{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/2270 <br>KARAR NO\t: 2024/2022<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/493 E.  -  2020/331 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/09/2020 tarih ve 2016/493 E. - 2020/331 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  davalıların Trabzon 1. Noterliğinde 25.07.2012 tarih 11211 yevmiye numaralı sözleşme ile kendilerinin ve 1.derecede yakınlarının ve bu kişilerin ortak oldukları veya olacakları tüzel kişiliklerin o tarihe kadar ve o tarihten sonra üretecekleri takviye edici gıda, kozmetik ürün, bitkisel ve aromatik suları münhasıran tek satıcı olarak dava dışı Prof. Dr. ...'a vermeyi taahhüt ettikleri, davalıların aynı zamanda sözleşme konusu ürünlerin reklam yüzü olmayı da kabul ettikleri, Prof. Dr. ...'ın 29.08.2012 tarihli protokolle, bu hakkını dava dışı ... Doğal Sağlık Ürün. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne devrettiğini, bunun üzerine davalıların anılan ürünleri Kayseri'de kurulu ... Bitkisel Ürün. İlaç Koz. Gıda. San. Ve Tic. Ltd. Şti. aracılığıyla üretip, davalı ... Bitkisel Ürünler İlaç Koz. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. aracılığıyla, dava dışı ... Doğal Sağlık Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti.'ye vermeye başladığını, ... isimli şirketin o tarihteki ortaklarının davalı ... ve davalı ... olduğunu, daha sonra davalı ...'ın hissesini resmiyette yanında çalışan ...'na devrettiğini, bu şirketin müdürlerinin davalı ... ve oğlu ... olduğunu, müvekkili davacının 01.08.2011 tarihinde bitkisel sağlık ürünleri alanında bir işletme açtığını, farklı ürünleri satmaya başladığını, ... ile sözleşme imzaladıktan sonra bu sözleşme gereği diğer ürün satışlarını bıraktığını, zarardan dolayı 29.12.2014 tarihinde işyerini tamamen kapattığını, davalıların ürettikleri ürünün içeriğini ve kalitesini özellikle 2013 yılının 2.yarısından itibaren bozduğunu, ürünlerdeki ginsenozit oranının çok altında olduğunun ortaya çıktığını, davalıların bazı ürünlerde bulunmaması gereken kimyasal maddeler kullandıklarını, bu durumun Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde yapılan analizde tespit edildiğini, bu eylemlerden sonra ... şirketinin davalılarla çalışmayı bıraktığını ileri sürerek, davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, 500,00 TL menfi ve 500,00 TL müspet zarar, 500,00 TL munzam zarar olmak üzere toplam 1.500,00 TL maddi zararın, müvekkilin uğradığı ticari itibar kaybı nedeniyle 10.000,00 TL manevi zararın işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... ve ... Firması vekili,  davacının içinde bulunduğu \"Grup\" tarafından müvekkilleri aleyhine son bir ay içinde açıldığı tespit edilen davaların 26 adede ulaştığını, 07.10.2009 tarihinde kurulan ... Ltd. Şti.'nin Dr. ...'ın farmakolog ... ile birlikte, değişik isim ve markalar altında \"bitkisel gıda takviyesi\" niteliğindeki ürünlerin üretimini gerçekleştirdiğini, \"...\" olarak isimlendirilen firmaların ise ...'in distribütörü olarak bu ürünlerin satışını üstlendiğini, ürünlerin önceleri Ankara'da fason olarak üretildiğini, 08.04.2011 tarihinden itibaren ise yönetim kurulu başkanlığını ...'in yaptığı, Kayseri Ticaret Siciline \"...\" unvanıyla tescil edilen, 10.01.2012 tarihinde \"...\" unvanını alan tesiste üretilmeye devam olunduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını, dava şartlarının bulunmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Ticaret mahkemesine gönderilmesini, davaya devam edilecek olursa davanın, aralarında bağlantı bulunması ve biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması nedeniyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/411 E, başıyı dosyasıyla birleştirilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf ve husumet itirazında bulunularak, olayda taraf olmadığını, davacı ile organik ya da inorganik bir bağı ya da alışverişi olmadığını, husumet yokluğundan esasa geçilmeden red kararı verilmesi gerektiğini, adresinin Kayseri olduğu, ürünlerin üretildiği yerin de Kayseri'de olduğu, dosyanın yetkili Kayseri Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, tek satıcılık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, kendisinin  ... Doğal Sağ. Ltd. Şti. , ... Bitkisel Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. ya da herhangi bir bayi ile doğrudan anlaşmasının olmadığını, iki sene öncesine kadar sahibi olduğu ve ... şirketinin gerçek sahibi ... ve vekilleri tarafından zorla elinden alınan ...'nın sadece ... firması ile fason anlaşması olduğunu, ... firmasının ... dışında ... Ltd. Şti., ... Gıda Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. gibi firmalara da fason olarak ürün yaptırdığı, ürünlerin sahinin ... firması olduğunu savunarak, savcılık dosyaları bu davayı esastan etkileyeceği için bekletici mesele yapılmasını, davacının davasının reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının, bayilik sözleşmesinde tek satıcılık sözleşmesinden doğan haklara halef olduğu ve davalıların dağıtım sözleşmesine aykırı davrandıkları iddiasına dayanarak tazminat talep ettiği, ancak bayiliğini yaptığı ürünleri üreten firma olan ... şirketinin distürübütörlük sözleşme tarihinde ortağı olmayan ...'