{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/793 Esas<br>KARAR NO:2025/58<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/10/2020<br>NUMARASI:2018/319 Esas, 2020/167 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; başlıca iştigal alanının “yapıştırıcı” ticareti olan  müvekkili firmanın, sektörde “...” markası ile tanındığını, müvekkili şirketin ... nezdinde tescilli ... no’lu, ... no’lu, ... no’lu, ... no’lu markaları bulunduğunu, müvekkili firmanın TÜRKPATENT nezdinde ... no’lu, ... no’lu, ... no’lu, ... no’lu tescilli tasarımlarının mevcut olduğunu, müvekkiline ait ... tescil no’lu “...” ibareli markanın tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkili firmanın söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahipliği bulunduğunu, davalı şirkete ait ... tescil no’lu “...” esas unsurlu marka tescilinin kötüniyetle gerçekleştirildiğini, tüketicinin söz konusu markayı müvekkili şirkete ait bir marka olarak düşünebileceği gibi, müvekkiline ait firma ile davalı şirket arasında ekonomik bir bağ bulunduğu izlenimine de kapılabileceğini, davalının müvekkilinin toplum nezdindeki bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığını ileri sürerek, davalıya ait ... tescil no’lu \"...  + Şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ömrünü tamamlamış lastik geri dönüşüm ve enerji üretim alanında faaliyet gösteren müvekkilinin,  davacı şirketin faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, müvekkiline ait tesiste karbon karası üretildiği için müvekkili tarafından İngilizce’de “...” anlamına gelen “...” kelimesinin kullanıldığını, müvekkili şirkete ait markada geçen “...” ibaresinin ise, Türkçe karşılığının “...” olduğunu, müvekkili şirkete ait markada siyah tay şeklinde bir unsura yer verildiğini, davacıya ait markada herhangi bir şekil unsuru bulunmadığını, müvekkiline ait markanın tescili sırasında davacının herhangi bir itiraz yoluna başvurmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacıya ait “...” markasının tescilinden yaklaşık bir asır önce bu markanın Amerika menşeili bir silah firması tarafından kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; somut olayda, davalı adına tescilli dava konusu ... numaralı \"... +ŞEKİL\" markasının içinde yer alan \"...\" ibaresinin davacının ... numaralı \"...\" ibareli markası ile aynı olduğu, davalının markasında yer alan \"...\" ibaresinin İngilizce'de siyah anlamına geldiği, \"...\" ibaresinin İngilizce \"...\" anlamına geldiğinin markaların hitap ettikleri ortalama tüketici tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki bilinse bile her iki markayı gören tüketicilerin davalıya ait \"... ...\" markasının davacıya ait \"...\" markasının serisi şeklinde algılanabileceği, her iki marka arasında bağlantı kurulabileceği, davacının markasının tescilli olduğu 2. sınıftaki \"boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner dahil), besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler, işlenmemiş doğal reçineler, boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller\" emtiası ile bağlantılı olan davalının ... numaralı “... +Şekil” markasının 1. sınıfta tescilli oluğu “işlenmemiş suni reçineler” ve 17. sınıfta tescilli olduğu “yalıtım amaçlı boyalar” emtiası için markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu emtia için SMK'nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, ayrıca davalının markasının tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmemiş olmakla, davacı yönünden sessiz kalam nedeniyle hak kaybının mevcut olmadığı, somut olayda  kötü nüyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davalıya ait  ... numaralıı \"...+ŞEKİL\" markasının 01. sınıfta tescilli olduğu \"işlenmemiş suni reçineler\" ve 17.sınıfta tescilli olduğu \"yalıtım amaçlı boyalar\" için  SMK'nun 25. ve 6/1. maddeleri uyarınca kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, ilk derece mahkemesince verilen kısmen red kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının “...” esas unsurlu \"... \" markasının, müvekkili şirketin bilinen ve  adına tescilli olan  “...” markası ile mutlak surette benzer olduğunun açık olduğunu, müvekkil ... Kimya'nın kurucusu, yöneticisi ve hakim konumdaki ortağı ... adına ... ve ... numarası tescilli \"...\"  ibareli markalar bulunduğunu, her iki marka da dava konusu markanın tescilli olduğu 01-16-17 ve 35 numaralı nice sınıflarında tescilli olduğunu, müvekkil firma belirtilen \"...\" ibareli markasını  ulusal ve uluslararası alanda yoğun ve ciddi olarak kullanmakla beraber üstün hak sahibi olduğunu, a davalının markası “... ” ibareli marka konusunda müvekkili şirket adına daha önceden tescil edilmiş olan \"...” ibareli marka hususunda tescil talebinde bulunulmuş olmasının davalının kötü niyetini gözler önüne serdiğini,  ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, esasen, bilirkişi raporunda davalıya ait marka ile davacı marka arasında iltibas olduğu, davacı tarafın hak kaybının oluştuğu hususlarında davacı lehine bir sonuca varılmadığını, bilirkişi raporunun 17. sayfasının 18. maddesinde, davalı markasında siyah tay görselinin bulunduğu, davalı markasındaki baskın biçimdeki şekil unsurunun varlığı sebebiyle taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı net olarak ifade edildiğini, bilirkişi raporunun “Sonuç” bölümünde (d) bendinde, davacının “...” markasının  tanınmışlığına dair bir tespitte bulunulamadığını, ayrıca, bilirkişi raporunda, davalıya ait marka ile davacı markası arasında iltibas olduğu yönünde bir sonuca da varılmadığını, bilirkişi raporunda mevcut olan bu tespitlere rağmen, yerel mahkeme tarafından, müvekkil şirketin markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava,  marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı  vekili ve  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı adına tescilli dava konusu ... numaralı \"... ...\" markasının içinde yer alan \"...\" ibaresinin davacının  ... numaralı \"...\" ibareli markası ile aynı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre; davacının markasının tescilli olduğu 2. sınıftaki \"..., ..., ..., ..., ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner dahil), besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler, işlenmemiş doğal reçineler, boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller\" emtiası ile bağlantılı olan davalının ... numaralı “...” markasının 1. sınıfta tescilli oluğu “işlenmemiş suni reçineler” ve 17. sınıfta tescilli olduğu “yalıtım amaçlı boyalar” emtiası için markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu emtia için SMK'nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporu doğrultusunda davalı markasının kısmen hükümsüzlüğüne dair kararının yerinde olduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, davalı markasının kötü niyetle tescil edildiğinin ispat edilemediği, bu nedenle  davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü, dava ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan davanın tarafı olmayan davacı şirket ortağına ait markaların işbu davada uyuşmalık konusu olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fc1d10b3d1d1e62","SID":"ddbbc80d08261d5f"}}