{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2169 - 2024/1601<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/2169 <br>KARAR NO\t: 2024/1601 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/83 Esas 2022/233 Karar<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08/01/2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 13.07.2012 tarihinde davalı kooperatifin işleteni olduğu, davacı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın önünde aynı yönde seyreden ... plakalı kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... plakalı sigortalı araç sürücüsü ...' in vefat ettiğini, sürücünün ailesi tarafından destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline yönelik davacı şirkete karşı Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/977E., 2015/849K. Sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkeme kararı gereği Ankara 11. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2215 E. Sayılı dosyasına davacı tarafça ödeme yapıldığını, araç sürücüsünün kazada 233 promil alkollü ve tam kusurlu olması nedeniyle araç işletenine rücu için Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün  2016/17692 E. Sayılı dosyasıyla davalı hakkında başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına,  davalı aleyhine icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, yetkili icra dairesinin Niğde icra müdürlüğü olduğunu, takibe yapılan yetki itirazının ve borca itirazın değerlendirilmesi gerektiğini, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibin geçerliliği bulunmadığını, Ankara Mahkemelerinin yetkili olmadığını, rücuya esas Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/977 E. Sayılı dosyasında afaki hesaplamalar yapıldığını, SGK ödemelerinin dikkate alınmadığını, müteveffanın terekesinin borca batık olduğu durumunun dikkate alınmadığını,  müteveffa ...'in alkollü ve tam kusurlu olmakla araç maliki olarak kendilerine bir sorumluluk yüklenmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince hükme esas alınan raporun mahkemece benimsendiği, dava dışı destekten yoksun kalanlar için belirlenen zarar yaklaşık 2 katı kadar olmasına rağmen 200.000,00 TL ve ferileri için hüküm kurulmuş olduğu, karara istinaden Ankara 11. İcra Müdürlüğü' nün 2016/2215 E. sayılı dosyada icra takibi başlatıldığı, neticede dosya alacağı yaklaşık hesap ile 310.000,00 TL civarında iken zarar görenlerin vekili ile davacı sigorta şirketi arasındaki uzlaşma sonucu 261.780,00 TL ödenmek sureti ile sulh olunduğu, dava bu şekilde Yüksek Mahkeme safahatı görmeksizin kesinleşmiş olduğu, yapılan indirimin rücu olunan davalı tarafın da lehine olduğu, sürücüde tespit olunan yüksek alkol ve tam kusurla sebebiyet verilen kaza ve kazanın oluşumunda alkolün münhasıran tam tesirli olması nedeniyle rücu koşullarının oluştuğu, davacı tarafından dava dışı destek zararı görenler vekiline 09.02.2016 tarihinde 226.423,26 TL yapılan ödemenin banka dekontunun sunulduğu, destek zararına uğrayanların mirası reddetmelerinin tazminat haklarını sakatlamayacağı belirtilerek davanın kabulü ile davalının Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2016/17692 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin devamına, alacak likit olmayıp, alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacının yerinde görülmeyen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu ... plakalı aracın kooperatif başkanı olduğundan müteveffaya tahsis edilmiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda itirazların değerlendirilmediğini, raporun sigorta genel şartlarına değinilerek hazırlandığını, müteveffanın kusurunun, SGK tarafından mirasçılarına yapılan ödemenin, mirasın reddine ilişkin iyiniyet ve dürüstlük kurallarının esas alınmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtay'ın öngördüğü biçimde düzenlenmediğini, alkolün etkisiyle sürücünün asli ve tam kusuruyla meydana gelen trafik kazalarında uzman trafik uzmanı ve nörolog bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.\t\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, davacı sigorta şirketinin, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişilere ödediği tazminatı, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince davalı sigortalısından rücuen tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili, 13.07.2012 tarihinde davalının işleteni olduğu davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın ön ilerisinde seyir halindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında sigortalı araç sürücüsü ...'in vefat ettiğini, kaza nedeniyle zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ölenin yakınlarına tazminat ödendiği,  kaza sırasında araç sürücüsünün 233 promil alkollü ve tam kusurlu olması nedeniyle davacı tarafından ölenin yakınlarına yapılan ödemenin davalı sigortalıdan rücu şartlarının oluştuğu belirtilerek ödenen tazminatın tahsili için