{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1871 <br>KARAR NO: 2024/1985<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14.10.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/754 E. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasında görülen tazminat talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen 14.10.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, davalılar ile davalıların  finansal danışmalık yapması kapsamında iş ilişkisinin başladığını, finansal danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, zaman içerisinde  davacının yönlendirmesi ile davalıların  ...'nin iştigal alanında yeni iş modeli üzerine çalışmasının başlatıldığını, bu yeni çalışma modeli ile davalılarla tüm müşteri sır ve bilgilerinin paylaşıldığını, davalılar ile birlikte devam eden güvene dayalı iş ilişkisi kapsamında ...’nin yönlendirmesi ve öğretisi ile satış ve pazarlama alanında iş yapabilmeleri amacıyla tarafların yeni iş modeli ile çalışmaya başladığını, yeni iş modelinde davalıların davacı ...’nin var olan satış ve pazarlama sistemini takip etmek, operasyonel süreçlerini yürütmek üzere görevlendirildiğini, ... şemsiyesi altında çalışmaya başladıklarını,  davalı gerçek kişilerin ... firması adına ...’nin var olan ve yönlendirdiği müşterilerle satış ve pazarlama amaçlı iletişime geçmeye başladığını, adlarınıa mail adresleri açıldığını,  davalıların müvekkili şirket müşterileri dışında hiçbir firma ile kimyevi ham madde ticareti yapmadığını, ... tarafından yapılan tüm alımların ... adına yapıldığını, bütün ödemelerin ... tarafından yapıldığını,  davalı ... ve ...'ın davacı şirketin iş alanına hâkim olmadıkları için davacı şirket sahibi ... davalı ... ve ... ile her hafta düzenli toplantılar yaptıklarını, tüm pazar bilgilerini, müşteri bilgilerini ve teknik bilgilerin paylaşıldığını,  bizzat müşterilerle tanıştırıldıklarını,  taraflar arasında yapılan gerek danışmanlık sözleşmeleri gerekse davalı ...' nin çalışan sıfatına sahip olması sebebiyle, davalılar tüm müşteri listelerine ve müvekkil şirketin yıllardır kurmuş olduğu müşteri ağına ulaşma imkânı sağlandığını, tüm müşteri bilgilerinin gerek sözlü gerekse mail ve yazışmalar ile paylaşılmasının yanı sıra davalılara ... tarafından kullanılan ve şirketin tüm ticari sırlarını, mevcut ve potansiyel müşteri bilgilerini içeren ... isimli sisteme erişim imkanı da sağlandığını,  bu kapsamda davalı ... ve ...'nin  sisteme yaklaşık 30 bin kez giriş yaptığını, ilişki bu şekilde devam ederken iş ilişkisi çerçevesinde duyulan güvene dayanarak paylaşılan müşteri bilgileri ve ticari sırların kötü niyetli olarak davalılarca  kullanıldığının, bu kapsamda davalıların haksız rekabette bulunarak davacı şirkete zarar verici faaliyette kendi nam ve hesaplarına iş yaptıklarının öğrenildiğini,  hukuka aykırı eylemlere son verilmesi ve mevcut zararın giderilmesi yönünde davacı tarafından yapılan iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kalması, yapılan ara buluculuk görüşmeleri neticesinde de anlaşma sağlanamaması, sebebiyle iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bunun üzerine davalılar ile iş ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı ... ve diğer davalılar ... ve ..., müşteri bilgileri ile ticari sırları kullanmama ve rekabete aykırı davranmamaları yönünde uyarıldığını,  buna rağmen davalıların, ... müşterilerine ulaştıklarını, kendilerini ...'nin eski ortakları olarak  tanıttıklarını, müvekkili şirketi karalayarak piyasada yer edinmeye çalıştıklarını, müvekkili şirketin güvenini kazanarak eriştikleri ticari sır ve müşteri bilgilerini kendi nam ve hesaplarına kullandıklarının öğrenildiğini, davalıların, iş dünyası sosyal ağı olarak bilinen ... sitesinde kendilerini ... firmasında uzun yıllar ve halen \"...\" olduklarını gösterdiklerini,  ... firmasının her müşterisine ...’nin eski ortakları, kurucu ortakları gibi yanlış bilgiler vererek müşterilerin güvenini kazanmaya çalıştıklarını, ...’nin gerek hali hazırda çalıştığı gerekse yıllardır kazanmak için uğraş verdiği müşteri ve ilişkilerini kendilerine çevirmeye çalıştıklarını, ...' nin 2013 yılından itibaren ticari ilişkisinin devam ettiği ... firması ile devam eden iş ilişkisinin davalıların hukuka aykırı eylemleri neticesinde sona erdiğini,  müvekkili şirketin en büyük müşterilerinden olan ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ... Sanayi Ticaret A.