{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1967 <br>KARAR NO: 2024/1949<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2024/187 Esas <br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava ve karşı dava; dava dışı şirketin eşit paylı ortağı (karşı davacı eşi ile birlikte) olan asıl ve karşı davanın konusu ,münferit yetkili iki şirket müdürünün karşılıklı azli talebine ilişkindir.Davanın her iki tarafı diğer şirket müdürünün usulsüz işlemler yaparak şirketi ve diğer ortağı zarara uğrattığını ileri sürmektedir. Dairemizin 2024/1298 esas,1216 karar sayılı  11.09.2024  tarihli kararımız ile \"Asıl davada mahkemece; 22.03.2024 tarihli tensip tutanağının 11.12.bendi ile davacı tarafın, \"dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. faaliyetleri kapsamında bankalar, finans kuruluşları ve resmi kurumlar nezdinde geçerli olmak kaydıyla tüm nakit, para, çek, sene (kambiyo taahhüdü dahil) düzenlenmesi, ödeme ve harcamaların münhasıran pay sahibi ve şirket müdür ...’nun tek yetkili olacağı yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis\" edilmesi talebinin reddine, Davacı tarafın dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren, sonrasında da kalıcı olmak üzere \" dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürü olan davalının özen ve bağlılık yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal edilmesi ile şirketin yönetiminde gerekli basireti göstermeyerek şirketi zarara uğratması ve şirketin malvarlığını kendi malvarlığına aktarması, bu yönüyle şirketin yönetimi için gerekli niteliklere haiz olmaması sebebiyle davalının temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesi \"ne ilişkin  ihtiyati tedbir talebinin  kabulüne(tebliğden itibaren HMK 393 maddesi gereğince 1 hafta içinde mahkemeye verilecek dilekçe ile HMK 394 maddesi gereğince 1 hafta içinde itiraz yolu açık olmak üzere )  13.bent ile de \"Tensip tutanağının ticaret sicil müdürlüğüne ve davacı tarafın bildireceği yerlere gönderilmesine\"karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararına davalı-karşı davacı tarafça 01.04.2024 tarihli dilekçe ile süresinde itiraz edilmesi üzerine , mahkemece verilen 03.04.2024 tarihli ara karar ile itirazın 23.05.2024 tarihinde duruşmalı incelenmesine karar verilmiştir. Bu aşamada davalı- karşı davacı vekilinin 06/05/2024 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın uygulama talebi olmadan  tensip ara kararı gereğince ticaret sicilinin işlem yaptığını bildirmesi  nedeniyle, aynı tarihte  bir ara kararı vermeden İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, müzekkere yazılarak \"tedbir kararının HMK 393 maddesi gereğince bir haftalık kesin süre içinde uygulanmasının talep edilmediği, kesinleşmiş bir tedbir kararı olmadığı, uygulanması talep edilmeyen ihtiyati tedbir ara kararın kendiliğinden kalkmış olduğunun tespiti konusunda işlem yaparak mahkemeye bilgi verilmesi talep edilmiştir. Esasen lehine tedbir kararı verilen asıl davada davacı tarafından ihtiyati tedbirin uygulanmasının tebliğ tarihinden itibaren  talep edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı  vekili, mahkemece verilen ara kararı gereği bu konuda başvuru yapılması gerekmediğini, mahkemece verilen ara kararı ile  müzekkere yazılarak ihtiyati tedbirin uygulandığını ileri sürmüştür. Ne var ki ister infaz memuru atansın, isterse atanmasın ihtiyati tedbir talep eden taraf kanunun açık hükmü gereği kararın tebliğinden itibaren bir haftalık süre içinde mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbirin uygulanmasını talep etmek zorundadır. İlk derece mahkemesinin yeterli açıklıkta olmayan tensip tutanağı akabinde bir talep olmadan davada taraf olmayan İstanbul Ticaret Siciline müzekkere yazılması usulü işlemlerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine engel teşkil etmiştir. HMK nın 393/1 hükmü gereği kendiliğinden kalktığı anlaşılan ihtiyati tedbirin yeniden talep edilmesine veya incelenmesine yasal engel bulunmamaktadır. Böylelikle; itiraz inceleme duruşma tarihi itibariyle kendiliğinden kalktığı belirlenen ihtiyati tedbir kararına davalı- karşı davacının asıl davada verilen ihtiyati tedbir kararına itirazının konusu kalmamıştır. Davalı-karşı davacı tarafın itirazının incelenmesine karar verilen duruşmadan evvel davacı-karşı davalı vekili 10.05.2024 tarihli dilekçesi ile yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz  bir karar verilmemiştir. Karşı davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek her iki münferit şirket yetkilisinin temsil yetkisi kaldırılmış, şirketin bu halde organsız durumda kalmaması için yönetim kayyımı atanmış, bu kararın uygulanması ihtiyati tedbir talep eden tarafından süresinde talep edilmiş olmakla birlikte davalı-karşı davacının temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir  kararına karşı istinaf kanun yoluna da başvurulmuştur. Davacı taraf ise, 10.05.2024 tarihli dilekçede ki yeniden ihtiyati tedbir taleplerinin