{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1030 Esas 2024/1233 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1030 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1233<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2022/141 Esas 2022/286 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 24/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin %1,875645 pay sahibi olduğu davalı şirketin 20/12/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların açıkça hukuka aykırı olduğunu, genel kurul toplantısından önce müvekkilinin defalarca inceleme ve bilgi alma hakkına dayanarak talepte bulunduğunu, ancak davalı şirketin müvekkilinin inceleme ve bilgi alma hakkına mani olduğunu, ihtarname ile inceleme ve bilgi alma hakkı doğrultusunda davalıdan belgeler istendiğini, davalının müvekkiline belge vermediğini, bu hususun genel kurul sırasında dile getirildiğini, gerekçe sunularak taleplerinin reddedildiğini, genel kurulda müvekkilinin temsilcisinin genel kurulun 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 9.a, ve 10. maddelerinde olumsuz oy kullandığını, müvekkilinin olumsuz oy kullanmasına ilişkin gerekçesini toplantı tutanağına yazmak istediğini, ancak bu talebinin kabul görmediğini, genel kurula önergeleri ekletebildiğini, davalı şirketin müvekkilinin bilgi alma ve inceleme talebini reddetmesi sebebi ile TTK'nun 447. maddesi uyarınca müvekkilinin muhalefet şerhine rağmen karara bağlanan 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 9.a, ve 10. maddelerinin iptalinin gerektiğini, gündemin 3. maddesinde müvekkilinin bilgi alma hakkının engellenerek paydaşlık hakkının kısıtlandığından kararın iptali gerektiğini, 4. gündem maddesinde 2019 yılına ait gündemde madde bulunmasına rağmen 2019 yılına ait karar alınmadığını, bu nedenle maddenin iptalinin gerektiğini, toplantı sırasında önerge verildiğini, somut bir neden bildirilmeden taleplerinin reddedildiğini, gündemin 5. maddesi yönünden müvekkilinin bağımsız denetim raporunu toplantı öncesinde ve toplantıda şirketten ve genel kuruldan talep etmesine rağmen kendisine verilmediğini, bu nedenle raporun dosyaya kazandırılarak bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmasını istediklerini, gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulunun ibra edildiğini, ibra sırasında yönetim kurulu üyesi ... yerine ...'in oy kullandığından alınan kararın yoklukla malul olduğunu, yönetim kurulunun ibrası için müvekkilinin paydaşlıktan kaynaklanan haklarının tam ve doğru, şeffaf nitelikte açıklanması gerektiğini, maddenin görüşülmesinin ertelenmesi talebinin iyi niyete aykırı olarak reddedildiğini, gündemin 7. maddesi yönünden müvekkilinin vermiş olduğu önergenin hiçbir gerekçe olmadan reddedildiğini, önergedeki hususlar açıklanmadan müvekkilinin olumlu oy kullanmasıırı mümkün olmadığını, maddenin iptali gerektiğini, gündemin 8. maddesi yönünden müvekkilinin pay sahipliğinden doğan haklarına kavuşmadan şirket ve şirket yönetimi hakkında gerekli bilgi ve donanıma sahip olmadığından oy kullanması mümkün olmadığından maddenin iptalinin zorunlu olduğunu, gündemin 9. maddesi yönünden 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait ortaklara kar dağıtımı konusunda karar alınması, dağıtım yapılacak ise yapılmasına karar verilmesi halinde dağıtım oranı ve zamanının tayin edilmesi için yönetim kuruluna yetki verildiğini, TTK'nun 408. maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez haklarından olan kar dağıtımı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesinde yasaya aykırılık bulunduğunu, iptalinin gerektiğini, verilen önerge ile gündemde olmayan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesi için 9.a maddesinde alınan kararın batıl olduğunu, ücretin de belirsiz olduğunu, gündemin 10. maddesi ile TTK'nun 395 ve 396 maddeleri kapsamında yönetim kuruluna yetki verilmesi sırasında yönetim kurulu üyelerinin kanuna aykırı olarak oy kullandıklarını belirterek davalı şirketin 20/12/2021 tarihli genel kurulunda gündemin 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 9.a, ve 10. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının müvekkili şirketin hissedarı olup, şirketin işleyişini sekteye uğratmak amacıyla her sene genel kurulda alınan kararların iptali için dava açtığını, genel kurulun 9. maddesinde alınan kararın genel kurulun devredilemez görevlerinden olmadığını, kar payı dağıtımının yapılacaksa organizasyonu konusunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, gündemin 9.a maddesi ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesi yönündeki kararın gündeme madde eklenmesi sureti ile verildiğini, şirketin cirosu ve ticaret hacmi nazara alındığında miktarın fahiş olmadığını, talebin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının bilgi alma hakkının kısıtlandığı yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, davacının dava dilekçesinde tüm belgelerin mail yolu ile gönderildiğini kabul ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı şirketin 20.12.2021 tarihli 2018-2019-2020 yılı olağan genel kurul toplantısının 3., 4., 5., 7. ve 8. maddesinin iptaline yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede, TTK'nun 444. ve 446. maddeleri gereğince anonim şirket genel kurul kararının  iptalini ancak toplantıda hazır bulunup olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibi talep edebilecekken iptale konu 3, 4, ve 5. maddelerine olumsuz oy veren davacıların anılı maddeler için muhalefet şerhini tutanağa eklemediği, bu suretle kararların iptalini talep edemeyeceği, her ne kadar davacı vekili muhalefet şerhinin tutanağa yazılmasını engellendiğini iddia etmiş ise de, anılı iddiasını ispat edemediği, her ne kadar 04/04/2022 tarihli dilekçesi ile genel kurul toplantı tutanağının altında muhalefet şerhinin bulunduğunu beyan eden not yazılı olduğunu beyan etmiş ise de, anılı bölümde imza bulunmadığı, kaldı ki tutanak altında sadece davacının kararlara muhalefet ettiğinin bildirildiği, muhalefet şerhi yazdığının söylenmediği nazara alınarak anılı iddiaya itibar olunmadığı, kaldı ki usulüne uygun muhalefet şerhi verildiği kabul edilse dahi anılı maddelerin iptal sebebi olarak gösterilen davacının kendisine bilgi ve belge verilmediği iddiasının sübuta ermediği, 6. maddesinin iptaline yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede gündemin 6. maddesi ile yönetim kurulunun ibrasına karar verildiği, anonim şirket genel kurulunda alınan en önemli kararlar arasında ibra kararının yer aldığı, ibranın mevzuatta tanımlanmadığı, ibra, yönetim ve denetim kurulunun faaliyetlerinden dolayı genel kurulun o yıla ilişkin olarak tazminat talebi hakkı bulunmadığı yönünde menfi bir borç ikrarı olarak nitelendirildiği, TTK'nun 436. maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları, şayet oy kullanmaları vuku bulmuş ise, bu halde oyların sonuca etkisinin dikkate alınması gerektiği, gündemin 6. maddesinde açıkça ibra oylamasına sadece ... ile ...'ın vekillerinin katıldığı, yönetim kurulu üyelerinin ibraya katılmadığının açıkça yazıldığı, ancak sehven ... vekili olarak ...'ın vekili ...'in belirtildiği, davacı vekilinin yargılamadaki beyanından da anlaşılacağı üzere yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmadıkları, madde yazılımında maddi hatanın yapıldığı, maddi hatanın kararın iptalini gerektirmeyeceği, 9. maddesinin iptaline yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede gündemin 9. maddesi ile müzakere edilen 2018, 2019 ve 2020 yılına ait karların hangi oranda ve ne miktarda ve hangi zamanlarda ödenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verildiği, TTK'nun 408/2-d. fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunun düzenlendiği, şirket genel kurulunun, şirket kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olup, bu yetkisini yönetim kuruluna devretmesinin de mümkün olmadığı, genel kurul şirket karının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organ olduğu, yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hali olduğu, bu aykırılığın işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açacağı ve işlemi yokluk ile sakat hale getireceği, yok sayılan işlemin şeklen dahi meydana gelmediği, yokluğun bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceği ve tespit ettirilebileceği, hakim tarafından da re’sen dikkate alınacağı, mahkemenin vereceği tespit hükmünün bu durumu açıklayıcı nitelikte olduğu, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı, herkesin  bu  geçersizliği, TTK'nun 445-446 maddelerinde düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği, açık kanun hükmüne rağmen genel kurulun devredilemez yetkilerinden olan kar  dağıtımı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin gündemin 9. maddesinin yoklukla malul olduğu, 9-a. maddesinin iptaline yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede gündemin 9.a maddesi ile gündemde yer almamasına rağmen verilen önerge ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine karar verildiği, kararın gündeme bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bu aykırılığın müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu, iptal davası bakımından TTK'nun  446. maddesi kapsamında muhalefet