{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/327 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1011<br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 22/10/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 11/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH  \t : 13/11/2024<br>Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;  <br>İSTEM:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan 14/08/2007 tarihli eser sözleşmesi uyarınca, davalının dava dışı İstanbul İl Özel İdaresinden üstlenmiş olduğu işin alt taşeron olarak davacıya verildiğini, iş bedelinin KDV dahil 778.800,00 TL olarak belirlendiğini, ayrıca sözleşme dışı 120.000,00 TL değerinde işinde yapıldığını, dolayısıyla davalının yapmış olduğu sözleşme kapsamı ve sözleşme dışı işlerin bedellerinin toplamından ibaret davacı alacağının 898.800,00 TL olduğunu, davacının söz konusu işi  yapıp teslim ettiğini, ancak davalının iş bedelinin 440.930,00 TL'sini ödediğini, dolayısıyla bakiye 457.870,00 TL davacı alacağının bulunduğunu, yani diğer bir ifade ile davalının bakiye borcunun 457.870,00 TL olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.<br>YANIT:<br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında eser sözleşmesi yapıldığını ancak davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimini yerine getirmediğini, davacının üstlenmiş olduğu edimleri tam olarak ifa etmemesi sebebiyle de davalının maddi ve manevi zarara uğradığını, davalının uğradığı zarar nedeniyle açtığı davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasıyla görülmekte olduğunu, dolayısıyla bu davanın anılan dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların  gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. <br>KANITLAR VE GEREKÇE:<br>-Dava, taşeron tarafından yüklenici aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak iş  bedelinin ödenmeyen kısmının ve fazla imalât bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>-Mahkememizin 13/07/2015 tarih .... esas ... karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) .... Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarihli  .... esas .... karar sayılı ilamı ile; \"Bu durumda mahkemece; davalı yüklenicinin eksikliklerin giderim bedeli, cezai şart ve taşeron namına ödenen SGK primlerinin tahsili için taşeron aleyhine dava açıp açtığı davanın lehine sonuçlanması, taşeronun varsa sözleşme uyarınca ödenmeyen iş bedeli ile yapılmış ve yüklenici yararına ise sözleşme dışı fazla imalât bedelinin istenmesine engel teşkil etmeyeceği, delil olarak o dosyada kesinleşen olgular bu davada yapılacak değerlendirmede dikkate alınmakla birlikte söz konusu dosyada verilen karar taşeronun açtığı bu davada kesin hüküm ya da kesin delil teşkil etmeyeceğinden işin esası incelenip taraf delilleri toplanarak değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür\" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.<br>-Kaldırma kararı akabinde bozmaya uyularak yargılama yapılmış, Mahkememizin 28/01/2022 tarih .... esas ... karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, iş bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile; \" mahkemece öncelikle 22.11.2007 tarihli alacağın temliki sözleşmesindeki taşeron şirket adına atılan imzanın sıhhati isticvap ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlenmeli, bu suretle temlik sözleşmesinin geçerli olup olmadığı saptanarak, temlik sözleşmesinin geçerli olması halinde davanın husumetten reddine karar verilmesi, aksi durumda ise bozma ilamı da dikkate alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. \" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş ve yukarıda belirtilen esas üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.<br>-Mahkememizce bozma kararı akabinde Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 15/02/2024 tarih ve ... Esas, ... karar sayılı ilamına usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla uyulmasına karar verilmiş,  bu doğrultuda davalı şirket vekiline iddialarına  konu 22/11/2007 tarihli tarafları ... Turizm Tekstil ve ... Otomotiv ......olan alacağın temliki sözleşmesi başlıklı sözleşme aslını ibraz etmek üzere duruşma zaptının tebliğinden itibaren 1 aylık kesin süre verilmesine,  kesin süre ilgili sözleşme aslının ibraz edilmemesi halinde bu bu hususta tekrar delil bildirme vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiştir. <br>-Davalı şirket tarafından kesin süre içerisinde herhangi bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmemesi üzerine, 07/08/2024 tarihli ara karar ile bozma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmak üzere ara karar tesis edilmiştir.<br>-İlgili ara kararda \"Taraflar arasındaki 14/08/2007 tarihli sözleşmede kapsamında; dosyada daha önce alınan raporlar, taraflarca ibraz edilen ve dosyada mevcut bilgi ve belgelerle sınırlı olmak  ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile kesinleşen ve hüküm altına alınan miktarlar da nazara alınmak kaydıyla davacının sözleşme kapsamında sözleşme ve varsa yapıldığı belirtilen ek işler kapsamında talep edebileceği alacak miktarının hesaplanması amacıyla dosyanın 1 inşaat mühendisi, 1 hak edişler alanında uzman hesap bilirkişi ve 1 SMMM bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor alınmasına,\" hususlarına yer verilmiş, bu kapsamda davacı tarafa eksik delil avansının ikmali hususunda kesin süre verilmiş, ara kararda kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmamasının sonuçları hatırlatılmış, davacı tarafça kesin süre içerisinde eksik delil avansının ikmal edilmediği, bu hususta haklı bir gerekçe bildirilmediği ve/veya adli yardım talebinde bulunulmadığı görülmüştür. <br>-Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 21/10/2014 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir.<br>-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>-Aynı Kanun'un 325. maddesinde ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”. düzenlemesine yer verilmiştir.<br>-Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin delil avansı kapsamın değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.<br>-Ancak, yukarda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması sebebiyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır.'' <br>-Somut olay davacı faize ve diğer taleplerine ilişkin iddiaları yönünden teknik bilirkişi incelemesi yapılması  zorunlu olup, davacı tarafça da bilirkişi deliline dayanıldığı görülmektedir. <br>-Yine dosyada daha önce alınan raporların incelenmesinde raporların alacağa yönelik hesaplama içermediği, ilgili raporların dava konusu istem yönünden hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı görülmüştür. <br>-Mahkememizce 07/08/2024 tarihli duruşmada tesis edilen ara karar ile davacı tarafa  delil avansının yatırılmaması sonuçlarının ne olacağı açıkça belirtilmiş ve fakat davacı vekili tarafından süresi içerisinde eksik delil avansının ikmal edilmediği görülmüştür.<br>-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. <br>-Davacı yan dava dilekçesindeki delil listesinde bilirkişi deliline dayanmaktadır. Ayrıca aksi durumda dahi davaya konu iddiaların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesinin yapılması uyuşmazlığın esasının çözümü bakımından davanın niteliği itibariyle zorunluluk arz etmektedir. Buna göre dosyadaki talepler yönünden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davanın ispatı mümkün değildir. Mahkememizce davacı tarafa verilen kesin süreler içerisinde eksik delil avansının yatırılmadığı görülmektedir.<br>-Açıklanan nedenlerle davacının dosyada mevcut delil ve belgelerle alacak talebine ilişkin iddialarını ve davasını ispat edemediği, mevcut bilirkişi raporları ile belgelerin davacının alacak iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı kanaatine varıldığından ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİ ile;<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.350,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 67,65-TL harcın davacı tarafa iadesine, <br>3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Davalı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, <br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün  içerisinde mahkememize müracaatla YARGITAY yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 11/10/2024      <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be7e7b9431ae2fdc","SID":"5235aa88ea0fa355"}}