{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3715 <br>KARAR NO:2024/3604<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/07/2024<br>NUMARASI:2024/266 E - 2024/282 K<br>DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ:30/12/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyat ihaciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; borçlu ... Şirketi adına \"... Bahçelievler/İstanbul\" adresinde elektrik aboneliği bulunduğunu,  ticarethanede kurulu bulunan tüketim noktasına ait tesisatta EPDK tüketici hizmetleri yönetmeliğinin 42.Maddesinin 1/B bendine göre ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek, ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketildiğinin tespit edildiğini,  16.02.2024 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tutanak düzenlendiğini, zapta istinaden 1.162.695,26-TL tutarında fatura düzenlendiğini, ödenmeyen faturaya istinaden ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin alacağının rehinle temin edilmediğini, borçlu tarafların piyasaya olan sair ticari borçlarını ödemek yerine alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla şüpheli işlemlerde bulunduğunu, aleyhine açılan icra takipleri bulunduğunun öğrenildiğini, bu nedenlerle  Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar Sayılı 25.03.2024  Tarihli Kararı gereği  1.162.695,26-TL nakdi alacaklarının tahsili amacıyla Davalı/Borçlu'nun menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İhtiyaten haczine,  kararın infazı için İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı'nın 20.06.2017 tarih ve 2017/13532 Muh. sayılı yazısı gereğince, karardan bir suretin ... sayılı dosyasına sevkine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; \"Talep dilekçesi ekine kaçak elektrik tutanağı, bu tutanağa istinaden tahakkuk ettirilen faturalar ve uzman mütalaası sunulmuştur. Tek taraflı olarak düzenlenen tutanağa ihtiyati haciz kararın verilebilmesi yönünden yaklaşık ispat koşulunu tek başına sağlamaya yeterli olmadığı değerlendirilmekle birlikte tutanağın uzman mütalaası ile desteklendiği, benzer nitelikteki yargılamalarda yapılan hesaplamalar ve/veya kaçak kullanım niteliğinin değişmesinin gündeme gelebildiği...\" gerekçeleriyle karşı tarafın haklarının da korunması gayesi ile hak ve nesafet ilkeleri uyarınca takdiren % 30 oranında teminat karşılığında borçlu ... Şti. Yönünden ihtiyati haciz talebinin fatura bedelleri toplamı olan 1.161.069,77 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, kaçak elektrik kullanım tespit tutanağında ve faturada isimleri bulunmayan ancak talep dilekçesinde borçlu olarak gösterilen diğer taraflar yönünden talebin reddine karar verilmiştir.Karara karşı itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda 26.10.2024 tarihli karar ile \"Bu kapsamda; itiraz eden vekillerinin kaçak elektrik kullanımı yapılmadığından bahisle borçlu olmadıkları bu hususta menfi tespit davası ikame edildiği yönündeki esasa ilişkin itirazlarının yasada tahdidi olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmaması sebebiyle ihtiyati haciz talebine konu değişik iş dosyası ve ihtiyati hacze itiraz kapsamında değerlendirilemeyeceği\" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir.  Karara karşı karşı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; duruşma gününün Uyap'a kaydedilmemesi nedeniyle duruşmaya katılamadıklarını,  talep edenin 01.03.2024 tarihinde ... Sayılı icra takibini başlatması üzerine, takibe itiraz ettiklerini, dilekçelerinde İstanbul icra dairelerinin yetkisine, borca, faize ve fer'ilerine itirazda bulunduklarını, takibin durdurulduğunu, karşı taraf  vekilinin de yetki itirazını kabul etmesi üzerine dosyanın Bakırköy icra dairelerine gönderilmesine ve takip dosyasının kapatılmasına karar verildiğini, söz konusu icra takibi Bakırköy .... İcra Dairesinde ... E. Numaralı dosyasına kaydedildiğini ve takibin derdest olduğunu, mahkemenin ihtiyati haczi kararı vermeye yetkisinin olmadığını,  ihtiyati haciz kararını vermeye yetkili mahkemenin İcra ve İflas Kanunu'nun 258. Maddesi ve 50. Maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. Maddesi uyarınca, davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, alacaklı tarafın icra dosyasının Bakırköy icra dairelerine gönderilmesine karar verilmesi ardından,  02.07.2024 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Numaralı dosyasındaki alacağının tahsilinin tehlikeye düşmesinden dolayı ilk derece mahkemesinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini, talep sırasında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Numaralı dosyasında dosyanın Bakırköy icra dairelerine gönderilmesi ve dosyanın esasının kapatılmasına dair karar verileli yaklaşık 3 ay olduğunu,  kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/313 esas sayılı dosyası ile 27.03.2024 tarihinde menfi tespit davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, ihtiyati haciz talebinin ancak ilgili alacağın esasına bakan Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/313 esas sayılı dosyasından istenebileceğini, mahkemenin yetkisiz olmasının yanı sıra, ayrıca somut olayda ihtiyati haciz şartları da oluşmadığını, müvekkili şirketin mal kaçırma girişiminde olduğunu şeklinde soyut bir beyan ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, menfi tespit davasında teminat yatırılarak elektriğin kesilmemesi yönünde karar verildiğini, alacak miktarının da belli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak kullanıma dayalı tahakkuk eden fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle  ihtiyati haciz talebine  ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise borca itirazın yasada sayılan nedenlerden olup olmadığı ve  ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı  noktalarında toplanmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.\"İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz \"başlıklı 265. maddesinde;\"Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tari- hinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir....