{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1658 <br>KARAR NO\t: 2024/1684<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 03/04/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/308 Esas,  2023/321 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 02.12.2019 tarihinde ...’ın da içinde bulunduğu ... Turizm Ltd. Şti. adlı yolcu taşıma firmasına ait ... plakalı otobüsün, Erzincan istikametinden Sivas istikametine doğru seyir halinde iken T.C. ... Genel Müdürlüğü adına tescilli  TCK ... numaralı iş makinesi ile çarpıştığını, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza akabinde müvekkili ...'ın resmi nikahlı eşi, ...'in imam nikahlı eşi, diğer müvekkilleri ..., ..., ..., ..., ...  ve ...'ın miras bırakanı yani babaları olan ...'ın vefat ettiğini, kazanın oluşumunda müteveffa ...'ın yolcu olması nedeniyle kusursuz olduğunu, davalı idareye ait iş makinesini kullanan ...'ın kazaya sebebiyet verdiğini, kaza sonucu vefat eden ...'tan geriye davacılardan resmi nikahlı eş ..., 18 yaşında lise öğrencisi olan ..., 16 yaşında ... ,9 Yaşında ...,  8 yaşında ..., 6 yaşında ...  ve 4 yaşında ...'ın kaldığını, çocuklar ..., ... ve ...'ın ilk okul çağında olduğunu, mirasçı ...’ın ölümü ile müvekkillerin uğramış oldukları destekten mahrum kalma zararının sigortalanan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatı kapsamında müvekkillerinden ... için 31.063,86 TL ... için 5.587.00 TL ... için 3.624.02 TL ... için 1.229,33 TL, ... İçin 8.330,33 TL, ... için 9.066,88 TL ... için 9.868,20 TL ve imam nikahlı eş ... için 20.709,24 TL ödeme yaptığını, yapılan bu ödemeler eksik ve hatalı aktüerya raporlarına dayandığını, davalılardan ... Anonim ... Sigorta A.Ş'nin diğer davalılardan ... ....Bölge Müdürlüğü adlı sigortalıya ait ...  plaka sayılı aracın ZMMS  yapan sigorta şirketi olduğunu, mirasçı ...’ın ölümü ile müvekkillerin uğramış oldukları destekten mahrum kalma zararının sigortalanan  zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatı kapsamında  açılan hasar dosyası üzerinden  müvekkillerden ... için 152.657,52 TL ... için 19.581,94 TL ... için 11.560,98 TL ... için 516,91 TL , ... İçin 25.857,00 TL, ... İçin 28.453,00 TL ... için 34.099,00 TL ödeme ilgili isigorta şirketi tarafından 10.01.2020 tarihinde yapıldığını, ... Sigorta A.Ş imam nikahlı eş ... için ise ödeme yapmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan bu ödemeler eksik ve hatalı aktüerya raporlarına dayandığını, tüm bu açıklanan nedenler neticesinde; resmi nikahlı eş davacı ...  için 40.000,00 TL manevi tazminatın, imam nikahlı eş için 40.000,00 TL manevi tazminatın, müteveffanın müşterek çocukları davacılardan ...,... ,... , ...  ,...  ve ... adına her biri için ayrı ayrı 30.000,00 er TL olmak üzere çocuklar için toplam 180.000,00 TL. manevi tazminatın 02.12.2019 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine ödenmesine, tahkikat sonucunda müvekkillerimin destekten yoksun kaldığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere sigorta şirketlerinin ödediği rakamlar düşüldükten sonra  resmi nikahlı eş ...  için 3.000,00 TL diğer eş (İmam Nikahlı) ... için 3.000,00 TL  ve müteveffanın müşterek çocukları davacılardan ... , ..., ...  ve ... adına her biri için ayrı ayrı 1.000,00'er TL olmak üzere tüm davacılar için toplam 12.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 01/12/2020 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, Kazaya karışan ... Turizm Ltd Şti adlı sigortalıya ait ... plaka sayılı aracın ve ... ...Bölge Müdürlüğü adlı sigortalıya ait ... plaka sayılı aracın üzerine 3.kişilere devrinin önlenmesi acısından ihtiyati tedbir konulmasına ve Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacılar vekilinin 26/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile  maddi tazminat talepleri yönünden dava değerini toplam 566.740,75‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ...Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yeterli ödemenin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesini, tazminat sorumluluklarının doğması durumunda ise hesaplamaların Hazine Müsteşarlığına kayıtlı uzman bilirkişilerce yapılmasını, aleyhlerine faize hükmedilmemesini  ve mütefarik indirim yapılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan otobüsün şoförü şüpheli ...'ın Erzurum'dan hareket eden otobüsü kaza anına kadar, kesintisiz beş buçuk saat civarında kullanarak “Araç Kullanma Süreleri Yönetmeliği”ni ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiğini, kaza anında da karla mücadele kapsamında, kaza yerinde kamuya ait iş makinası ile kar temizliği yaptığını, bu nedenle kaza anında geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu, müvekkilinin ışıklı uyarı tepe lambası da takarak görevi kapsamında kar temizliği yapmakta ve bunun gereği çeşitli manevralar uygulamakta iken geriden gelen araçların, kar temizliği yapan aracın manevralarını tamamlamasını bekleyerek, çalışma normale döndükten sonra dikkatli bir şekilde geçiş yapmasının gerekmekte olduğunu,  ancak otobüs şoförü kar temizleme aracının çalışmasını bitirmesini beklemeden, karlı ve buzlu ve üstelik başka araçların durması nedeniyle daralan yolda kendi ifadesiyle 50 km hızla geçiş yapmaya çalıştığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, kazada müteveffa ...'ın da kusurlu olduğunu, ayrıca müteveffa ... kendi koltuğunu terk ederek, şoför mahallinde şoförü meşgul ederek şoförün dikkatinin dağılmasına sebep olduğunu ve bu yönüyle de kusurlu olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak  usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... Anonim ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılara aktüerya raporu doğrultusunda 10.01.2020 tarihinde toplam 272.727,12 TL ödeme yapıldığını, yasa ve poliçe gereği müvekkili şirketin başkaca yükümlülüğünün kalmadığını ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Kaza tespit tutanağında atfedilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, kazanın idareye ait iş makinesinin karla mücadele aracının yoğun tipi ve esinti esnasında çalışırken meydana geldiğini, kazada vefat edene kusur atfedilmemiş olmasının yanlış olduğunu çünkü kaza esnasında yolcu koltuğunda olmadığını ve muavin koltuğunda yolculuk yaptığını, otobüs şoförünün bu yönde beyanda bulunduğunu, tüm bu açıklanan nedenler neticesinde davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; ,<br>Mahkemece, \"...  