{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1017 Esas 2024/1188 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1017 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1188<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR  <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 24/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/123 Esas 2021/127 Karar<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/02/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 07/11/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan takipte İstanbul Anadolu İcra dairesinin yetkili olduğunu, yetkili mahkemenin de İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından gönderilen kat ihtarnamesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, talep edilen borç için muacceliyet ve temerrüt gerçekleşmediğini, müvekkilinin temerrüt faizinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ile dava dışı ... Tarım ve Gıda Ürünleri Ticaret Anonim Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, söz konusu kredinin ödenmemesi sebebiyle davacının kredi hesabını kat ettiği, kat ihtarnamesinin davalı ile dava dışı asıl borçluya tebliğ edildiği, davalı tarafından borcun ödenmemesi sebebiyle dava konusu icra takibinin başlatıldığı, takibe davalı tarafından süresinde itiraz edildiği ve yine süresinde davacı tarafından iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, dava konusu kredi sözleşmesindeki kefalete ve imzaya davalının herhangi bir itirazının olmadığı, alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın davalıdan icra takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 102.273,23 TL asıl alacak, 13.797,90 TL faiz, 689,00 TL BSMV olmak üzere toplam 116.761,03 TL üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 116.761,03 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ankara asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin gerek dava şartı görev bakımından gerekse de yetki bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın öncelikle usul yönünden reddedilerek görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin yerleşim yeri adresinin Kadıköy İstanbul olduğunu, itirazın iptali davasında usulüne uygun şekilde başlatılmış icra takibinin varlığının dava şartı olup, dava şartının varlığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğini, genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte yetkili icra dairesinin İİK'nın 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirleneceğini, HMK'nın 6. maddesine göre ise genel yetkili icra dairesinin davalının yerleşim yeri icra dairesi olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız takipte İstanbul Anadolu İcra Dairesinin yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine bağlı olarak işbu itirazın iptali davasının da İstanbul Anadolu Adliyesinde görülmesi gerektiğini, mahkemenin kısmen kabul kararının eksik ve yetersiz inceleme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak verildiğini, dava dışı asıl borçlunun ticari defterleri incelenmediği gibi kredi borcu sebebiyle doğrudan müvekkilinden tahsil edilen tutarlar hususunda da bir incelemenin gerçekleştirilmediğini, dosya kapsamındaki dilekçelerinde dava dışı asıl borçluya ait defter ve kayıtların incelenmesinin talep edildiğini, söz konusu talep hakkında mahkemece herhangi bir karar verilmediğini, talebin reddedilmediğini, ancak taleplerinin gereğinin de yerine getirilmediğini, davacı tarafından iddia edilen alacağa istinaden müvekkilinin şahsi banka hesaplarından ve kredi kartlarından davacı tarafından tahsil edilen tutarlara ilişkin belgelerin de davacı bankadan celbinin talep edilmesine rağmen mahkemece bu talep hakkında da bir karar verilmediğini, nihayetinde talep edilen incelemeyi de gerçekleştirmediğini, böylece bilirkişi tarafından gerçekleştirilen incelemenin yalnızca davacı banka kayıtları ile sınırlı kaldığını ve tek taraflı bir inceleme olduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, asıl borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin icra takibi öncesindeki döneme ilişkin temerrüt faizi sorumluluğu bulunmadığını, TBK'nun 586. maddesi uyarınca kefile başvuru şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkilinin icra takibi öncesindeki dönem bakımından temerrüt faizi ödemesine hükmedildiğini, davacı tarafından gönderilen kat ihtarnamesinin ne asıl borçluya ne de müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, hem asıl borçlu hem de müvekkili bakımından ihtarın hükümsüz olduğunu, talep edilen borç için muacceliyet ve temerrütün gerçekleşmediğini, bir an için söz konusu tebligatların usulüne uygun olduğu düşünülecek olsa dahi müvekkiline başvuru yapılabilmesi bakımından TBK'nun 586. madde şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, Tebligat Kanununun 7/a maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası gereği, kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olup, elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde 7201 sayılı kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağının düzenlendiğini, işbu davada ise zorunlu olmasına ve asıl borçlunun elektronik tebligat adresinin de kamuya açık mersis sisteminde ilan edilmiş olmasına rağmen asıl borçluya elektronik yolla tebligat gönderilmediğini, davacının keşide ettiği ihtarnamenin doğrudan asıl borçlunun adresine gönderilmesi sebebiyle kat ihtarnamesinin usulsüz ve hükümsüz olduğunu, kat ihtarnamesinde iddia olunan