Ş., ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ... İmalat Ltd. Şti., ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ... Sanayi ve Ticaret AŞ firmalarına teklifte bulunduklarını,  iş ilişkisine girdiklerini veya girebilmek için devamlı olarak görüşmeler yaptıklarının veya teklifler verdiklerinin öğrenildiğini, davalıların ellerinde müvekkili şirketin cari listesinde yer alan yaklaşık 200 adet müşteri listesi, kullandıkları ürünlere ait teknik bilgiler, fiyat, vade, müşteri istihbarat bilgileri ile müvekkil şirketin tüm müşterilerini aramaya ve ziyaret etmeye devam ettiklerini,  davalılar tarafından aranmayan, gidilmeyen, teklif verilmeyen müvekkili şirketin tek bir müşterisi bile kalmadığını, ... ile yapılan işlerin sona ermesi sebebiyle uğranılan zararın yıllık ortalama yapılan yaklaşık 2.000 ton satış olduğunu, ... ile girilen haksız rekabet neticesinde ...'nin mevcut müşterilerine ilişkin pazarını korumak adına daha düşük fiyat üzerinden satış yapması,  uzun vadeli ödeme planları  sağlanması neticesinde zarar edildiğini, yurt dışından daha fazla mal getirtmek zorunda kalması sebebiyle stok tutma maliyetlerinden dolayı  zarar meydana geldiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin şimdilik 10 milyon TL zararı olduğunu, davalıların bu eylemlerinin davacıyı güç duruma düşürdüğünü, davacı şirketi iş yapamayacak hale getirmeye yönelik kötülemeleri nedeniyle  manevi zarara da uğranıldığını ileri sürerek, belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL (bir milyon TL) manevi zarar olmak üzere toplam 11.000.000,00 TL'nin haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tazminini talep ve dava etmiş, ayrıca, davalıların güveni kötüye kullanmak suretiyle elde ettikleri ticari sır ve bilgileri kullanarak sebep oldukları zararın her geçen gün artarak devam ettiğini belirterek davalılarca yapılan haksız rekabetin tedbiren durdurulmasını istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 14.10.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...Talep,  davalılar ile yapılan ticari ilişkinin tedbiren durdurulması talebine ilişkindir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakim elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi  bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde  asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığının yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüssü ise \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.Bu  nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkaten alınarak talepte bulunandan kurul olarak teminat alınır .Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyadi tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbir kararı verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacının gözetilmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gekçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nun 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. Somut olayda; davacı vekili, davalıların süre gelen eylemleri nedeni ile müvekkilinin zararlarının her geçen gün arttığını, zararın daha da artmasının önlenmesi amacıyla müvekkilinin müşteri listesinde yer alan firmalara müzekkere yazılarak davalılar ile yapılan ticari ilişkinin tedbiren durdurulmasını  talep etmiş ise de,  mevcut delil ve koşul durumu ile davacı yanın iddiasının yaklaşık dahi olsa ispatlanmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, uyuşmazlığı çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği, HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbire ilişkin taleplerinin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \"gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafların müvekkili şirket bünyesinde çalıştıkları dönemde edinmiş oldukları ve müvekkili şirket bünyesinde çalışmadan herhangi bir bilgilerinin olamayacağı ticari sır ve müşteri bilgilerini davalı tarafların müvekkil şirket bünyesinden ayrıldıktan sonra eksiksiz olarak tüm müşterilerine müvekkili şirketi kötüleyerek, haksız ve yanıltıcı bilgilerle haksız rekabete sebebiyet veren eylemleri bulunduğunu, davalı tarafların  müvekkili şirket bünyesinde çalışırken müvekkili şirketin ticari sahasını, bilgilerini ve sırlarını edindiklerini,  bununla birlikte davalı tarafların müvekkili şirket bünyesinden edinmiş oldukları müşteri bilgilerini ispatlar, davalı tarafların müvekkil şirkete ait ekipmanlara giriş- çıkışını gösterir kayıtların da  dava dilekçesi  ekinde ve dosya halinde sunulduğunu,  davalı tarafların müvekkili şirket bünyesinde