{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/2107 <br>KARAR NO\t: 2024/1967<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t   MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/76 E.  -  2021/457 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i,                                                              Maddi-Manevi Tazminat, Hükmün İlanı<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2021 tarih ve 2019/76 E. - 2021/457 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:  Davacı vekili,  davalı ile 2004 yılında yetkili bayi sözleşmesi yapıldığını, bu kapsamda davalının müvekkilinin Türkiye Bayisi olarak müvekkiline ait \"...\" markalı cihazları sattığını,  gelen bir ihbar üzerine yaptıkları araştırmada davacının sözleşmeye dayalı olarak bir takım yedek parçaları davacıdan alarak, bir takım parçaları ise başka kaynaklardan temin etmek suretiyle ve cihaz üzerine davacının markasını koymak suretiyle satış yaptığını haricen tespit ettiklerini, daha sonra bu hususta Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/38 D. İş dosyasında tespit yaptırdıklarını, davalının sözleşmeye aykırı olduğu düşünülen eylemleri nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, davalının davacıya ait marka ve logo bulunan ürünler üretmesinin haksız rekabet teşkil ettiği gibi aynı zamanda marka hakkına tecavüz de oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespitine, men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesine ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına,  satışlar üzerinden elde edilen kâr ve haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik   10.000,00 TL maddi tazminat ile 250.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek  yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili,  taraflar arasında akdedilen sözleşme ile; taraflar arasında uygulanacak hukuk üzerinde anlaşıldığını, yetki sözleşmesi yapıldığını, MÖHUK m.47/1 fıkrası ile HMK m.114/1-a hükümleri uyarınca Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunmadığını, , davalının taraf ve davayı takip yetkisinin bulunmadığını, teminat yatırılmadığını, belirsiz alacak olarak davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca tahkim ilk itirazında bulunduklarını, diğer taraftan 2004 yılından itibaren davacı şirketin yetkili bayisi olarak Türkiye'de faaliyet gösterdiğini ve davacı firmanın adının duyulmasını sağlayarak, davacıya ciddi miktarda para kazandırdığını,  müvekkilinin hiçbir zaman sahte veya davacı markası taşımayan ürün satmadığını, davacı firmanın kendisine gönderdiği ürünlerin sadece montajını yaparak müşteriye satışını ve teslimini yaptığını,  davacının bahsettiği Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/38 D. İş sayılı tespit dosyasında bulunan bilirkişi raporunda müvekkili tarafından ... Enstitüsü’ne satılan \"Tarla Kapasitesi Solma Noktası Tayin Cihazı\"nın dört üniteden oluştuğu, cihazın parçalarında ve ekipmanlarında eksiklik olmadığı, cihazın tam olduğu ve çalıştığının tespit edildiği, müvekkili tarafından satılan cihazın orijinal olduğu, davacı firma tarafından gönderildiği şekli ve parçaları ile ilgili kuruma satıldığı, parçaların üzerinde etiket olması ya da olmamasının müvekkili firmanın sorumluluğunda olmadığını, zira parçaların davacı firma tarafından gönderildiğini, cihazın içerisinde başka firmalara ait etiketlerin bulunması durumunun da müvekkilini bağlamayacağını, zira bunun davacı firmanın bu parçaları o firmalardan tedarik ettiğini gösterdiğini, davacı firmanın kompresörlerini “...” isimli firmadan aldığını, kendi üretimi olmadığını, müvekkilinin Tarsus Alata Toprak ve Su Kaynaklan Araştırma Enstitüsü’ne 09.05.2017 tarihli fatura ile cihazı sattığı, bu faturada da cihazın “...” markalı olduğunun yazılı olduğu, söz konusu Enstitünün cihazı inceleyerek teslim aldığı ve muayenesini yaptığını, sahte olsa idi kurumun cihazı teslim almasının mümkün olmadığını, müvekkili firmanın davacı firmaya  ürün bedellerine karşılık 04.12.2017 tarihinde 14.889,16 USD ve 12.12.2017 tarihinde 795,60 USD olmak üzere toplam 15.684,76 USD’yi davacıya ödediğini, ancak davacı tarafından ürünler gönderilmediği gibi sözleşmenin sonlandırıldığını ve müvekkilinin gönderdiği cihaz bedellerinin iade edilmediğini, bu nedenle şayet dava sonunda