{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1735 <br>KARAR NO  : 2024/2034<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/183 E.  -  2022/28 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2022 tarih ve 2021/183 Esas - 2022/28 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin  \"...\" asli unsurlu seri markalarının sahibi olduğunu, T/03067 tescil nolu tanınmış  “...” markasının özel koruma altına alındığını, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin  diğer davalı ... nezdinde yaptığı 2019/111057 nolu ve “...” ibareli marka başvurusuna itirazlarının 2021-M-3664 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkili markalarıyla ilişkilendirilme ihtimali ve karıştırılmaya yol açabilecek kuvvette benzer olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini, ticaret unvanında da çok uzun yıllardır kullandığını, \"...\" markası üzerinde üstün ve öncelik hakkının bulunduğunu, markada kullanılan “...” ve “...” ibarelerinin itiraza konu markanın esaslı unsurunu oluşturan \"...\" ibaresini tanımlamak/vurgulamak amaçlı kullanıldığını, bu ibarelerin markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, dava konusu markanın tüketici nezdinde müvekkilinin bir alt veya yan markası olarak algılanacağını ileri sürerek, 2021-M-3664 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde 2019/111057 sayılı  markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin davacının tanınmışlığından yararlanma maksat ve niyeti olmadığını, taraf şirketlerin faaliyetleri, ürün tür ve özellikleri ve pazar alanları arasında herhangi bir benzerlik veya yakınlığın mevcut olmadığını, davaya konu \"...\" sözcüğü Grek Alfabesinin ikinci harfi olarak anonim bir niteliğe sahip olup, herhangi bir kişi ya da kuruluşun tekelinde olmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının \"...\" sözcüğünün yanı sıra ilgili ürün veya hizmete işaret eden tamamlayıcı sözcüklerden oluştuğunu, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de, içinde ... sözcüğünün yer aldığı sayısız firma ismi ve ticari marka bulunduğunu, taraf markaları arasında genel görünüm olarak benzerlik bulunmadığını, dava konusu markanın \"...\" ve \"...\" sözcüklerinin birleşimi ile oluşturulduğunu, her iki sözcüğün de daha önceden marka olarak ayrı ayrı tescilli olup korunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında 9. sınıfta yer alan mallar ile davacının itiraza dayanak markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, davacı markaları ile dava konusu marka karşılaştırıldığında; markalar arasında \"...\" ibaresinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı kısmi görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunsa da, markaların ilgili tüketici kitlesi nezdinde ayırt ediciliklerini oluşturan genel görünümlerinin parçalanarak, bu parçalardan eşleşen kısımların müşterekliği nazara alınarak iltibas değerlendirmesinin yapılamayacağı, zira, ilgili tüketici kesiminin markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün olarak algıladığı, markaları parçalarına ayırarak inceleme yapmadığı, somut olayda dava konusu markanın esaslı unsurunun \"şekil+...-...\" ibaresinden oluştuğu, dava konusu markada bulunan \"...\" ibaresinin Türkçe'de \"trafo, dönüştürücü, transformatör\" gibi anlamlara gelen İngilizce kökenli bir sözcük olduğu, davaya konu 9. sınıfta yer alan emtialar ve bu emtiaların pazarlanmasına ilişkin 35. sınıftaki 9. sınıf emtiaların mağazacılığı hizmetleri bakımından \"...\" kelimesinin somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, zira; başvuru markasında müstakil olarak \"transformatörler\" emtialarına yer verildiği, dolayısıyla bu sözcüğün dava konusu markada tali konumda kalan tamamlayıcı bir unsur olduğu, dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer emtiaları içeren davacı markaları incelendiğinde; bu markaların, \"... ...\" gibi ibarelerden oluştukları, davaya konu 9 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin niteliği ve vasıfları gözetildiğinde; \"...\" gibi ibarelerin bu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi açısından marka vasfını haiz somut ayırt edici niteliği bulunan kelimeler oldukları, davacıya ait bir kısım itiraz markalarının esas unsurunun salt \"...\" ibaresi olduğu kabul edilse bile (örneğin; ... ... gibi), davacıya ait bu markalarla dava konusu marka arasında umumi intiba olarak, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nazarında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira \"...\" kelimesinin aynı zamanda \"Yunan alfabesinin ikinci harfi\" anlamına gelen, orijinal olmayan ve anlamı ilgili tüketici kesimince bilinen, bu nedenle dava konusu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği güçlü olmayan bir sözcük olduğu, o halde, daha önce davacıya ait \"...