{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/200 - 2024/2275<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br> <br>DOSYA NO\t: 2022/200 <br>KARAR NO\t: 2024/2275<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2021<br>NUMARASI\t\t: ... ESAS ... KARAR <br>DAVACI\t: ... ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İLETİŞİM TİCARET VE SAN.A.Ş. <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVALI\t: 1 -...  <br>VEKİLİ\t: Av.   <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br><br>BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN  ... ESAS SAYILI DOSYASI;<br>DAVACI \t: 1- ... - <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVALI \t: ... ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İLETİŞİM TİCARET VE SAN.A.Ş. -   <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVA İHBAR OLUNANLAR:1-... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -... <br>\t   2-... ... LOJİSTİK VE DIŞ TİCARET                 LİMİTED ŞİRKETİ  <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ                    : 27/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ      : 27/12/2024<br><br>....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ                                                                       :<br>Davacı vekili, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında belirtilen takibe konu borç müvekkilinin kesmiş olduğu 29/06/2028 tarih ... numaralı İngiltere-İstanbul arası navlun faturasına dayandığını, ... uluslararası Hamule Senetlerinde görüleceği üzere müvekkilinin şirketi tarafından gerçekleştirilen taşımaya ilişkin navlun bedeli davalıya fatura edildiğini bahse konu fatura davalıya tebliğ edildiğini, yasal süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, tarafların ticari defterlerine işlendiğini, faturaya konu borcun ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile  faturaya dayalı 824,08 Euro asıl alacak üzeriden ilamsız icra takibi yapıldığını,  davalıya ödeme emri tebliğ edildiğini ancak borçlu tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini,  davalının borca itirazının da yerinde olmadığının müvekkilinin nakliye hizmetini verdiği ... gümrük beyannamesi ve diğer taşıma evrakları ile sabit olduğundan davalıya navlun faturası kesilip süresinde itiraz edilmeyip kesinleşip ticari defterlere işlenmiş olduğundan davalının kesinleşen fatura alacağını müvekkiline ödemesi gerektiğini, takibe konu navlun faturası 850,00  Euro bedelinde olduğunu, davalı tarafından fatura bedelinin 50,00 Euroluk kısmını itirazsız ödediğini, bakiye 800,00 Euro için tarafınca takip başlatıldığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile itirazın iptalini, takibin devamını, %20 icra inkar tazminatının ödenmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen dava dosyasında davacı vekili, müvekkil ile davalı şirket arasında akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında İngiltere - Türkiye arasında gerçekleşecek olan yük taşımacılığı hizmeti için taraflarca anlaşmaya varıldığını ancak yük Türkiye'ye getirildikten sonra ve henüz gümrükten çıkmadan önce, antrepoda iken davalının sorumluluğu altındaki çalışanların hatası sebebiyle meydana gelen kaza (aynı araçtaki başka bir ürün indirildikten sonra müvekkil adına taşınan ürün bu boşaltma sonrası gereği gibi sabitlenmediğinden antrepo içerisinde aracın hareket etmesiyle hasar görmüştür) sonrasında ürünün hasar gördüğünü, davalı taraf sözleşmeden kaynaklanan edimini (taşımaya konu ürünü tam ve eksiksiz şekilde teslim etme) yerine getiremediğini, sigorta şirketinin hasarın %25'lik kısmını karşılayabileceği ifade edilmiş ise de, ödemenin yapılmadığını, daha sonra ... isimli Muhasebe/Finans sorumlusu tarafından müvekkiline hasarla ilgili  sigortanın 1.825,00 EURO ödemeyi kabul ettiğini, alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası  ile icra takibi başlatıldığını ancak  davalının  takibe  haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ                  \t                            :<br>Davalı vekili, dava yetkili mahkemede açılmadığı için yetki itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafça, takibe konu faturanın müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkili tarafından faturaya itiraz edilmediğinden bahisle faturanın kesinleştiği iddia edildiğini, oysa bu durum yalnızca faturanın içeriğine ilişkin karine oluşturduğunu, davacı tarafından sözleşmeye konu hizmet gereğine uygun olarak verilmediğini, fotoğraflardan ve tutanaktan görüleceği üzere taşınan mallarda boşaltma sırasında hasar meydana geldiğini, müvekkillinin bu sebeple takip konusu faturaya karşı yük hasar bedeli olarak 3.500,00 Euro miktarlı bir fatura keşide ettiğini, davacı taraf işbu faturaya da haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                                                         :<br>Yerel mahkemece verilen karar ile; \" asıl dava yönünden,... Konvansiyonu'nun 32. maddesi uyarınca bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davaların üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlere