{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2022/1000 <br>KARAR NO:2024/1347<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/01/2021<br>NUMARASI:2018/52 Esas, 2021/35 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ :18/12/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı yüklenici, taraflar arasında davalının iş yerinde mekanik, elektrik, dekorasyon ve inşaat işlerinin yapılması amacı ile 19/04/2017 tarihli mimari hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından işlerin eksiksiz tamamlandığını, davalının ödemeleri geciktirdiğini, iş bittikten sonra ödeme yaptığını, düzenlenen faturadaki 42.300,00 TL KDV bedeline ve işlemiş faizine yönelik başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini, ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı iş sahibi, işin geç tamamlandığını, eksik ve ayıplı ifa edildiğini, mail yolu ile davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, bedelin işin bitmesinden önce ödendiğini ancak uyuşmazlık başlayınca bakiye bedeli ödemekten imtina ettiklerini, faturanın geç kesilip taraflarına tebliğ edilmeden icra takibine konu edildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında 19/04/2017 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığı, iş bedelinin peşin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının davalı tarafa gönderdiği Üsküdar... Noterliğinin 31/05/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıdan kaynaklanan gecikmelerin ve davalının ödeme yapmakta geciktiğinin bildirildiği, davalının 14/04/2017 ve 09/10/2017 tarihleri arasında toplam 231.565,33 TL ödeme yaptığı, davacının davalıya ait iş yerini 06/07/2017 tarihinde teslim ettiği, davalının franchising aldığı Fransız şirketinin teslimi onayladığı,  taraflar arasında sözleşme bedeli ve davalının yaptığı ödemenin miktarına yönelik ihtilaf olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının yükümlülüğünü eksik ve ayıplı ifa edip etmediği, davalının bu ayıba dayanarak eksik ödeme yapmakta haklı olup olmadığı noktasında toplandığı, davalı tarafın, iş yerinin 06/07/2017 tarihinde teslimi sonrasında davacı şirkete 07/07/2017 tarihinde mail göndererek açılış itibari ile üç ana problemin olduğunu bildirdiği, bu problemlerin; klimanın arızalı olması, ana makaron satış ünitesi ile ilgili sorun ve şemsiyelerin montajının yapılmaması olarak belirtildiği, davacı tarafın maile cevap verdiği, taraflar arasında yazışmalar yapıldığı, bu bağlamda; davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerektiği, davalıya ait iş yerinde yapılan keşif neticesinde bilirkişilerce düzenlenen 26/09/2019 tarihli ek raporda; davacı tarafından takılan ilk klimanın bozulması üzerine yeni klimanın takıldığının, dava konusu sözleşmede klimanın tipi ve btu değeri belirtilmediğinden söz konusu mahalli soğutan ve çalışır durumda olan yeni klima yönünden ayıbın söz konusu olmadığının, davacının sözleşmede yer alan şemsiye imalat ve montaj işinin istenen şekilde yapılmadığının, dört şemsiye teslim edilmesi gerekirken üç şemsiye teslim edildiğinin belirtildiği, ana makaron satış ünitesi ile ilgili sorunun sözleşme kapsamındaki edimlerden olup olmadığı, bu sorunun taraflarınca tespit edilip edilmediğine dair teknik bilirkişi heyetinden alınan 28/10/2020 tarihli ek raporunda; sözleşmede soğutma sisteminin içeriğinin ve teknik özelliğinin belirtilmediğinin, söz konusu soğutma ile ilgili olarak herhangi bir arıza ve onarıma dair bir tespitlerinin olmadığının bildirildiği, böylece davacının ayıp ihbarına konu hususlardan sadece şemsiye teslim ve montajı hususunda yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılmakta olduğu, her ne kadar davalı taraf, davaya cevap dilekçesinde pek çok eksiklik ve ayıplı ifadan bahsetmekte