çalışırken edinmiş oldukları müşteri bilgileri, müvekkil şirket bünyesinde çalışmadan önce ticari sahaya ilişkin herhangi bir bilgilerinin olmadığı, müvekkil şirket bünyesinden ayrıldıktan sonra müvekkil şirketin tüm müşterilerine kaba bir ifadeyle saldırıda bulunarak müvekkili şirketin iş işleyişine ilişkin yanıltıcı, kötüleyici beyanlarda bulunduklarını, müvekkili şirketin müşterileriyle aralarındaki ilişkiyi bozduklarını, haksız rekabete ilişkin eylemlerde bulunduklarını ve bulunmaya devam ettiklerini, bunun dosya kapsamındaki delillerle açıkça ortada olduğunu,  yaklaşık ispatın sağlandığını,  ihtiyati tedbir talebinin müvekkilinin  uzun yıllardır çalışmış olduğu müşterilerine istinaden olduğunu,  davacının  davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle zararlara uğradığını,  uğramaya devam ettiğini,   müvekkilinin ilgili müşterilerle uzun yıllardır çalıştığını, davalı tarafların ise işbu müşterilerle herhangi bir bağı olmadığını, Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesinin  2013/1854 Esas,  2013/3274 Karar sayılı kararları ile  2012/8392 Esas, 2012/18013 Karar sayılı kararlarının emsal nitelikte olduğunu, davalıların ahlak kaidelerine ve dürüstlük kurallarına aykırı, yanlış, yanıltıcı, incitici söz ve eylemlerinin dava dilekçesi  ekinde sunulan deliller ile açıkça ispat edileceği üzere haksız rekabete aykırılık oluşturduğunu, zararın daha da artmasının önlenmesi amacıyla müvekkili müşteri listesinde yer alan firmalara müzekkere yazılarak davalılar ile yapılan ticari ilişkinin tedbiren durdurulması yönünde talepte bulunduklarını, mahkemece dava değeri göz önünde bulundurulduğunda dosya kapsamının yeterli olarak incelenmeden, müvekkili şirketin mağduriyeti göz önünde bulundurulmadan ihtiyati tedbir talebinin  reddine karar verildiğini,  dava dosyasında bulunan davacının davalılarla  müşteri bilgilerinin mail yoluyla paylaşıldığını ispatlayan bir kısım mail yazışmalarının iddialarının  delili olduğunu,   bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara  kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabetin durdurulması ve maddi, manevi tazminat istemlerine; istinaf, ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 14.10.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davalıların daha önce davacı şirketle finansal danışmanlık ilişkisi bulunduğunu, ardından yeni iş modeli kapsamında ilişkinin geliştirildiğini, bu sebeple davalıların müvekkilinin müşteri çevresini ve tüm ticari sırlarını öğrendiklerini, geçen zamanda bu bilgileri davacı aleyhine kullanarak müşterilerle davacı adını kullanarak direkt ilişkiye girdiklerini, davacı zararına haksız rekabet teşkil edecek davranışlarda bulunarak davacıyı maddi manevi zarara uğrattıklarını ileri sürerek,  haksız  rekabet eylemlerinin durdurulması ve maddi manevi tazminat talebinde bulunmuş,  ayrıca, davalıların güveni kötüye kullanmak suretiyle elde ettikleri ticari sır ve bilgileri kullanarak sebep oldukları zararın her geçen gün artarak devam ettiğini belirterek davalılarca yapılan haksız rekabetin tedbiren durdurulmasını istemiştir.  TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.maddesinin ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin  birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan  maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve  yanlış veya  yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre davacının, TTK'nın 56 ve devamı maddelerine dayalı talebine ilişkin olarak ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3. maddesi, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir. Davacı, haksız rekabetin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Haksız rekabetin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, elbette devam etmekte olan yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacaktır. Gerek TTK'nın 61.maddesi gerekse HMK'nın ilgili maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede,  somut olayda, dosyanın mevcut durumu itibariyle davacı vekilinin TTK'nın 56. vd maddelerine göre talepleri yönünden haksız rekabet koşullarının mevcudiyetine dair ileri sürülen konular ispata muhtaç durumdadır. İhtiyati tedbirin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya  aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine dair  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.12.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02be601e6938c941","SID":"395de4d11c40f7fd"}}