{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1913 <br>KARAR NO: 2024/1989<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17.09.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/488 E.<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali<br>Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 17.09.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 24/07/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı karar ile \"yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ..., ... ve ...'ın seçilmesine\", 6 numaralı karar ile \"yönetim kurulu üyelerine aylık net 33.000,00-TL ödenmesine, fiilen çalışan yönetim kurulu başkanının emek ve mesaisine karşılık ayrıca aylık net 50.000,00-TL ücret ödenmesine\"  karar verildiğini, davacı yanın anılan genel kurul toplantısına asaleten katıldığını ve 6 numaralı karara olumsuz oy kullanarak muhalif kaldığı hususları gerek toplantı tutanağına gerekse hazır bulunanlar listesine usulünce şerh edildiğini,  Yargıtay içtihatlarında belirlenen kriterler gözetilmeksizin alınan genel kurul kararının  iptale mahkum olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında, yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin,  genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı,  pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespitinin gerektiğinin  vurgulandığını, somut olayda davalı şirket yönetim kuruluna verilecek  ücretin  ise  yerleşik Yargıtay içtihatlarında vurgulanan kriterler gözetilmeksizin belirlendiğini, davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 mali yıllarında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine dair alınan kararların iptali için davalar açtıklarını, işbu kararların “ödenen ücretin eşitlik ilkesine aykırı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıması” gerekçesiyle mahkemelerce iptal edildiğini, davalı şirketin,  29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/179 Esas, 2021/758Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini,  kararın istinaf mahkemesince düzeltilerek onandığını, temyizde olduğunu, 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/765 Esas, 2019/780 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini,  davalının  istinaf başvurusu esastan reddedildiğini, temyiz incelemesinde olduğunu, 29/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/201 Esas,  2023/839 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, dosyanın  istinaf incelemesinde olduğunu, 09/07/2020 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 6 numaralı genel kurul kararının  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/542 Esas, 2021/924 Karar sayılı ilamı ile eşitlik ilkesine aykırılığı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıdığı gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın  istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini,  02/11/2021 genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/739 Esas, 2022/810 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu, kararlaştıran ücretin pay sahiplerinin kar payı alma hakkını ihlal ettiğini,  kararlaştırılan ücretin, davacı şirket ortaklarının vazgeçilmez nitelikteki kar payı elde etme hakkını ihlal ettiğini, aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyesi ...'a bu sayede örtülü kazanç sağladığını,  dava dışı ...'ın, yönetim kurulu başkanı seçildiğinden kendisine her ay 50.000. TL ilave ödeme daha yapılacağını, davalının 2023 yılında vergi sonrası 4.944.351,35.-TL kar ettiğini,  bunun tam olarak net 396.000.-TL'sinin yönetim kurulu üyesi ...'e, 396.000.-TL'sinin yönetim kurulu üyesi ...'a, 996.000.-TL'sinin ise yönetim kurulu başkanı ...'a ödeneceğini,  bu ödemelerin şirkete getireceği yıllık yük netin 1.788.800.- TL olduğunu,  vergi, stopaj ve diğer yasal giderler dikkate alındığında işbu ödemelerin şirkete getirdiği mali külfetin yaklaşık 2.530.000.-TL'ye tekabül ettiğini,  hal böyle iken, davalı şirketin 2023 yılı karının yaklaşık %50'sinin yönetim kurulu üyelerine ücret olarak ödemesinin pay sahiplerinin kar alma hakkını ihlal ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu,  iptali istenen 6 numaralı genel kurul kararına göre yönetim kurulu üyelerine ve özellikle de yönetim kurulu başkanına ödenecek ücretin davalı şirkete getirdiği maddi külfetin, tüm ortaklara dağıtılacak kar payının yaklaşık %60'ına tekabül ettiğini, yönetim kurulu başkanına ödenecek ücretin şüphesiz ki azınlık hissedarların kar paylarını azaltıcı nitelikte olduğunu, ücretin yönetim kurulu üyesinin harcadığı emek ve mesai ile doğru orantılı  da olmadığını,   şirketin, yegâne faaliyet konusunun, maliki olduğu taşınmazları üçüncü kişilere kiraya vermek ve kira geliri elde etmek olduğunu, bu sebeple yönetim kurulu üyesi veya yöneticilerinin de bir uzmanlığa sahip olması veya şirket faaliyetlerini yürütmek namına fazlaca bir emek sarf etmesine de hacet  olmadığını, emek ve mesai harcamak bir yana dursun kanunen yükümlendikleri vezifeleri dahi yerine getirmeyen üstüne üstelik şirketi zarara uğratan eylemleri bulunan yönetim kurulu üyelerine ödenecek bu denli yüksek ücretin dürüstlük kuralları ile  de bağdaşmadığını, davalı şirketin 2022 mali yılındaki yönetim kurulu üyeleri ile 2023 mali yılındaki yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğunu, davacının yaklaşık 11 yıllık bir ayrılıktan sonra yönetim kurulu üyesi seçildiğini,  şirketteki hukuksuzluklara baş edebilmek ve kuruluş amacına uygun olarak şirketin karlılığını sağlayabilmek adına üstün bir gayret içine girdiğini, ancak davalı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin bu amaç uğruna emek ve mesai harcamak bir yana devredilmez görev ve yetkilerini dahi yerine getirmekten imtina ettiğini,  üstüne üstelik şirketi zarara uğratmaktan da kaçınmadıklarını, davalı şirketin dava dışı yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketin yönetimi için emek ve mesai harcamadığını, aksine davalı şirketin yönetim işlerini aksattığını, gerçekten de davacı tarafından  davalı şirketin dava dışı yönetim kurulu başkanı ... ve diğer yönetim kurulu üyesi ... aleyhine yönetim kurulu sorumluluk davaları açıldığını, işbu davalarda anılan yöneticilerin hukuka aykırı tutumları ve şirkete vermiş oldukları zararlara ilişkin detaylı bilgi ve belgelerin yer aldığını, şirketin kar etmesi adına emek ve mesai harcama bir yana kanunen yükümlendikleri görevleri dahi yerine getirmeyen üstüne üstelik şirketi zarara uğratan yönetim kurulu üyesi ... ile yönetim kurulu başkanı ...'