davacıya ödemeleri gereken bir alacağa hükmedilirse ve davacıya müvekkili tarafından ödenen miktar alacağı karşılarsa alacakların takasına, davacıya müvekkili tarafından ödenen miktar alacaktan az olur ise mahsubuna karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında akdedilen yetkili bayi sözleşmesinde yetki anlaşmasına ilişkin kayıt bulunsa da, dava konusunun sözleşme içeriğinden ziyade marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hükümlerine ilişkin hukuki niteliği itibariyle haksız fiile ilişkin olduğu, iddia olunan haksız fiilin ülkemiz sınırları içerisinde vuku bulduğu anlaşıldığından Türk mahkemelerinin yargı hakkının somut olayda mevcut olduğu, başka bir deyişle eldeki uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen sözleşme şartlarına aykırılıktan kaynaklanmadığı, sözleşme dışı haksız fiil sorumluluğuna istinaden eldeki davanın açıldığı, bu nedenle eldeki uyuşmazlığı görmeye Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkının bulunduğu, dava dilekçesine ekli İzmir Noterliği'nin 11/07/2018 tarih 7855 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekaletname içeriği gereği davacının yabancı tüzel kişiliği haiz şirket olup, dava takip yetkisinin davacı şirket yönetimince belirlendiği anlaşıldığından, davacı tarafın taraf ehliyeti ve davayı takip yetkisine ilişkin dava şartlarında eksiklik bulunmadığı, davacı şirketin ABD menşeli olup ABD'nin ülkemizin de taraf olduğu Sınai Hakların korunmasına ilişkin Paris Sözleşmesi'ne taraf devletlerden biri olduğu, bu sözleşmenin ikinci maddesi gereği davacının dava açarken teminat yatırma muafiyeti bulunduğu gözetilerek bu hususta da eksikliğin bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/9255 E. 2016/3167 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere sınai mülkiyet hakkı ihlalinden kaynaklı maddi tazminat istemli uyuşmazlıkta, dava tarihinde davacının talep ettiği maddi tazminat bedelini objektif olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle HMK m.107 hükmü gereği belirsiz alacak davasının açılmasında hukuki yararın mevcut olduğu, ayrıca  davalı vekilinin ileri sürdüğü tahkim ilk itirazının, uyuşmazlığın sözleşme dışı haksız fiil iddiasına dayanması nedeni ile yerinde olmadığı,  davacı yanın, \"...\" ibareli tescilli veya tescil başvuruna konu edilmiş markası bulunmadığından; davalı eylemlerinin marka hakkı ihlali oluşturduğunun tespiti ve meni istemlerinin yerinde olmadığı,davacı yanın davalıya yönelttiği iddiaların davacı yanın üzerine düşen somutlaştırma külfetini yerine getirdiği ölçüde incelenerek sonuca ulaşıldığı, buna göre; dosya içinde davalı tarafından dava dışı ... Enstitüsü’ne “... markalı” ürün satışına ilişkin fatura (09.05.2017) bulunduğu, Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2018/38 D.İş sayılı dosyası ile alınan tespit raporunda; satışa konu “tarla kapasitesi solma noktası tayin cihazı” incelendiğinde; cihazın bazı düzeneklerinin ... marka etiketli, bazı düzeneklerinin ise ... markalı olduğu, cihazdaki bazı elemanların ise marka etiketi barındırmadığı belirtildiği, çekişmenin temelini oluşturan söz konusu eyleminin, davalının dava dışı üçüncü kişiye tek bir marka (...) altında –ürünün tamamının bu markaya ilişkin olduğu görüntüsüyle- birden başka markalı elemanları içeren veya herhangi bir marka içermeyen elamanların yer aldığı cihaz satmasına ilişkin olduğu, zira; somutlaştırma külfeti yerine getirilen ve haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen somut ürün bu olduğu, çekişme konusu kullanımların tüketicilerin “...” markalı veya tüm elemanları bu markadan oluşan bir cihaz aldıklarını düşünürken, başka markalardaki veya markasız elemanların birleştirilmesinden oluşan bir cihaz almak durumunda bırakılmalarının dürüstlük kurallarına aykırı olacak şekilde tüketicilerin yanıltılmasına neden olacağı bu  nedenle de somut uyuşmazlık bakımından davalının, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eyleminin sübut bulduğu kanaatine varıldığı, davacının maddi tazminat olarak; 6102 sayılı TTK m.56/1-e son cümle uyarınca; haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığını talep ettiği, 03/11/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının 82.457,62 TL’ olduğu, davalının dava tarihi itibariyle 98.548,92 TL'yi davacıya