şerhini tutanağa yazdırmadığı, bu sebeple davacının kararın iptalini isteyemeyeceği, 10. maddesinin iptaline yönelik açılan dava yönünden yapılan değerlendirmede gündemin 10. maddesinde yönetim kurulu  üyelerine TTK'nun 395 ve 396. maddelerindeki iznin verilmesine karar verildiği, TTK'nun 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağının getirildiği, bu düzenlemelerin mutlak emredici nitelikte hükümler olmadığı, her iki maddede getirilen yasağın genel kurul kararı ile kaldırılmasının mümkün bulunduğu, genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut birkaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebildiği, ancak TTK'nun 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi veya üyelerinin oy kullanamayacağı, yönetim kurulu üyesi, başkan ve üyeliğine seçilen ...'ın oyu ile karar verildiği, oysa kendisine verilen izinler yönünden yönetim kurulu başkanı olan ...'ın TTK'nun 436/1. maddesi gereğince oydan yoksun olmasına rağmen, anılan kararın alınmasında oy kullandığı, ...'ın oyu mahsup edildiğinde dahi sonucun değişmediği, bu nedenle kararın  yoklukla malul olduğundan bahsedilmeyeceği gibi iptal koşullarının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 20/12/2021 tarihinde yapılan 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 9. maddesinin yoklukla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece genel kurulun gündemin 9. maddesinin yoklukla malul olduğu kabul edilerek davanın bu madde yönünden kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının bu madde yönünden de geçerli bir muhalefet şerhi bulunmadığından davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönünden anılan maddenin yok hükmünde kabul edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, verilen tedbir kararının yerinde olmadığını, davacının müvekkili şirketin işleyişini sekteye uğratmak amacıyla her sene açmayı adet edindiği iptal davaları ile birlikte bir de tedbir kararı verilmesi şirketin zarara uğramasına sebep olacağını, tedbir şartlarının oluşmadığını, bu sebeple tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, davacının gerek kullandığı unvan gerekse faaliyet alanı nedeniyle haksız rekabetten doğan tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davacının bu tarihten sonra ard arda çeşitli davalar açarak müvekkilinin faaliyetlerine engel olup, kendi şirketinin iş hacmini artırmak gayesi içinde olduğunu, böylesine rekabet içinde olunan bir ticari hayatta, müvekkili yönünden verilen tedbir kararının davacının asıl amacına ulaşmasına hizmet edeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekrar eden taleplerinin sonucunda davalı şirketin müvekkiline eksik ve imzasız belgeler sunarak yasadan doğan inceleme ve bilgi alma hakkını kullanmasına mani olduğunu, davalının uzunca bir süre müvekkiline hiç belge göndermemesi ve bununla beraber müvekkilinin tekrarlı taleplerinin sonucunda eksik ve imzasız belgeler göndermesinin müvekkilinin TTK'dan doğan inceleme ve bilgi alma hakkının açık bir ihlali olduğunu, gerek ihtarname keşide edilmesine gerekse genel kurul sırasında bilgi edinme hakkına ilişkin önergelerin reddedilmiş olması ve bu hususun tutanağa geçmesine rağmen inceleme haklarının reddedilmediği şeklinde hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunduğunu, toplantı tutanağı incelendiğinde açıkça görüleceği üzere genel kurul tutanağının son sayfasının not kısmında açıkça davacının ve temsilcisinin adı soyadı yazılarak 1, 2 ve 11. maddeler hariç olmak üzere tüm maddelere muhalefet şerhi verdiğinin yazıldığını, buna rağmen muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesiyle ret verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, nitekim muhalefetin genel kurulda alınan bir karara ilişkin olması mümkün olduğu gibi, muhalefetin tüm kararlara ilişkin olmasının da olanaklı olduğunu, ayrıca pay sahibinin muhalefetinin gerekçesini göstermesine gerek olmadığını, muhalefetin her bir gündem maddesinden sonra pay sahibi tarafından tutanağa geçirtilmesinin olanaklı olduğu gibi, tüm gündem maddeleri görüşüldükten sonra da muhalefetin tutanağa geçirilmesinin mümkün bulunduğunu, buna göre muhalefete ilişkin ibarenin oylamadan sonra alınan kararın altına veya toplantı tutanağının altına yazdırılmasının yeterli olduğunu, muhalefet şerhine ilişkin hususun ilk derece mahkemesince bu kadar dar şekilde yorumlanmasının açıkça yasal hakkın kullanılmasının önüne geçtiğini, zira önemli olan pay sahibinin olumsuz oy verdiğinin ve olumsuz oy verdiğinin toplantı tutanağından açıkça anlaşılabiliyor olması olduğunu, tutanağın sonunda kararların alınmasından