ın buna rağmen ortakların kar paylarını azaltan ve eşitlik ilkesini ihlal eden bir tutarda ücret almasının TMK'nın 2. maddesi ile vücut bulunan dürüstlük kurallarını ihlal ettiğini, yönetim kurulu başkanına ödenecek ücretin şirketin geçmiş yıl uygulamalarına aykırılık teşkil ettiğini,   belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken; kıstas alınması gereken hususlardan birinin de şirketin geçmiş yıl uygulamaları olduğunu,  bu aile şirketinde 1974 yılından şirketin kuruluşundan 2014 tarihine kadar geçen sürede bütün ortaklardan oluşan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir ödeme yapılmadığını,  kuruluşundan, 2022 yılına kadar geçen yaklaşık 40 yılı aşkın sürede yöneticilerine huzur hakkı veya ücret ödemeyen davalı şirketin, sırf davacı müvekkilinin kar payı alma hakkına engel olmak adına yönetim kurulu üyelerine fahiş bedelle ücret ödemesinin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, üret adına altında 33.000,00 TL  net, yönetim kurulu başkanına ayrıca 50.000.-TL net ücret ödenmesine ilişkin genel kurul kararının  bu sebeplerle iptale mahkum olduğunu ileri sürerek, 24.07.2024  tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı  kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca 6 numaralı kararın teminatsız olarak yürütmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini istemiştir.Davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından sunulan dilekçe ile talebe karşı beyanda bulunularak tedbir talebinin reddi istenmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 17.09.2024 tarihli ara kararda özetle;  \"...6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince,  mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı taktirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talebin resmi belgeye veya kesin delile dayanması yahut durum ve koşulların gerekli göstermesi halinde mahkemece gerekçesi açıklanmak şartı ile teminat alınmamasına karar verilebilir.İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, yaklaşık ispat koşulunun henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı vekilinin 24/07/2024 tarihli Genel Kurulda alınan 6 numaralı  kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.\"gerekçesiyle, davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiğini, davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 mali yıllarında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine dair alınan kararların iptali için davalar açtıklarını, işbu kararların “ödenen ücretin eşitlik ilkesine aykırı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıması” gerekçesiyle mahkemelerce iptal edildiğini, davalı şirketin,  29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/179 Esas, 2021/758Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini,  kararın istinaf mahkemesince düzeltilerek onandığını, temyizde olduğunu, 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/765 Esas, 2019/780 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini,  davalının  istinaf başvurusu esastan reddedildiğini, temyiz incelemesinde olduğunu, 29/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/201 Esas,  2023/839 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, dosyanın  istinaf incelemesinde olduğunu, 09/07/2020 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 6 numaralı genel kurul kararının  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/542 Esas, 2021/924 Karar sayılı ilamı ile eşitlik ilkesine aykırılığı ve örtülü kazanç aktarımı niteliği taşıdığı gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın  istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini,  02/11/2021 genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine ilişkin alınan 5 numaralı genel kurul kararının İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/739 Esas, 2022/810 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu,  dava dilekçesinde detaylandırdıkları üzere davalı şirketin kurulduğu tarihten bugüne değin yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine dair alınan ve dava konusu edilen tüm genel kurul kararlarının mahkemelerce iptal edildiği gerçeği karşısında davalı şirketin almış olduğu kararın hukuksuz olduğunun tartışmasız olduğunu ve davanın  yaklaşık ispat koşulları çerçevesinde ispat  edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, 17.09.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve davalı şirketin 24.07.2024 tarihli genel kurulda alınan 6 numaralı kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca davalı anonim şirketin 24.07.2024 tarihli genel kurulunda alınan 6 numaralı kararın iptali, istemine; istinaf ise 6 numaralı kararın yürütmesinin  durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddi  ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 17.09.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 445 vd. maddelerinde  genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak  HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.  HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.Davacı taraf, davalı şirketin 24.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın iptali ile yürütmesinin durdurulmasını talep etmiş, mahkemece bu ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Davalı şirketin 24.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın, yönetim kurulu üyelerine aylık net 33.000,00 TL ödenmesine, fiilen çalışan yönetim kurulu başkanının emek ve mesaisine karşılık ayrıca aylık net 50.000,00 TL ücret ödenmesine ilişkin olduğu, davacı tarafından bu karara ilişkin olumsuz oy kullanıldığı, muhalefet şerhinin düşüldüğü görülmektedir. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi hâlinde davacının haklarının elde edilmesinin  önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı anlaşıldığından  tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumunda talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Davalı şirketin daha önce alınan genel kurul kararları kapsamında iş bu dava konusu karara  benzer kararlarının iptal edilmiş olması ise, her davanın kendine özgü şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğinden, bu davada ilgili kararın yürütmesinin durdurmasını gerektirmeyecektir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine dair  aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.12.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a4342faf34827f2","SID":"7296ec0273eedb46"}}