{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1765 - 2024/2033<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1765 <br>KARAR NO\t: 2024/2033<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/148 E.  -  2022/42 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2022 tarih ve 2021/148 E. - 2022/42 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilil tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 2019/89208 numaralı “...” ibareli marka başvurusu yapıldığını, marka başvurusunun yayımına davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, davalının itirazı üzerine Markalar Dairesi Başkanlığınca başvurunun tümden reddine karar verildiğini, ret kararına müvekkili şirket tarafından itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin de bünyesinde bulunduğu grup şirketlerin 1996 yılından bu yana “...” ibaresini içeren markaları ve ticaret unvanları ile faaliyet gösterdiğini, bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduklarını, tarafların ticari faaliyet konuları arasında benzerlik bulunmadığını, ... nezdinde davalı şirketin itiraza mesnet markalarının kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatının talep edildiğini, davalıya ait markaların yalnızca “finansal hizmetler” kapsamında kullanımlarının ispatlandığını, taraf şirketlerin hitap ettiği tüketici kitlelerinin birbirinden farklı, alanında uzman ve bilinç seviyesi yüksek tüketici kitlesi olduğunu, ilgili tüketicilerin taraflara ait markaları karıştırmayacağını, davalı markalarında yer alan “...” kelimesinin ayırt ediciliği düşük ve zayıf bir ibare olduğunu, ibarenin herkesin kullanımına açık olduğunu ve tek başına bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markaya yüksek ayırt edicilik kattığını, davalı şirketin gerçekte kullanmamasına rağmen yedekleme ve engelleme amacı ile marka başvuruları yaparak kullanmadığı sınıflar bakımından üçüncü kişileri baskı altında tutmaya çalıştığını, davalı şirket tarafından kullanım ispatı taleplerini bertaraf edebilmek ve üçüncü kişilerin marka başvurularına kötü niyetle engel olmak adına yeniden ve yeniden marka olarak tescil ettirdiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği 36. sınıf haricinde 30 sınıfta daha marka tescil ettirdiğini, bu sınıflarda kullanımı bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-1983 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 1999 yılından bu yana bankacılık alanında faaliyet gösterdiğini, 2003 yılında “...” olarak ilk tescil başvurusunu yaptığını, 2008 yılında ticari unvanını ... ... BANKASI A.Ş. olarak değiştirdiğini, 2008 yılından beri tanıtımlar sayesinde markanın halk nezdinde tanınan bir marka haline geldiğini, müvekkili şirketin 2017 yılında bünyesine kattığı iştirakleri ile güneş enerjisi santralleri, hidroelektrik santralleri, rüzgar enerjisi santralleri kurulumu amacıyla uzun vadeli finansmanları sağlandığını, müvekkilinin “...” markasının ve bu markanın devamı niteliğindeki seri markaların sahibi olduğunu, ortalama tüketicilerin davacı şirket markasını müvekkili markalarının serisi sanabileceğini, bu durumun müvekkili markalarının itibarını olumsuz etkileyeceğini, müvekkili şirket markalarının finans ve bankacılık alanı dışında kariyer alanındaki web sitelerinden bilet satışına, enerji ve güvenlik sektörüne kadar pek çok alanda kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunun ayırt edici esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile görsel ve fonetik olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, dava konusu marka başvurusunda yer alan “an ... ...” ibaresinin genel bir ibare olduğunu, davacı marka başvurusunun müvekkili şirkete ait 2010/12232 tescil numaralı “...” ibareli markanın logosuyla aynı göründüğünü, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığını, davacı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde davacı tarafın müvekkili markalarından haksız yarar sağlayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı tarafın işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı tarafın ise marka işlem dosyasına kullanıma ilişkin bir belge sunmadığı, buna karşın davalının dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle henüz 5 yılını doldurmayan markalarının bulunduğu, başvuru kapsamından çıkartılan 09. sınıf mallar yönünden taraf markalarının emtia listelerinin benzer olduğu; taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; Davaya konu 2019/80208 sayılı marka başvurusunun esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, \"...