değerlendirilmediğini,ihtiyati tedbir talebinin uygulanmasının talep edilmesi gerekmediğini ileri sürerek kayyım atama kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin yenilenen ihtiyati tedbir talebinin karara bağlanmadığı, eldeki dava ve karşı davada her iki tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin birlikte incelenmesi gerektiği ,yeni usulü sorunlara sebebiyet verilmemesi bakımından davacının  ihtiyati tedbir talebi  karşı davacının ihtiyati tedbir talebi ile birlikte incelenmesi gerekmektedir. Davacı ve karşı davacının yaklaşık ispat bakımından ileri sürdükleri istinaf nedenleri bu aşamada incelenememiştir. Öncelikle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi de karara bağlanarak, ihtiyati tedbir kararının yeniden düzenlenmesi gerektiğinden esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeden 23.05.2024 tarihli duruşmada verilen itirazın reddi ve ihtiyati tedbir kararının her iki yanın talepleri birlikte karara bağlanmak üzere kaldırılmasına\"  karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine; Mahkemece Davacı/karşı davalı ... ve Davalı/karşı davacı ... vekilinin tedbir taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, itirazların kısmen kabulüne kısmen reddine; Dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde davanın tarafı münferiden yetkili şirket müdürleri/ortakları davacı-karşı davalı ... ile  davalı-karşı davacı ... dışında  oluşturulmuş bağımsız bir pazarlama bölümü bulunmaması  ve eşitlik ilkesi ile yargılamanın devam ettiği dikkate alınarak; tarafların münferiden temsil yetkilerinin ve yapılan ödemelerin tedbir süresince geçici olarak kaldırılmasına ilişkin önceki ara karardan dönülmesine, yönetim ve temsil yetkilerinin devamı ile bu yetkilerin denetim kayyımı oluru ile kullanmalarına, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti ne yönetim kayyımı olarak atanan SMM bağımsız denetçi ...'ın yönetim kayyımlığı görevinin kaldırılmasına, görevine denetim kayyımı olarak devam etmesine, davacı-karşı davalı ... ile Davalı-karşı davacı  ... nun tedbirin uygulanmasını HMK 393/1 md gereğince kararın verildiği 11/10/2024 tarihinden itibaren  (bir) 1 haftalık kesin süre içinde yazılı dilekçe ile talep etmesine/istemesine aksi halde HMK 393 gereğince kararın kendiliğinden kalkacağının taraflara ihtarına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: 1-Davalı-karşı davacı vekili; müvekkilinin müdürlük yetkilerinin kaldırılmasını haklı kılabilecek dava malzemesinin dosyada olmadığını, \"Haklılık\" ve \"yaklaşık ispat yükü\" ile ilgilenmeyen mahkemenin kararını eşitlik ilkesine dayandırdığını, davacı toplam 42.202.886,23-TL bedelli 11 adet çekin şirket ödemelerinde kullanılmak üzere şirket kasasında iken müvekkilince çalındığını iddia ettiğini, davacının şirketin banka hesabından 16.000.000-TL nakit çekip, aynı dakikada hesabına 16.000.000-TL nakit yatırdığını, davacı, şirket adına tescilli iki taşınmazın aylık kira geliri toplamı olarak 2021 yılı için ayda 10.000-TL, 2022 yılı için ayda 14.000-TL, 2023 yılı için ayda 25.000-TL'nin huzur hakkı adı altında müvekiline ödenmesini azil gerekçesi olarak öne sürdüğünü,şirket eski vekilinin müvekkili tarafından haksız azledildiğini iddia ederek azil gerekçesi olarak ileri sürdüğünü, vekilin gönderdiği e-posta ile müdürün yönetim yetkisini tanımadığını ve bundan sonra vereceği talimatları da yerine getirmeyeceğini açıkça beyan etmesi nedeniyle vekillik sıfatının haklı sebeple sonlandırıldığını, mübrez 15.01.2024 tarihli dekont, davacının haklı sebeplerle azledilen, babası yaşındaki müdüre ahlaka aykırılık isnadında bulunduğu ve kendisinde yönetim yetkisi gördüğü dosyada mübrez delillerle sabit olan ve azledilen bu vekile, azil sonrasında 12 aylık vekalet ücreti meblağı olarak stopaj hariç 396.000-TL'yi, daha Ocak ayında şirketten azledilen vekile ödettiğini; davacının müvekkilinin şirket adına tescil ettirdiği iki taşınmazın davacı müdürün huzurunda verilen talimata istinaden müvekkilime ödenen aylık 10.000-TL'lik kira geliri dışında somut bir isnatta bulunamadığını, yaklaşık ispat şartı denetimi yapılması gerektiğini, kendisine her ay fazladan 210.000-TL ücret ödeten davacının bu fiili başlı başına azil sebebi olduğunu, bu sebebin dekontlarla ve davacının mahkeme içi ikrarıyla, kesin bir şekilde ispat edildiğini, denetim kayyımı ihtiyati tedbiri, huzurdaki dosyada \"şirket menfaatlerini koruma\" amacını temin etmek yerine, \"şirkete karşı icra edilen hırsızlık ve zimmet eylemlerini engellemek isteyen müdüre mani olma, zimmet eylemleri için savunma alınmasına dahi müsaade etmeme ve zimmet düzenine zarar gelmesini önleme\" işlevini gördüğünü, davacının şirket menfaatine düşmanlıktan başka izahı olmayan imzalarıyla şirkete karşı icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiğini, açık yolsuzluk delillerine rağmen savunma alınmasına dahi müsaade etmeyen,yönetici kayyımlığı dönemindeki zimmet eylemlerinin soruşturulmasına