ürün karşılığı transfer ettiği, transfer ettiği ücretin karşılığı davacı yan tarafından davalıya ürün tedarikinde bulunulmadığı, davalının, davacı aleyhine oluşturduğu haksız rekabet eylemleri nedeniyle 82.457,62 TL kazanç elde ettiği, davacı taraf, davalı yandan her ne kadar 82.457,62 TL maddi tazminat talep edebilirse de, davacı yanın maddi tazminat istemi bakımından 10.000,00 TL istemde bulunduğu, bu istemi bakımından ıslah talebinde bulunmadığı, taleple bağlılık ilkesi uyarınca mahkememizin talep edilenden daha fazlaya hükmedemeyeceği, bununla birlikte; davalı yanın cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü takas def'inin de dikkate alınması gerektiği, davalının davacı yandan 98.548,92 TL takas alacağı bulunduğundan, davalı yanın ileri sürdüğü def'i nedeniyle davacı yanın talep ettiği 10.000,00 TL maddi tazminat alacağının sönümlendiği, bu nedenle davacının talep sonucunda belirttiği, davalı yandan arta kalan maddi tazminat alacağı bulunmadığı, davacının davalı yandan 138.548,92 TL manevi tazminat isteminde bulunabileceği,  davalının, yukarıda yer verilen maddi tazminat istemi bakımından ileri sürdüğü takas def'inden sonra, 88.548,92 TL daha takas alacağının bulunduğu, bu takas alacağının da manevi tazminat isteminden mahsubu ile davacı yanın arta kalan 50.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminde bulunabileceği,  delil tespiti dosyasına konu olup dava dışı üçüncü kişiye satılmış olan ürün haricinde, davalı uhdesinde dava tarihi itibariyle bulunan ve davacı aleyhine haksız rekabetin oluşmasında etkili olan araç bulunduğu yönünde somut tespit bulunmadığı,  hükmün ilanı isteminin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eylemlerinin marka hakkı ihlali oluşturduğunun tespiti isteminin reddine, marka hakkı ihlalinin men'i isteminin reddine,  davalının, davacı aleyhine oluşturduğu haksız rekabetin men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet sonucu oluşan yanlış beyanların düzeltilmesine, davalı uhdesinde dava tarihi itibariyle bulunan ve davacı aleyhine haksız rekabetin oluşmasında etkili olan araç bulunduğu yönünde somut tespit bulunmadığından tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin oluşmasında etkili olan araç ve malların imhası istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat isteminin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hükmün ilan edilmesine, karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının dava konu eylemlerinin müvekkilinin marka hakkını da ihlal ettiğini, mahkemece  HMK'nın 107 maddesi uyarınca maddi tazminat yönünden taleplerini yükseltmek için süre verilmediğini, takas definin koşullarının oluşmadığını, davalının müvekkilinden bir alacağının bulunmadığını, ayrıca mahkemece takas definin de hatalı uygulandığını, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, maddi tazminat taleplerinin anlaşılmadığını, eksik incelme ile karar verildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabı için gerekli belgelerin davalı tarafından ibraz edilmediğinin belirtildiğini, maddi tazminat hesabında sadece cihazın bir parçası olan hava kompresörünün dikkate alınmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabında davalının elde etmesi mümkün görülen menfaat kıstasının dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>                          Davalı vekili, kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili bulunduğunu, cevap dilekçesinde ileri sürdükleri dava şartları, ilk itirazları ve delilleri hakkında verilen kararların yerinde olmadığını, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkilinin hiçbir zaman sahte ve davacı markasını taşımayan bir ürün satmadığını, dava konusu cihazın davacı tarafından gönderilen parçalar ile dava dışı Kuruma satıldığını, davacı tarafın gönderilen parçalar üzerinde etiket olması yada olmamasının müvekkilinin sorumluluğunda da olmadığını, dava dışı Kuruma satılan hava kompresörünün hangi hava kompresörü olduğunun tespit edilmediğini, müvekkilinin büyük firma olduğunu, iş yerlerinde bu cihazları kullandığını, hava kompresörlerini müşterilerine satmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının nasıl tespit edildiğinin gerekçesinin açıklanmadığını, 138,548,92 TL gibi küsuratlı tutarda manevi tazminat talep edileceği  kabul