dayanılarak açılan davaların ise, bir yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, bu dava ile navlun alacağının tahsili istendiğine göre, bir yıllık zamanaşımına tabi olacaktır. Davacı, yükü taşıyarak 02/07/2018 tarihinde alıcıya teslim etmiştir. Davacı 03/12/2018 tarihinde faturayı takibe koyarak zamanaşımını kestiği, BK’nun 136/2. maddesi, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin başlayacağı hükmünün haiz olduğu, davalı borçlunun 18/12/2018 tarihli itirazı ile icra müdürlüğünün 20/12/2018 tarihli kararı ile icra takibinin durduğu, icra dosyası kapsamında başka herhangi bir işlemin yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı 05/03/2019 tarihinde arabuluculuk kanun yoluna başvurduğu ve 27/03/2019 tarihinde tarafların anlaşamadıklarına dair son tutanağın tutulduğu anlaşılmıştır. Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süresi durmaktadır. Davacı 21/02/2020 tarihinde itirazın iptali davası açmış olup arabuluculuk sürecinde duran süreler de eklendiğinde davacının bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dava yönünden, ... Konvansiyonu'nun 32. maddesi uyarınca bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davaların üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlere dayanılarak açılan davaların ise, bir yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, bu dava ile taşınan eşyanın hasar bedeli talep edildiğinden ve davalının ve çalışanlarının bilerek kötü hareketli davrandıklarına dair bir iddia ve belge olmadığından bir yıllık zamanaşımına tabi olacaktır. Davacı, yükü taşıyarak 02/07/2018 tarihinde hasarlı bir şekilde alıcıya teslim etmiştir. Davacı, zararına karşılık 09.10.2018 tarihli 3.500,00 EURO bedelli faturayı kestiği, davacı 02/07/2018 tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan 22/12/2020 tarihinde faturayı takibe koyduğu, davacının bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takip başlatmadığı ve dava açmadığı anlaşıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>ASIL DAVA DAVACISI/ BİRLEŞEN DAVA DAVALISI  TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t                                                                             \t:<br>Ana dava davacısı/Birleşen dava davalısı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; asıl dava davalısı davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmadığını, müvekkili tarafından yükün 02/07/2018 tarihinde alıcıya teslim edildiği ve 03/12/2018 tarihinde faturayı takibe koyulması ile zamanaşımının kesildiğini, takibin durdurulmasına ilişkin karar tebliğ edilmediğini, itirazın iptali davası açmak için belirlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlamasının mümkün olmadığını, arabuluculuk başvurusunda bulunulduktan sonra 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 21/02/2020 tarihinde dava açıldığını, birleşen dava yönünden de zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, asıl dava  yönünden kararın kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>ANA DAVA DAVALISI/BİRLEŞEN DAVA DAVACISI  TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t                                                                             :<br><br>Ana dava davalısı/birleşen dava davacısı vekili; zararın miktarının fatura tarihi itibarıyla öğrenildiği tartışmasız olduğunu, 09/10/2018 tarihinde başlayan ve haksız fiil sorumluluğuna ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresinin Covid-19 salgın sebebiyle  yaklaşık 3 ya boyunca sürelerin durdurulduğu ve icra takibinin de 22/12/2020 tarihinde başlatıldığı göz önüne alındığında davanın süresinde açıldığını belirterek, birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını  beyan etmiştir. <br>DELİLLER                                                                                              \t\t\t\t\t\t            :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. <br>GEREKÇE                                                                                               \t\t\t\t \t\t           :<br>Asıl ve Birleşen dava, icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Davacı tarafından, .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile davalı hakkında başlatılan icra takibinin dayanağının 29/06/2028 tarih ... numaralı İngiltere-İstanbul arası taşımaya yönelik olarak düzenlenen 850,00 Euro'luk navlun faturasının ödenmeyen 800,00 Euroluk kısmına ilişkin olduğu, davalının, takipteki borca, faize ve yetkiye yaptığı itirazın haksız olup, iptali gerektiği iddia edilmiş, davalı ise, takibin başlatıldığı icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı tarafından yapılan taşımada mallarda boşaltma sırasında hasar meydana geldiğini, davacıya hasar bedeli olarak 3.500,00 Euro miktarlı bir fatura keşide ettiğini, hasarın davacı adına taşımayı yapan şoförün hatasından kaynaklandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuş, davalı tarafından, 01/03/2021 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesi ıslah edilmiş ve davanın zaman aşımı nedeniyle de reddi gerektiği savunulmuştur<br>Birleşen, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında ise;<br>Davacı tarafından, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında İngiltere'den yük Türkiye'ye getirilen yükün, gümrükten çıkmadan önce, antrepoda iken davalının sorumluluğu altındaki çalışanların hatası sebebiyle meydana gelen kaza sonrasında hasar gördüğü, hasar nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği, alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ...  