{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1862 <br>KARAR NO: 2024/1906<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23.10.2024 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/815 E.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında  ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara  karara karşı,  ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili bankaca 01.07.2019 tarihli, 19.06.2017 tarihli, 02.05.2016 tarihli, 01.07.2019 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden davalıya kredi kullandırdığını, borçlu tarafından ödenmeyen kredi borcu sebebiyle Bakırköy Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını ve takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, yargılama sırasında mal kaçırma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek,  davalının taşınır ve  taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının takip dosyası kapsamında teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 23.10.2024 tarihli ara kararında; \" ...İİK'nın 257. maddesi uyarınca; alacağının vadesi gelmiş (alacak muaccel) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir (İİK m. 257/1). Bu halde alacaklı, mahkemede yalnız alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir, alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur. Alacağının vadesi henüz gelmemişse (alacak müeccel ise), alacaklı kural olarak borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını isteyemez. Ancak alacaklı borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığını, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da  alacaklanın haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispat ederse, ihtiyati haciz kararı verilebilir.  Fatura tek taraflı bir belge olup, tek başına bir alacağın varlığını ve borcun ödenmediğini göstermez. Fatura ile birlikte faturaya konu mal veya hizmetin sunulduğunun da yaklaşık ispat kurallarına göre, ispatına ilişkin delil ve belgelerin sunulması gerekir. Somut olayda talep tarihi itibariyle sunulan belge ve delillerle birlikte değerlendirildiğinde, kat ihtarının davalıya tebliğ edilmediği, tebligatın iade edildiği, kat ihtarının asıl borçluya tebliğine dair de evrak sunulmadığı, dosya kapsamında yaklaşık ispatın mevcut olmadığı, alacağın varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiği...\" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde;  Dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefil olan davalının, şirketin içini boşaltma amacıyla hareket ettiğini, mahkemece delil sunulmadığının belirtilmesine karşın, ihtiyati haciz için gereken yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvurusuna karşı sunduğu beyanında özetle, davacının daha önceki talebinin reddine karar verildiğini ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun reddedildiğini, sunulan ihtarın kendilerine veya borçluya gönderilmediğini, müvekkilinin borçlu şirketle bağının kalmadığını belirterek, talebin reddine karar verilmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, itirazın iptali davası içinde İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati hacze isteminin reddine dair verilen ara  kararının istinafına  ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen ara karara karşı davacı alacaklı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı... Ticaret Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi bulunduğu ve davalının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığının ileri sürülmüş ve dava dilekçesinin ekinde Ankara ... Noterliğinin bazı kat ihtarlarının sunulduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesinin gerekçesinde faturadan söz edilmiş ise de, dava konusu uyuşmazlıkta fatura bulunmadığından, genel kredi sözleşmesi ile borcun ödenmesine ilişkin belgelerin ve kat ihtarının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince yaklaşık ispat bulunmadığı, kat ihtarının davalı kefile tebliğ edilmediği ve temerrütün oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İİK'nın 68/b maddesinde, borçlu cari hesabı şeklinde işleyen krediler yönünden, kredi kurumunca borçlunun sözleşmede belirtilen adresine gönderilen ihtarla temerrüdün oluşacağı belirtilmiştir. Her ne kadar davalı, genel kredi sözleşmesinin borçlusu olmaması nedeniyle bu hüküm uygulanmayacak ise de, hesabın kat edilmesinin borçlunun temerrütünün başlaması için önemli olup, kat ihtarının kefile tebliğ edilmemesinin muacceliyetle ilgili bulunmamaktadır. Kefile yapılacak tebligat kefilin temerrütünün başlaması noktasında önem arz etmektedir. Somut olayda, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine  borçlu şirket ile davalı müteselsil kefil  aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Takibe yönelik itiraz üzerine eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı asıl borçlu ... San. Ve Tic. AŞ arasında  25.02.2019  tarihinde  500.000,00  TL limitli  genel  kredi  sözleşmesi imzalanmış ve diğer  davalı bu sözleşmeye müteselsil kefil olmuştur. Davalı müteselsil kefilin 500.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, el yazısıyla miktarın ve kefalet türünün yazıldığı, buna göre TBK'nın  583/1 maddesine göre kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.  Bu nedenle gerekirse sözleşme ve kat ihtarı ile tebliğinin dosyaya getirtilerek muacceliyetin değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen  kat ihtarının borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine gönderilmesi halinde İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle borçlunun temerrüte düştüğü kabul edilmelidir. Kat ihtarının kefile takip öncesi tebliğ edilmemiş olması sadece kefilin takip öncesi temerrüt faizinden ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup olmadığı noktasında önem arz etmektedir. Takip öncesi kat ihtarının kefile tebliğ edilmemesi halinde, kefil bu kez kefalet limiti ve akdi  faiz ile sorumlu olacak, kendi temerrüdüne kadar temerrüt faizinden sorumlu olmayacaktır. İlk derece mahkemesince, belgelerin getirtilerek bu çerçevede inceleme yapılması gerekirken, kat ihtarının tebliğinin zorunlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi hatalıdır. Kaldı ki  takip öncesi kat ihtarı tebliğ edilmese dahi takip ile tüm borçlular yönünden temerrüt oluştuğundan, mahkemece borcun miktarının belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile somut olaya uygun olmayan gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.  İlk derece mahkemesince, davalının savunması ve istinaf başvurusuna karşı sunduğu cevap dilekçesi ile bu dilekçede sözü edilen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2024/52-60 Sayılı ihtiyati haciz kararı, bu kararın UYAP  ortamında incelenen takip dosyasında bulunması nedeniyle, takip dosyasının aslının getirtilerek incelenmesi ve daha önce verilen karar ile  yukarıdaki açıklamanın dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.  <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin, ihtiyati haciz talebinin reddine dair 23.10.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talebinin yeniden karara bağlanması için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87c6e5b7eaa25802","SID":"0df3342da064bb16"}}