{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/728 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1896<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t               \t: 17/05/2021 (Dava) - 10/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/329 Esas - 2022/95 Karar<br>DAVA\t\t\t: İtirazın İptali (İş Kazasından Doğan Zarar Nedeniyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/329 Esas-2022/95 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davadışı işveren ...  Şti nezdinde görev yapmakta iken, iş yeri tarafından üretilen tankın montajı için ... A.Ş (...)'ye ait iş yerinde çalışmak üzere işvereni tarafından bir kısım işçilerle birlikte görevlendirildiğini, söz konusu montaj işlemi sırasında da iş kazası geçirdiğini, omuz, el ve ayaklarından yaralanıp yaklaşık 10 ay boyunca çalışamadığını, sağ elini kullanamaz hale geldiğini, bu maluliyetine ilişkin olarak başlattığı maddi ve manevi tazminat talepli İzmir 11. İş Mahkemesi'nin 2015/514 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan kusur raporunda davalı sigortalı işveren ... Makinenin %90 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkeme tarafından kusura isabet eden 52.900,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı sigortalı işveren ... Ltd Şti'nden tahsiline karar verildiğini, İzmir 11. İş Mahkemesi'nin 2015/514 Esas sayılı davasının işveren ... Ltd. Şti. tarafından, kendi İşveren Mali Mesuliyet sigortacısı olan işbu dava davalısı ... AŞ'ye 18/01/2016 tarihinde ihbar edildiğini, mahkemece verilen kararın ilamlı icra takibine konulduğunu, ancak sigortalı borçlu ... Ltd. Şti. tarafından bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle borçlu işverenin İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde sigortacısı olan davalı ...  şirketine başvuru yapılarak icra dosya borcunun fer'ileri ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine, ... A.Ş aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2081 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, arabuluculuk görüşmeleri yapılmışsa da uzlaşma sağlanamadığını, davalının işveren sorumluluk sigortası genel şartları hükümleri ile olayda işverene hizmet akdi ile bağlı işçisi müvekkili ...'nin maluliyetinden kaynaklı olarak açtığı davadaki maddi tazminat ile davaya dair yargılama giderlerinden ihbar tarihinden itibaren sorumlu olduğunun açık olduğunu, davalı tarafından ödememe nedeni olarak kazanın iş yerinde olmadığının beyan ve iddia edildiğini, oysa müvekkilinin, işveren tarafından görevlendirildiğini, görev yazısının mevcut olduğunu, dolayısıyla artık yaptığı faaliyetin iş yerinde yapılmış faaliyet olduğunu, kaldı ki, konunun iş kazası olduğu mahkeme nezdinde kabul edilmiş olmakla, işveren mali mesuliyet sigortasının da yürürlüğe girmesi gerektiğinin açık olduğunu, ayrıca poliçedeki işveren mali mesuliyet teminatının; \"A.2 İşçilerin, işveren tarafından görev ve başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen iş kazaları\" hükmü ile de işçinin sigortalı işveren tarafından görevlendirilmesi ile meydana gelen kazaların sigorta teminatı kapsamına alındığının açık olduğunu belirterek, davalının İzmir 7. İcra Müdürlüğü2nün 2021/2081 sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ve icra takibinin yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili ... A.Ş'nin genel merkezinin Şişli/İstanbul olduğunu, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava 2 yıllık rücu zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediğinden zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, ...  Ltd. Şti adına düzenlenen 20/08/2013-20/08/2014 tarihleri arasında geçerli\t\"Ticari Paket Sigorta Poliçesi\" bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili poliçeden de anlaşılacağı üzere işveren mali mesuliyet kapsamındaki her bir hasarda şahıs başına bedeni teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu, ilgili şahıs başı teminat limitinin tüm tazminat tutarı ve fer'ilerinin toplam tutarı olduğunu, dava konusu iş kazasının müvekkili şirketçe tanzim edilen poliçede belirtilmiş olan riziko adreslerinde meydana gelmediğini, bu nedenle dava konusu iş kazasının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının bahsetmiş olduğu görevle gönderme klozunun; seyahatleri sırasında veya bu adreslerde çalışmalarını sürdürdüğü sırada kısa süreli görevle dışarı göndermeyi teminat altına aldığını, işverenin Türkiye'nin her bölgesindeki işçisini teminat altına almadığını, gerek 5510 sayılı kanun gerekse de işveren ...'de, işçinin o iş yerinde çalışırken kısa süreli ve geçici olarak başka adrese gönderilmesinin