Her ne kadar kaza sonucu vefat eden ...'ın çocuğu ... babasının vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma talebinde bulunmuş ise de; kaza tarihinde bu davacının 18 yaşından büyük olduğu, bu davacının kaza tarihinde yüksek öğreniminine devam ettiğine dair herhangi bir delil veya belge sunulmadığından bu davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Dosya kapsamına dahil edilen soruşturma dosyasındaki ifadelerde davacıların murisi ...'ın kazaya karışan otobüse biletli yolcu olarak binmediği, otobüsün seyri esnasında kazadan 5 dakika önce oturduğu koltuktan kalkarak şoförün yanına oturduğu, bu şekilde seyrederken meydana gelen kaza neticesinde vefat ettiği belirtilmiştir. Davacıların murisinin otobüse biletli yolcu olarak binmediği, kazadan 5 dakika önce oturduğu koltuktan kalkarak şoförün yanındaki koltuğa oturduğu hususları dikkate alındığında davacıların murisinin zararın meydana gelmesinde veya artmasında kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesinde zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar göreninde kusurunun bulunması halinde söz konusu olan mütefarik kusur hususunun dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre zarara uğrayan zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat hükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim tarafından tazminat miktarı hafifletilebilir. Davacıların murisinin bu şekilde mütefarik kusurlu olduğu dikkate alınarak davacıların talep edebilecekleri maddi tazminat tutarında takdiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmış olup; bu durumda davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının davacı eş ... yönünden 159.045,44 TL, davacı imam nikahlı eş ... yönünden  159.045,44 TL, davacı çocuk ... yönünden 7.931,40 TL, davacı çocuk ... yönünden 13.055,33 TL, davacı çocuk ... yönünden 27.218,88 TL, davacı çocuk ... yönünden 31.406,13 TL, davacı çocuk ... yönünden ise 26.470,78 TL olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davacılardan ... vefat eden ...'ın imam nikahlı eşi olup; yukarıda yapılan açıklamada da belirtildiği üzere bakım ihtiyacının nikahlı eşte olduğu gibi bakiye ömrünün sonuna kadar devam etmesi ihtimalinin zayıf olması varsayımının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu durumda imam nikahlı eş yönünden belirlenen maddi tazminat tutarından indirim yapılması yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiştir. Ancak davacıların murisinin mütefarik kusuru nedeniyle belirlenen tazminat tutarından %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmış olup; mahkememizce bu nedenle davacı imam nikahlı eş ... yönünden ayrıca bir indirim yapılmamıştır. <br>Davacı dava dilekçesinde meydana gelen haksız eylem nedeniyle ... Genel Müdürlüğü ve ... ... Bölge Müdürlüğü aleyhine ayrı ayrı husumet yöneltmiştir. Kazaya karışan iş makinesinin ... Genel Müdürlüğüne ait olması nedeniyle bu davalının sorumluluğu bulunmakta ise de; ... .... Bölge Müdürlüğünün ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmadığı, bu yönüyle ... ... Bölge Müdürlüğünün temsil ve dava ehliyetinin olmadığı, bu nedenle bu davalı aleyhine husumet yöneltilmesine hukuken imkan bulunmadığı dikkate alınarak ... ... Bölge Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmektedir. Yine davacılardan ...'ın kaza tarihinde 18 yaşını doldurduğu, yüksek öğrenimine devam ettiğine dair herhangi bir delil veya belge sunulmadığı anlaşılmakla bu davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Diğer davalıların kazaya karışan araçların işleteni, sürücüsü ve ZMMS sigortacısı olmaları nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu bulundukları anlaşılmakla; davacı eş ... yönünden 159.045,44 TL, davacı imam nikahlı eş ... yönünden 159.045,44 TL, davacı çocuk ... yönünden 7.931,40 TL, davacı çocuk ... yönünden 13.055,33 TL, davacı çocuk ... yönünden 27.218,88 TL, davacı çocuk ... yönünden 31.406,13 TL, davacı çocuk ... yönünden ise 26.470,78 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir. <br>Yargılamanın devamı sırasında davacı vekili aktüer hesap bilirkişisi raporu alınması sonrasında mahkememize sunmuş olduğu 26/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini artırmıştır. Taraf vekillerinin itirazları sonrasında yeniden alınan bilirkişi raporunun ardından davacı vekili mahkememize sunduğu 15/03/2023 tarihli dava değerini belirleme dilekçesi ile maddi tazminat taleplerine ilişkin tutarları yeniden belirlemiştir. Davacı vekili her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olduğunu, bu nedenle ıslah dilekçesine ek olarak dava değerini belirleme dilekçesi sunma hakkı olduğunu iddia etmekte ise ise; dava dilekçesinde davanın 6100 sayılı HMK'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirtir herhangi bir ibarenin bulunmadığı, dava dilekçesinde ''tahkikat sonucunda müvekkillerimin destekten yoksun kaldığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla'' denilmek suretiyle dava açıldığı bu haliyle davanın kısmi dava olduğu anlaşılmaktadır. Davanın kısmi dava olması, davacının ıslah dilekçesi sunarak alacak tutarlarını belirlemesi, kısmi davada ikinci kez ıslah dilekçesi veya dava değerini belirleme dilekçesi adı altında ikinci kez artırım talebinde bulunulamaması, davanın belirsiz alacak davası olmaması nedeniyle mahkememizce davacı vekilinin sunmuş olduğu dava değerini belirleme dilekçesi dikkate alınmamıştır. <br>Somut olayda, davacıların desteği olan ...'ın  15/03/1977 doğumlu olduğu, meydana gelen kaza neticesinde 02/12/2019 tarihinde vefat ettiği, davacı ...'