\" ibareli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği nispeten dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"şekil+...\" markasını, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı, başka bir teşebbüse ait marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla sonuç olarak; dava konusu marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların tamamı bakımından SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; YİDK kararının iptali açısından yapılan incelemede, marka işlem dosyasında yer alan belgelerden davacının “...” ibareli markasının “çay” malı için tanınmış olduğu kanaatine ulaşıldığı, bununla birlikte SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşacağına ilişkin bilgi, belge sunulmadığı yine dava konusu marka ile davacı markaları mahkememizce benzer olarak nitelendirilmemiş olduğundan, tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engelinin oluşmadığı; davacının ticaret unvanı ile dava konusu \"şekil+...\" ibareli marka arasında işaret benzerliği bulunmadığından SMK'nın 6/6 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı; davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olduğunu, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, müvekkilinin \"...\" ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu markaların da müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını, tanınmış markanın aynı ya da benzeri ibarelerin hangi sınıfta olursa olsun tescilinin mümkün olmadığını, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanıyla da iltibas yarattığını ve kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, \"...\" ibaresinin, 09 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2021-M-3664 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 31.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 27.07.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği, başvurunun SMK'nın 6/6. maddesi anlamında davacının ticaret unvanıyla iltibas oluşturup oluşturmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka başvurusu kapsamında 9. sınıfta yer alan mallar ile davacının itiraza mesnet 2017/74796 ve 2017/45451 nolu  markaların kapsamındaki 9. sınıf malların aynı olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında 9. sınıfta yer alan mallar ile davacının itiraza mesnet 2017/74796, 2017/18875, 2017/109121, 2017/109120, 2016/28733, 2016/01385, 2013/78185 ve 2013/78180 nolu markaların kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında 35. sınıfta yer alan hizmetler ile davacının itiraza mesnet 2017/74796, 2017/18875, 2017/109121, 2017/109120,  2016/62017, 2016/28733, 2016/01385, 2014/83962,  2014/83958,  2014/39733,  2013/78185,  2013/78180 nolu markaların kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin aynı olduğu ve böylece emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br>Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan \"...\" kelimesi tanımlayıcı ve ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asıl unsurunu \"...-...\" ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaları da \"...\" asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Bunun yanında, çekişmeli ibare davalı marka kompozisyonunda aynen varlığını korumaktadır. Bu hali ile taraf markaları arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzer olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de dahil karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br><br>Her ne kadar davacı vekilince, dava konusu başvuruya SMK'nın 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddesi uyarınca da itiraz edilmiş ise de, davacının \"...-...\" ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliği, davacının \"çay\" emtiasında tanınmış markası nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesindeki koşullarının oluşacağı, davacı şirketin ticaret unvanının 09. sınıf ve benzerleri mallar üzerinde fiilen kullanıldığı ve başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiği kanıtlanamadığından, davacı vekilinin bu itirazları yerinde görülmemiştir.  <br>Sonuç olarak, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 02/02/2022 gün ve 2021/183 Esas - 2022/28 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2021-M-3664 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2019/111057 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.750,00 TL bilirkişi ücreti, 158,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 132,50 TL tebligat masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.261,70 TL yargılama giderine, 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.380,30 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>\t  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49dbe14196318198","SID":"edec5db76aa59a6c"}}