ise de; 07/07/2017 tarihli mailde bahsedilmeyen hususlarda geçerli bir ayıp ihbarı bulunmadığından davalının iddiaları dikkate alınmayıp, sadece şemsiye teslim ve montajı hususunda ayıplı ifa olduğu kabul edilerek bu imalâtın sözleşmedeki bedeli olan 5.500,00 TL'nin davacının alacağından mahsubu ile davacının davalıdan 36.800,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmedildiği, reddedilen kısım yönünden ise davacının kötüniyeti kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin 36.800TL asıl alacak 237,29TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.037,29 TL üzerinden devamına, Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, bilirkişi incelemesinde rapor kapsamına alınmasını talep ettikleri bir takım kalemlerin incelenmediğini ve hesaba dahil edilmediğini, davacı tarafın eksik uyguladığı dış alan projesi (ve hatalı teslim edilen ve projeye aykırı olarak kurulumu yapılan şemsiye) nedeniyle müvekkilin ciro kaybı bulunduğunu, gerekçeli kararda da dış alandaki şemsiye teslimi ve montaj işinin ayıplı olarak ifa edildiğinin hüküm altına alındığını, bu işin sözleşmedeki bedelinin de müvekkili lehine olarak hesaplanarak hüküm tesis edildiğini, ayıplı olarak ifa edildiği açık ve taraflarınca ihbarının da gerçekleştiği kabul edilen bu iş neticesinde meydana gelen, müvekkilin kazanç kaybından doğan zararların hesaplanmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafın sözleşme gereği yapması gereken ... sigortasını yapmadığı halde bunun için sözleşmede kararlaştırılan 1.400,00 TL bedeli müvekkiline fatura ettiğini, bunun sözleşmesel edimin hiç yerine getirilmemesi olup, ayıp ihbarına gerek bulunmadığını, davacının, sırf sözleşmede açıkça belirtilmediğinden bahisle yetersiz klima takılmasından sorumlu olmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirket restoranına takılan klimanın müvekkili şirketin faaliyetine uygun bir klima olması gerektiğini, ayrıca, takılan ilk klima ile ikinci klima arasındaki farkın dahi bilirkişi heyeti tarafından dikkate alınmadığını, takılan ilk klimanın çalışmaması sonrasında aynı standardı dahi sağlamayan bir klima takıldığını, ilk takılan klimanın arızası sebebiyle meydana gelen ürün zayiatı hesaplanmadığını, ilk takılan klimanın ayıplı olduğuna ilişkin mail yazışmaları mevcut olup ayrıca yerel mahkemenin de bu konuyu hüküm altına aldığını, davacı tarafından hiç yerine getirilmeyen bir takım iş kalemlerinin (teslim öncesi temizlik işlemi yapılmaması, şap atma işlemi yapılmaması, alçıpan WC duvarları içine izolasyon taş yünü uygulama işi yapılmaması) hesaplamaya dahil edilmediğini, işin geç teslimi nedeniyle günlük %02 cezai şart hesaplanması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, işin 6 gün geç teslim edildiğini, bu gecikme süresi için sözleşmenin 4.3 Maddesi gereğince cezai şart hesabı gerektiğini, uygulanmayan elektrik projesinin incelenmediğini ve hesaba dahil edilmediğini, Yerel mahkemenin \"ayıp ihbarında bulunulmadığı\" yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından faturanın geç kesilmesinin, müvekkilinin ödememe eyleminin ayıp ihbarında bulunulduğunu gösteren işaretler olduğunu, sözleşme konusu inşaat işinin 06.07.2017 tarihinde teslim edildiğini, faturasının ise16.10.2017 tarihinde kesildiğini ve müvekkiline tebliğ edilmeksizin icra takibine geçildiğini, işin tesliminden sonra ciddi eksikler bulunduğunu, bu eksiklikler ile ilgili taraflar arasında görüşmeler yapıldığını, hatta ayıplı hususlardan biri olan klimada değişim yapıldığını, bu görüşme ve pazarlıklar yapılırken davacı şirketçe fatura kesilmediğini, tarafların eksik/ayıplı işler ile ilgili anlaşma noktasına gelemediğini, taraflar arasında ağustos ayında vadesi gelen çek ile ilgili uyuşmazlık çıktığını, sonrasında