{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/1615 <br>KARAR NO: 2024/1421<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/06/2021<br>NUMARASI: 2020/91 (E) - 2021/407 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili, davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu ambulansın sürücüsünün kusurlu hareketiyle meydana gelen kaza sonucu desteğin vefat ettiğini belirterek davacılar ... için 100.000 TL, ... için 60.000 TL, ... için 60.000 TL, ... için 60.000 TL, ... için 60.000 TL, ... için 60.000 TL,  ... için 60.000 TL ve ... için 60.000 TL manevi; davacı ... için 10.000 TL, ... için ise 5.000 TL maddi  tazminat talebinde bulunmuştur.Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile davalı ... Sigorta AŞ 268.000 TL poliçe limitiyle sınırlı olarak 386.061,56 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; manevi tazminat talepleri yönünden ise davacı ... için 20.000 TL, diğer davacılar yönünden ise ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere toplam 90.000 TL'nin 16/11/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı Sağlık Bakanlığından tahsiline dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/263 (E) - 2019/655 (K) sayılı kararıyla, müteveffanın gelirine ilişkin yapılan araştırmanın yeterli olmadığı gerekçesiyle verilen kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucu müteveffanın 01/01/1992 tarihinden itibaren sebze ve meyve perakende ticareti ile uğraştığı, ancak vergi mükellefiyetini 31/12/2000 tarihinde terkin ettirdiği gerekçesiyle güncel asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 92.521,92 TL destekten yoksun kalma tazminatının, Sağlık Bakanlığı yönünden 16/11/2014 tarihinden; sigorta şirketi yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, yine aynı şekilde davacı ... için 20.000 TL, diğer davacı çocuklar yönünden ise ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sağlık Bakanlığından tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ile davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin istinaf başvuruları üzerine Dairemizce yapılan yargılama sonunda; \"Davacılar vekilinin ve davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının ve tavzih kararının kaldırılmasına, davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 92.521,92 TL destekten yoksun kalma tazmınatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya verilmesine, bu bedele davalı Sağlık Bakanlığı yönünden kaza tarihi olan 16/11/2014 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ...'in maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat talepleri yönünden davacı ... için 20.000 TL; çocuklar yönünden ise ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere toplam 90.000 TL'nin kaza tarihi olan 16/11/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı Sağlık Bakanlığından tahsili ile davalılara verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz başvuruları üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/1198 (E) - 2023/9568 (K) sayılı ilamıyla davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, kaza neticesinde vefat eden desteğin yaya konumunda olması, olayın oluş şekli dikkate alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu belirtilerek manevi tazminat yönünden Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş, Dairemizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından destek şahsının manavlık yaptığı ve kış aylarında da balık satarak aylık ortalama 300 kasa balık ve 20 ton kadar da sebze, meyve satarak 5.000 TL (asgari ücretin 5,61 katı) gelir elde ettiği iddia edilmiş ise de; müteveffanın aylık ne kadar gelir elde ettiği konusunda davacının soyut beyanı ve bu beyan doğrultusunda bildirilen oda yazı cevapları ve soyut tanık anlatımlarından başka bir delil bulunmamaktadır. Vergi mükellefiyet kaydının kazadan 14 yıl önce terkin ettirmesi ve desteğin, yaşı itibarıyla pasif dönem içerisinde olması karşısında asgari ücretin 5,61 katı üzerinde gelir elde ettiği hususunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince tazminat hesabının asgari ücret üzerinden yapılmış olmasında ve müteveffanın kalan 9 yıllık yaşam süresine ilişkin farazi olarak yapılan aktif dönem/pasif dönem değerlendirmesinde usule aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarına hükmetmek gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı ...'in destekten yoksun kalma (maddi) tazminat davasının kısmen kabulü ile 92.521,92 TL'nin davalı Sağlık Bakanlığı yönünden kaza tarihi olan 16/11/2014, davalı ... Sigorta AŞ yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak, adı geçen davacıya verilmesine, davacı ...'in fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Davacı ...'in maddi tazminat davasının reddine, 3-Davacıların manevi tazminat davalarının kabulü ile davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL ve davacı ... için 60.000 TL tazminatın kaza tarihi olan 16/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sağlık Bakanlığından alınarak, adları geçen davacılara verilmesine, 4-a)Dava konusu olup kabul edilen maddi tazminat değeri üzerinden alınması gereken 6.320,17 TL harçtan, önceden davacıdan peşin alınan 1.827,30 TL ve tamamlama harcı 1.284,44 TL'nin mahsubu ile kalan 3.208,43 TL karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta AŞ'den alınarak Hazineye gelir kaydına, davalı Sağlık Bakanlığı harçtan muaf olduğundan harçtan sorumlu tutulmamasına, b)Davalı Sağlık Bakanlığı harçtan muaf olup manevi tazminattan sadece bu davalı sorumlu olduğundan manevi tazminat yönünden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan toplam posta ve tebligat ücreti 560 TL, bilirkişi ücreti 800 TL olmak üzere toplam 1.360 TL yargılama giderinden (toplam manevi tazminat talebi ve ıslah ile artırılmış olan maddi tazminat dava değeri toplamı gözetilerek) davanın kabul oranına göre (% 20,03) 272,40 TL yargılama gideri ve peşin harç 1.827,30 TL ve tamamlama harcı 1.284,44 TL olmak üzere toplam 3.384,14 TL'nin (davalı Sağlık Bakanlığı harçtan muaf olup, sadece 272,40 TL yargılama giderinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6-Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından yatırılan gider avansından  (istinaf için) kullanılan 93,50 TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre 79,97 TL'sinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta AŞ tarafından yatırılan gider (istinaf için) avansından kullanılan 100 TL'nin davanın kabul ve ret oranına göre 74,77 TL'sinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-a)Maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 12.739,58 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'e verilmesine, b)Maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 29.347,77 TL vekâlet ücretinin davacı ...'den alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, c)Maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 5.000 TL vekâlet ücretinin davacı ...'den alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 9-Manevi tazminat davası yönünden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı ... için belirlenen 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL vekâlet ücretinin davalı Sağlık Bakanlığı'ndan alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren adları geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, 10-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacının gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın istek halinde ilgililere iadesine, 11-İstinafa başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar ve başvuru harcının istek halinde iadesine, 12-Davalı Sağlık Bakanlığı harçtan muaf olduğundan, manevi tazminat davası bakımından harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 13-İstinaf aşamasında davacılar tarafından sarf edilen 552,5‬0 TL yargılama giderinin davalı Sağlık Bakanlığı'ndan tahsili ile davacılara verilmesine, 14-Yargıtay bozma kararı üzerine istinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/4. maddesi uyarınca belirlenen 16.000 TL vekalet ücretinin  davalı Sağlık Bakanlığı'ndan alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, Dair, davacılar vekili ile davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin yokluğunda, hüküm verilen manevi tazminat davaları bakımından davacıların ihtiyari dava arkadaşı olmaları nedeniyle her bir davacı için HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"528a33135d2f71bd","SID":"d627069d4454bf83"}}