edilerek müvekkilinin takasa konu alacaklarının takasta bitirilmesinin izaha muhtaç olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili lehine olan delillerden ve takipsizlik kararından hiç bahsedilmediği ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması,  haksız rekabet sonucu oluşan yanlış beyanların düzeltilmesi,  haksız rekabetin oluşmasında etkili olan araç ve malların imhası , maddi-manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere davacı, davalının taraflar arasında 21.01.2004 yılında düzenlenen  \"... Yetkili Bayi Sözleşmesi\" kapsamında müvekkilinin Türkiye Distrübütörü olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkilinin \"Soilmoiustre\" markalı cihazlarını sattığını, davalının sözleşmeye dayalı olarak bir takım yedek parçaları davacıdan alıp, bir takım parçaları ise başka kaynaklardan temin etmek suretiyle ve cihaz üzerine davacının markasını koyarak satış yaptığını tespit ettiklerini, bu durumun Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2018/38 D.İş sayılı dosyası ile alınan tespit raporu ile sabit olduğunu, bunun üzerine taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiklerini, davalının bahsi geçen eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise  sahte veya davacı markası taşımayan ürün satmadığını, davacı firmanın kendisine gönderdiği ürünlerin sadece montajını yaparak müşteriye satışını ve teslimini yaptığını, müvekkilinin dava dışı Kuruma sattığı ve  Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2018/38 D.İş sayılı dosyasına konu cihazın da orijinal olduğu, davacı tarafından gönderildiği şekli ve parçaları ile ilgili Kuruma satıldığını savunmuştur.<br> Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2018/38 D.İş sayılı dosyasında alınan ve davalının  dava dışı  ... Enstütü'süne  sattığı \"... \" markalı cihaz üzerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, bahsi geçen cihazın manometre düzeneğinin, fitings sızdırmazlık elemanlarının ve hava kompresörünün muhafaza saç kapağının \"...\" markalı olduğu, hava kompresörünün \"...\" marka olduğu, bunların dışında kalan diğer elemanlarda ise (bağlantıgrupları ve sarf malzemeleri) marka etiketlerinin bulunmadığı açıklanmış, mahkemece tespit dosyası ile incelenen ürün ile davacı şirkete ait teknik dokümanlarda belirtilen veriler irdelenerek davalının dava dışı Enstütü'ye sattığı ürünün hangi parçalarının orijinal olup olmadığının belirlenmesi için alınan 14.04.2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda da bahsi geçen dava  konusu cihazın hava kompresörünün dış muhafaza kapağı üzerinde \"...\" markasının yer aldığı, fitings denilen hassas sızdırmazlık bağlantı gruplarının basınç ayar sistemi manifoldu ve manometreler grubunun orijinal ve davacı firmaya ait olduğu, ancak sistem ünitesinin ana parçası olan hava kompresörü ve elektrik motorunun Almanya imalatı ... marka olduğu, basınç kontrolü redüktör grubunun da \"Made in Mexico \"olduğu, basınçlı kap (tencere) için dikdörtgen başlı sabitleme cıvataları ile kelebek somunları setinde cıvata ve somunlarının orijinal olmadığı, diğer tali bağlantı grupları ve sarf malzemelerinin de orijinal olmadığı tespit edilmiştir.<br>Bu tespit ve belirlemeler karşısında, davalının davacının davalıdan satın alarak ithal ettiği yedek parçaları, davacı dışında başka kaynaklardan temin ettiği  parçalarla birleştirerek, ürünün tamamını “...” markası altında sattığı iddiasının dosya kapsamıyla sabit olduğu kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davalı tarafça, dava dışı Kuruma satılan cihazın tüm parçalarının davacı tarafından gönderilen parçalar olduğu, cihazın parçalarında başka markaların yer almasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığı  savunulmuşsa da dosya kapsamına bu hususu ispatlar bir delil sunamadığından davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir.<br>Burada hemen belirtmek  gerekir ki, her ne kadar davacı taraf, davalının dava dışı Enstitü'ye sattığı cihaz dışında başka kişilere sattığı cihazlarda da aynı şekilde davrandığını ileri sürmüşse de, dosya kapsamı ile bu iddiasını ispatlayamamıştır.