kastedildiğini, başka bir adreste asıl işini yaparken geçirdiği kazaların teminat altına alınmadığını, primin buna göre düzenlendiğini ve teminatın bu prim karşılığında verildiğini, bir an için kazanın riziko adresinde meydana geldiği düşünülse bile kazazedenin görevle gönderildiği iddia edilen yerde asıl işini yaparken kaza geçirdiğini, işbu nedenlerle dava konusu kazanın teminat kapsamında olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber kazanın görevle gönderilme neticesinde meydana geldiğine dair dosyaya herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, manevi tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, sigortalıları olan şirketin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığının net olarak görüldüğünü, kazazedenin maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, kesinleşen davaya karşı diğer davalıların icra dosyasına herhangi bir ödeme yapıp yapmadığının tespitinin gerektiğini, aksi halde, tahsilde tekerrür ile sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verileceğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, sorumluluk ispatlanmadan, poliçe teminatları dikkate alınmadan doğrudan ilamsız icra takibine girişen davacının kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere sigorta şirketlerinin poliçeden kaynaklanan sorumluluklarında temerrüt tarihinden itibaren faiz sorumluluğu doğacak ise hükmedilecek faizin ancak yasal faiz olabileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Somut olay değerlendirildiğinde; davacı işçinin dava dışı işveren sigortalı olan ...  Ltd. Şti. nezdinde çalıştığı, 14.01.2014 tarihinde, dava dışı sigortalı şirketin işyerinde üretilen montaj tankının montajı için ürünü satın alan dava dışı ... AŞ (...)'a ait ... Cd. No:... ... İzmir adresindeki işyerinde çalışmak üzere işvereni tarafından bir kısım işçiler ile birlikte görevlendirildiği, tankın montaj işleminin yapılması sırasında iş kazası geçirdiği, omuz, el ve ayaklarından yaralandığı, bu maluliyetine ilişkin olarak İzmir 11. İş Mahkemesinin 2015/514 Esas sayılı dosyasında işveren sigortalı ... Ltd. Şti. ve ... AŞ'ye karşı maddi ve manevi tazminat davası açtığı, bu dosyada alınan kusur raporunda, sigortalı işveren olan ...nin %90 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek, kusura isabet eden 52.990-TL maddi tazminat ile 25.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigortalı işveren ... Ltd. Şti.' den tahsiline karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, iş veren sorumluluk sigortasının SSK tarafından işçi ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin üstünde kalan miktarları poliçe kapsamında teminat altına aldığı, poliçenin işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek davalar sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin edeceği hüküm altına alınmış olup işveren sorumluluk sigortasında, sigortalının kusurlu olup olmamasının veya kusurunu ortadan kaldıran, illiyet bağını kesen hallerin olup olmadığının, sigortacının sorumlu olduğu teminatın kapsam ve miktarına etkili bir husus olmadığı, Yargıtay HGK. 05.10.2005 T. E:10-496, K:565 sayılı kararı uyarınca kaza işyerinde meydana gelmese bile, diğer bir ifadeyle; işverenden alınan talimat uyarınca, görevle ya da işin gereği olarak işyeri dışında bir yere gönderilme, gitme halinde de iş kazasının söz konusu olacağı, poliçenin 2A.2 maddesi uyarınca; 'işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen iş kazalarının' dahi teminat kapsamına alınması dikkate alındığında, davacı işçinin dava dışı sigortalı işverenin emir ve talimatı ile asıl işin yapılması için görevlendirme ile gittiği 3. kişiye ait işyerinde asıl işin yapılması sırasında geçirdiği iş kazası nedeniyle oluşan bedensel zararının da teminat kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesine göre şahıs ve kaza başına bedeni sorumluluk teminatı limitinin 100.000,00 TL olduğu, davacının dava dışı sigortalı aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının görüldüğü İzmir 11. İş Mahkemesi 2015/514 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan 52.990,00 TL maddi tazminat, 7.688,70 TL maddi tazminat için vekalet ücreti, 3.145,00 TL yargılama gideri, 1.038,59 TL harç, 24.673,45 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 89.535,74 TL alacağın tahsili istemiyle davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalı sigorta şirketinin bedeni zarara ilişkin maddi tazminat ile bu tazminat tutarına isabet eden mahkeme masrafları ve vekalet ücretinden İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesi uyarınca sorumlu olduğu, ancak davacı vekilinin