\" ibaresinin davaya konu 9. sınıfta yer alan emtiaları hemen ve ilk bakışta tanımlamasa bile bu emtialar bakımından ayırt ediciliği güçlü olmayan zayıf karakterli bir marka olduğu, bu nedenle redde mesnet markaların tamamının, davaya konu marka başvurusu ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduğu söylenemeyecekse de, özellikle; 2018/68564 sayılı \"......\" gibi ibarelerin davaya konu 9. sınıf emtialar bakımından ayırt edici niteliği bulunmayan tasviri kelimeler veya ticari hayatta herkes tarafından kullanılan ve kimsenin tekeline verilemeyecek tamamlayıcı ibareler oldukları, buna göre, davalıya ait bu markaların \"...\" kelimesi etrafında seri marka ailesi oluşturduğunun söylenebileceği, davaya konu marka başvurusundan çıkartılan 9. sınıf emtiaların, redde mesnet bu markaların kapsamlarında yer aldığı dikkate alındığında, her ne kadar \"...\" kelimesi ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir marka olsa da, davalıya ait yukarıda belirtilen redde mesnet markaların esas unsurlarının \"...\" kelimesi olması nedeniyle, daha önce davalıya ait \"...\" esas unsurlu bu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan davaya konu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu aynı/aynı tür emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, her ne kadar dikkat ve bilinç seviyeleri nispeten yüksek olsa da, davalı  tarafın oluşturduğu seri marka ailesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusunu, davalıya ait seri markalardan biri zannedebileceği, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi halinde davalıya ait seri markaların arasına sızma ihtimalinin bulunduğu, davalıya ait redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut  bilirkişi raporunun  aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği; davacı vekili, her ne kadar gerçek hak sahipliği ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasından kaynaklı olarak nispi tescil engelinin bertaraf edildiğini iddia etse de, davalı ...'in SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yaptığı değerlendirmede marka başvuru sahibinin gerçek hak sahibi olup olmadığını ve itiraz eden davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığını değerlendirme yükümlülüğü bulunmadığı, bu iddiaların, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü istemi bakımından ileri sürülebileceği, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığı yönündeki tespitin aksi yönünde ve gerekçesiz olarak karar verildiğini, davalıya ait markaların ayırt ediciliğinin ve koruma kapsamının düşük olduğunu, mahkeme tarafından da aynı doğrultuda kanaat getirilmişken aksi yönde karar verildiğini, davalı markalarının herhangi bir ayırt edici unsur içermeden tanımlayıcı ibareler eklenmek suretiyle oluşturulduğunu, taraf markaları arasında tüketici kitlesi, mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım, satış kanalları bakımından ortaklık ve ikame edilebilirlik durumunun bulunmadığını, davalı şirketin kötüniyetle gerçekleştirdiği tekrarlama markalar ile \"...\" ibaresi üzerinde tekel oluşturmaya ve üçüncü kişilerce yapılan başvuruları engellemeye çalıştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu başvurudaki \"güç elemanları\" ve \"grup şirketi\" anlamındaki \"...\" ibarelerinin tanımlayıcı olduğu, bu nedenle başvurunun esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davalının itiraza mesnet markalarının esas unsurunun da \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu durumda taraf markalarının aynı mal/hizmetler üzerinde kullanılmaları halinde aralarında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmakta olup, davalının kullanım ispatı gerektirmeyen markaları dikkate alındığında, marka kapsamından çıkartılan mallar yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi, dava konusu başvurunun itiraza mesnet markalardan yeterince uzaklaştığından söz edilemeyeceği, öte yandan, davacı vekilinin gerçek hak sahipliği ve itiraza mesnet markaların kötüniyetle tescil ettirildiği iddialarının marka başvurusuna itiraz aşamasında veya hükümsüzlük davasında ileri sürülebileceği, benzer bir marka varken başvurusunun tesciline imkan sağlamayacağı ve somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bilirkişilerin görüşü de hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 07/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf81e388c9519246","SID":"763bdc7912f7f564"}}