sonra açıkça muhalefet ettiği ibaresinin bulunduğu da göz önünde bulundurulduğunda ret kararı verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bunların haricinde kararın gerekçesinde dava dilekçesinde açıkça maddelerin altına muhalefet şerhi vermelerinin engellendiği belirtilmesine rağmen bu hususun ispat edilmediğinin belirtildiğini, mahkemece ispata ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını, tanık dinlenmediğini, herhangi bir araştırma yapılmadığını, söz konusu genel kurulun bakanlık temsilcisinin bulunmasının zorunlu olduğu kurullardan olmadığını, bu doğrultuda bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olmayan genel kurul toplantılarında bu temsilciye itiraz mümkün olmayacağından, muhalefetin tutanağa geçirilmediği hususunun tanık veya diğer delillerle ispat edilebileceğini, ancak mahkemece bu yönde hiçbir değerlendirme ve inceleme yapılmadan eksik araştırma ile ret karar verildiğini, kaldı ki tüm bunların haricinde genel kurulun 9-a maddesi gündemle bağlılık ilkesine aykırı şekilde alındığını, hükümsüz olduğunu, genel kurul toplantısında alınan kararlar ile ilan edilen gündem maddelerinin tam uyumlu olmasının TTK'nun 413. maddesinde düzenlenen gündeme bağlılık esasının bir gereği olduğunu, kanunda bu kuralın istisnaları numerus clausus olarak sayılmış olup, bu istisnaların örnek ve yorum ile genişletilemeyeceğini, davalının toplantı sırasında eklediği maddenin dava dilekçesinde de detaylı olarak izah edildiği üzere gündeme bağlılık kuralının istisnalarından biri olmadığını, bu doğrultuda kanunun emredici hükümlerine aykırı davranarak, gündemde yer almayan bir hususun karara bağlanması veya gündemde yer alsa bile gündem maddesine genişletilerek veya değiştirilerek karara bağlanması halinde pay sahibinin olumsuz oy kullanması ya da muhalefet şerh düşmesi şartları aranmadığını, bu nedenle 9-a maddesine ilişkin taleplerin muhalefet şerhi bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu karar batıl olduğu gibi, ücretin yıllık toplamı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu rakamın pay sahiplerinin, özellikle azınlık pay sahibi müvekkilin haklarının ihlali sonucunu doğurabilecek fahiş bir ücret olduğu, eşitlik ve dürüstlük kurallarını ihlal ettiğini, genel kurulun rekabet yasağına ilişkin 10. maddesine ilişkin taleplerinin de ...'ın oyları çıkarıldığında sonuca etki etmeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini, ancak söz konusu kararın yoklukla malul olduğunu, sırf oyların etki etmeyeceğinden bahisle ret kararı verilmesinin mümkün olmadığını, oylamada yönetim kurulu üyesinin TTK'nun 436/1. maddesinde sayılan yakınlarının da bu kararların alınmasında oy kullanmalarının mümkün olmadığını, mahkemece bu husus gözetilmeden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHükmün kapsamı başlıklı HMK'nun 297/2 maddesi; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmünü içermektedir.<br>\tMahkemece karar gerekçesinde genel kurul kararının iptalinin ancak toplantıda hazır bulunup oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibi tarafından talep edilebileceği, dava konusu gündemin 3, 4, 5. maddelerine davacının olumsuz oy verdiği ancak muhalefet şerhini tutanağa eklemediği gerekçesiyle anılan maddeler yönünden açılan davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. <br>\tUsule ilişkin anılan gerekçenin yanı sıra karar gerekçesinde usulüne uygun muhalefet şerhi verildiği kabul edilse dahi anılı maddelerin iptal sebebi olarak gösterilen davacının kendisine bilgi ve belge verilmediği iddiasının sübuta ermediği belirtilerek anılan maddeler yönünden esasa ilişkin davanın reddi gerekçeleri yazılmıştır. Bu durum ise kararın dava konusu gündemin 3, 4, 5. maddeleri yönünden davanın hem usulden hem esastan reddine ilişkin gerekçe içermesi nedeniyle HMK'nun 297/2 maddesine aykırılık teşkil etmektedir.<br>\tTüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tKARAR:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;\t<br><br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-a.6, 355. maddeleri gereğince KISMEN KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2022 tarih ve 2022/141 Esas 2022/286 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davalının yatırmış olduğu 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t6-Tarafların istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,<br>\t7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/11/2024<br><br>Başkan -             Üye -                Üye -               Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0155f7a7cab136e6","SID":"369e9d88102d25f5"}}