takip talebinde maddi tazminat asıl alacağına isabet eden yargılama gideri ve harç miktarını değil, İzmir 11. İş Mahkemesi 2015/514 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat toplamı için hüküm altına alınan yargılama gideri ve harcın tamamını talep ettiği, dolayısıyla maddi tazminata isabet eden yargılama gideri ve harcın oranlama yapılarak davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda kalan miktarın tespit edilmesi gerektiği, buna göre 52.990,00 TL maddi tazminat isabet eden peşin harç ve ıslah harcının (27,70 TL + 905,00 TL)=932,70 TL, yargılama giderinin 2.450,52 TL olduğu, İzmir 11. İş Mahkemesi 2015/514 Esas sayılı dosyasında  yargılama sırasında sigortalı işveren ... Ltd. Şti. tarafından, davanın işveren mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ... Şirketine 18.01.2016 tarihinde ihbar edildiği, 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun riskin gerçekleştiğini öğrendiği tarihte başladığı, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin ihbarın yapıldığı 18.01.2016 tarihinde temerrüde düştüğü, temerrüt tarihinden 17.02.2021 takip tarihine kadar maddi tazminat asıl alacağı için yasal faiz oranı üzerinden işlemiş faiz tutarının (1857 gün x 52.990,00 TL x 9 /36500)= 24.263,61 TL, (2.450,52 TL yargılama gideri + 932,70 TL harç + 7.688,70 TL vekalet ücreti)= 11.071,92 TL yargılama gideri için iş mahkemesinin hüküm tarihi olan 30.09.2020 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz tutarının (11.071,92 TL x 140 gün x 9 / 36500)= 382,21 TL olmak üzere davalının sorumlu olduğu toplam işlemiş faizin ( 24.263,61 TL + 382,21 TL)= 24.645,82 TL olduğu, hesaplanan tutarlarının teminat limiti içerisinde kaldığı, iş kazasının teminat süresi içerisinde gerçekleştiği anlaşılmakla; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2020/9288 sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalının, İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2021/2081 sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 52.990,00 TL maddi tazminat, 7.688,70 TL ilam vekalet ücreti, 2.450,52 TL yargılama gideri, 932,70 harç, 24.645,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.707,74 TL alacağın, 64.061,92 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle hüküm altına alınan 88.707,74 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili tarafından, \"...İlk derece mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi tarafından poliçede belirtilen riziko adresleri dışında meydana gelen kazaların teminata dahil olduğu şeklinde geniş yorumlanmasının sözleşme ve Sigorta Hukuku açısından kabul edilemez olduğunu, riziko adresinin Çiğli/İzmir olarak belirlendiğini, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere kazanın Bornova/İzmir 'de bulunan ...  Anonim Şirketi iş yerinde meydana geldiğini, poliçedeki riziko adresleri ile kazanın meydana geldiği adresin uyuşmadığını, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi ihtiyari bir poliçe olup teminatların, riziko adresleri, teminat limitleri dahil poliçedeki her unsurun genel şartlar çerçevesinde sözleşme serbestisiyle ve taraf iradeleriyle belirlendiğini, sigorta şirketlerinin de teminat kapsamındaki riziko adreslerinin risk durumundan iş kazasını önleyebilecek ekipmanlara sahip olup olmamasına kadar inceleyip primi bu kriterlere göre belirlediğini, Türkiye genelindeki iş yerlerinde bu poliçenin geçerli olduğu yönünde yorum yapılmasının amacı aşan bir yorum olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, ek rapor alınmasını talep etmelerine rağmen alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kazanın kendisine ihbarı ile temerrüde düşmesinden itibaren başladığını, İzmir 11. İş Mahkemesinin 2015/514 Esas-2020/252 Karar sayılı dosyada kaza tarihinden itibaren hüküm kurulduğunu ve icra takibinin işbu karara istinaden başlatıldığını, ayrıca faiz sorumluluğu doğacak ise hükmedilecek faizin ancak yasal faiz olabileceğini, müvekkili sigorta şirketinin söz konusu dava nedeniyle herhangi bir faiz sorumluluğu olmadığını tekrar belirttiklerini, sigorta şirketinin faizden sorumlu tutulabilmesi için kendisine usulen uygun ihtarda bulunulmuş olması gerektiğini, kazadan sonra müvekkili sigorta şirketine 27/06/2016 tarihinde ihbar edildiğini, aradaki faizden sigorta şirketinin sorumluluğunun kanun hükmü uyarınca bulunmadığını, görevle gönderme klozunun ancak poliçede farklı riziko adresleri belirtilmiş ise bu adresler arasındaki seyahatleri sırasında veya bu adreslerde çalışmalarını sürdürdüğü sırada kısa süreli görevle dışarı göndermeyi teminat altına aldığını, bilirkişinin kanaatine kesinlikle