{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/78 Esas  - 2024/1234 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/78 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1234<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...  ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/120 Esas 2022/808 Karar <br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/09/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/11/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin sözleşmede müteselsil kefil olarak gösterildiğini, müvekkilinin kefil olma iradesi bulunmadığını, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu miktarın yer almadığını, müteselsil kefaletin müvekkilinin kendi el yazısıyla imza altına alınmadığını belirterek müvekkilinin icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı süresinin geçtiğini, davacının kefaletinin geçerli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 484. Maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı olmasına ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede belirlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu, sözleşmede yer alan kredi limitinin kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyetinin var olduğu sonucunu doğuracağı, davacının kefalet limiti dahilinde ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, ancak kefil imzasının bulunduğu yerde kefalet limitinin gösterilmediğini, dava dışı asıl borçlu ile davalı arasında 137.000.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin akdedildiğini, bilirkişice hazırlanan rapor incelendiğinde kredi sözleşmesinden sonra asıl borçlu ve davalı arasında başkaca işlemlerin gerçekleştiğinin görüleceğini, dava dışı asıl borçlu tarafından davalı nezdinde ek hesaplar açıldığını, davacının sözde kefil olduğu borç muhtevasını yitirdiğini, davacının davalı yana hiçbir borcunun olmadığını, dosyaya konu kefalet sözleşmesinin şekil noksanlığı itibariyle sakat  olduğunu,  davaya konu genel kredi sözleşmesinin ... kayıtlarında  bulunamadığını, banka kayıtlarında bulunmayan bir sözleşmeden ötürü davacının borçlu kabul edilerek; söz konusu bankaya borcundan ötürü hakkında icra işlemi yapılmasının  hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemeye sunulan sözleşmenin ilk sayfasının sonradan doldurulduğunu ve hiçbir şekilde ne borçlulara ne de kefillere paraflatılmadığını, sözleşmede taahhütname kısmının imzalandığı bölümde kefalet miktarı mevcut olmadığını, ancak mahkemeye sunulan ve hiçbir yerinde paraf bulunmayan sözleşmenin ilk sayfasında *137.000.000.000TL (Y/YÜZOTUZYEDİMİLYAR YTL) yazdığını, yeni türk lirasına 2005 yılında geçilmiş olmasına rağmen 22/10/2004 tarihli bir sözleşmeye YTL yazılıp karalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmenin o kısmı sonradan doldurulduğu için böyle bir hata yapıldığını ve üzeri çizilerek düzeltilmeye çalışıldığını, TL ve YTL'nin birlikte kullanıldığı yılın  2006 yılı olduğunu, o yıldan sonra 2009'a kadar para birimi YTL olarak kaldığını, sonrasında TL'ye dönüştüğünü, dava konusu sözleşmenin taahhüt bölümündeki imzanın yaşı ile ilk sayfasındaki sözleşme miktarı kısmının yaş kıyaslamasının mahkemece yapılmadığını, dosyanın bilirkişi  incelemesi olmaksızın karara çıktığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte davacının tacir olmadığını ve kendisinden, basiretli tacir gibi davranmasının beklenilemeyeceğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;   genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet geçersiz olduğundan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\tDava Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda 2017/406 Esas 2018/121 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, anılan kararın kesinleşmesi ve davacı vekilinin süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2019 tarih, 2018/686 E, 2019/824 K sayılı ilamı ile davacının davasının reddine dair verilen kararın Dairemizin 09/12/2021 tarih, 2020/29 E, 2021/1515 K sayılı ilamı ile,   kaldırılması üzerine dosyanın yukarıda belirtilen esasa kaydının yapıldığı görülmüştür.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12368 E (Eski 2005/16040) sayılı icra takip dosyası incelendiğinde;  temlik eden .... tarafından davacı borçlu aleyhine toplam 15.445,02 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip sırasında .... tarafından takibe konu alacağın ... A.Ş.'ye temlik edildiği,  ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine itiraz etmediği, davacı borçlu yönünden icra takibinin kesinleştiği görülmüştür.