{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/792 Esas<br>KARAR NO: 2025/53<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/03/2023<br>NUMARASI: 2021/36 Esas, 2023/45 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince. dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... tescil numaralı “... İSTANBUL” ve ... tescil numaralı “...” markasını tescil ettirdiğini, ancak bu ibarenin SMK’nun 5/1-c ve Direktif 4/1-c maddeleri uyarınca tanımlayıcı bir ibare olduğunu, alkol ölçüm aletinin adı olduğunu, her barda bu aletin zorunlu olarak kullanıldığını, bu ibarenin kullanımının bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, davacının yıllardır kullandığı “...” ticaret unvanını kullandığını, “kokteyl atölyesi” yapmak için yıllardır kullandığı ve ünlü olduğu bu ibareyi kullanmaması için dava açıldığını, davalının tekel hakkı için markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini beyan ederek davalının ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” markalarının SMK’nun 5/1-c-d ve 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı adına ... numarası tescilli “...”  markasının, davacı tarafından  “ www....com ” adlı internet sitesi  ile  tescilli markasının hukuka aykırı şekilde haksız ve izinsiz kullanıldığının tespit edildiğini, ihtarnameye rağmen web sitesinin yayından kaldırılmadığını davalının markasından doğan haklarına yapılan tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi için davacı  aleyhinde dava açtıkları davada, alınan bilirkişi raporu ile \"...\" kelimesinin sektör için tanımlayıcı olmadığının  tespit edildiğini, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların  dayanaksız  ve gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporu ile \"...\" ibaresinin İngilizce bir isim olduğu, ancak herkes tarafından anlamı bilinen bir yabancı sözcük olmadığı, yalnızca içecek ürünlerini hazırlayan veya satışını yapan kişilerce bilinen bir isim olduğu, davalının markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetler için, ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliğinin yüksek olduğunun tespit edildiği, davalının ... tescil numaralı ve esas unsuru \"...\" olan markasının tescil başvurusunun 22/05/2012 tarihinde yapıldığı ve o tarihten bu yana davalı tarafça kafe ve bar işletmesinde \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için kullanıldığı dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu nedenle davalının bu hizmetlerle ilgili \"...\" ibaresi üzerinde tescilden kaynaklanan bir öncelik hakkının mevcut oluduğu, 21/10/2019 tarihinde \"...\" markasının tescilini de seri marka oluşturmak amacıyla talep etmiş olmasının kötü niyetli tescil olarak nitelendirilemeyeceği, davalının \"...\" markasının başvuru tarihinin 21/10/2019 olduğu, davacının bu markayı işletme adında kullanmaya başladığı 2015 tarihinden itibaren Yargıtay kararları ile uygulamada hak kaybı için kabul edilen 5 yıllık süre geçmeden marka başvurusu yaptığının tespit edildiği, davalı, marka başvurusunu yaptıktan hemen sonra da davacıya bu markayı kullanmaması için ihtarname gönderip, dava  açtığı, davalının hak sahibi olduğu \"...\" markasının çok benzeri olan \"...\" markasının davacı tarafça kullanılmasını önlemeye çalışması ve kendi adına tescil ettirmek istemesinin marka tescilinden kaynaklanan bir hak olup, kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile, davalıya ait  ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” markalarının hükümsüzlüğü için SMK'nun 5/1-c, 5/1-d ve 6/9. maddelerindeki koşulların mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -... kelimesinin, sektörde sık kullanılan tanımlayıcı, ayırt ediciliği bulunmayan bir isim olduğunu ispatlamak için sektörden kişileri tanık olarak göstermelerine rağmen tanıklarının dinlenmediğini, duruşmaya katılan davacı asile söz verilmediğini, hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, -Müvekkilin önceki ... İSTANBUL kullanımının görmezden gelindiğini, uzman görüşü ve dosyada mübrez delillerin bilirkişi kök ve raporunda bunlar görmezden gelindiğini, hukukçu bilirkişi tarafından taraflı bir rapor hazırlandığını, ...'un ...'dan sonra seri marka olduğuna dair davalının bir beyanı ve savunması olmadığı halde, davalının seri marka olarak başvurduğunun hakim tarafından gerekçe yapıldığını, gerekçeli kararda yazılan 5 yıllık hak kaybı yorumunun anlaşılamadığını,  müvekkilin 2015 yılından beri kullandığı ... işletme adının aynısının 2019'da davalı tarafındna tescilinin SMK'da düzenlenen 5 yıllık süre ile ilgisi olmadığını, bunun ancak susma yoluyla uygulandığını, müvekkilinin ticari işletme ismi ... üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, -Rapordaki bilirkişi görüşlerinin birbiriyle çeliştiğini, raporda  teknik bilişim bilirkişisi tarafından  \"...\" ibaresinin kokteyl sektöründe sıkça kullanılan ve ardına farklı ibareleri getirilerek onlarca firma, kişi tarafından kullanıldığına dair görseller sunulduğunu, ancak sanki ... ibaresini Türkiye'de ve dünyada ilk kullananın davalı olduğu yorumu yapılarak aleyhlerine çelişkili olarak görüş bildirildiğini,- ... markasının tanımlayıcı olduğunu, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu,  kelimenin İngilizce olmasının tanımlayıcığı etkilemeyeceğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava,  marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine  karar verilmiştir. Karar davacı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının ... tescil no'lu \" ...\"  ve  ... no'lu \"...\" markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalının ... tescil numaralı ve esas unsuru \"...\" olan markasının tescil başvurusunun 22/05/2012 tarihinde yapıldığı ve o tarihten bu yana davalı tarafça kafe ve bar işletmesinde \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" için kullanıldığından, davalının bu hizmetlerle ilgili \"...\" ibaresi üzerinde tescilden kaynaklanan bir öncelik hakkının mevcut olduğu, davanın ... tescil no'lu \" ...\" ibaresinin tescilinden 5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, davalı markalarının tescilinde kötü niyetli olduğunu gösteren delil bulunmadığı, hükme esas alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, ingilizce olan \"...\" ibaresinin  herkes tarafından anlamı bilinen bir yabancı sözcük olmayıp, yalnızca içecek ürünlerini hazırlayan veya satışını yapan kişilerce bilinen bir isim olduğunun, söz konusu ibarenin 43. sınıfta yer alan hizmetler için SMK 5/1-c ve 5/1-d  maddeleri uyarınca tanımlayıcı ve  zayıf bir marka olmadığının tespit edildiği, raporda bilirkişiler arasında görüş ayrılığının söz konusu olmadığı, davacı tarafça sunulan uzman görüşünün, davacının yazılı belgeye bağlı beyanı niteliğinde olduğu, uzman görüşü içerisindeki vakıaların ispatının ancak bilirkişi delili ile mümkün olduğu davalı markalarının hükümsüzlüğü için SMK'nun 5/1-c, 5/1-d ve 6/9. maddelerindeki koşulların mevcut olmadığı anlaşılmakla, davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5237a3e6d5d7c861","SID":"7c467391e12c371a"}}