katılmadıklarını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13/c maddesindeki; 'bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda' hükmü uyarınca bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen kazaların da iş kazası olarak tanımlandığını, bunun iş yeri dışında meydana gelen kazaları (özellikle iş seyahatleri sırasında oluşan kazaları) da iş kazası sayabilme amacıyla olduğunu, anılan hükme istinaden işveren ... madde 2/A-2 maddesinde belirtilen görevle gönderme klozunun genel şartlara eklendiğini, gerek 5510 sayılı kanun gerekse de işveren ...'de işçinin o iş yerinde çalışırken kısa süreli ve geçici olarak başka bir adrese gönderilmesi kastedildiğini, başka bir adreste asıl işini yaparken geçirdiği kazaların teminat altına alınmadığını, sadece iş kazası ve iş yeri bakımından tanımından gidilerek poliçe teminatı kapsamının belirlenemeyeceğini, bunun yanı sıra, klozda 'asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda' şeklinde belirtildiğinden yine teminat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, çünkü kazazedenin görevle gönderildiği iddia edilen yerde asıl işini yaparken kaza geçirdiğini, dava konusu kazanın teminat kapsamında olmadığı aşikar olduğu halde bilirkişi raporunda kazanın teminat kapsamında olduğu yönündeki değerlendirmelerin kabul edilemez olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, dava 2 yıllık rücu zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, İŞMM genel şartları uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresi olduğu kanaati belirtilmiş olsa da bunun yanlış olduğunu, davacı taraf bu sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından bu hükmün uygulanmayacağını, icra inkar tazminatına hükmolunduğunu, müvekkili şirket aleyhine hükmedilen işbu haksız tazminatın kaldırılması gerektiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sorumluluk ispatlanmadan poliçe teminatları dikkate alınmadan doğrudan ilamsız icra takibine girişen davacının kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, davacı lehine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığından, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, iş kazasına dayalı olarak iş mahkemesinde hüküm altına alınmış olan zararın işverenin mali mesuliyet sigortacısından tazmini için yapılan icra takibine itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının işvereninin verdiği görevlendirme ile gittiği davadışı işyerinde uğradığı iş kazasına dair davadışı İş Mahkemesi dosyasında dava açtığı, sözkonusu davanın işverenin mali mesuliyet sigortacısı olan işbu davadaki davalıya da ihbar edilmiş olduğu, yargılama sonucunda davacı yararına hükmedilen  maddi tazminat ve yargılama giderlerine dair fer'ilerin davadışı işveren aleyhine icra takibine konulduğu, ancak ödenmediği iddiası ile bu defa işverenin sigortacısı olan davalıya karşı İzmir 7.İcra Müdürlüğü'nün 2021/2081 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine de işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafça ise bahse konu zararın teminat kapsamında olmadığının savunulduğu anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden alınan rapor ile, sözkonusu kazanın poliçe kapsamındaki durumu, ve davalının sorumluluğunun kapsam ve tutarının belirlendiği, hüküm tesisine ve denetime elverişli işbu rapor uyarınca da yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup, davacının yaralanmasına neden olan kazanın iş kazası olduğunun mahkeme ilamı ile hüküm altına alınmasının yanısıra davalı sigorta şirketi bakımından da düzenlediği poliçedeki açık hükümler uyarınca zararın davalının sorumluluğu dahilinde olduğu, İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1.maddesi uyarınca hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek tazminat miktarlarının, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretlerinin davalıdan istenebilecek olmasına, işverenin sorumlu tutulduğu tutarın poliçe limitini aşmamasına, dava ihbar edilmiş olmasına rağmen davalı sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmamış olmasına, alacağın rücu talepli olarak istenmemiş olup, doğrudan zarar gören davacı tarafça talep edilmiş olmasından dolayı rücu zamanaşımının uygulanamayacak olmasına, likit/belirli nitelikteki alacak bakımından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/329 Esas - 2022/95 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 6.059,62-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.930,7‬0-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.128,92-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8783541b59196a6","SID":"83cbafcf7d4819e7"}}