{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/979 <br>KARAR NO: 2024/1921<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/03/2024<br>NUMARASI: 2023/471 Esas - 2024/184 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  06.02.2023 tarihinde  meydana gelen ve 10 ilimizi etkileyen deprem afetinde, müvekkilinin bayiilerinin çeşitli ticari belgelerin enkaz altında kalarak zayi olduğunu, belgeler arasında bayiileri bünyesindeki “alış-gidiş” isimli ihtiyaç kredisi sözleşmeleri ile ilgili ıslak imzalı müşteri formları ve müşterilere ait kimlik bilgilerinin de zayi olduğunu ileri sürerek, dava dilekçesinde belirtilen belgeler için zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının talebinin depremden etkilenen 10 ildeki onlarca bayiide bulunan 13 bin kredi dosyası ve eklerini kapsadığı, depremin 6 Şubat 2023 tarihinde meydana geldiği, 120 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yargı alanındaki sürelerin 06.04.2023 tarihine kadar durdurulduğu, ancak davacının belgelerin kaybolduğunu 17.07.2023 tarihinde öğrendiğinden bahisle davayı 19.07.2023 tarihinde açmış olduğu, sürelere ilişkin düzenleme dikkate alındığında davanın yasal süresi içinde açılmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan bir an davanın süresinde açıldığı kabul edilse bile; davanın deprem bölgesindeki yüzlerce bayii kapsadığı, ancak bu bayilerin depremden etkilendiğine ve ilgili belgelerin zayii olduğuna dair dosya kapsamında hiçbir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, davada resen araştırma ilkesi hakim olsa bile davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacı yanın  TTK.m.82/7 kapsamındaki düzenlemeden yararlanabilmesi için gerekli koşulların bulunmadığı,...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hak düşürücü sürenin TTK'nın  82. Maddesine göre, tacirin ziyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün olduğunu, depremin büyüklüğü dikkate alınarak sürelere ilişkin olarak 11.02.2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sürelerin uzatıldığını, daha sonra sonra 12.03.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7440 sayılı Kanun’un 10/22. maddesi ile Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle belgeleri zayi olan mükelleflerin, durumu öğrendiği tarihten itibaren 31.07.2023 tarihine kadar zayi belgesi isteyebileceğinin düzenlendiğini, bayilerde yapılan envanter tespiti sonrası 17.07.2023 tarihinde hangi evrakların kurtarılamaz durumda olduğunun belirlendiğini, zayi olan belgelere ilişkin 17.07.2023 tarihli ıslak imzalı tutanağın dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, müvekkilinin ziyaı 17.07.2023 tarihinde öğrendiğini, davayı 19.07.2023 tarihinde açtığını ve 31.07.2024 tarihinden önce açılan davanın süresinde olduğunu, Mahkemece, sunulan delillerin değerlendirilmeden objektiflikten uzak bir karar verildiğini, dava dilekçesindeki belgelerin zayi olduğuna ilişkin delillerin dosyaya sunularak somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, Müvekkili bankanın bayileri bünyesindeki “Alış-Gidiş” kredisi sözleşmeleri ile ilgili müşterilere ait kimlik bilgilerini içerir belgeler ve ıslak imzalı müşteri olma formlarının depremde zayi olduğunu, bir kredi sözleşmesi türü olan “Alış-Gidiş” kredisinin, bankanın anlaşmalı olduğu bayileri üzerinden müşterilere kullandırılan ihtiyaç kredisi olduğunu, müşterinin yapmış olduğu alışveriş bedeline karşılık olarak, bankanın krediden doğan her türlü borç ve taksitlerinin tamamıyla ödenmesine dek dain ve mürtehin sıfatı bulunduğunu, tarafların herhangi bir riskin doğması halinde kredi bedelinin bayilerden alınarak kredi alacağına mahsup edilmesini kabul ve taahhüt ettiklerini,  Müvekkilinin, bayileri bünyesindeki ıslak imzalı tek belge olan müşteri olma formları ve imzalı sözleşme belgelerinin, hukuken önemli olduğunu, istendiği takdirde ibrazı gerektiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmasına rağmen evrakların zayi olduğunu, Somutlaştırma yükümlülüğün yerine getirilerek davanın yasal delillerle kanıtlandığına dair ıslak imzalı zayi tespit tutanağı örneğinin sunulduğunu, bu tutanağın müvekkili bankanın bayiler ile iletişim kurabildiği ve evrakların durumuna ilişkin dönüş alabildiği, envanter eksiklerini tespit ettiği ve nihai olarak hangi evrakların hangi bayide zayi olduğuna ilişkin bilgi