mani olan, 42 yıllık ... adının, müşteri çevresinin ve yetişmiş personel kadrosunun korunması için gösterilen çabalara karşı kendisini diğer müdüre, oğluna ve rakip şirket ...'ya siper ettiğini,denetim kayyımının gözetim ve denetiminde şirketin müşterilerini kısa bir süre önce kurduğu rakip şirkete pervasızca kaydırdığını, denetim kayyımının, haftada yarım gün şirkete uğradığını, ayırdığı kısıtlı mesaide de kendisini davacı müdüre, oğluna ve yeni kurdukları rakip ... şirketine siper ettiğini ve müdür müvekkilinin şifre alma kararını uygulatmayarak depodan ürün çıkışlarını denetlemesine dahi mani olduğunu, davacının yönetim ve temsil yetkileri kaldırılmadan depodan ürün çıkışlarına ve müşterilere davacının ve oğlunun IBAN bilgilerinin dağıtılmasına mani olmak, satış bedellerinin şirket hesabına girmesini temin etmek ve şirketin müşteri çevresini ve yetişmiş emekçi kadrosunu davacının sahibi ve yöneticisi olduğu rakip şirketden korumanın mümkün olmadığını, davacının müdürlük yetkilerinin  öncelikle kaldırılmasını  aksi halde \"birlikte temsil\" (müvekkilimiz ...'nun katılımı) ile sınırlandırılmasını , davacı-karşı davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine,davacı-karşı davalı müdürün yönetim ve temsil yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına; yönetici kayyım atanmasına yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davacı-Karşı davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde: mahkemece davalının yetkilerinin tedbiren kaldırılması yönündeki talebin değerlendirilmeden karar verildiğini, limited şirketlerde bir tedbir türü olarak denetim kayyımı atanması mümkün olduğunu, davalı hukuka aykırı şekilde delil üretmeye çalıştığını, delilleri çarpıtarak kendi lehine sonuç çıkarmaya çalıştığını, şirketin malvarlığını hukuka aykırı şekilde kendi malvarlığına karıştırdığını, davalının istinaf taleplerinin reddedilmesini, bu doğrultuda mahkemenin 11.10.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak davalı-karşı davacı ...'nun ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ndeki temsil ve yönetim yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, limited şirketin münferit yetkili iki müdürünün karşılıklı açılan azli istemli  davada karşı yan davalı  müdürün temsil yetkisinin tedbiren kaldırılmasına ilişkindir. TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK 403/2 maddesinde kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427.madde ile de bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise kayyım atanır hükmünü içermektedir.  Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren, kar elde etmek gayesiyle kurulan ve genel kurulu tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır. Mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkça belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda şirket müdürünün azli  davasında her iki yan , davalı şirketin müdürü olan diğer ortağın, şirketi zararlandırıcı işlemler yaptığı ileri sürülerek karşı yanın temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmektedir. İddialarını delillendirmek adına somut vakıalar ortaya koymakla birlikte tüm iddiaları ve dayanakları bir tahkikat sürecini gerektirmektedir.İlk derece mahkemesince kaldırma kararından evvel her iki şirket müdürlerinin yetkileri kaldırılarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiş ise de, kaldırma kararından sonra durum yeniden değerlendirilerek;yönetim kayyımı kararından dönülerek  şirket müdürlerinin işlemlerinde denetim ve onay kayyımı olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir.Denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Yargılama sürecinde şirketin ve ortaklarının hak ve menfaatlerinin korunması için bu aşamada denetim kayyımı atanmasına ilişkin ara karar  uygun bulunmuştur.İhtilafın yoğunluğu bunu gerekli kılmaktadır. Her ne kadar  davalı karşı davacı vekili; birlikte temsil yetkisi verilmesini talep etmekte ise de bu hal kilitlenmeye sebep olabileceğinden uygun değildir.Davanın bulunduğu bu aşamada her iki tarafın diğer tarafın yönetim yetkisinin kaldırılması gerektiğine ilişkin  iddialarının haklılığı yönünden duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır.Toplanan deliller çerçevesinde yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmakla,her iki tarafın yönetim yetkisinin kaldırılması gerektiğine ilişkin  ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,her iki yan vekilinin karşı yanın yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması gerektiğine ilişkin  istinaf sebepleri yerinde olmadığı,davalı karşı davacı vekilinin denetim kayyımı atanması yerine birlikte temsil yetkisi verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiş ihtiyati tedbir talep eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  İhtiyati tedbir talep eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,  Yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97dc94bb0a3b8632","SID":"9830626779ce0806"}}