başlatılan Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2016/17692E. Sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, Ankara 4. Tüketici Mahkemesi' nin 2017/300 E., 2018/582 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılması üzerine Dairemizin 2019/593 E. 2021/728 K. sayılı ilamıyla uyuşmazlık konusuna bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yargılamanın görüldüğü mahkemece davanın kabulüne itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Davacı tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2016/17692E. sayılı dosyasında davalı sigortalı aleyhinde rücuen alacak istemi ile 226.423,26 TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapılmış, ödeme emrinin 21.09.2016 tarihinde davalı borçluya tebliğini müteakip  26.09.2016 tarihinde süresi içerisinde verdiği itiraz dilekçesinde borca ve icra dairesinin yetkisine (Niğde icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek) itiraz etmiş, süresi içinde davacı sigorta şirketi tarafından iş bu itirazın iptali davası 20.07.2017 tarihinde açılmıştır. <br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50/1. maddesine göre\"para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. \"6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Buna göre 6100 Sayılı HMK'nın 19/2. maddesi hükmü İcra Dairelerinin yetkisi hakkında da uygulanacaktır. HMK 19/2' ye göre \"yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.\" Hukukumuzda  itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. Bu nedenle itirazın iptâli davalarında 6100 sayılı HMK'nın yetkiye ilişkin düzenlemelerinin uygulanması gerekmektedir. HMK' nda bu davalar bakımından kesin bir yetki kuralı öngörülmemiştir. İtirazın iptali davalarında kesin olmayan yetki kuralları uygulanacağından, yetki itirazının 6100 sayılı HMK'nun 116/1-a maddesi gereğince taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. İlk itirazların bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı hususu ise, aynı yasanın 117/3. maddesinde düzenlenmiş olup, mahkemenin takip edeceği süreç anılan Yasanın 164. maddelerinde açıklanmıştır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun/İİK) 42'nci maddesinde bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icraların takip talebi ile başlayacağı ve haciz yolu ile veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas sureti ile de cereyan edeceği belirtilmiştir.“ İİK, ilâmlı icradan başka, yalnız para (ve teminat) alacakları için, ilâmsız icra yollarını kabul etmiştir. İlâmsız icrada, alacaklının alacağının bir mahkeme ilâmı ile tespit edilmiş olması şart değildir. Yani alacaklı, para alacağı hakkında daha önce mahkemede dava açıp bir ilâm (hüküm) elde etmeye mecbur olmaksızın, para alacağına kavuşmak için, doğruca icra dairesine başvurup, bir (ilâmsız) icra takibi yapabilir (m.58). İlâmsız icrada, doğruca icra dairesine başvuran alacaklının icra takibi yapabilmesi için elinde bir ilâm bulunmasına gerek olmadığı gibi, alacaklının alacağının bir senede (yazılı belgeye) bağlı olması da gerekli değildir. Alacağı hakkında bir senedi (yazılı belge) bulunmayan alacaklı da, ilâmsız icra yoluna gidebilir; ancak, bu hâlde ilâmsız icra takibinin başarı ile sonuçlanabilmesi için, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklı için mahkemede dava açmaktan (m.67) başka çare yoktur. İlâmsız icra, yalnız para alacakları içindir. Para alacakları dışındaki alacaklar için, bir ilâm olmaksızın icra dairesine başvurulamaz. Fakat İİK, kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitmesi hâllerinde, kiralanan taşınmazların ilâmsız icra yolu ile tahliye edilebileceğini, istisnaî olarak kabul etmiştir. Bu istisna dışında, ilâmsız icra, yalnız para alacakları içindir” (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2017, s:24) . “2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir \" (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223).Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Başka bir deyişle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. ( HGK’nın 28.03.2001 tarihli ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 tarihli ve 2002/13-241 E., 2002/208 K. ve 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-902 E., 2018/973 K. sayılı kararları). Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ, S: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102) HGK'nın 27.11.2013 tarihli ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararında da aynı yönde tespitlere yer verilmiştir. <br>Kısaca özetlemek gerekirse, HMK (veya mülga 1086 sayılı HUMK)'daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir.<br>Dava; itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davası İİK'nın 67. maddesi uyarınca borçlunun itirazı ile duran geçerli bir takibin devamını sağlamak üzere açılır.