ın henüz 42 yaşındaki desteğini kaybettiği, davacı çocukların ise çocukluk çağında babasız kaldıkları, bu şekilde davacıların desteklerinin vefat etmesi nedeniyle derin bir acı ve ızdırap duydukları, davacıların iç dünyasında oluşan acı ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi adına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları, ölen desteğin yaşı ve olay tarihindeki paranın alım gücüde dikkate alınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davacı eş ... yönünden 32.000,00 TL, davacı çocuklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ayrı ayrı 24.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili bu  davacılara verilmesine, davalı sigorta şirketlerinin manevi tazminat talebinden sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle bu davalılara yönelik manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"1-Davalı ..... Bölge Müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, <br>2-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin REDDİNE, <br>3-Diğer davalılar aleyhine açılan maddi tazminat talepli davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; <br>a-)159.045,44 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 3.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 156.045,44 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>b-)159.045,44 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine,  bu tutarın 3.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 156.045,44 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>c-)7.931,40 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 6.931,40 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>d-)13.055,33 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi  12.055,33 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>e-)27.218,89 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 26,218,89 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>f-)31.406,13 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 30.406,13 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>g-)26.470,28TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm tesisleri Limited Şirketi, ...Sigorta A.Ş ve ... Anonim ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine,  bu tutarın 1.000,00 TL'lik kısmına davalı ... ANonim ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 10/01/2020 tarihinden, davalı ...Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi olan 20/02/2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 02/12/2019 tarihinden, bakiyesi 25,470,28 TL'sine ıslah tarihi olan 26/09/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>4-Davacılar tarafından açılan manevi tazminat talepli davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; <br>a-)32.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>b-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>c-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>d-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>e-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>f-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>g-)24.000,00 TL tutarında manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Genel Müdürlüğü, ..., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, <br>h-)Davacının davalı sigorta şirketlerine yönelik manevi tazminat taleplerinin REDDİNE,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Anonim ... Sigorta vekili, davacılar vekili, davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karar aşamasında esas alınan trafik kazası tespit tutanağında ve sonraki süreçte müvekkil kurum aleyhine atfedilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, kazanın meydana geldiği sırada yoğun tipi altında yol temizleme çalışmasının yapıldığını, çalışma esnasında aracın tepe lambasının açık ve çalışır durumda olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı otobüs sürücüsü ...'ın yol ve hava koşullarına göre gerekli tedbirleri almadan seyir etmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, müteveffa yönünden bir kusur atfedilmediğini, ...'ın müterafik kusurlu olduğunu, yolculuk sırasında kendisine ayrılan yolcu koltuğunda oturmayıp aracın ön tarafındaki muavin koltuğundan oturarak kaza sonrası zararın doğmasında, kendi hayatını kaybetmesine neden olarak tazminat yükümlülerinin durumunu ağırlaştırdığını, mahkemece ilgili araç sürücüsü ... yönünden de kusuru incelemesi yapılmadığını, bu bağlamda müvekkili kurumun herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığını, davanın reddi gerekirken verilen kısmen kabul kararının kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... Anonim ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından 272.727,12-TL ödeme yapıldığını, bakiye teminat limitinin 87.272,88-TL olduğunu, hal böyle iken mahkemece yaklaşık 425.000,00-TL maddi tazminat üzerinden müşterek ve müteselsilen hüküm kurulduğunu, her ne kadar kararda sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğu belirtilmiş ise de icra dairesinin poliçede ne kadar teminat olduğunu, yapılan ödemeler sonrasında bakiye ne kadar teminat kaldığını vs inceleme yetkisinin söz konusu olmadığını, bu açıdan kararın fahiş şekilde hatalı olduğunu, müteveffanın anne babasının da hayatta olduğunu, destek payı dağıtılırken bu hususun da nazara alınması gerektiğini, müteveffanın anne babasının payı da nazara alınarak ödeme yapılan 10/01/2020 tarihi esas alındığında ve garameten paylaşım da yapıldığında davacıların bakiye zararı olmadığının ortaya çıkacağını, mahkemece yalnızca bakiye zarar üzerinden müterafik kusur indirimi yapıldığını, ancak toplam zarar üzerinden müterafik kusur indirimi yapılması ve daha sonra müvekkil şirket tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, müteveffanın kaza tarihinde 43 yaşında olduğunu, bakiye ömrünün 32 yıl olmasına karşın 33 yıl olarak esas alındığını, teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, dava konusunun davacıların gelecekte mahrum kalacağı gelir olduğunu, müstakbel bir zarar için bugün faize hükmedilmesinin faizin ruhuna aykırı olduğunu, vekalet ücretleri, yargılama giderleri ve harçların yüksek hesaplandığını, teminat limitine ve sorumluluğa göre oranlanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu raporlarına göre müteveffanın kusuru bulunmadığı halde müterafik kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece %20 oranında kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilerek oldukça düşük bir rakama hükmedilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar yararına hükmedilen 30.000,00-TL manevi tazminatın çok az olduğunu, zarar hesabının günümüz güncel değerleri baz alınmadan düşük olarak hesaplandığını, bu yönüyle de kararın kaldırılması gerektiğini, davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'nin 3. