{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1976 <br>KARAR NO: 2024/2102<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/801Esas (derdest dava)<br>TARİH: 01/11/2024 (Ara karar tarihi )<br>KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara  karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili  dilekçesinde özetle; Davalı tarafın kötü niyetli olarak mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle davalı şirketin taşınır-taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi   01/11/2024  tarih ve 2024/801 Esas  sayılı ara kararında; \"Takibe itiraz ile alacağın çekişmeli hale geldiği, alacağın varlığı yargılamayı gerektirmesi İİK m.257 şartları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, '' Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz, HMK’nun 389. vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olup, şartları ve sonuçları İİK’nun 257. maddesinde düzenlendiğini, İİK'nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, Yerleşmiş Yargıtay kararlarında ise alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu kesin ve tam bir şekilde ispat etmesinin gerekmediği, mahkemeye kanaat verecek deliller getirmesinin yeterli olduğunun ifade edildiğini, aşağıda, davalıya yapılan taşımaların cari hesaptaki açıklamalarının yer aldığı satırda, her bir taşımanın fatura ve taşıma irsaliyesini sunduğunu, evraklarda, taşımanın mahiyeti, nereden nereye yapıldığı, ne taşındığı vb. bilgilerin mevcut olduğunun görüldüğünü, bu belgeler incelendiğinde; müvekkilinin alacağını yaklaşığın da ötesinde kesin ve tam bir şekilde ispatladığını, Bu süreçte, davalının mal kaçırmasının son derece olasıdır ki bu yönde duyumlar aldıklarını, bu durumlarda geçici hukuki himayelerin verilmesi bir yargı geleneği olduğunu, bu nedenle, gerek dava ve usul ekonomisi gerek somut vakıanın gelişimi, maddi kanıtların yoğunluğu, eldeki davanın kabul ile sonuçlanma olasılığı, davalı tarafın mal kaçırma ihtimalinin olması, dava sonunda verilecek kararın işlevsiz kalmaması, alacağın tahsil edilememe riskinin bulunması, bunun da yeni dava ve sorumluluklara yol açacak olması vs. gibi ihtimaller dikkate alınarak davalı tarafın taşınır ve taşınmazları üzerinde alacaklarına yetecek oranda ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, İstanbul BAM 9. HD. 14.12.2018 T., 2018/4408 E., 2018/174 K.: \"İİK'nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. \"Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir.\" İstanbul BAM 8. HD. 11.10.2018 T.,  2018/2418 E., 2018/1083 K. : \"Dava konusu zarar haksız eylemden kaynaklandığından, tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. (6098 sayılı TBK. m.117). Buradaki \"muacceliyet\" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yargılama sırasında ihtiyati haciz isteminde bulunulmuş olup; bu aşamada, kusur oranının ve zarar miktarının tam olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyet ile bağdaşmaz. Diğer yandan, ileri sürülen alacaklar rehin ile temin edilmemiş olduğuna göre; para alacağını temin amacına dönük olan, ihtiyati haciz isteminin kabul edilmesi gerekir. Ara kararı, gösterilen nedenlerle yerinde bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Mahkemece verilen ara kararının kaldırılmasına, itirazın iptali talebine konu alacağın % 15'i oranında teminat alınması karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.\" Yukarıda anlatılan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak davalının taşınır, taşınmaz, diğer hak ve alacakları üzerine alacaklarına yetecek oranda öncelikle teminatsız, aksi halde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, cari hesaba dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; \"Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" hükmü yer almaktadır. Somut olaya döndüğümüzde, davacı tarafından dava dilekçesine delil olarak taşıma irsaliyeleri, e faturalar, kantar fişi, cari hesap ekstresini ibraz ettiği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle cari hesaba dayalı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın varlığı ve miktarı açılan eldeki  davada iddia ve savunma doğrultusunda  yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından takip tarihine kadar olan döneme ait tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek bilirkişi raporuna  göre yargılama  sırasında  ortaya çıkacaktır. Talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler,  alacağın varlığı ve miktarına dair HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup  buna göre,  ilk derece mahkemesince ihtiyati  haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince   ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  26/12/2024  tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2328e69664da586","SID":"717cc94bd42c0c0e"}}