sayılı dosyası  ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu iddia edilmiş, davalı ise, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığını, davanın zaman aşımına uğradığını, taşınan malın yüklenmesi,  boşaltılması ve malın ambalajlanıp sabitlenmesi konularında taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığını,  taşınan makinenin 2. el olup, iddia edilen hasarın,  taşıma öncesi var olup olmadığının belli olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>  Asıl davada, davalı tarafından icra müdürlüğünün ve Mahkemenin yetkisine itirazda bulunulmuş ise de, dava konusu icra takibinin dayanağının faturaya dayalı alacak olup, davalı tarafından akdi ilişki  reddedilmediğinden, TBK 89. maddesi gereği alacaklının yerleşim yeri Mahkemesinde de icra takibi başlatılabileceği gibi dava da açılabileceği anlaşıldığından, mahkemece, davalının icra müdürlüğünün ve Mahkemenin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygundur.<br>Birleşen davada, davalı tarafından, davanın arabulucuk kanun yoluna  başvurulmaması nedeniyle usulden reddi gerektiğini savunulmuş ise de,  dava dilekçesi ekindeki ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... nolu dosyasında arabuluculuk başvuru konusunun \"... seri A sıra nolu 09.10.2018 tarihli 3.500,00 Euro bedelli yük hasar bedeline ilişkin fatura alacağı\" olduğu, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında fatura bedelinin talep edildiği, işlemiş faizin ise talep edilmediği, bu nedenle, mahkemece, işlemiş faiz talep edilmediğinden usul ekonomisi gereği davacının usulüne uygun bir arabuluculuk kanun yolu başvurusunun bulunduğunun kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. <br><br>6098 sayılı TBK'nın 154/2 ve 157/2 maddeleri uyarınca, icra takibi ile kesilen zamanaşımı  süresi, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlamakta olup, somut olayda icra takibinin başlatıldığı 28.02.2013 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresi kesilmiş, bu tarihten sonra, dava tarihi olan 10.03.2014 tarihine kadar geçen bir yılı aşkın sürede zamanaşımını kesen bir takip işlemi yapılmamıştır. İİK.'da hangi işlemlerin icra takip işlemleri olduğu sayılmamıştır. Ancak bir işlemin icra takip işlemi sayılabilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerekmektedir. Bunlar, işlemin icra organlarınca yapılması, borçluya karşı yapılması ve cebri icranın ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olması gerekmektedir. (Prof. Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı sf.147 ve 148). İcra takibinden sonra, davacı alacaklı tarafından takip dosyasında herhangi bir işlem yapılmamıştır. <br>İcra takibinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır. İİK.’nın 67. ve 68. maddelerinde söz konusu davaların açılabilmesi için öngörülen 1 yıllık ve 6 aylık süreler ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davaların itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK.’nın 67 ve 68. maddelerinde sözü edilen hak düşürücü sürelerin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir. Bu açıdan bakıldığında, işbu dava, itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmediğinden bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış ise de, hak düşürücü süre ile zamanaşımının birlikte cereyanı ve her iki sürenin aynı olması halinde zamanaşımı süresinin dolmasından sonra ve fakat hak düşürücü süre içerisinde açılan davanın, alacağın zamanaşımına uğramasına engel bir niteliği yoktur. <br>Öte yandan, 6098 sayılı TBK.’nın 153. maddesinde zamanaşımını durduran sebepler sıralanmıştır. Belirtilen durum, bir diğer söyleyişle icra takibinin durması, anılan kanun maddesinde yazılı sebepler arasında yer almadığından işlemeye başlayan zamanaşımının itirazın alacaklıya tebliğine değin durmuş olduğundan da söz edilemeyecektir. Üstelik, İİK.’nın 59. maddesi, icra takibine girişen alacaklının, borçlunun yapabileceği itirazın tebliği için gerekli gideri peşinen karşılamakla yükümlü olduğu hükmünü içermektedir. Bu konudaki yükümlülük alacaklıya aittir. Alacaklı tarafından bu giderin yatırılmaması halinde, alacaklının itirazın kendisine tebliğ edilmediğinden bahisle, davalının oyalaması nedeniyle  zamanaşımı süresinin geçirildiğini, bir başka söyleyişle zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin MK.’nın 2. maddesine aykırı olduğuna dayanabilmesi olanaklı değildir. <br>Asıl davada, davacı tarafından, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince yapılan İngiltere-İstanbul arası taşımaya yönelik olarak düzenlenen 850,00 Euro'luk navlun faturasının 800,00 Euroluk kısmının ödenmediği, bu