniyet kemerinin takılı olmadığının belirlenmiş olması ve yaralanmasının niteliğine göre yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olması arasında illiyet bağı bulunduğundan  belirlenen tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 3.010,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 75.514,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatına karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçe ile davacının müterafik kusurlu olmadığının kabulü doğru görülmediğinden davalı vekilin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına  3.010,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 75.514,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesine, TBK'nın 51 ve 52. Maddeleri gereğince yapılan takdiri indirim nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına  karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>\tI-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,<br>\tHMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince  esas hakkında YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>\tBuna göre; <br>\t1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 3.010,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 75.514,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 78.525,30 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 21/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ,<br>\t2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.364,06 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 35,90-TL harç ve ıslah ile alınan 331,84-TL harç olmak üzere toplam 367,74-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.996,32 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına <br>\t3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 367,74-TL harcın davalıdan tahsili ile  davacıya ödenmesine, <br>\t4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 12,564,04 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\t5-Davacı tarafça yapılan 1.782,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile  davacıya ödenmesine, <br>\t6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde iadesine,<br>\tII-İSTİNAF  HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN; <br>\t1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.741,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 104,00 TL tebligat posta gideri ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 324,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,  <br>\t3-Kullanılmayan istinaf gider avansının davalıya iadesine <br>\t4-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, harç ikmali ve iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb8ab7157cfa0ac2","SID":"0d13567bfb7ae84f"}}