tutarların muacceliyetinden ve temerrütünden söz edilemeyeceği gibi iddia olunan borç hakkında müvekkiline başvurulmasının da hukuken mümkün olmadığını, müteselsil kefile doğrudan başvuru için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması şartlarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiğini, davacı tarafından kat ihtarnamesi hem usulsüz tebligat nedeniyle hükümsüz olup, hem de müvekkili ile dava dışı asıl borçluya birlikte gönderilmiş olması sebebiyle TBK'nun 586/1. madde şartlarını sağlamadığını, kat ihtarnamesinin müvekkili ile dava dışı asıl borçluya birlikte gönderildiğini, böyle bir durumda asıl borçlunun borcu ödeyip ödemeyeceğinin henüz belli olmadığını, bu sebeple Kanun maddesinde aranan ihtarın sonuçsuz kalması şartının gerçekleşmediğini, kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini, bu nedenle de müvekkilinden temerrüt faizi talep edilmeyeceğini, ihtarnamede tanınan 7 günlük ödeme süresi içerisinde asıl borçlunun ödeme yapıp yapmayacağı belli olmadan müvekkile yapılan ihtarın TBK'nun 586 maddesi uyarınca usulsüz ve geçersiz olduğunu, müvekkilinin ihtarnamenin çıkartıldığı belirtilen adresine söz konusu ihtarnameye dair ihbar kağıdı yapıştırılmamasına ve bilgi verildiği beyan olunan kişinin imzasının alınmamasına ek olarak Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre tebligat yapılacağı şerhi bulunmaksızın tebligat memurunun doğrudan TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapmasının da usulsüz olduğunu, muhataba çıkarılan ilk tebligatın öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerektiğini, muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiğini, muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerektiğini, bu aşamadan sonra Kanunun 10/2 ve yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek Kanunun 21/2. maddesine göre tebliğinin mümkün olacağını, bilirkişi raporuna itirazları kapsamında itirazlarının dikkate alınmadığını, hatalı değerlendirmeler ve eksik incelemeyle denetime elverişsiz bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurulduğunu, temerrüt faizi oranının da fahiş ve dayanaksız olduğunu, genel işlem şartı niteliği bulunduğunu, bir an için sözleşme maddesinin geçerli olduğu kabul edilecek olsa dahi davacı tarafından uygulanan faiz oranı ve yapılan hesaplamanın hatalı bulunduğunu, yasal delil sunma süresi sona erdikten sonra davacı banka tarafından dosyaya sunulan kayıt ve delillere muvafakatlerinin olmadığını, bilirkişi tarafından ileri sürülen sözleşme maddesinin bir an için geçerli olduğu düşünülecek olsa dahi 18.09.2019 tarihinden sonraki oranların esas alınmış olmasının da sözleşmeye aykırı olduğunu, davacı tarafından talep edilen alacak kalemlerinin hesap denetimine uygun olmadığından belirli ve likit bir alacaktan söz edilmeyeceğini, henüz kefile başvuru şartları oluşmadan fahiş faiz oranlarıyla kefil müvekkilinden alacak talebinde bulunan davacının takipte kötü niyetli olup, kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini, TBK'nun 598. madde hükmü de dahil olmak üzere zamanaşımı def'i, hak düşürücü süre ve davacının kgf ödemelerinin iddia ettiği alacaktan düşülmemesi yönündeki talebine de itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 13. İcra Müdürlüğünün 2019/15871 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, kefalet protokolü, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 21/12/2020 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2019/15871 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 120.361,21 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 27/11/2019 tarihinde tebliğ olduğu, davalının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 04/12/2019 tarihinde borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 24/02/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tYargılama aşamasında alınan ve dosya üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, takip tarihi itibarıyla taleple bağlı kalınarak davacının davalıdan 102.273,23 TL asıl alacak, 13.797,90 TL işlemiş faiz, 689,90 TL BSMV olmak üzere toplam 116.761,03 TL alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDava konusu icra takip dayanağı olan ve davacı banka ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında akdedilen 22/05/2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından dava  dışı asıl borçlu ve davalıya gönderilen 05/08/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile toplam 124.961,35 TL nakit alacağın 7 gün içinde ödenmesi, 2.030,00 TL gayri nakit alacağın 7 gün içinde depo edilmesi talep edilmiş olup, anılan ihtarname dava dışı asıl borçluya 07/08/2019, davalıya 08/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmediği gerekçesiyle kredi hesabının kat edildiği, alacağın tahsili talebi ile  davacının davalı aleyhine icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış olmasına ilişkin itirazın iptali dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise takip tarihi itibarıyla davacı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, alacağın davalıdan talep edilip edilemeyeceği, davalının icra takibine itirazının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavalı vekilinin yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, dava konusu icra takip dosyasında davalı yan borca itirazının yanı sıra İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir.<br>\tİtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.