{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/760 Esas<br>KARAR NO:2025/11<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:04/03/2021<br>NUMARASI:2018/802 Esas, 2021/211 Karar<br>DAVA:KOOPERATİF ÜYELİĞİNİN TESBİTİ-ALACAK<br>KARAR TARİHİ:02/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı ...'ın 1999 yılında 1/2 pay ile davalı kooperatifin ... nolu üyeliğinin sahibi olduklarını, üyeliğe ilişkin tüm giderleri ortaklaşa karşıladıklarını, davalı kooperatifin 21.02.2006 tarihli yazısında, miras hariç her bir hisse için tek ortak bulunması gerektiği, bu nedenle üyeliğin hangi üye ile devam ettiğinin bildirilmesini istediğini, bunun üzerine davalı ... ile ilişkisine güvenen müvekkilinin, üyeliğin bu davalı adına devam edeceğine dair belgeyi imzalayıp kooperatife verdiğini, müvekkilinin bu tarihten sonra da kooperatif aidatlarını ve taşınmazın elektrik, su ve doğalgaz gibi birçok giderini ödemeye devam ettiğini, müvekkili ile davalı  ... arasında yapılan 10.08.2016 tarihli protokolde de 2006 yılında yapılan işlemin üyeliğin 1/2 payının devri olmayıp, temsilci atanması işlemi olduğunun belirtildiğini, ancak davalı kooperatifin 03.08.2018 tarihli yazısında kooperatif hissesinde ortaklık hakkının bölünemeyeceği, diğer davalının 10.08.2016 tarihli protokoldeki imzasını inkar ettiğinin belirtildiğini, hisse devrinin noterde yapılması ve aynı zamanda kooperatife bildirilmesi gerektiğini, mevzuatta kooperatif hissesine birden çok üyenin hak sahibi olmasını engelleyecek bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin 75 nolu üyeliğin 1/2 sahibi olduğunu, hissesini bedel karşılığında ya da bedelsiz olarak devretmediğini, 2006 yılında yapılan işlemin üyeliğe temsilci atanması olduğunu ileri sürerek müvekkilinin 75 nolu üyeliğin 1/2 pay sahibi olduğunun tespitine, hissenin devredildiğinin kabulü halinde devir karşılığında bir bedel alınmadığından üyeliğe ait taşınmazın bedelinin 1/2'sinin devir tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 30.11.2020 tarihli dilekçesi ile; dava değerini 800.000,00 TL olarak açıklamıştır.<br>CEVAP:Davalı ... vekili cevabında; müvekkilinin üyeliği dava dışı ...'tan tek başına devraldığını, 2005 yılında taşınmazın doğalgaz işleminin yapılabilmesi için davalı kooperatife üyeliğinin 1/2'sini davacıya devrettiğine dair yazı gönderdiğini, 2006 yılında da kooperatif yazısı üzerine gerçek duruma dönüldüğünü ve üyeliğin müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin üyeliği devraldıktan sonra yıllarca ödemeleri kendisinin yaptığını, davacının yaptığı katkının % 50 oranında değil, çok altında olduğunu, davacının taşınmazda oturduğu sırada bazı aidatları ve faturaları ödemesinin evin ortağı ya da sahibi olduğunu değil, evde ikamet etmekte olduğunu göstereceğini, davacının üyelik için değil, ortak yaşam sırasında ev için yaptığı ödemeler konusunda müvekkilini baskı altında alarak protokolü imzalattığını ve sonrada evi terkettiğini, protokolde tanıklar huzurunda imzalandığı belirtilmişse de, davacının tanıkların imzasını sonradan aldığını, bu nedenle tanıklar huzurunda imzalanmış bir protokolde bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı kooperatif vekili cevabında; davalı ...'ın 1999 yılında kooperatif üyeliğini tek başına devraldığını, 12.08.2005 tarihinde üyeliğin 1/2'sinin davacıya devredildiğinin bildirilmesi üzerine yönetim kurulunun 15.08.2005 tarihli kararı ile devre dair karar alındığını, ancak Kooperatifler Yasası'nın 19. maddesi gereği kooperatife giren her şahıstan bir ortaklık payı alınması gerektiğinden, 21.02.2006 tarihli yazı ile hukuka aykırılığın giderilmesinin istendiğini, davacının da üyeliğin diğer davalı adına devam edeceğine dair beyanda bulunduğunu,kooperatifin 19.04.2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile devrin oybirliği ile kabul edildiğini, davacının yapılan işlemin sadece üyeliğe temsilci atanmasına ilişkin olduğunu beyan etmesine rağmen, diğer davalı ile yaptığı protokole dayanarak müvekkili kooperatiften üyeliğin 1/2'sinin adına devrine dair karar almak istemesinin çelişkili olduğunu, davacıya yeni bir devir olsaydı dahi bu hususun sadece davacı ve davalı ... arasında hukuki sonuç doğuracağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; yargılama sırasında davalı ...'