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyine açılan davanın reddinde red sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, red sebebi ayrı olan davalılar vekli lehine ise her red sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedileceğinin düzenlendiğini, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı ...Sigorta A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde özetle; KTK'nın 91 ve 85. maddeleri uyarınca müvekkil şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğunun olduğunu, uyuşmazlık konusu olayda müşterek müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını, dosyada mevcut ATK kusur raporunda müvekkil şirketin sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin sadece ve sadece kusuru oranında sorumlu olabileceğini, Yargıtay içtihatları doğrultusunda imam nikahlı olan eşe belirlenen tazminat üzerinden takdiri %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, mahkemece müterafik kusuru indirimi yapıldığı gerekçesiyle bu yönde indirim yapılmadığını, ancak müterafik kusur indirimi ile imam nikahlı eşe yapılan indirimin birbirinden tamamen farklı indirim sebepleri olduğunu, mahkemece her iki indirim sebebinin tek olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, müteveffanın sigortalı araçta para ile taşınan bir yolcu olmadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, teknik faizin %0 esas alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın kendisinin ve anne - babasının güncel nüfus kayıtlarının dosyaya celp edilmesi, hesaplama yapılması halinde hesap raporunda ilgili pay oranlarının dikkate alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıklarının öncelikli olarak belirlenmesi gerektiğini, faize hatalı olarak hükmedildiğini, müvekkil sigorta şirketinin hak sahibine ödeme yaparak sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, temerrüte düşmediğini, davacının müvekkil şirkete dava öncesinde usulüne uygun başvurusu bulunmadığından temerrüt faizi başlangıcı olarak dava tarihinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu açısından kararda poliçe teminat limitlerinin açık ve net olarak belirtilmesi gerektiğini, poliçe teminat limitlerinin yapılan ödemeler doğrultusunda 280.140,39-TL olduğunu, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusuru oranında sorumluluğunun olduğunu, sigorta şirketinin zaten karşı tarafın zararını karşıladığını, dosyada mevcut ATK kusur raporunda müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, işbu raporun hükme esas alınan aktüer raporuna konu edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin kusurundan fazlasına hükmedilerek karar verildiğini, müvekkilinin sadece ve sadece kusuru oranında sorumlu olabileceğini, kalan tutardan doğrudan sorumlu olmayacağını, bu durumun açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece müterafik kusuru indirimi yapıldığı gerekçesiyle bu yönde indirim yapılmadığını, ancak müterafik kusur indirimi ile imam nikahlı eşe yapılan indirimin birbirinden tamamen farklı indirim sebepleri olduğunu, mahkemece her iki indirim sebebinin tek olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, müteveffanın sigortalı araçta para ile taşınan bir yolcu olmadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca müterafik kusuru indiriminin Yargıtay içtihadı ışığında ödeme tenzilinden önce yapılması gerektiğini, 2918 sayılı Kanun uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, teknik faizin %0 esas alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler olması halinde mahkeme tarafından re'sen tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple müteveffanın kendisinin ve anne - babasının güncel nüfus kayıtlarının dosyaya celp edilmesi, hesaplama yapılması halinde hesap raporunda ilgili pay oranlarının dikkate alınması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken tazminat talep edenlerin ölen kişi ile ilişkileri, yaşları, medeni durumları ve vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalmadıklarının öncelikli olarak belirlenmesi gerektiğini, faize hatalı olarak hükmedildiğini, müvekkilinin sigorta şirketinin hak sahibine ödeme yaptığının, müvekkilinin dolaylı olarak sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, temerrüte düşmediğini, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın her iki müvekkili açısından kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı vefat nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Somut davada davalı ... Akaryakıt Ve Turizm Tesisleri Limited Şirketinin işlettiği otobüs ile davalı ... Genel Müdürlüğüne ait iş makinesi arasında meydana gelen trafik kazası sonucu, davalı ... Akaryakıt Ve Turizm Tesisleri Limited Şirketinin işlettiği otobüste yolcu olarak bulunan ... vefat etmiştir. Davacılar bu vefat nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi zararlarının tahsilini talep etmişlerdir. Davalılar davanın reddini talep etmişler, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde; Davalı ... ...Bölge Müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, diğer davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacılar tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacıların davalı sigorta şirketlerine yönelik manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;<br>-Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'ın ve davalı sürücü ...'