{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1023 <br>KARAR NO: 2024/1910<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2024<br>NUMARASI: 2023/502  E. - 2024/384 K. <br>DAVANIN KONUSU:Satımdan dönme ve  satılan malın iadesi <br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında bir adet ... marka ... model ... seri numaralı ve ... marka ... model ... seri numaralı CNC tezgahının satış için 12.04.2021 tarihli sözleşme düzenlendiğini, ikinci makinenin dava konusu olmadığını, ilk makine için kararlaştırılan 65.284,32 USD'nin 3.050,00 USD kısmının peşin kalan bedelin 24 aylık eşit taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının 14.04.2021 tarihinde ön ödemeyi yaptığını ve 24 adet bonoyu  keşide edilerek müvekkiline verdiğini, makinenin ABD'deki yükleme limanında taşıyıcıya, ayıpsız olarak teslim edildiğini, ancak davalının ayıp iddiası ile 21.10.2021 tarihinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde müvekkili ile müvekkiline teknik servis hizmeti veren dava dışı ... Ltd. Şti.'ye karşı ... Esas sayılı dosyada dava açarak yaptığı ön ödeme ile bonoların iadesini istediğini, anılan davada emtianın taşımacıya ayıpsız teslim edildiği ve varsa ayıbın taşıma sırasında oluştuğunun savunulduğunu, taraflar arasında düzenlenen sulh protokolü ile bu uyuşmazlığın çözüldüğünü, müvekkilinin sulh protokolü kapsamında edimlerini yerine getirdiğini, davalı tarafın sözleşmelere ve protokole aykırı hareket ettiğini, satılan emtia bedelinin ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin sözleşme ve TBK'daki şartları yerine getirerek sözleşmeden dönme hakkını kullandığını  ileri sürerek, ... model ve ... seri numaralı CNC tezgahının iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 15. maddesinde HMK'nın 17.maddesine atıf yapılarak, her türlü uyuşmazlık konusunda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, ancak TBK'nın 262. maddesi uyarınca taksitli satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar bakımından müvekkilinin yerleşim yeri olan Kocaeli mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davalı vekili yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçelerinde yukarıda açıklandığı üzere yetki itirazında bulunmuştur. HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi olup, davalının yerleşim yerinin '...Çayırove/Kocaeli'olduğu sabittir. Diğer yandan taraflar arasındaki ticarî ilişkinin temelini ve muhtevasını teşkil eden sözleşmede ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmüş ise de 6098 sayılı TBK md. 262'de yer alan 'Yerleşim yeri Türkiye’de olan alıcı, tarafı olduğu taksitle satış sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklar konusunda, yerleşim yerindeki mahkemenin yetkisinden önceden feragat edemeyeceği gibi, tahkim sözleşmesi de yapamaz...' düzenlemesi kapsamında kesin yetki şartı olan durumlarda taraflarca akdedilen sözleşmelerdeki yetki düzenlemesi geçerli olmayacağı...\" gerekçesiyle kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.ç ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, talep halinde dosyanın Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TBK'nın 262. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, zira TBK'nın 263/4. maddesine göre, ticari ve mesleki amaçlı bir mal alımı söz konusu olduğu zaman, yerleşim yeri Türkiye'de olan alıcının yerleşim yerindeki mahkemenin yetkisinden önceden feragat edemeyeceğine ilişkin TBK'nın 262. maddesindeki yetki hükmünün uygulanamayacağını, tacirler arasındaki taksitli satış sözleşmesinde TBK'nın 262. maddesinin uygulanmasına, TBK'nın 263/4 maddesinin engel teşkil ettiğini ve yetki anlaşmasını sınırlayan düzenlemenin uygulanmayacağının ifade edildiğini, davalının tacir olduğunu ve makinenin ticari işletmenin ihtiyacı için satın alındığından TBK'nın 262.maddesinin uygulanamayacağını, tacir olan taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu, daha önce aynı  sözleşmeden kaynaklanan ayıp iddiasına ilişkin olarak davalı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını ve buna rağmen yetki itirazının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, <br>Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinin feshi ile satılan malın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine , karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında bir adet ... marka ... model ... seri numaralı ve ... marka ... model 1182476 seri numaralı CNC tezgahının satış için 12.04.2021 tarihli satım sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin 15. maddesinde, bu sözleşmeden çıkacak her türlü uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin HMK'nın 17.maddesine göre yetkili olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık nedeniyle dosyamızdaki davalı/alıcı tarafından İstanbul 7. ATM'nin 2021/691 Esas sayılı dosyasında açılan davada taraflarca sulh protokolü düzenlenmiş olup, satılan her iki emtianın bedelinin yeniden belirlenerek vadelendirildiği, 22.06.2022 tarihli protokolün incelenmesinde anlaşılmıştır.  Dosyadaki belge ve sözleşmelerden, bir tarafın yabancı olan taksitli bir satış sözleşmesini düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kural olarak taksitli satım sözleşmelerinde TBK'nın 262. maddesi gereğince yetki sözleşmesi düzenlenemez. Ancak aynı kanunun 263/son maddesinde, ticari satım bakımından bu maddenin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Uyuşmazlıkta davalı tacir olduğundan 263/son maddeye göre yetki sözleşmesi düzenlenmesi mümkündür.  HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde; \"Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır\" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Yine bonoda yetki şartı bulunması halinde de yetki şartının geçerli olması için HMK'nın 17. maddesine göre, uyuşmazlığın tacirler arasında doğmuş olması şartı aranmaktadır. Taraflar tacir olup, yetki sözleşmesi düzenlenmesini engeller herhangi bir neden bulunmadığı gibi TBK'nın 262. maddesindeki kesin yetki hâli de bulunmadığından yetkisizlik kararı veren mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmış ve  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,  3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a2379ff9689f62b","SID":"45ab1a3363ec95ac"}}