{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1811 <br>KARAR NO:2024/2005<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:23.10.2024<br>NUMARASI:2024/619 Esas <br>DAVA:Yönetim Kurulu  Kararının İptali İstemli<br>Taraflar arasında görülen yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti ve  iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle  ihtiyati tedbir  talebinin reddine dair verilen 23.10.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yönetim kurulu toplantısında müteveffa ...’nun paylarının bir kısmının davalı şirket tarafından satın alınmasına ve bir kısmının mirasçılar adına elbirliği ile pay defterine kaydedilmesine karar verildiğini, bu hisselere yönelik genel kurula katılma ve oy kullanma haklarına yönelik hakların geçişine onay verilmemesine karar verildiğini ancak verilen kararın yasanın emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkili tarafından 13.07.2024 tarihinde genel kurulun 10 gün içinde toplantıya çağrılması talebinde bulunduklarını ancak davalı şirket tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede tereke temsilcilerinin genel kurul toplantısına katılma ve toplantı talebinde bulunma yetkilerinin bulunmadığının ifade edildiğini, şirket yöneticilerinin her yılın ilk üç ayında yapmaları gereken genel kurulları yapmadıklarını, temettüleri dağıtmadıklarını ve yapılacak genel kurullarda tereke temsilcilerini davet etme eğiliminde olmadıklarını beyanla TTK'nın 391. maddesi uyarınca 24.09.2024 tarihli ve 2024/1 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ve pay defterinde gerçekleştirilen kaydın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiş ve yargılamanın sonuna kadar kararın yürütülmesinin geriye bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 23.10.2024 tarihli ara kararla;  \"...Somut olayda davalı şirket yönetim kurulunca 24/09/2024 tarihli 2024/1 sayılı kararla, muris ...'dan mirasçılarına intikal eden davalı şirket payları yönünden genel kurula katılma ve oy kullanma haklarına yönelik hakların geçişine onay verilmemesi yönünde karar alınmış ancak, alınan bu yöndeki kararın haksızlığına ilişkin herhangi bir dava açıldığı ileri sürülmediği gibi; İst. 16. Sulh Hukuk Mahkemesince 2023/1 Tereke sayılı dosyada verilen ara kararın, TTK'nın 494/2 maddesinde düzenlenen \"şirket onayı\" koşulunu ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığı; sonuç itibariyle haklılığın bu aşamada yaklaşık olarak ispatlanamadığı...\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/1 Tereke sayılı dosyasında açıkça, mirasçılara intikal eden davalı şirket payları yönünden genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının tereke temsilcileri tarafından kullanılacağına ve genel kurulun toplantıya çağrılması da dahil olmak üzere, tereke temsilcilerine toplantılara katılma yetkisi verildiğini, oysa dava konusu kararda, mahkemenin vermiş olduğu bu kararın aksine, \"müteveffa ...’nun paylarının bir kısmının davalı şirket tarafından satın alınmasına, bir kısmının mirasçılar adına elbirliği ile pay defterine kaydedilmesine ancak bu hisselere yönelik genel kurula katılma ve oy kullanma haklarına yönelik hakların geçişine onay verilmemesine\" denilerek mahkemenin vermiş olduğu yetkinin tanınmaması, kaldırılması şeklinde karar alındığını, bu bakımdan ilk derece mahkemesinin \"İst. 16. Sulh Hukuk Mahkemesince 2023/1 Tereke sayılı dosyada verilen ara kararın, TTK'nın 494/2 maddesinde düzenlenen \"şirket onayı\" koşulunu ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığı\" yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, Dilekçe ekinde sundukları, Dokring görüşler ve Yargıtay kararları çerçevesinde, miras taksim edilmedikçe (paylaşılmadıkça) şirket payları üzerinde elbirliği mülkiyetinin hüküm sürdüğüne ve pay defterine kaydın elbirliği mülkiyetine uygun şekilde yapılması gerektiği, bu bakımdan alınan yönetim kurulu kararı, anılan yasa hükümlerine açıkça aykırı olup kararın butlanının tespitine karar verilmesi gerektiğini,Somut olayda, pay defterindeki kayıtlar hukuka aykırı olmasına rağmen bu kayıtlar esas alınarak genel kurul toplantısı yapılması ve geri dönülemez kararlar alınması tehlikesi söz konusu olduğunu, huzurdaki davada butlanla malul olduğunun tespiti istenen yönetim kurulu kararına dayanılarak düzenlenen pay defteri esas alınarak genel kurulun yapılması halinde ve bu kişilerin anılan genel kurulda oy kullanması halinde, pay defteri kaydına esas teşkil eden yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesine karar verilmesi neticesinde genel kurul kararının da sakatlanacağının açık olduğunu, mevcut durumda miras payı varmış gibi (ne var ki asıl olan bütün mirasçıların terekeye el birliği ile sahip olmasıyken) pay sahibi kaydedilen bu kişiler şirket genel kurulunda oy kullanacak ve bu kişilerin oylarıyla geri dönülemez köklü değişikliklere sebebiyet verileceğini,Esas yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılana kadar iş bu davaya konu yönetim kurulu kararının yürütmesinin geriye bırakılması hukuk güvenliği açısından elzem olduğunu, aksi takdirde kaçınılmaz biçimde, telafisi önemli ölçüde güç zararlar doğacağını, öte yandan, batıl yönetim kurulu kararlarının baştan itibaren hüküm doğurmadıkları düşünüldüğünde bu kararlara dayanılarak işlem yapılması hukuk ve işlem güvenliği açısından da zedeleyici olduğunu, bu nedenlerle, huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar önüne geçilmesi telafisiz zararların oluşmasına engel olunması amacıyla, dava konusu kararın yürütülmesinin geriye bırakılması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, iddianın ileri sürülüş biçimine göre  TTK'nın 391. maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu kararlarının batıl (geçersiz) olduğunun tespiti talebine; istinaf, 23.10.2024  tarihli ara karara  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında yönetim kurulu kararının uygulanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinin reddine dair verilen 23.10.2024  tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir.Yönetim kurulunca alınan 24.09.2024 tarih ve 1 sayılı karar ile \"müteveffa ... nunu paylarının bir kısmının davalı şirket tarafından satın  alınmasına, bir kısmının mirasçılar adına elbirliği ile pay defterine kaydedilmesine ancak bu hisselere yönelik genel kurula katılma  ve oy kullanma haklarına yönelik hakların geçişine onay verilmemesine\" dair verilen kararın batıl olduğunun tespiti talep edilmiştir.TMK'nın 640.maddesi gereğince; birden fazla mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesi ile birlikte paylaşıma kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Buna göre mirasçılar, terekeye el birliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TTK'nın 494/2.maddesinde ise şirket paylarının miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra hükümleri gereği iktisap edilmeleri halinde bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan mal varlığına ilişkin haklar derhal; genel kurula katılma hakları ile oy hakları ise ancak şirketin onayı ile devir alana geçer. İlk derece mahkemesince de TTK 494/2 maddesi kapsamında şirket onayı koşulu kapsamında yaklaşık ispat oluşmadığı gerekçesiyle tedbirin reddi ara kararında,  mirasçıların şirket ortağı olması karşısında, HMK'nın 389.maddesinde belirtilen tedbire karar verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişki herhangi bir kanıt bulunmaması nedeniyle mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, yargılamanın ilerleyen aşamalarında koşulların oluşması ve talep halinde mahkemece her zaman tedbir kararı verilebileceği göz önüne alınarak, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 23.10.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4  Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58c0762fcbc524ab","SID":"0ce84c471cdb2cd8"}}