{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/855 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2090<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08.02.2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/518 Esas 2022/101 Karar\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 06.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.12.2024 <br><br>Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2022 tarih 2019/518 Esas 2022/101 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili,  davalı  sigorta şirketinin su sporları sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu işletmede su kayağı yapan davacının, kayak sırasında düşerek yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000,00 TL maddi tazminatın kalıcı, geçici maluliyet, ile SGK tarafından karşılanmayan belgeli ve belgesiz alacakların tedavi, muayene, kontrol, yemek vs giderleri de dahil olmak üzere davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tCEVAP :Davalı vekili, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin kusur durumunun kanıtlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının önceden de su jeti- jet ski kullanan tecrübeli birisi olduğu, yüzme bildiği,  dolayısıyla alınabilecek güvenlik önlemleri ile ilgili bilgisinin de bu kapsamda bulunduğu, yeterli ekipman bulunmaması, aracın bozuk olması gibi bir durumun da bulunmadığı, kendisinin spor yaparken düşerek yaralandığı, dosyada su jeti-jet ski konusunda uzman bilirkişiden de alınan rapora göre, olayda, su sporları merkezine yönelik olarak ne teçhizat ve ekipman bakımından, ne de spor merkezi ve görevlileri bakımından kusur atfedilebilecek bir durumun bulunmadığı, davalının sigortalısı olduğu işletmeye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığının teknik olarak belirlendiği, riziko poliçe teminat kapsamında yer alsa da, tamamen davacının asli kusurlu hareketi ile olayın meydana geldiği,  TBK'nun 71.maddesi ve davacının kusurunun ağırlığı dikkate alındığında, hakkaniyet ilkesi gereğince davacının kendi kusurlu hareketinden kaynaklanan yaralanması nedeni ile kusursuz sorumluluk nedenine dayalı olarak tazminat talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde herhangi bir eksik teçhizat bulunmadığı gerekçesiyle davalı su sporları tesisinin kusurlu bulunmadığı ve spora başlamadan önce gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması görevinin davacıya yüklendiği, davacı her ne kadar tecrübeli bir yüzücü ise de su sporları tesisinin davacı müvekkil tarafından alınması gereken tedbirleri alıp almadığı noktasında denetim yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği, teçhizat kullanımının sorumluluğunu yalnızca su sporları kullanıcısına yüklenemeyeceğini, bu durumun Türk Borçlar Kanunu Madde 71'de düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinden olan tehlike sorumluluğuna dair düzenlemeyi etkisiz hale getireceğini, davalı su sporları tesisinin gösterdiği faaliyeti gereği tehlike sorumluluğu bulunduğunu, kusursuz sorumluluk halleri arasında düzenlenen tehlike sorunluluğu hallerinde her türlü dikkat ve özenin yerine getirildiği ispat edilerek sorumluluktan kurtulma imkanı bulunmadığını, mahal mahkemesince bu husus gözetilmeksizin ve hiçbir şekilde tartışılmaksızın salt davacı müvekkile asli kusur atfedilerek davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, işletmeci spor tesisinde meydana gelen kazada, kusursuz sorumluluk türü olan tehlike sorumluluğu ile birlikte su sporları tesisinin meydana gelen kazada kusur oranına göre sorumluluktan kurtulabilmesi mümkün değilken, mahal mahkemesince bu hususun gözetilmemesinin tehlike sorumluluğu düzenlemesine aykırı olduğunu,  raporda davacının kendi rızasıyla su kayağı yapmak üzere ilgili su sporları merkezine müracaatta bulunarak tehlike sorumluluğunu üzerine aldığı yönündeki tespitinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, davacıya  somut bir kusur atfedilmediği, tehlike sorumluluğunun niteliği gereğince uygun illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak, illiyet bağını kesen herhangi bir etkinin de bulunmadığı, davacının iyi derecede yüzme bildiği, daha önce de sıkça su sporu yaptığı dikkate alınarak, kusur izafe edilmesi, işletmeye hiçbir şekilde sorumluluk yüklenmemesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, su sporlarının her zaman için önemli ölçüde zarar oluşturma ihtimali olan bir mecra olması ve kişinin yüzmeyi yada vasıta olarak kullandığı aracı kullanmayı bilse dahi, zarara uğrama ihtimali bulunduğu, yine işletme tarafından bütün teçhizat verilse dahi zarar meydana gelebileceği dikkate alınarak tehlike sorumluluğu bulunduğu kabul edilmesi gerektiği, bilirkişinin, uzmanlığı ve görevi dışına çıkarak, sorumluluk tayini yapmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, dava dışı sigortalıya ait  su sporları işletmesinde meydana gelen kaza nedeniyle oluşan cismani zararın davalı sigorta şirketinden tahsili  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, uyuşmazlık konusu su sporları kazasının meydana geldiği işletmenin sahibi dava dışı sigortalı ile davalı ... Sigorta arasında su sporları sigorta poliçesi akdedildiği, söz konusu poliçe ile bedeni zararlarda şahıs başına olay limitinin 10.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tMahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda sigortalı dava dışı işletmenin TBK'nun 71 maddesi uyarınca kusursuz (tehlike) sorumluluğu nun bulunduğu; ancak davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki herhangi bir eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının irdelenmesi” ve etken bir eylemi varsa bunun ağırlık ve oranının belirlenmesi suretiyle hesaplanan tazminat miktarından indirim yapılmasının uygun olacağının belirtildiği, bu konuda su sporları ve özellikle su kayağı alanında uzman bir bilirkişi tarafından belirleme yapılabileceğinin belirtildiği, bu hususta su sporları bilirkişisinden alınan raporda davacının asli kusurlu olduğunun belirtildiği,  ancak davacının su kayağı faaliyeti sırasındaki eyleminin zararın oluşmasına veya artmasına neden olup olmadığının veya söz konusu kusurlu davranışın illiyet bağını kesip kesmediği hususlarının araştırılmadığı dolayısıyla eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmasında isabet bulunmadığı değerlendirilmiştir. <br>\tBu itibarla dosyanın önceki su sporları konusunda uzman bilirkişiye tevdi ile, davacının iddia edilen kusurlu davranışının; sorumluluğun bağlandığı olay veya olgu ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet bağını kesip kesmediği, uygun illiyet bağının varlığı tespit edildiğinde sorumluluk şartlarının gerçekleştiğinin kabulü, aksi durumda ise  ise sorumluğun bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre tarar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu sonucuna varılarak, bu yönüyle yerinde görülen istinaf itirazının kabulü ile HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.02.2022 tarih 2019/518 Esas 2022/101 Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 06.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4638b0cff94e410","SID":"bb71b8fd9ef8cb53"}}