<br>\tTaraflar arasında akdedilen 22/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinin 13.4. maddesinde Ankara mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. <br>\tAnılan sözleşme tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olup HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Bir başka anlatımla sözleşmede belirtilen ve işbu dava konusu icra takibinin yapıldığı Ankara icra müdürlüğü yetkilidir. <br>\tBu durumda mahkemece Ankara İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği gözetilerek işin esasına girilmesi isabetlidir. <br>\tDavalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalı davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olup, davalının kefalet imzasına ve/veya yazılarına yönelik bir inkarı bulunmamaktadır. <br>\tMüteselsil kefalet başlıklı TBK'nun 586. maddesinin 1. fıkrasında \"Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tMadde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl  borçluya  veya  taşınmaz  rehnine  başvurulması ve şayet bu yolla alacağın tahsili mümkün olmaz ise bu takdirde kefile müracaat edilmesi gerekmektedir. Yasa koyucunun buradaki amacı asıl borçluya veya rehne başvurulmadan kefile başvurulamayacağıdır. <br>\tDavacı bankanın kredi hesabını kat ettikten sonra dava dışı asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalıya tebliğden itibaren 7 gün süre vermek suretiyle alacağının ödenmesini isteyen ihtar gönderdiği, bu ihtarın 07/08/2019 tarihinde dava dışı asıl borçluya, 08/08/2019 tarihinde ise davalı kefile tebliğ olduğu görülmüştür. <br>\tBu durumda asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ edildiği, asıl borçlunun ifada geciktiği ve davacı alacaklı tarafça tanınan 7 günlük sürede borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre, TBK'nun 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulu somut olayda gerçekleşmiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/07/2013 tarih 2013/9225 Esas 2013/14683 Karar sayılı ilamı).<br>\tÖte yandan, somut olayda davalı kefile başvuru koşulları oluşmuş ise de, davalı kefil ancak müteselsil kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borcun varlığı halinde müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutulabilecektir. <br>\tDavalı vekilinin aşamalarda temerrüt faiz oranına yönelik de itirazları bulunmaktadır.<br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesi temerrüt faiz oranına ilişkin düzenlemeyi içermekte olup, buna göre temerrüt faizi alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranı olacaktır. İşbu dava konusu icra takibinde talep edilen faiz oranı %48'dir. <br>\tHükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranının %48 olduğu belirtilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesi de gözetilerek temerrüt tarihinde bankaca BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranı tespit edilmediği gibi, bu oranın iki katı alınmak suretiyle temerrüt faiz oranının belirlenmesi yoluna gidilmemiştir. <br>\tMahkemece yapılması gereken iş, davacı banka genel müdürlüğüne müzekkere yazılmak suretiyle işbu dava konusu alacağın muaccel hale geldiği tarihte banka tarafından BCH şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranı tespit edilerek bu oranın iki katı alınmak suretiyle temerrüt faiz oranının tespit edilmesinden ibarettir. <br>\tDavalı yanın aşamalardaki savunması ve istinaf itirazı gözetilerek genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin açılan işbu davada bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle takip tarihi itibarıyla alacaklının alacak miktarının tespitine yönelik rapor alınması, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir.<br>\t Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu bankacı bilirkişiden alınmış ise de, bilirkişi tarafından yapılan inceleme banka kayıtları üzerinde değil, dosyada yer alan belgeler üzerinde yapılmış, davalı yanın ödeme savunması üzerinde durulmamıştır. <br>\t22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35.maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi ise \"Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması\" hükmünü içermektedir.<br>\tBu durumda mahkemece dosyanın yargılama aşamasında rapor hazırlayan bankacı bilirkişiye tevdi edilip, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yapma ve belgelerden suret alma yetkisi verilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde, yukarıda açıklanan şekilde tespit edilecek temerrüt faiz oranı, talebin aşılamayacağı hususu da gözetilerek, esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu miktar tespit edilerek bilirkişi delilinin toplanması gerekirken uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli niteliğe sahip bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle takip tarihi itibarıyla davacının var ise davalıdan alacaklı olduğu miktarın tespitine yönelik rapor alınmadan, davalı yanın ödeme savunması üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde  şekilde hüküm kurulmuştur.\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2021 tarih 2020/123 Esas 2021/127 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 2.056,00 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t5-Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,<br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  07/11/2024<br><br>Başkan -            Üye -                  Üye -                 Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d5852800a3d5ee7","SID":"b64586ebb77e0350"}}