<br>\tMahkemece davalı şirkete 16/05/2019 tarihli müzekkere yazılarak;   davacı ...’nin 22/10/2004 tarihli kredi sözleşmesine dayanarak açılan krediye ilişkin ödeme tablosu ile ödenen ve ödenmeyen taksitleri gösterir belgelerin ve 22/10/2004 tarihli sözleşmesinin tamamının gönderilmesinin istenildiği, davalı vekilince iş bu müzekkereye dayalı olarak ,  22.10.2004 tarih ve 137.000.000.000 TL bedelli, .... tarafından ...  Gıda Turizm İnşaat Taahhüt Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd, Şti.'ne tahsis edilen, ..., ... ve ...'nin müşterek borçlu/müteselsil kefil olduğu krediye ilişkin olan Genel Kredi Sözleşmesi aslı ile   takip hesabı hareketleri, ekstreler, kredi risk hareketleri suretlerinin  16/10/2019 tarihli beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu görülmüştür.<br>\tBilirkişi ... tarafından Mahkeme kaleminden teslim alınan sözleşme aslı ve hesap dökümleri üzerinden inceleme ve tespitler yapılmak suretiyle hazırlanan 10/06/2022 tarihli raporda özetle; dava dışı asıl borçlu ... Gıda Turizm İnş. Taah. Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile temlik <br>eden .... arasında 22/10/2004 tarihli 137.000.000.000 TL (Eski TL) Kredi Genel <br>Taahhütnamesi akdedildiği, akdedilen sözleşmenin “Müşterek Borçlu Müteselsil Kefiller”  başlığı altında, dava dışı ..., ... ve davacı ...’nin imzalarının bulunduğu, davacının akdettiği 22/10/2004 tarihli kefalet sözleşmesi kapsamında ortaya koyduğu kefalet taahhüdünün yasal koşullarının oluştuğu ve geçerliliği <br>hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın sözleşme miktarı kısmının yaş kıyaslaması yapılması hususlarındaki itirazlarının başka <br>bir uzmanlık alanı gerektirdiğinden tarafınca değerlendirilme yapılamadığı, temlik eden banka tarafından, 018665 yevmiye numarası ile T.C. Ankara 51.Noterliği marifetiyle <br>20/07/2005 tarihinde ihtarname keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede müşteriye <br>03/09/2003 tarihinde açılan (13989 nolu) ...’a bağlı olarak üzerinden imzalanan Acil İhtiyaç <br>Kredisi Taahhütnamesi gereğince 10.000,00 YTL limitli Acil İhtiyaç Kredisi kullandırıldığı, muhatap <br>kendisine tahsis edilen Acil İhtiyaç Kredisinden 10.478,93 YTL kullandığı, ancak sözleşme ile <br>tanımlanan süreler içerisinde bu kredisini ödemediği, ... ve buna bağlı Acil İhtiyaç Kredi <br>Sözleşmesini fesh ettikleri, banka alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içeriğinde <br>ödenmesinin ihtar edildiği, değerlendirme bölümünde açıklandığı üzere, tarafınca sözleşme aslı ve hesap dökümlerinin mahkeme kaleminden inceleme yapılmak suretiyle teslim alındığı, dosya kapsamında bu evraklar <br>üzerinden inceleme ve tespitler yapılmak suretiyle takdire sunulduğu, 20/07/2005 tarihli ihtarname sonrası, dava konusu Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12368 <br>(Eski 2005/16040) sayılı icra takip dosyası ile temlik eden .... tarafından dava dışı asıl <br>borçlu, ..., ... ve davacı ... aleyhine; 10.478,93 YTL asıl <br>alacak, 4.589,66 YTL işlemiş faiz, 229,50 YTL %5 BSMV ve 146,93 YTL ihtarname masrafı toplamı <br>15.445,02 YTL üzerinde icra takibi başlatıldığının tespit edildiği,  işbu raporun “İnceleme-Değerlendirme” başlığı altında detaylı olarak arz ve izah edildiği üzere, <br>tarafına tevdi edilen dosya kapsamı, tüm belge ve hesap dökümlerinin incelenmesi, T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2020/29 E, 2021/1515 kararında; kefaletin geçerliliğine <br>etkisi de tartışılmak suretiyle dava konusu icra takibi nedeniyle, dava tarihi itibarıyla davacının var <br>ise davalıya borçlu olmadığı miktarın tespitine yönelik kararı gereği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere; <br>Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2012/12368 (Eski 2005/16040) sayılı icra takip dosyasının dayanağı <br>kredinin, dava dosyası muhteviyatına sunulan 13989 nolu ... hesap hareketleri üzerinde <br>yapılan incelemede, 13989 nolu vadesiz TL hesabın açılış tarihinin 02/09/2003 olduğu, söz konusu <br>vadesiz TL hesaba Kredili Mevduat Hesabı limiti tahsis edildiği ve kullandırıldığı, ek hesap limitinin <br>ilk kullanım 10/05/2004 tarihinde 1.328,00 TL çek ödemesi için ek hesaptan 509,70 TL olarak <br>gerçekleştiği, söz konusu ek hesap limitinden çek ödemeleri, ... ödemeleri, eft ve havale <br>transfer işlemleri, kredi taksit ödemeleri, ekstre ve ihtar masraf ödemeleri yapıldığı,  temlik eden bankaca başlatılan icra takibine konu alacağın ... limitinden kullanılan taksitli kredi olduğu <br>hususunun keşide edilen ihtarnamede beyan edildiği, dava dosyası muhteviyatına sunulan <br>herhangi bir ödeme planı bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme içinde üst kısmında <br>ödeme planı yazılı alt kısmında dava dışı asıl borçlu firmanın kaşe+imzası ve diğer imzalar <br>bulunan boş A4 kağıdın sunulduğu, netice itibari ile