<br>Yine ihlal oluşturan cihazın taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken 09.05.2017 dava dışı Enstitü'ye satıldığı yani ihlalli eylemin taraflar arasındaki sözleşme sırasında gerçekleştiği anlaşıyorsa da davacı tarafın dava ve cevap cevap dilekçesinde acıkça taraflar arasındaki sözleşmeye değil TTK''nın 54. vd maddelerinde  düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandığını belirtmesi ve  davalının “Solimoisture” markalı ürün satın almak için sipariş veren alıcıya, aslında tamamı bu markayı taşımayan parçalardan oluşan bir ürün satmasının  TTK'nın 55/1-a-4 maddesinde haksız rekabet olarak tanımlanan “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler” olarak nitelendirilebileceği, diğer bir deyişle davalının sözleşmeye aykırı olan eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturması karşısında ilk derece mahkemesinin davalının tahkim itirazını aynı nedenlerle reddetmesinde de bir isabetsizlik bulunmamıştır.<br>Yukarıda açıklandığı gibi davalının haksız rekabeti sabit olduğundan ilk derece mahkemesinin davacı yararına tazminat koşullarının oluştuğu kabulü yerindedir. Ancak, mahkemece maddi tazminat yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Zira bahsi geçen raporda davacının dava dışı şirketten aldığı toplam 7 adet hava kompresörü dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Oysa yukarıda  detaylı olarak açıklandığı üzere  dosya kapsamı ile haksız rekabet oluşturduğu sabit olan tek cihaz davalının  dava dışı  ... Enstütü'süne sattığı cihazdır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. <br>Ayrıca, Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nin 2018/38 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece mahkemece tespit dosyası ile incelenen cihaz ile davacı şirkete ait teknik dokümanlarda belirtilen veriler irdelenerek davalının dava dışı Enstütü'ye sattığı cihazın  hangi parçalarının orijinal olup olmadığının belirlenmesi için alınan 14.04.2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, bahsi geçen cihazda hava kompresörü dışında başka parçaların da orijinal olmadığı tespit edilmesine rağmen  mahkemece maddi tazminat yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözü edilen cihazda davacıya ait olmayan tek parçanın hava kompresörü olduğu kabulüyle hesaplama yapılması  da doğru değildir.<br> Bu durumda, davacının maddi tazminat olarak haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığını talep ettiği gözetilerek, maddi tazminat hesabında  davalının  dava dışı  ... Enstütü'süne sattığı cihazda   kullanılan hava kompresörü ve bunun dışında 14.04.2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda orijinal olmadığı tespit edilen parçalar da nazara alınmak suretiyle belirlenmesi gerekirken, mahkemece, açıklanan nedenlerle hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna itibar edilmesi yerinde olmamış, taraf vekillerinin  bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>Öte yandan, davacı taraf maddi tazminata ilişkin davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup, haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemli davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkündür.<br> 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 107/2. maddesinde göre \"Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.\" düzenlemesi yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında yürürlükte bulunan bu hüküm gereğince alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda davacıya maddi tazminata ilişkin talebini artırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesi gerekirken,  mahkmece bu husus gözden kaçırılıp, davacıya bu yönde süre verilmeden yazılı şekilde taleple bağlı hüküm kurulması hatalı olmuş, davacının bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmüştür. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği gibi, maddi tazminata ilişkin hesaplama hatalı olduğundan alacak belirli hale gelmiş de değildir.   <br>\tBu itibarla, taraf  vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş, Dairemiz kararının niteliğine göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2021 gün ve 2019/76 E. - 2021/457 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı ve davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 934,58-TL maktu ve nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2025   <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97f5f94019963711","SID":"af6b8218736e07d7"}}