edinebildiği tarih bakımından önemli olduğunu, sunulan 1 adet USB flash bellek içerisinde davaya konu zayi olan evrakların, bünyesinde zayi olduğu bayilerin ve evraklara ilişkin ayrıntılı bilgilerin bulunduğu Excel tablosu ile emsal niteliğinde bazı bayilerinin fotoğrafının sunulduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 82/7. maddesine dayalı zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremde, müvekkilinin bayilerinde bulunan ve müvekkili adına düzenlenen \"Alış-Gidiş\" kredisine ilişkin başvuru formları müşterilere ilişkin kimlik bilgilerini barındıran belgeler, sözleşme örneklerinin zayi olduğu ileri sürerek, zayi belgesi verilmesini istemiştir. TTK'nın 87. maddesinde zayi belgesi verilebilmesi için aranan zayi halleri tahdidî olarak sayılmamıştır. Zayi olayının, tacirin engelleyemeyeceği bir olaydan ve tacire atfedilecek bir muhafaza kusuru olmaksızın gerçekleşmiş olması yeterlidir. İlk derece mahkemesi, ticari defterlerin saklanması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği,   ileri sürülen zayi şeklinin TTK.82/7.maddesinde sınırlı sayılan zayi şekillerine girdiğinin kanıtlanmadığı, bu nedenle davacının zayi belgesi talep hakkının bulunmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Oysa anılan hükümde, \"...yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ...\" denildiğinden, sınırlayıcı bir düzenleme yapılmadığı kabul edilmelidir. Davacı tarafça zayi olduğu iddia edilen defterlere ilişkin mali müşavir tarafından gönderilen ekran görüntüleri delil olarak sunulmuştur.  Şirketin zayi ettiğini bildirdiği defterin, mali müşaviri elinde bulunması  olağan defterlerden olduğu da anlaşılmaktadır.  HMK'nın 385. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işlerinde re'sen araştırma ilkesi hâkim olup, ayrıca TTK'nın 82/7. maddesinde de mahkemenin gerekli gördüğü delillerin toplanmasını re'sen  emredebileceği hüküm altına alınmıştır.  İlk derece mahkemesince, dava öncelikle süre yönünden, daha sonra da yüzlerce bayiyi kapsayan zayi talebi ile ilgili hiç bir bilgi verilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece gerekli incelemeler yapılarak tek bir gerekçe ile karar verilmesi gerekirken biri süreye ilişkin, biri esasa ilişkin olmak üzere çift gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 22.fıkrasında, \"13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı TTK'ya ve 213 sayılı Kanuna göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgeleri 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş ilinde meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükellefler durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/07/2023 tarihine kadar (bu tarih dahil) yetkili Mahkemede kendisine bir belge verilmesini isteyebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan düzenleme ile deprem bölgesi ile sınırlı olarak yeni düzenlemeler getirtilmiş olup, ilk derece mahkemesince anılan Kanun kapsamında süre ve içerik yönünden bir denetim yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Son olarak, ilk derece mahkemesince, talebin  bir çok bayiyi ilgilendirdiği ve hiç bir delil sunulmadığı belirtilerek talebin esastan reddine karar verilmiştir. Oysa davacı vekili, ara karar uyarınca bir klasör evrak sunduğu gibi, dava dilekçesi ekinde de zayi olan belgelere ilişkin bir adet flash bellek sunmuştur. Somut olayda davacı vekili tarafından dava dilekçesinde noter keşif, bilirkişi incelemesi tanık ve her türlü delile dayanılmıştır. Kaldı ki davada re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. TTK'nın 87/7.maddesinde sayılan haller tahdidi değildir. Talebin her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilip karara bağlanması gerekir. Bu açıklamalara göre, mahkemece davacı tarafa gerekirse HMK'nın 31. maddesi kapsamında açıklama yapması için süre verilmesi, sunulan klasördeki deliller ile flash bellekin gerekirse bir bilirkişi aracılığıyla incelenerek değerlendirilmesi, belgelerin TTK'nın 82.maddesikapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi, yasal değişikliğe göre sürenin belirlenmesinden sonra, delillerin kararda tartışılarak hangi nedenle dikkate alınmadığının açıklanması ve  sonucunda uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, deliller değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47d94fb61fe56c5e","SID":"9af1df5779600b27"}}