ın kural ihlallerinin bulunduğu, sürücü ...'ın kural ihlalinin olmadığının belirtildiği, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan alınan bilirkişi raporunda  davalı sürücü ...'ın % 85 oranında,  davalı sürücü ...'ın % 15 oranında kusurlu olduğunun, sürücü ...'ın kusurunun olmadığının belirtilmesine, soruşturma aşamasında savcılık tarafından ATK'dan alınan bilirkişi raporunda   davalı sürücü ...'ın asli, davalı sürücü ...'ın tali oranda kusurlu olduğunun, sürücü ...'ın kusurunun olmadığının belirtilmesine, olaya ilişkin ceza yargılaması sırasında mahkemesince ATK'dan alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ın asli, davalı sürücü ...'ın tali oranda kusurlu olduğunun, sürücü ...'ın kusurunun olmadığının belirtilmesine, ceza mahkemesi dosyasında ATK Uzmanlan Kurulundan alınan bilirkişi raporunda  davalı sürücü ...'ın asli, davalı sürücü ...'ın tali oranda kusurlu olduğunun, sürücü ...'ın kusurunun olmadığının belirtilmesine, bu haliyle gerek savcılık soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, gerek ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları ve gerekse ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun birbirini teyit etmelerine, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmamasına, olaya ilişkin olarak ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ATK raporlarına göre olayda ...'in asli, ...'ın tali kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasına ve mahkumiyet hükümlerinin istinaf aşamasından geçerek kesinleşmesine ve bu suretle davalı sürücüler ...'in ve ...'ın olaydaki kusur durumlarının sabit hale gelmesine, <br>-Olay tarihinin 02.12.2019 olduğu müteveffanın 15.03.1977 doğum tarihli olduğu dikkate alınarak bilirkişi tarafından müteveffanın bakiye ömrünün 33 yıl olarak kabul edilmesinin yerinde olmasına,<br>-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/....-2020/.... sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılmasının gerekmesine, (Yargıtay 4. HD 2022/422 E. 2023/5853 K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olmasına, <br>-Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı, olaya ilişkin çekilen fotoğraflar, soruşturma aşamasında alınan ifadeler ve aynı olaya ilişkin olarak davacı ... tarafından Erzurum Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesinin 2024/.. E. 2024/... K. Sayılı dosyasında açılan ve dairemizce istinaf incelemesi yapılan manevi tazminat davasına ilişkin dosyada ... Bilgisayar Ltd. Şti. tarafından SGK Başkanlığına hitaben yazılan 09.07.2020 tarihli yazı içeriğinde müteveffa ...'ın davalı  ... Akaryakıt Ve Turizm Tesisleri Limited Şirketine ait otobüste ... nolu koltukta seyahat ettiğinin taşıyıcı firma bilet satış raporlarında gözüktüğünün belirtilmesine. davalı ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde müteveffa ...'ın şoför mahallinin yanında bulunan ve muavin koltuğu olarak tabir edilen koltukta seyahat etmesine, davalı ...'ın yolların sıkıntılı olması sebebiyle müteveffayı kendisine ayrılan koltuğa gitmesi için uyardığı ancak müteveffanın kendisine ayrılan koltuğa geçmemesine ve kazanın da otobüsün sağ ön tarafında gerçekleşmesine ve müteveffanın kaza neticesinde otobüsün ön tarafında sıkışmasına, diğer yolcularda herhangi bir yaralanma olmamasına göre müteveffanın olayda müterafik kusurunun bulunmasına, <br>-Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine; reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine her biri davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/2687 E. 2017/9536 K.) yerinde olmasına,  <br>-Davacıların dava dilekçesinde dava konusu kaza sebebiyle desteği ...'ın vefatı sebebiyle maddi ve manevi tazminat miktarlarının müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmelerine, yani davacıların talebinin olay sebebiyle olayda kusurlu bulunan araç maliki, sigorta şirketleri ve sürücülerden müştereken ve mütesilsilen tahsiline yönelik olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 88. Maddesine göre bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı, hükme esas alınan ATK raporunda davalı sürücü ...'in % 85, davalı sürücü ...'ın % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine. ceza yargılaması sırasında ATK'dan alınan bilirkişi raporunda da davalı ...'in asli, davalı sürücü ...'ın tali oranda kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu kapsamda yapılan değerlendirmede mahkemece  2918 sayılı KTK'nın 88. Maddesine göre değerlendirme yapılarak olayda kusurlu bulunan davalıların davacıların olay sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zarar miktarlarının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının yerinde olmasına, <br>-Davalı ...Sigorta A.Ş vekili tarafından hatır taşıması definin cevap dilekçesinde ileri sürülmemesine, davalı ... ve ... Akaryakıt Turuzm Tesisleri Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesi ibraz etmemelerine, bu haliyle davacılar açısından bu hususta usulü kazanılmış hak doğmasına, kaldı ki Dairemizce aynı olaya ilişkin istinaf incelemesi yapılan Erzurum... Asliye (Tüketici) Mahkemesinin 2024/... E. 2024/... K. Sayılı dosyasındaki belgelere göre müteveffanın biletli yolcu olmasına göre olayda hatır taşımasının da olmamasına, <br>-Davadan önce davacıların sigorta şirketlerine başvuru yapmalarına göre davalı sigorta şirketlerinin davadan önce temerrüte düşürülmelerine göre sigorta şirketleri yönünden belirlenen faiz başlangıcının isabetli olmasına,<br>-6098 sayılı TBK'nın 117. Maddesine göre  haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlunun temerrüde düşmüş olacağı, bu sebeple olaya sebebiyet verenler ve işletenler yönünden faiz başlangıcı için ayrıca zarar gören tarafından temerrüte düşürülmesine gerek olmamasına, olayda sürücü konumunda olan davalılar ile araç işletenleri yönünden faiz başlangıcının olay tarihinden itibaren başlatılmasının yerinde olmasına göre;<br>davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Anonim ... Sigorta vekili, davacılar vekili, davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi  vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>a-6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” \"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece ... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/. Esas, 1992/. k..ılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  T.C.  Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K.\"\t<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.\"<br>Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararda mahkemece davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında Davacılar tarafından açılan manevi tazminat talepli davanın kısmen kabul kısmen reddi yönünde hüküm oluşturulmuştur. Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden  kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir. <br>b-Yargıtay 17. HD'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile  ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumunda ise desteğin gelirden eşi ile birlikte ikişer pay alırken çocuklara birer pay verileceği  yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay  eşe 2 pay çocukların her birine 1 pay ana ve babaya birer pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte  destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası ... aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü ... aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelirin paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2015/10677 E., 2018/996 K. Sayılı ilamı)<br>Çocuğun anne ve babaya destekliği karine olarak kabul edilmektedir. Çocuğun anne ve babaya destekliği, muhtemel bakiye ömürleri boyunca devam etmektedir. Ancak anne ve babanın muhtemel bakiye ömürlerinin sonunda desteklik de sona ermektedir.<br>Destek çocuğun cinsiyeti yani kız veya erkek oluşu desteklik durumunun varlığı veya sürdürülmesi bakımından asla önemli değildir. Destek çocuk ister kız olsun ister erkek, muhtemel bakiye ömrü boyunca anne ve babaya desteklikleri devam edecektir. Ancak destek alan anne ve babanın muhtemel bakiye ömürlerinin daha kısa olduğu unutulmamalıdır. Çalışan ve kazanç elde eden çocuklar, anne ve baba için destek olarak kabul edilirler. Yetişkin çocukların anne ve babalarına destek olmaları konusunda Yargıtay birtakım ilkeler benimsemiştir. Bunlar;<br>-Anne ve babanın varlıklı olması destekten yoksun kalma tazminatı istenmesine engel değildir,<br>-Destek olma sadece parasal olmak zorunda değildir,<br>-Hizmet ve yardım şeklinde de destek olunabilir,<br>-Yetişkin bir evladın hiç destek olmayacağı kabul edilemez,<br>-Destekten yoksun kalma tazminatı talep eden anne ve babanın başka çocuklarımın olması destekten yoksun kalma tazminatı talep etmelerine engel değildir.<br>Destek çocuk engelli ise doğal olarak destekliğinden bahsedilemez. Bu durumda destek çocuk özel bakımı gerektirecek derecede sakat veya iyileşmeyen bir hastalığa yakalanmış ise ya da ayırtım gücünden yoksun, akıl ve sinir hastası olarak hem kazanç elde edemeyen hem de anne ve babaya ekonomik karşılığı olan bir yardım sağlayacak durumda değil ise destekliğinden söz edilemeyecektir. Ancak kazanç elde edememek ile yaptığı işler itibariyle yerine aynı işi yapacak birinin ikamesi halinde, ödenmesi gereken bir bedel var ise destekliği söz konusudur.<br>Farazi destek ilişkisinde ilk akla gelen küçük yaştaki çocukların ileride anne ve babalarına destek olmalarıdır. Bu durumda anne ve babanın, sosyal ve ekonomik durumları ve çocuğun özellikleri gözönünde bulundurularak ortaya konulmalıdır. Ancak küçük yaşta ölen bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olması kadar, evlenip çocuk sahibi olması ve bu nedenle destek miktarının azalması da muhtemeldir. Bu nedenle tazminatın belirlenmesinde bu husus da göz önünde bulundurulur.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/15154 E., 2019/5802 K. Sayılı kararında “Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur.” şeklinde belirtilmiştir.<br>Evli evlat olan murislerin de anne ve babalarına destek olmaları hayatın olağan akışı gereğidir. O an fiilen destek olunamasa da, ileride destek olunması muhtemeldir. Kaldı ki, yoksun kalınan destek sadece parasal yardım olarak düşünülemez. Evladın hafta sonlarında, bayram günlerinde vs. anne ve babayı ziyareti, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardımlarına koşması, onlara bakması da destek kapsamında değerlendirilmelidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/13239 E., 2019/5626 K. ) <br>Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte BK'nın 45/II. maddesinin (6098 sayılı TBK m. 53) öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun (muinden mahrum) kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir. <br>Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtıldığı da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da, bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada gözönünde tutulması gerekmektedir. (Yargıtay\t17. Hukuk Dairesi 2013/14419 E. 2015/3324\tK. Yargıtay 17.HD 2015/10677 E., 2018/996 K.)<br>Somut olayda kaza tarihinde desteğin anne ve babası sağ olduğu halde, desteğin tüm geliri destek, davacı eşler ve  çocukları arasında paylaştırılmıştır. Oysa ki yukarıda emsal olarak belirtilen Yargıtay içtihadı da dikkate alınarak desteğin anne ve babasına da pay ayrılması ve davacıların payının da buna göre belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>c-Mahkemece her ne kadar davacı ... yönünden murisinin mütefarik kusuru nedeniyle belirlenen tazminat tutarından % 20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmış olduğundan davacı imam nikahlı eş ... yönünden ayrıca bir indirim yapılmamış ise de; <br>Tarafların hayatlarını ömür boyu birleştirme niyetiyle gerçekleştirdikleri hukuki nitelikli evlilik sözleşmesi olmaksızın evlenme vaadiyle yaşadıkları birliktelik evlilik dışı birliktelik olarak adlandırılmaktadır. Evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan nikahsız eşin, desteğin ölümü ile nikahlı eş gibi, yaşama yaşının  sonuna kadar ve özellikle yaşı, sosyal durumu, yaşadığı ortam ve aile bağları gibi nedenlerle, desteğin evinde yaşamını sürdüremeyeceği hususunun kabulü gerekmektedir. Nikahsız eşin, güçlü olmayan aile bağı nedeniyle müşterek haneyi terk edeceği, kendisine yeni bir yaşamı tercih edeceği üstün olasılık içinde olmakla, bakım ihtiyacının nikahlı eşte olduğu gibi bakiye ömrün sonuna kadar devam etmesi ihtimalinin zayıf olması varsayımının göz önünde tutulması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5895 E. 2021/9379K.) <br>Şu halde, mahkemece yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda davacı imam nikahlı eş ... yönünden ... Borçlar Kanununun 51-52. maddeleri gereğince belirlenen tazminattan, hak ve adalete uygun bir miktar indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiştir.<br>d-2918 sayılı ... Trafik Kanunu'nun 99. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesi gereğince trafik sigortacısının zarar giderim yükümlülüğünün sigorta limiti dahilinde olduğu belirtilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinde ise sayılan hallerde sigortacıların bu yükümlülüğünün teminat limitlerine kadar ... Hesabı tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. ... Hesabı ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı limit dahilinde zararı gidermekle sorumlu olduğundan yargılama giderlerinden de limiti oranında sorumludur. Zarar miktarının limiti geçmesi ya da hükmedilen tazminatın bir kısmının manevi tazminat olması halinde ... Hesabı ve trafik sigortacısı hükmedilen maddi tazminat miktarına ilişkin yargılama giderlerinin tamamından değil sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumludur.<br>Somut olayda; Kaza tarihi itibariyle davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş.'nin teminat limiti 360.000,00 TL davalı ...Sigorta A.Ş.'nin teminat limiti 390.000,00 TL olup, mahkemece  garameten paylaştırma yapılıp sigorta limiti dahilinde tazminata hükmedildiği halde ve yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinden de davalı sigorta şirketlerinin limitleri oranında sorumlu oldukları gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/6523 E. 2017/12248 K. 2015/9347 E. 2018/4033 K. 2016/5784 E. 2019/4279 K. Sayılı içtihatları) <br>e-Davalı sigorta şirketlerince davacı tarafa dava tarihinden önce yeterli ödeme yapıldığı, davacıların bakiye zararının bulunmadığı ileri sürülmüş, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda ödemenin yeterliliği tartışılmaksızın davalı sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminat miktarı güncelleme yapılarak hesaplanan tazminattan düşülmüştür. Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere;  Yapılan bu ödeme nedeniyle ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesaplaması yapılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Ödemenin yetersiz olması halinde rapor tarihi itibariyle hesaplama yapılması, yapılan yetersiz ödemeye faiz işletilerek güncelleştirilmesi ve hesaplanan faizden indirilmesi gerekmektedir. <br>Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı sigorta şirketleri tarafından davadan önce yapılan ödemelerin güncellemesi yapılırken hangi verilerin dikkate alındığı açıkça belirtilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri (ödeme tarihindeki asgari ücret vs. gibi) dikkate alınarak hesaplama yapılması, dikkate alınacak verilerin raporda açıkça belirtilmesi. bulunacak tutarlardan kusur sebebi ile gereken indirimler yapıldıktan sonra ortaya çıkan miktar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak ödemenin yeterli olup olmadığının araştırılması; ödemenin yeterli bulunması halinde davacıların bakiye zararı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi; şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez mahkemece yazılı olduğu şekilde (asgari ücret yönünden) (Yargıtay HGK 2015/22-1848 E. 2017/628 K. HGK 2014/4-70 E. 2015/1680 K. Yargıtay 4. H.D 2021/2235 E. 2021/8654 K. Dairemizin  2022/1384 E. 2024/764 K. Sayılı kararı) usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak tazminat miktarının hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelere hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutarlardan mahsup edilmesi, bulunacak tutar yönünden de kusur sebebi ile gereken indirimler yapıldıktan sonra  ortaya çıkan miktarlara karar verilmesinden ibarettir. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2015/17938 Esas, 2018/12168 Karar sayılı ilamı). Mahkemece bu husus göz ardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>e-Davalı T.C. ... Genel Müdürlüğü'nün 22/12/2005 gün ve 5436 sayılı Kanun ile değişik 5018 sayılı kanun uyarınca harçtan muaf olmasına rağmen davalı Kuruma bakiye karar ve ilam harcı ve yargılama giderleri içerisinde belirtilen peşin harç yükletilmesi hatalı olmuştur. <br>Kabule göre de;<br>a-Mahkemece her ne kadar müteveffanın müterafik kusuru olduğu kabul edilerek davacıların talep edebilecekleri maddi tazminat miktarı mahkemece re'sen hesaplanmış ise de öncelikle bilirkişi tarafından belirlenen tazminat miktarı üzerinde Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). Yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle de mahkeme kararı yerinde görülmemiştir. <br>b-Davacılar lehine hesaplanan maddi tazminattan, % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle, indirim sonrası belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de ve davacıların bedel artırım dilekçesi mahkemece dikkate alınmadığı halde yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği göz önüne alınarak davalılar yararına müterafik kusur indiriminden dolayı reddedilen kısımlar için vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksine hareketle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/11207 E. 2022/4211 K.) .