anlaşma sağlanamayınca 16.10.2017 tarihinde fatura kesilerek icra takibine geçildiğini, davacının bu durumu \"ayıp ihbarında bulunmadılar\" savı ile savunmasının bütünüyle bu hakkının kötüye kullanılması olduğunu, hiç yerine getirilmeyen yükümlülükler bakımından ayıp ihbarında bulunmak gerekmediğini, davacı tarafça sözleşme gereği yapılması gerektiği halde hiç teslimi yapılmayan yükümlülüklerin şunlar olduğunu; masa ısıtıcılarının temin edilmediğini, masa ve sandalyelerin 2 masa ve 6 sandalye eksik temin edildiğini, çöp tenekesi imalatı ve montajının yapılmadığını, 4’er adet monte edilmesi gereken paslanmaz rafların 3’er adet monte edildiğini, endüstriyel yer süzgecinin temini ve montajının yapılmadığını, teslim öncesi temizlik işleminin yapılmadığını, şap işlemlerinin yerine getirilmediğini, alçıpan WC duvarları içine izolasyon taş yünü uygulaması yapılmadığını, satış alanı tavan yüzeyinin dekorlu baskı ile kaplanması işinin yapılmadığını, paspas temin ve montaj işleminin yapılmadığını, mutfakta uygulanacak 20x20 beyaz vitra seramik imalat ve montaj işinin yapılmadığını, ... sigortasının yapılmadığını ya da yapıldığına dair bir belge sunulmadığını, ayıp ihbarının yapılmamasının yalnızca ayıptan doğan seçimlik hakların kullanılmasını engelleyeceğini, yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunun devam edeceğini, icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını, davacı tarafın ilgili icra takibine konu ettiği faturanın süresinde düzenlenmediğinden hükümsüz olduğunu ve bu faturadan KDV tutarının doğmasının mümkün olmadığını, davaya konu takipteki talep sadece faturanın KDV tutarına ilişkin olduğundan, davanın sırf bu nedenle dahi reddi gerektiğini belirterek, kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinafında, davalı yana işin tam ve eksiksiz olarak telim edildiğini, ayıp ve kusurlu işlere ilişkin bir ihbar ve ihtar olmadığını, davanın TBK’nun 474. ve 477. maddelerine kesin bir aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece şemsiye ile ilgili ayıp ihbarı bulunduğu belirtilmiş ise de davalının ihbarı değil şemsiyelerin değiştirilmesi talebi olduğunu, değişiklik talebinin tamamen farklı bir şemsiye istemine ilişkin olduğunu, eksik şemsiye takıldığına ilişkin bir beyan ve itiraz bulunmadığını, hükme esas alınan 26.9.2019 tarihli raporun 9. sayfasında; \"alacak kalemlerinden tenzilat yapılan kalemler; şemsiye 1 adet 6.226-TL.'dir\" yazılı ise de, davalıya teslim edilen şemsiyelerin 2 adet 2 kafalı şemsiye olduğunu, keşif mahallinde 1 tanesinin davalı tarafça söküldüğünün görüldüğünü, davalı tarafın dosyaya delil olarak sunmuş olduğu 09.10.2018 tarihli fatura ile iki adet şemsiyeyi KDV dâhil 7.080-TL olarak satın aldığını gösterdiğini, ancak 12.11.2018 keşif tarihinde müvekkilinin taktığı dışında davalının satın almış olduğunu iddia ettiği şemsiyelerin olmadığını, kullanılmayan bir şemsiyenin satın alınmış olmasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin hesap listesinde ise 2 adet 2’li (toplam 4 adet) şemsiye için 11.000-TL bedel öngörüldüğünü, indirim yapılması için fazla hesaplama yapılmış olması gerektiğini ancak fazla hesaplama olmadığını, üçüncü olarak davalı bir adet şemsiyeyi 3.000-TL.’na satın aldığını, müvekkili şirketin 2.250-TL’na sattığını iddia ve yazılı deliller ile beyan eder iken raporda iki kat fiyat yazıldığını, Mahkemece de bir adet için 2.250-TL fiyatlandırılan şemsiye için 5.500-TL. tenkise gidildiğini, dolayısı ile raporun üç yönden hatalı olduğunu, davalının teslimi 6.7.2017 tarihi olarak kabul ettikten 8 ay sonra ayıp ihbarında bulunamayacağını belirterek, kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, davacı yüklenici tarafından, taraflar arasındaki \"davalının iş yerinde