\"düzenlemeleri  bulunmaktadır.Mahkemece esasa ilişkin nedenlerin ihtiyati hacze itiraz nedenlerinden olmadığına ilişkin  karar yönünden yapılan incelemede;Yukarıda belirtilen yasal düzenlemede borçlunun \"ihtiyati haczin sebebine\" itiraz edebileceği düzenlemesi amirdir.Alacaklı tarafça ihtiyati haciz talebinde alacağın muaccel olduğu, rehinle temin edilmediği, borçlunun mal kaçırma gayretinde olduğu ileri sürülmüş, mahkemece de ihtiyati haciz sebebi olarak kaçak tutanağı ve uzman raporunun yaklaşık ispatı sağladığı gerekçesine yer verilmiştir.Belirtilen düzenleme gereği borçlunun alacağın muaccel olmadığı, yargılama ile belirlenebileceği sebeplerinin ihtiyati haciz sebepleri kapsamında değerlendirilmesi gereken itiraz nedenleri arasında olmasına rağmen mahkemece hatalı değerlendirme ile karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.Borçlu ihtiyati hacze itirazında icra dairesi ve mahkemenin yetkisine de itiraz etmiş olmasına rağmen mahkemece yetki yönünden yapılan itirazların değerlendirilmemesi de hatalıdır.Diğer istinaf itirazları yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,  kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Somut uyuşmazlıkta; davacı elektrik dağıtım şirketi olan ... görevlilerince düzenlenen 16.02.2024 tarihli tutanak içeriğinde harici hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale edilerek  kaçak elektrik kullanıldığı tespitine yer verildiği,  güç tespitinin tutanak içeriğinde belirtilmeden ekte olduğunun yazılı olduğu, BAŞLANGIÇ 20.08.2023-BİTİŞ 16.02.2024 ile BAŞLANGIÇ  1.06.2023- BİTİŞ 20.08.2023 arasında kaçak ve ek kaçak hesaplamaları yapıldığı anlaşılmaktadır. Tutanak tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri incelendiğinde; KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 –(1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır. b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez. c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz. Buna göre KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır; a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır. b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez.Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.,şeklinde düzenleme içermektedir.Bu halde davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları, video kaydı, fotoğraf,uzman görüşü gibi delillerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre ve miktar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, yönetmelik hükümleri gereği ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, kaçak kullanım yapıldığının kabulü halinde dahi takibe konu faturanın hesaplandığı süre içinde kullanım ile hesaplamaya esas kurulu güç, vardiya sayısı ile çalışma saati  yönünden talebin yargılamayı gerektirdiği açıktır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur. Yukarıda yer verilen ve istinaf dilekçesinde dayanılan Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı  ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup  somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını \"yaklaşık ispat\"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır.Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yara delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, gerek süre gerekse kurulu güç ve kaçak kullanımın başlangıç tarihinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği gözetilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;-Davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 28.06.2024 tarihli ara karar kaldırılarak yeniden; -İHTİYATİ HACZE İTİRAZIN KABULÜ ile, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,- Aleyhine ihtiyati haciz talep  edilen kendisini vekil ile temsil ettiğinden 4.700,00 TL vekalet ücretinin talep eden ...'tan alınarak aleyhine ihtiyati haciz talep edilene verilmesine,-Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,-İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.30/12/2024<br>AZLIK OYU:Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk eden faturalara dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu  karar istinafa getirilmiş olmakla  bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlan- madığı noktasındadır.  2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada)yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır.Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş ol- ması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı  ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,  kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden  şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden  her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,  kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,  alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Somut uyuşmazlıkta ;Elektrik dağıtım şirketi olan ... kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır.1-... ekiplerince yapılan kontroller sonucu, karşı tarafın işletmekte olduğu  ticarethane işyerinde bulunan elektrik tesisatında EPDK Tüketici hizmetleri yönetmeliği 42/1-b bendine göre sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vererek elektrik enerjisi tükettiği tesbit edilmekle ... nolu kaçak tespit tutanaklarının düzenlendiği, 2-Davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları borçlu veye temsilcisinin huzurunda düzenlenmiş, tutanak altına şirket ismi ile  imzadan imtina  kaydının yer aldığı, şirket vergi numarasının tutanakta yer aldığı  görülmüştür.Sonuçta bu tutanağa dayalı tutanak ve faturaların, video görüntüsü ve uzman görüşünün  takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurların  ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmış olup takiplere konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği  de tartışmasızdır.Ancak, borçlu şirketin aboneliği kapsamında tesisatta bulunan sayacın korunması ile yükümlü olduğu, dosya kapsamına göre borçlunun da kısmi süre ile kaçak kullanımı kabul ettiği hususu gözönünde bulundurularak borçlu tarafın kullanımında bulunan  sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet verildiği, harici hat ile kaçak elektrik kullanıldığına dair fotoğraf kayıtları vs hususlar gözetildiğinde eldeki davada yaklaşık ispatın sağlandığı, alacağın muaccel olup faturanın son ödeme tarihinde ödenmediği ve rehin ile temin edilmediği gözetildiğinde ihtiyati haciz  koşullarının oluştuğu ölçülülük ilkesi doğrultusunda kısmi haciz verilebileceği kanaatinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun gerekçe ve görüşüne katılmamaktayım.30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3aba236e1fea600f","SID":"05175cd7915a211a"}}