ın üretim yaptığı başkaca bir şirket ya da ürün bulunmadığı ve davacının da bu yönde bir iddiası bulunmadığı anlaşıldığından pasif husumeti bulunmadığı, davalı şirketin ise sözleşmenin tarafı olmadığı gözetildiğinde bu alacak kalemi yönünden husumete ehil olmadığı, kaldı ki, davacı bayilik sözleşmesine rağmen davalı ... şirketi aracılığı ile de ürün aldığını beyan etmiş olmakla bu yönde talepte bulunmasının dürüstlük kurallarına uygun olmayacağı, davalı ... yönünden ise ... şirketinin davadan ve davacının işyerini kapatmasından önce 21/03/2014 tarihi itibari ile ... şirketine devredilmiş olması nedeni ile husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının satılan ürünlerin ayıplı olması nedeni ile zararının oluştuğuna ilişkin iddiasının ise, yine ürünlerin üretim ağında bulunmayan ... ve davalı şirket yönünden husumet ehliyeti bulunmadığı, davalı ... yönünden ise yine hem şirketi devretmesi, hem de davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edememesi nedeni ile usul yönünden davasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  sözleşme konusu ürünün içindeki etken maddenin düşüklüğüne dayalı ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle hemen ortaya çıkmadığını, 19 Kasım 2013 tarihinde etken madde analizinin yapılması, bir kısım ayıplı ürünlerin bayilerden toplanması, ... firmasının üreticilerle çalışmasını bu ayıplı üretim nedeniyle sonlandırması, davalıların bu konuda kendilerine ceza kesildiğine dair anlatımlarının ayıbın ihbar edildiğini gösterdiğini, davanın açılmasına sebep olan olayların 2013 yılında davalılar ... ve ...'ın üretici ...'nın sahibi oldukları dönemde gerçekleştiğini, ... ... adlı ürünün içeriğinin bozulduğunu gösteren 2013 yılının 9.ayına ilişkin analiz raporunun dosyaya sunulduğunu, davalı ... firmasını diğer davalıların kurduğunu, ...'in 2010 yılından itibaren faaliyet gösterdiğini, tarafların satışını yaptığı ürünlerin üreticisi ve satıcısı olduğunu, ...'in ürünlerini 2012 yılının sonuna kadar ... firmasına, bu tarihten sonra ... firmasına ürettirdiğini, ...'nın ...'in tek dağıtıcısı olduğunu, ... Farmanın da ... ve ... tarafından kurulduğunu, dosyaya numunesi sunulan ... markalı ürün etiketlerinden de bunun anlaşıldığını, ... Doğal Sağlık Ürünleri firmasının  tek satıcılık sözlemesini devralarak davalı ... firmasına ait ürünlerin toptan pazarlanması için bayilikler oluşturan dağıtıcı firma olduğunu, davacının da ...'nın bayisi olduğunu,  ... firmasının Mart 2014 tarihine kadar ... ve ...'ın ürettiği ya da ürettirdiği ürünleri toptan satın alarak pazarladığını, davalılar ... ve ...'ın tek satıcılık sözlemesinde üretici olduklarını, üreticilerin sözleşmede üstlendikleri edimi ... isimli firma üzerinden yaptıklarını, 2013 yılının Kasım ayında niteliği düşen ürünün analizi yaptırılırken çekilmiş ve dosyaya sunulmuş olan kamera kaydında ...'in analiz sonucu hakkında konuştuğunu, dinlenen tanıkların da iddialarını doğruladıklarını, üreticilerin sözleşmeye aykırı olarak üçüncü kişilere satış yaptığının ... ve ...'nın defter kayıtları ve BS formları ile sabit olduğunu, üçüncü kişilere satışın faturalı satışın çok üzerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:  Dava, davalıların dava dışı tek satıcı ... ile yaptıkları sözleşmeye aykırı eylemlerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, davalıların pasif husumet ehliyeti yokluğu ve davalı ... yönünden ayrıca ayıp ihbarında bulunduğunun ispat olunamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tDavalılar ... ve ... ile dava dışı ... arasında imzalanan 25.07.2012 tarihli sözleşmenin konusu, davalılarca üretilecek ürünlerin, dağıtıcı olan tek satıcı ... tarafından satılması olup, sözleşmenin 2/E bendinde,  dağıtıcının sözleşmeye konu ürünleri, başka kişiler eliyle satabileceği, dağıtıcının yetkilendireceği kişi ya da kurumların da bu sözleşmede dağıtıcıya verilen hak ve yetkileri üretici olan davalılara karşı kullanabileceği biçiminde düzenlenmiştir. Davalılar ile dağıtıcı ... arasında imzalanan 25.07.2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak bu kez, ... ile yine dava dışı ... şirketi arasında 29.08.2012 tarihli protokol düzenlenerek bir önceki tek satıcılık sözleşmesindeki hak ve yetkiler, ... şirketine devredilmiştir. Bu şekilde, ilk sözleşmedeki yetkileri devralan ... şirketi ile davacı arasında 01.09.2012 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmenin konusu da, davacı bayiin sözleşmeye konu ürünleri nihai tüketiciye perakende satışı olup sözleşmenin 