hususta başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu iddia edilmiş ise de;<br>Dava konusu taşıma yurt dışı taşıması olup, bu taşımadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanacak  ... Konvansiyonu'nun 39/4 maddesine göre, \"Taşımacılar arasındaki davalarda 32. madde hükümlerinin uygulanacağı,  ... Konvansiyonu'nun 32. maddesine göre ise, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalarda, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davaların üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlere dayanılarak açılan davaların ise, bir yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, davacı tarafından, bakiye navlun alacağının tahsili istendiğinden, davanın bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu, taşınan yükün  02/07/2018 tarihinde alıcıya teslim edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın 03/12/2018 tarihinde  takibe konulduğu, 6098 sayılı TBK'nın 154/2 ve 157/2 maddeleri uyarınca, icra takibi ile kesilen zamanaşımı  süresi, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlamakta olup, somut olayda icra takibinin başlatıldığı 03/12/2018 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresinin kesildiği ve davalı borçlunun 18/12/2018 tarihli itirazı ile icra müdürlüğünün 20/12/2018 tarihli kararı ile  takibinin durduğu, icra dosyası kapsamında başkaca bir işlemin yapılmadığı, davacı tarafından 05/03/2019 tarihinde arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğu ve 27/03/2019 tarihinde tarafların anlaşamadıklarına dair son tutanağın tutulduğu, arabuluculuk sürecinde zamanaşımı süresi durduğu, davanın ise, 21/02/2020 tarihinde açıldığı, arabuluculuk sürecinde duran süreler de eklendiğinde davacının bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı, asıl davanın konusu olan alacağın, ...’nin 32,  6098 sayılı TBK.'nun 153, 154 ve 157. maddeleri gereğince dava tarihinden önce zamanaşımına uğramış olduğu, anlaşıldığından, mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait ... Esas sayılı dosyada, davacı tarafından, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu, davalının kendisine ait yükü İstanbul'dan İngiltere'ye taşıdığı, bu taşıma sırasında davalının çalışanlarının kusuru nedeniyle taşınan malın zarar gördüğü, zarara ilişkin olarak düzenlenen fatura  bedelinin ödenmediği iddia edilmiş ise de;<br>Birleşen davada takibe dayanak teşkil eden alacağın ... hükümlerine göre taşınan emtiadaki hasardan kaynaklandığı, bu talepler bakımından ...’nin 32. maddesinin nazara alınması gerektiği, ...’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresinin bir yıl olarak kabul edildiği, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise, bu sürenin 3 yıl olarak belirlendiği, dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalı tarafından taşınan emtianın, kusurlu taşıma sonucunda hasarlandığı ileri sürüldüğünden, davalı taşıyıcının hasarın oluşmasına “bilerek kötü hareketinin” neden olduğu da iddia edilmediğinden, mahkemece, zamanaşımı süresinin bir yıl olarak kabulünün usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından taşınan yükün 02/07/2018 tarihinde hasarlı bir şekilde alıcıya  teslim edildiği, davacı tarafından, hasar nedeniyle oluşan zararına karşılık 09.10.2018 tarihli 3.500,00 Euro bedelli faturanın düzenlendiği, davacı 02/07/2018 tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 22/12/2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davacının bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde takip başlatmadığı ve dava açmadığı, birleşen davanın konusu olan alacakların, ...’nin 32,  6098 sayılı TBK.'nun 153, 154 ve 157. maddeleri gereğince dava tarihinden önce zamanaşımına uğramış olduğu, Covid 19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında düzenlenen 7226 sayılı Kanunun takip tarihi dikkate alındığında somut olaya uygulanamayacağı anlaşıldığından, mahkemece, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, birleşen dosya davacısı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                      \t\t\t\t\t          :<br>1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının   ESASTAN REDDİNE,<br> 2)-a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 346,90.TL maktu  istinaf karar harcının asıl dava davacısı /birleşen dava davalısı ... Uluslararası Taş. İletişim Taş. Ve San. A.Ş'den  alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>b)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 346,90.TL maktu  istinaf karar harcının asıl dava davalısı/birleşen dava davacısı ...'ten alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,<br>4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından  vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br> Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki kabul edilen dava değerinin  378.290,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere  karar verildi. 27/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br><br><br><br>    <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17a303d634e1fd01","SID":"4885b383a8d684ff"}}