<br>İİK'nın 67. maddesi hükmü gereğince, takip alacaklısı itirazın iptali davasını mahkemede açmışsa, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisinin araştırılması ve şayet buna ilişkin itiraz yerinde değilse borcun esasına karşı itirazın incelenmesine geçilerek hüküm kurulmalıdır. Takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılıyor ise; o zaman, mahkemece borcun esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmelidir.<br>\tİlamsız bir takipte yetkili icra dairesi ise; İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde genel yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri  mahkemesi olarak belirlenmiş olup, icra dairesi de -aynı şekilde- davalının yerleşim yeri icra dairesidir. <br> Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan,  HMK'nın 16. maddesine göre; haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi/icra dairesi de yetkilidir. Aynı Kanun'un sözleşmeden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen 10/1. maddesinde ise \"sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir\" denilmek suretiyle, bu tarz davalar/takipler için özel yetki kuralı getirilmiştir. Anılan bu yasal düzenlemelere göre; sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta, hem davalının ikametgah adresi olan yer mahkemesi/icra dairesi genel yetkili; hem de sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi/icra dairesi özel yetkili olarak kabul edilmiştir.<br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. maddesinde yer alan ' sigortacının merkez veya şubesinin... bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili ' olduğuna dair düzenleme ve ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer alan düzenlemelerin dava konusu rücuen tahsil davasında uygulama yeri bulunmamaktadır. KTK 110/2. maddesindeki kural sigortacının sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlar için öngörülmüş olup, bu kural zarar gören yararına getirilmiştir. Davacı olan sigorta şirketinin bu kuraldan yararlanması mümkün değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda yetki itirazının, HMK'da düzenlenen ve yukarıda açıklanan yetki kurallarına göre çözümlenmesi gerekir (YHGK., 26.5.1990 gün 319/464 sayılı kararı, ... Sigorta Hukuku S.468).<br>Dosya kapsamından dava konusu ... plakalı ... marka aracın 20.10.2011- 20.10.2012 tarihleri arasında geçerli Kasko Sigorta poliçesinde ve 19.10.2011- 19.10.2012 tarihleri arasında geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinde davacı sigorta şirketinin sigortacı, davalı kooperatifin ise sigortalı olarak yer aldığı, davalı sigortalının sözleşme adresinin Merkez/ Niğde olmakla birlikte poliçelerin 3683 numaralı acente tarafından düzenlendiği, davacı sigorta şirketinin Güney Anadolu Bölge Müdürlüğü kaşeli Acentesi Arif Arı'nın Merkez/ Niğde adresinde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Somut olayda, dava konusu kazanın meydana geldiği yerin Pozantı/ Adana, poliçenin düzenlendiği yerin Merkez/ Niğde, davalının ikametgahının Merkez /Niğde ve davacının ikametgahının ise İstanbul olduğu anlaşılmakla takibin yetkili icra dairelerinin hiçbirinde yapılmayıp, yetkisiz olan Ankara icra dairesinde yapılmıştır.<br>Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücu davası olduğu, davacının yetkisiz icra dairesinde yaptığı takibe karşı, davalı tarafından süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu, takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığı anlaşılmakla “Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından davanın reddine” karar  (06.10.2004 tarih E:2004/19-410 K:2004/471 karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı) verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde  hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>A-)1-Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından Davanın Reddine,<br>2-Davalı yargılamada bir vekille temsil edildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 7. maddesi gereğince 30.000TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 300,00TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>4- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL maktu karar ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 3.866,75 TL'den mahsubu ile bakiye 3.439,15 TL'nin talebi halinde davacı tarafa iadesine,<br>5-HMK'nın 333/1. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde gider avansından kullanılmayan kısmının yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarasını bildirmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,<br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>1-Davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,<br>2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı  tarafından yapılan  66,00 TL yargılama gideri ile  220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,  <br>4-Başvuran tarafca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d16c9e5ca73d865","SID":"8318c52679ba3bb7"}}