12.8. maddesinde, söz konusu ürünlerin sözleşmeye aykırı üretilmesi ya da dağıtılması nedeniyle bayiin zarara uğraması halinde, ayrıca muvafakate ihtiyaç duyulmaksızın ... şirketinin, ürünler üzerindeki hak ve yetkisini tam bir halef olarak kendi nam ve hesabına kullanabileceği, zararını ilgili kişiden tazmin edebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, Borçlar Hukukundaki sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde davalılar ... ve ...'in, dava dışı kişi ile imzaladıkları 25.07.2012 tarihli sözleşmede, ürettikleri  ürünleri yalnızca ... aracılığıyla piyasaya sunmayı taahhüt ettikleri, anılan kişinin ise bu ürünleri başkaları eliyle piyasaya sunabileceğini ve bu kişilerin de sözleşmeyle dağıtıcı ...'a tanınan hak ve yetkileri kendilerine karşı kullanabileceklerini kabul ettikleri, davacının da zincirleme sözleşmelerle bu yetkiyi elde ettiği gözetildiğinde, davalıların söz konusu 25.07.2012 tarihli sözleşmeye aykırı davrandıkları iddiasıyla açılan işbu davada, davalılar  ... ve ...'e husumet yöneltilebileceğinin ve davacının da açıklanan nedenlerle aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.  Yine 05/03/2014 tarihi itibariyle dava dışı üretici ... şirketinin hisseleri, ... şirketi tarafından devralınmış ise de dava konusu eylemler anılan tarihten önce gerçekleşmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince davalılar ... ve ... yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tDavacının dayandığı sözleşmede davalı ... Şirketi sözleşmenin tarafı olmadığından, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ise yerindedir.<br>\tDavacının aktif husumet, davalılar ... ve ...'in ise pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu belirlendikten sonra çözümlenmesi gereken sorun, davalıların sözleşmeye aykırı davranıp davranmadıkları ve davacının bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığıdır. Davacı tarafça, davalıların sözleşmeye aykırı olarak söz konusu ürünleri tek dağıtıcı olan ... A.Ş. dışındaki kişiler eliyle piyasaya sunduğu ileri sürülmüş ise de davalıların bu yönde eylemlerde bulunduklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Kayıt dışı satışa ilişkin de söz konusu eylemlerin davalı tarafça gerçekleştirildiğine ilişkin somut deliller sunulmadığından davacı tarafın belirtilen iddiasını ispat edemediği kanaatine varılmıştır.<br>\tDavacı tarafın bir diğer iddiası ise davalıların ürünlerin içeriğini ve kalitesini özellikle 2013 yılının ikinci yarısında haksız olarak düşürdükleridir. Davalılar ile dava dışı ilk dağıtıcı arasında ürünlerin kalitesine ilişkin herhangi bir standart tespit edilmemiştir. Bununla birlikte, söz konusu ürünlerin kendilerinden beklenen nitelikleri taşımaması halinde, davalıların sorumluluğuna gidilebileceğinin kabulü gerekmektedir. Ancak, dosyaya sunulan kanıtlarla bu iddianın kanıtlandığı söylenemez. Zira, davalılar tarafından üretilen ürünlerin içeriğinin ve kalitesinin düşürüldüğüne dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Kaldı ki mahkemece aralarında farmakognozi profesörü bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınan bilirkişi raporunda, ibraz edilen test raporunun davacıya satılan ürünlerden birine ait olup olmadığı, davacıya satılan  seriden ve/veya davacı uhdesindeki ürünlerden alınıp alınmadığının tespitine yönelik olarak dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu haliyle davacının kendisine satılan ürünlerin ayıplı olduğunu ispat edemediği, ürünlerin ayıplı olduğu düşünülecek olsa dahi dosya kapsamında ayıp ihbarına ilişkin ihbar ve ihtar bulunmadığı da belirtilmiştir.<br> Piyasada çok sayıda sahte ürünün bulunduğu da gözetildiğinde sırf ürünün etiketi üzerindeki bilgilerden hareketle davalıların sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.<br>\tAyrıca tüketicinin güven duyduğu ... ismi ve resmini ... Şirketi bayilerinin mağazalarından kaldırmanın bir sonucu olarak satışların azaldığı ve ticari zarara neden olduğu şeklindeki davacı iddiası da dosya kapsamında ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>  \t\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/09/2020 tarih ve 2016/493 E. - 2020/331 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE, <br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harçtan, peşin olarak alınan 196,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 231,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca belirlenen 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,\t<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... Bitkisel Ürünleri İlaç Kozmetik Gıda  San.ve Tic.Ltd.Şti tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,<br>\t7-Diğer davalılar tarafından yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine,  <br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14a3c7461075148c","SID":"63a8b1273875241e"}}