mekanik, elektrik, dekorasyon ve inşaat işlerinin yapılmasına\" ilişkin akdedilen 19/04/2017 tarihli mimari hizmet sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen 16/10/2017 tarihli 277.300,00 TL bedelli faturanın 42.300,00 TL'lik KDV bedelinin ve işlemiş faizinin davalı iş sahibinden tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Faturanın diğer kısmına yönelik bir talep yoktur.Taraflar arasında \"davalının iş yerinde mekanik, elektrik, dekorasyon ve inşaat işlerinin yapılmasına\" ilişkin 19/04/2017 tarihli mimari hizmet sözleşmesi bulunduğu, 16/10/2017 tarihli 277.300,00 TL fatura ve işin 06/07/2017 tarihinde teslim edildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı iş sahibinin cevabına göre, taraflar arasındaki ihtilaf, davaya konu sözleşme kapsamındaki işlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak ve zamanında yapılıp yapılmadığı, bu kapsamda davalının davaya konu fatura bedeli kısmını davacıya ödenmekten kaçınmakta haklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe doğrultusunda, davalının sadece 07/07/2017 tarihli maildeki 3 ana problem bakımından (klimanın arızalı olması, ana makaron satış ünitesi ile ilgili sorun ve şemsiyelerin montajının yapılmaması) süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu, davaya cevap dilekçesinde bahsedilen sair eksiklik ve ayıplarla ilgili geçerli bir ayıp ihbarı bulunmadığından bunların dikkate alınmadığı kabul edilmiş ve buna göre davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılmış ise de, işin 06/07/2017 tarihinde teslim edilmesi, söz konusu 07/07/2017 tarihli mail içeriği ve devamındaki süreç göz önünde bulundurulduğunda davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü tüm ayıplar bakımından süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmesi gerektiğinden, cevap dilekçesinde ileri sürülen \"eksik işler\" bakımından ise ayıp ihbarına gerek bulunmadığından, Mahkemenin bu kabulü ve değerlendirmesi usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.Buna göre, Mahkemece, davalının geç, eksik ve ayıplı teslim savunmasının yerinde olup olmadığının, taraf vekillerinin bunlara dair istinafta da ileri sürdükleri itirazlar da karşılanarak usulüne uygun bir şekilde değerlendirilmesi, eğer geç, eksik ve ayıplı teslim olduğu belirlenirse, davaya konu sözleşmenin \"götürü bedelli\" olduğu ve sözleşme bedeline ilişkin düzenlenen 16/10/2017 tarihli 277.300,00 TL bedelli fatura bakımından taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ayrıca sözleşme ekindeki her bir iş kalemi bakımından belirlen bedeller dikkate alınarak, tespit edilen eksik ve ayıplar bakımından davacı yükleniciye ödenmesi gereken toplam sözleşme bedelinden ne miktarda bir indirime gidilmesi gerektiğinin \"fiziki oran yöntemine göre\" bilirkişiye belirlettirilmesi (bu yöntem gereğince, sözleşmede yapımı kararlaştırılan işin tamamına göre eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle gerçekleştirilen imalâtın fiziki oranı tespit edilip, bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanma yapılması gerekmektedir), ayrıca eğer mevcut ise geç teslim nedeniyle davalının cevap dilekçesinde ileri sürüdüğü cezai şart iddiasının da yerinde olup olmadığının ve bu yönde davacının bakiye alacağından mahsup edilmesi gereken bir meblağ olup olmadığının da değerlendirilmesi, sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin hatalı değerlendirme ve eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine göre tarafların sair istinaf itirazları bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE,2-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/01/2021 tarih, 2018/52 Esas, 2021/35 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"815c8fd990a7295f","SID":"40c2c69490c5acd7"}}