ın üyeliğini üçüncü bir şahsa devretmesi nedeniyle davacının üyeliğin 1/2'si yönünden hak sahibi olduğu tespitine ilişkin talebin konusuz kaldığı, 10.08.2016 tarihli protokole göre üyeliğin % 1/2'sinde davacının hak sahibi olduğu, tanıkların da imzasını içeren protokolün geçerli olduğu, bilirkişi tarafından davaya konu hisseye karşılık gelen taşınmazın değerinin 1.600.000,00 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle üyeliğin 1/2'sinde davacının hak sahibi olduğunun tespiti talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile 800.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu hissenin ve hisseye denk gelen taşınmaz için belirlenen bedelin emsallerin çok altında olduğunu, nitekim bilirkişi raporunda benzer villa fiyatlarının 1.400.000,00 TL ile 2.500.000,00 TL arasında olabileceğinin ifade edildiğini, ancak buna rağmen taşınmazın değerinin 1.600.000,00 TL olabileceği görüşüne varıldığını, davalı kooperatif yönünden dava esastan reddedilmiş gibi davalı kooperatif lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin ...'ta işlem yapabilmesi için 2005 yılında 1/2 payını davacıya devrettiğini, bedel alınmadan yapılan bu devrin gerçek bir devir olmadığını, davacının davalı ile arasındaki ilişkiyi bitirme niyetini ve maddi menfaat çabasını gizleşerek 10.08.2016 tarihli protokolün imzalanmasını sağladığını, protokolün imzası sırasında orada bulunmayanların da tanık sıfatıyla imzasının alındığını, davacının sebebsiz zenginleşme gereği hisse bedelinin 1/2'sini talep ettiğini, ortada sebebsiz zenginleşmenin şartlarının bulunmadığını, mahkemenin davacının talebini aşarak başka bir sebeple davayı kabul ettiğini, müvekkilinin kooperatif üyeliğini tek başına aldığını ve ödemeleri kendisinin yaptığını, ödemeye dair kayıtların tamamı getirtilmeden karar verildiğini, dava tarihi değil, hissenin devri tarihinden itibaren alacağa faiz uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, kooperatif hissesinin 1/2 pay sahibi olduğunun tespiti, aksi halde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, yargılama sırasında davaya konu hissenin üçüncü şahsa devredildiği gerekçesiyle hissede 1/2 pay sahibi olunduğunun tespiti yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, hisseye karşılık gelen taşınmazın 1/2'si olan 800.000,00 TL'sinin ise davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.Karar yasal süresisinde davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Davalı ... yönünden kurulan hükmün istinaf incelemesinde; a- 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 19’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık payı alınması gerekir. Ana sözleşme, en yüksek had tespit ederek bir ortak tarafından bu had dâhilinde birden fazla pay alınmasına cevaz verebilir.” düzenlemesini içermektedir. Bu madde hükmüne göre kooperatife giren her şahsın en az bir ortaklık payına sahip olması gerekir. Dolayısıyla da bir pay ve bu paya bağlı haklar için kooperatife yalnızca bir ortak alınabilir. Davacı davalıya ait kooperatif payının 1/2 payının kendisine ait olduğunun tespiti talebi ile eldeki davayı açmıştır. Kooperatifin taraf olmadığı benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. HD'nin 13.05.2008 tarih ve 2007/4786 Esas, 2008/6257 Esas sayılı kararında kooperatif payının bölünemeyeceği ilkesinin sonucu olarak paylı tescilin istenemeyeceği gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak tarafların kendi aralarında şahsi hak talebi doğuracak ve kendi aralarında hüküm ifade edecek şekilde sadece tesbit istemine ilişkin karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Yargıtay HGK'nın 2017/23-2539 Esas, 2018/1149 Karar sayılı kararında da, davalı üyeye açılan dava yönünden, üyeliği özgülenmiş taşınmazın ½ payı üzerinde davacının hak sahibi olduğuna dair tespit kararı verilmesinin mümkün bulunduğu, ancak kooperatifteki ortaklık payının bölünememesi nedeniyle davacı ile davalı gerçek kişi arasındaki ortaklığın yarı yarıya olduğu hususunun kooperatife karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, kooperatif hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir.Yukarıda belirtilen Kooperatifler Yasası'nın 19. maddesi ile Yargıtay kararları dikkate alındığında, davacının davalıya ait ortaklık payının 1/2'sinin sahibi olduğunun tespiti yönünden dava açması mümkündür. Bununla birlikte yargılama sırasında ortaklık payı üçüncü kişiye devredilmiş, mahkemece ortaklığa tahsis edilen taşınmaz bedelinin 1/2'sine hükmedilmiştir. b-Davalı, payın kendisine ait olduğunu, davacının payda 1/2 pay sahibi olduğuna dair protokolü manevi şiddet ve duygusal baskı ile imzalandığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.Davalı ...'ın imzasını inkar etmediği 10.08.2016 tarihli protokolde payın 1/2'sinin davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Davalının ileri sürdüğü hususlar protokolün irade fesadı ile geçersiz olduğunu göstermediği gibi, protokolün irade dışı imzalandığına dair dosyada bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece taraflar arasında bağlayıcı olan protokol dikkate alınarak payın 1/2 bedeline hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.c-Diğer taraftan davacı vekili, taşınmaz bedelinin emsallerine göre düşük belirlendiğini belirterek hükmü istinaf etmişse de, ortaklığa tahsis edilen taşınmazın emsal taşınmazlar dikkate alınarak değerinin belirlenmesinde de isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davalı kooperatif yönünden kurulan hükme yönelik istinaf incelemesinde; Davacı vekili, davalı kooperatif lehine  maktu vekalet ücreti yerine nisbi vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle hükmü istinaf etmiştir. Davacı terditli olarak öncelikle davalı ...'a ait üyeliğin 1/2 payının müvekkili adına tespitini, aksinin kabulü halinde hisse bedelinin davalı Sedef Hatay'dan tahsilini talep etmiştir. Davacının davalı kooperatife yönelik talebi sadece hissenin 1/2 payına sahip olduğunun tespiti istemine yöneliktir.Tespit talebi yönünden dava konusuz kaldığından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı kooperatif yönünden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 2. madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında üyeliğin 1/2'sinin davacıya ait olduğunun tespiti yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 800.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda   belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/802 Esas, 2021/211 Karar ve 04/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davacının kooperatifin ... numaralı üyeliğinde %50 oranında hak sahibi olduğu tespiti yönündeki talebi hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, b)Davalı ... hakkındaki davanın KABULÜ ile, 800.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...dan  alınarak davacıya VERİLMESİNE,c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 54.648,00 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL ile tamamlama harcı olan 13.663,00 TL toplamı olan 13.698,90 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 40.949,10 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yatırılan başvurma, tamamlama ve peşin harç toplamı 13.734,80 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 124.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kooperatife VERİLMESİNE,g)Davacı tarafından yapılan 2.016,40 TL yargılama giderinin davalı Kooperatif için yapılan 93,50 TL çıkartıldıktan sonra kalan 1.922,90 TL' nin davalı ...' dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>İstinaf Başvurusu Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 13.662,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.046,90 TL harcın adı geçen davalıya İADESİNE,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalı kooperatiften tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davacı tarafından karşılanan 38,50 TL yargılama gideri ile 221,40 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 259,90 TL'nin davalı kooperatiften tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dair  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361.1 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc67e152e9d884e8","SID":"b12e52e38f5e1bb9"}}