{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1926 - 2024/2149<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1926 <br>KARAR NO\t: 2024/2149<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/94 E.  -  2022/116 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/04/2022 tarih ve 2021/94 Esas - 2022/116 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin “...”  ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/76044 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas koşulları oluştuğunu, marka işaretlerinin ayniyet düzeyinde benzer bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 koşullarının da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2021- M-243 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, davacının itirazlarına dayanak gösterdiği markalardan 05 ve 31. sınıfta tescilli 2008/14744 ve 2008/14745 sayılı markalar ile 2001/04242, 2003/04444, 2003/04445, 2010/69851, 2010/69852, 2010/69853 sayılı markaların kullanılmadığını, bu markalara ilişkin işlem dosyasında da kullanım ispatı talep ettiklerini, davacı tarafça bu markaların kullanımlarının ispatlanamadığını, dolayısıyla davacı yanın 05 ve 31. sınıf mallarda markalarını kullanmadığını, davacının 2008/14744 ve 2008/14745 sayılı markaları dışında 05 ve 31. sınıfta tescilli markalarının bulunmadığını, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörün ve markasal kullanımlarının birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun tanınmışlık nedeniyle reddedilemeyeceğini, müvekkilinin markasının davacı markalarının ticari itibarına ya da ayırt ediciliğine zarar verme ihtimalinin bulunmadığını, başvurunun kötü niyetle yapılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına ve davasına mesnet markalarından sadece 2008/14744 ve 2008/14745 sayılı markalar yönünden emtia benzerliğinin bulunduğu, sayılan davacı markaları dışındaki diğer markalar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediğini, davalının  davacının 2008/14744 ve 2008/14745 sayılı markaları yönünden SMK m.19/2 kapsamında işlem ve SMK m.25/7  kapsamında dava dosyasında kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının anılan markalarını  uyuşmazlığa konu 05 ve 31. sınıf mallarda ciddi ve markasal mahiyette kullandığını ispatlayamadığı, bu nedenle bahsi geçen markaların SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ileri sürülen iddia bakımından dikkate alınmayacağını,  davacı markalarının finans sektörü açısından belli bir bilinirlik/tanınmışlık ve marka değerine ulaştığı,  her ne kadar dava konusu \"...\" markası ile davacı yanın “...” markaları arasında benzerlik mevcut ise de dava konusu markanın, davacı yanın tanınmış markalarına zarar verecek sonuçlar doğurmayacağı, somut olayda davacı yan markasının tanınmışlığı bulunan “bankacılık - finans” sektörü ile tamamen farklı mal gruplarını taşıyan dava konusu markanın tescilinin, davacı yanın tanınmışlık temelli oluşan ayırt edici karakterine zarar verebilecek ya da davacı yanın markasının tanınmışlığından kaynaklı bir imaj transferini mümkün kılacak sonuçlar doğurmayacağı, davalının tescil ettirmek istediği işaretin davacı yanın markasının tanınmışlığından yararlanma amacını taşıdığının ya da davacı markalarının ayırt ediciliğine zarar verdiğinin de ortaya konulamadığı, içinde sektörden kimselerin de bulunduğu  bilirkişi heyeti nezdinde de davalının tescil başvurusunun davacı markalarından haksız yararlanma riski doğurduğu yönünde bir izlenimin doğmadığı, davacı yanın markaları ayırt edici güce sahip olmakla birlikte davacı yan markalarının tanınmışlığı ile dava konusu markanın tescil edilmek istendiği emtialar arasında çok belirgin sektörel farklılıklar mevcut olduğu, bunun için mezkur tanınmışlığının çok daha yüksek düzeyde olması gerektiği, somut olayda bu kriterin gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği, sonuç olarak dava konusu markanın tescili kapsamında yer alan mal grubunda, tüketicinin “...” markası ile karşı karşıya kalması halinde herhangi bir şekilde davacı markalarını zihninde çağrışmayacağı, davacı markalarının itibarının lekelenmeyeceği ve ayırt ediciliğinin zedelenmeyeceği, dolayısı ile tanınmışlık temelli bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı, davacının kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait marka işaretlerinin birebir aynı olduklarını, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 5 ve 31 sınıf malların müvekkilinin markası kapsamında yer  alan mal ve hizmetlerle benzer olduğunu, öte yandan müvekkilinin markalarının tanınmış olduklarını, müvekkilinin marklarının tescilli bulunduğu mal ve hizmetlerden bağımsızlaşarak başlı başına bir kalite sembolü haline geldiğini, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulü istemiştir.<br><br>GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların marka işaretleri benzer olsa da emtia benzerliği şartının davacının itirazına mesnet markalarından sadece  2008/14744 ve 2008/14745 sayılı markalar yönünden gerçekleştiği, bu markaların da uyuşmazlık konusu 5 ve 31 sınıf mallar yönünden kullanıldığı ispatlanamadığından, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, ,diğer taraftan davacının \"...\" ibareli markaları “bankacılık - finans” sektöründe tanınmış ise de bu sektörle başvuru kapsamında yer alan 5 ve 31 sınıftaki mallar arasında hiçbir yakınlığın olmadığı,  dolayısıyla dava konusu başvurunun 5 ve 31 sınıf mallarda tescili halinde SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen koşulların oluşmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025    \t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"267e99474cb40f71","SID":"0d6a68288e3f360c"}}