<br>c-6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br><br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br><br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani Müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br><br> Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı, olaya ilişkin çekilen fotoğraflar, soruşturma aşamasında alınan ifadeler ve aynı olaya ilişkin olarak davacı ... tarafından Erzurum Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesinin 2024/.... E. 2024/... K. Sayılı dosyasında açılan ve dairemizce istinaf incelemesi yapılan manevi tazminat davasına ilişkin dosyada ... Bilgisayar Ltd. Şti. tarafından SGK Başkanlığına hitaben yazılan 09.07.2020 tarihli yazı içeriğinde müteveffa ...'ın davalı  ... Akaryakıt Ve Turizm Tesisleri Limited Şirketine ait otobüste.... nolu koltukta seyahat ettiğinin taşıyıcı firma bilet satış raporlarında gözüktüğünün belirtildiği, davalı ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde müteveffa ...'ın şoför mahallinin yanında bulunan ve muavin koltuğu olarak tabir edilen koltukta seyahat ettiği, davalı ...'ın yolların sıkıntılı olması sebebiyle müteveffayı kendisine ayrılan koltuğa gitmesi için uyardığı ancak müteveffanın kendisine ayrılan koltuğa geçmediği ve kazanın da otobüsün sağ ön tarafında gerçekleştiği ve müteveffanın kaza neticesinde otobüsün ön tarafında sıkıştığı, diğer yolcularda herhangi bir yaralanma olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi yukarıda emsal olarak belirtilen Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere müteveffanın gerekli emniyet tedbirini alıp almadığı, kendisine ayrılan koltuğa oturmayarak  müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede manevi tazminat talepleri yönünden müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şeklide de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının  değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>d-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. <br> Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12973 E. 2022/14954 K.)<br>Yukarıda belirtilen açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemenin hüküm kısmında destekten yoksun kalma tazminatları yönünden \"davalı ... Anonim ... Sigorta A.Ş ve davalı ...Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere\" şeklinde hüküm oluşturulduğu halde sigorta şirketlerinin teminat limitlerine tekabül miktarların açıkça belirtilmeden hüküm kurulduğu görülmüştür.<br>Cismani zarara ilişkin tazminat davalarında hüküm kurulurken poliçe limiti sigorta şirketi taraf ise mutlaka sorumlu olduğu limitin yazılması gerekir. Özellikle ödeme varsa davalı sigorta şirketinin kalan limitle sorumlu tutulması gerektiğinden kalan limitin belirtilmesi ve talep edilen tazminatın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı bakıcı gideri ve tedavi gideri farklı teminat limiti belirtildiğinden her talep için limitin belirtilmesi gerekir.<br>Destekten yoksun kalma tazminatı ile ilgili olarak yine birden fazla davacı varsa her biri için ayrı ayrı hüküm kurulması, sigorta şirketi taraf ise ve özelliklede garame hesabı yapılmış ise sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın yazılması gerekir. (Yargıtay17. Hukuk Dairesi 2012/14015 E. 2014/478K.)<br>Zira ilamların infaz edilecek kısmı hüküm kısmıdır. İlamın gerekçesine göre talepte bulunulamaz. İcra mahkemesi de hükmün aynen infazını sağlamakla görevlidir. İcra mahkemesi hükmü yorumlayamaz. Yorum yolu ile değiştiremez.<br>İlamlı takipte, mahkeme tarafından yazılıp, imza olunan ve mahkeme mührü ile mühürlenerek taraflara verilen böylece ilam niteliğini kazanan karar dayanak gösterilerek takip başlatılır, icra emri de buna göre düzenlenir. İcra müdürünün veya icra hakiminin ilamın hüküm fıkrasının değiştirilmesi anlamına gelecek işlem ya da yorum yapması mümkün değildir. Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK 41, 16/1,2. maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır. Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada ilamların infaz edilecek kısmının  hüküm  bölümü  olduğu,  hüküm  içeriğinin  aynen  infazı  gerektiği  ve  gerek  icra dairesinin gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir .(HGK 8.10.1997 tarih 1997/12-517 E, 1997/776 K.; 22.3.2006 gün 2006/12-92 E, 2006/85 K.; 25.6.2008 gün 2008/12-45 E, 2008/453 K). Bu sebeple mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde sigorta şirketlerinin sorumlu oldukları miktarların belirtilmemesi sebebiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması 6100 sayılı yasanın HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de yerinde görülmemiştir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Anonim ... Sigorta vekili, davacılar vekili, davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi  vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, kararın HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Anonim ... Sigorta vekili, davacılar vekili, davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi  vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının reddine, manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, diğer istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Anonim ... Sigorta vekili, davacılar vekili, davalı ...Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Limited Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf aşamasında alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,<br>5-İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>6-Davalı ... Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan ve istinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç alınmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında davalılar ... Anonim ... Sigorta Şirketi, ...Sigorta A.Ş., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti.'den alınan peşin harçların adı geçen davalılara iadesine, <br>8-İstinaf aşamasında davalılar ... Genel Müdürlüğü, ... Anonim ... Sigorta Şirketi, ...Sigorta A.Ş., ..., ... Akaryakıt ve Turizm Tesisleri Ltd. Şti. tarafından yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>9-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>10-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19e173a36b4472e8","SID":"eceb6565cce98b73"}}