sunulan herhangi bir ödeme planı <br>bulunmadığı, yapılan teknik tespitler neticesinde; Ankara 20. İcra Müdürlüğü 2012/12368 E. sayılı icra takibine <br>konu edilen kredi alacağının dava dışı asıl borçlu firmaya tahsis edilen ... Kredisi <br>kullanımından kaynaklandığı, hesap hareketleri üzerinde yapılan incelemede taksitli kredi <br>kullanımına ilişkin herhangi bir hesap hareketi, ödeme planı, taksit ödemesi tespit edilemediği, <br>13989 nolu ... ilk 10/05/2004 tarihinde (-) eksi bakiyeye düştüğü, 20/07/2005 tarihine <br>kadar aktif olarak kullanılmaya devam edildiği, en son faiz tahakkuku tahsilatının 01/07/2005 <br>tarihinde hesaba borç kaydı verilmek suretiyle gerçekleştiği, kredi hesabının 20/07/2005 tarihinde <br>anapara borç bakiyesinin 10.478,93 TL olduğu, anapara borç bakiyesi olan 10.478,93 TL üzerinden <br>takip hesaplarına aktarıldığının tespit edildiği, kefaletin geçerliliği hususunun mahkeme takdirine bırakılarak; takdir mahkemeye ait <br>olmak üzere; <br>icra takip tarihi itibariyle; 10.478,93 TL  asıl alacak, 2.593,54 TL işlemiş faiz, 129,68 TL BSMV <br>toplamı 13.202,15 TL borç bakiyesi bulunduğu, <br>dava tarihi itibariyle, 10.478,93 TL asıl alacak, 137.300,19 TL işlemiş faiz, 6.865,01 TL BSMV <br>toplamı 154.644,13 TL borç bakiyesi bulunduğu, davacı bankanın icra inkâr tazminatı talebine ilişkin değerlendirme ve kararın İİK 67/2 gereğince <br>mahkemenin takdirinde olduğu görüşünü bildirmiştir. <br>\tTüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde;  dava konusu icra takip dayanağı olan ve temlik eden .... ile dava dışı ... Gıda ... Ltd. Şti. arasında akdedilen, 22/10/2004 tarihli, 137.000.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu,  taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil imzasının davalıya ait olduğu, kredi borcunun ödenmediği iddiası ile alacağı temlik eden .... tarafından davalı aleyhine Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12368 E sayılı dosyası ile   icra takibi başlatıldığı,  davacı tarafça , eldeki davada  davalı tarafından aleyhine başlatılan icra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletinin geçersiz olduğu ve borçtan sorumlu olmadığını bildirerek  davalıya borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği,  davalı tarafça  davanın reddinin savunulduğu,  Mahkemece yapılan yargılama sonunda genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve dava konusu icra takip dayanağı  22/10/2004 tarihli genel kredi sözleşmesi 818 sayılı BK’nun yürürlükte olduğu dönemde imzalandığı hususlarında dosyamız kapsamında bir uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın,  davalının dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletinin geçerli olup olmadığı, kefalet geçerli ise dava tarihi itibarıyla alacağı temlik eden ....'nin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı ve bu alacağın davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplandığı görülmüştür.<br>\tBilindiği üzere 6101 sayılı TBK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre,  TBK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler  hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken akdedildiğinden 6098 sayılı TBK'nun 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı TBK'nun derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da,  bu hüküm 818 sayılı Borçlar Kanununa uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.<br>\tSomut olayda; takip dayanağı 22/10/2004 tarihli genel kredi sözleşmesinin (1.) sayfasında kredi limitinin 137.000.000.000 YTL olduğu belirtildiği, davacının kefalet imzasının yer aldığı 27. sayfada ise davacının kefalet limitine ilişkin bir belirleme yapılmadığı, davacı tarafça kredi sözleşmesinin limitinin sonradan ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun ileri sürüldüğü, Dairemizin 09/12/2021 tarih, 2020/29 E, 2021/1515 K sayılı ilamı ile, mahkemece bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle asıl borçluyla imzalanan genel kredi sözleşmesinin hangi limit üzerinden banka kayıtlarına işlendiği, kredinin hangi miktardan açıldığı, genel kredi sözleşmesi sebebiyle ilgili kurumlara vergi ve bu gibi adlar altında yapılan ödemelerin hangi limit üzerinden yapıldığı hususlarının tespit edilmesi ve bu suretle genel kredi sözleşmesinin hangi limit üzerinden tanzim edildiği belirlenerek sözleşme limitinin sonradan ve anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, bunun kefaletin geçerliliğine etkisi de tartışılmak suretiyle dava konusu icra takibi nedeniyle, dava tarihi itibarıyla davacının var ise davalıya borçlu olmadığı miktarın tespitine yönelik rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi  gerekirken uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli niteliğe sahip delil toplanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden  Mahkemece verilen bir önceki hükmün  kaldırılmasına rağmen, kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada  davalı tarafça sadece   Genel Kredi Sözleşmesi aslı ile   takip hesabı hareketleri, ekstreler, kredi risk hareketleri suretlerinin dosyaya sunulduğu ve bilirkişi tarafından bu belgeler ile sınırlı inceleme yapıldığı ve bilirkişi tarafından  asıl borçluyla imzalanan genel kredi sözleşmesinin hangi limit üzerinden banka kayıtlarına işlendiği, kredinin hangi miktardan açıldığının tespit edilemediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nun 6. maddesi uyarınca, herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu, bu durumda artık davalı bankanın dava konusu kefalet miktarı kadar davacının borçtan sorumlu olduğunu ispat etmesi gerektiği,   davacının kefaletinin bulunduğu iddia olunan genel kredi sözleşmesinin banka kayıtlarında mevcut olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği gibi,  dava konusu 22/10/2004 tarihli genel kredi,  sözleşmesinin (1) sayfasında asıl borçlu ve kefilin imzasının bulunmadığı, iş bu ilk sayfadaki yazı karakter ve boyutları ile, sözleşmenin devamı sayfalarındaki yazı karakter ve boyutlarının birbirleri ile uyumlu olmadığı, kefalet miktarının belirlendiği sözleşmenin ilk sayfasının genel kredi sözleşmesinin tümü ile bütünlük arz etmediği, para biriminin 2005 yılında yürürlüğe giren  YTL olarak yazıldığı, bu durumda bankanın dava konusu kefaletin  geçerli olduğunu, yani kefale miktarının yazılı olduğu  sözleşmenin ilk sayfasının davacı kefil tarafından imzalanan sözleşmenin ilk sayfası olduğunu ve kefaleti belirlilik unsurunun bulunduğunu, usulüne uygun delillerle ispat edemediği, bu bağlamda davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği  anlaşılmakla,  Mahkemece davacının davasının  reddine dair verilen kararın   usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.<br>\tİİK 72/V madde gereğince, menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen kararla davacı yararına tazminat hükmedilebilmesi için davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun ispat edilmesi gerektiği, bu hususta dosyada delil bulunmadığı anlaşıldığından davanın kötüniyet tazminatı istemi red edilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA) 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,\t\t\t2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarihli ve 2022/120 Esas-2022/808 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  <br>\t3-Davacının davasının KABULÜ ile, <br>\tDavacının, Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12368 E. sayılı dosyası <br> dolayısıyla   davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, <br>\t4- Davacının kötü niyet tazminat isteminin reddine, <br>\t5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 1.055,11 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 263,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 818,33 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t6-Davacı tarafından  yapılan dosyada sarf ve evrakı mevcut 31,40 TL başvurma harcı gideri, 263,78 TL peşin harç gideri, 4,60 TL vekalet harcı gideri, 170,50 TL dosya ve tebligat gideri, 1.000,00 TL bilirkişi gideri olmak  üzere toplam 1.465,68‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya  verilmesine,<br>\t8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Davacı davada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte  bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi  uyarınca 15.446,00 TL vekalet ücretinin  davalıdan  tahsili ile davacıya  verilmesine,<br>\t10-Dosya kapsamında bulunan bakiye gider avansının, HMK' nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47/1 maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip davacı tarafa iadesine, <br>\tB)1-Davacı tarafça  istinaf karar harcı olarak alınan 125,10 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t\t<br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yatırılan 342,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim gideri olan 141,00 TL olmak  üzere toplam 483,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t\t\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\t\t\t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362./1a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  21/11/2024<br><br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                       Üye - ...                   Zabıt Katibi -...<br>...   ...     ...     ... <br><br><br><br><br><br>\t  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b522f1223abb454","SID":"7e10416e9577d9f5"}}