{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2024/68<br>KARAR NO\t:2024/834<br><br>DAVA:Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ:30/01/2024<br>KARAR TARİHİ:21/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket genel kurul kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile: müvekkilinin, davalı şirketin kurucu ortaklarından muris ...'nın yasal mirasçısı olduğunu, davalı şirketin; ..., ... ve ... kardeşler önderliğinde 1995 senesinde kurulmuş 500.000,00-TL sermayeli, her cinsten kumaş imalatı, ithalatı, ihracatı ve pazarlaması işi ile iştigal eden bir aile anonim şirketi olduğunu, muris ...'nın vefatı ile şirketteki pay dağılımının; ... için 83.400,00-TL, ... için 83.400,00-TL, ... için 81.200,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ...için 20.800,00-TL, ... 31.200,00-TL, ... için 50.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL ve ...\tiçin 50.000,00-TL şeklinde yapıldığını, davalı şirketin kapalı tip aile anonim şirketi olması vesilesiyle hakim ve çoğunluk pay sahiplerinin, fikri ve fiili işbirliği içerisinde keyfi tutum ve maliye politikaları ile şirketi istikrarlı bir biçimde zarara uğratmakta olduklarını, gelinen noktada şirketin tasfiye halinde olduğunu, aile yadigarı olan şirketin piyasalardan yok olma tehlikesinin gündeme geldiğini, davalı şirketin 31.10.2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin görüşülmesi sırasında iptali istenen kararların alınmasına müvekkili ... adına muhalefet edilmiş olduğunu ve muhalefet genel kurul toplantı tutanağına işlendiğini, nitekim alınan kararların Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi gereği emredici hükümlerine, azınlık pay sahibi haklarına, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük/iyi niyet kurallarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısının gerçekleştirileceğinin müvekkili tarafından öğrenildiğini, söz konusu toplantıya ilişkin genel kurul toplantısına çağrı kağıdının, müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, bunun üzerine taraflarınca .... Noterliğinin 21/09/2023 tarihli ve 20201 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, çağrı kağıdının müvekkilinin tanımadığı ... adlı kişiye tebliğ edildiği ve usulüne uygun tebligat yapılmadığından, müvekkilinin ihtarnamede yazılı adresine tekrar çağrı kağıdı tebliğ edilmesinini ihtar edildiğini, ancak buna rağmen genel kuruldan önce usulüne uygun bir şekilde çağrı yapılmadığını, bilançolar ve ayrıntılı gelir tablolarının kabulü, yönetim kuruluna üye seçimi ve süresinin tespiti, yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurunun ayrı ayrı ibrası kararlarında, pay sahiplerinin iyi niyet kurallarına, hakkaniyete, ticari teamüllere, şeffaflık ilkesine, azınlık pay sahibi haklarına ve hatta şirketin kendi menfaat ve gayesine aykırı davranıldığını, tasfiye memuru ...'nın sunduğu raporun gerçeğe uygun olmadığını, şirketin 2021 dönemine ait pasif toplamı 30.735,65-TL iken, 2022 dönemine ait pasif toplamının 21.167,53-TL olduğunu, 2018 yılında şirket malvarlığında bulunan menkul kıymet satış kararları sonrası elde edilen net kârın şirket borçlarının ödenmesi amacıyla kullanılmamış olduğunu, şirketin net kâr olarak elde ettiği tutarların hangi faaliyetlerde kullanıldığı ile ilgili davacı müvekkiline sağlıklı bir bilgi de verilmediğini, bu hususun, şirketin tasfiye bilançoları ve gelir tablolarının hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını göstermekte olduğunu ve bunun ilk kez gerçekleşmediğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da davalı şirketin bilançolarının gerçeği yansıtmadığı, döviz kurlarının farklı yansıtıldığı ve davalı şirketin sermayesinin kaybedildiğinin tespit edildiğini, nitekim davalı şirketin, 2/3 sermayesini kaybettiğini ve iflas koşullarının oluştuğunu da kabul etmekte olduğunu, 4. gündemin 5 numaralı maddesine binaen tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira yönetim kurulu üyesi ...'nın, tasfiye memuru ...'nın babası olduğunu ve sözde ibra olunan tasfiye memurunun 1. dereceden kan hısımı olduğunu, bu hususta doğmuş ve doğacak tüm zararlara ilişkin yasal haklarını ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını, 5. gündemin 6 numaralı maddesine binaen yönetim kuruluna, üye seçimi ve süresinin tespiti kararlarının açıkça hukuka aykırı olduğunu, 31/10/2023 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesine binaen şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in üç yıl süre ile görev yapmak üzere yeniden seçilmesine oy çokluğuyla karar verildiğini,  anılan isimlerin yıllardan bu yana şirket yönetim kurulu üyeleri olduklarını, şirketin tasfiye tehlikesi ile birlikte geldiği durumun ortada olduğunu, şirketlerde sermaye, pay ve oy çoğunluğunu elinde bulunduran pay sahiplerinin şirket çıkarları yerine kendi çıkarlarını ön planda tutma eğiliminin sık karşılaşılan bir durum olduğunu, hal böyle olunca şirketi artı değerlere ulaştıramayan eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin, şirketin ana gayesine ulaşmasına engel, esas sözleşme hükümleri ile iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, iptalini talep ettikleri kararların uygulanmasının durdurulmasının, Türk Ticaret Kanunu'nun 449. maddesi gereği zaruri olduğunu, aksi halde müvekkilinin ağır zararlarının doğduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 31/10/2023 tarihli genel kurula çağrı usulüne uygun yapılmadığından öncelikle bu genel kurulda alınan bütün kararların yokluk ile malul olduğunun tespitini, 2021 ile 2022 yılları bilanço ve kâr-zarar hesaplamasının kabulüne ilişkin 4 numaralı kararın iptalini ve bu kararın icrasının geri bırakılmasını, yönetim kurulu ve tasfiye memurunun ibra edilmesine ilişkin 5 numaralı kararın iptalini ve bu kararın icrasının geri bırakılmasını ve şirketin 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin 6 numaralı kararın iptalini ve bu kararın icrasının geri bırakılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın, her fırsatta şirkete karşı uyuşmazlık çıkarmakta ve dava açmakta olduğunu, davalı şirketin 2015 yılından beri tasfiye halinde olduğunu ve faaliyetsiz olduğunu, yargılaması süren davalar nedeniyle tasfiyenin sonlandırılamamakta ve şirketin kapatılamamakta olduğunu, müvekkili şirketin 31.10.2023 günlü genel kurulu toplantı gün ve saatinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 20.06.2023 günlü, 10856 sayılı nüshasının 545. sayfasında ilan edildiğini ve pay sahibi ...’nın şirkete bildirmiş olduğu ... adresine iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, davacı pay sahibinin, tebligatın kendisine ulaşmadığını iddia etmekte olduğunu, ancak iade kartında “tebligatın ...’ya 09.08.2023 günü bırakıldığı”nın belirtilmekte olduğunu, söz konusu adresin, davacının şirkete bildirdiği adres olduğunu, davacı pay sahibinin, bu adreste oturduğunu kabul etmekte olduğunu, ancak tebligatın eline geçmediğini ileri sürmekte olduğunu, diğer yandan genel kurul toplantısı ile ilgili belgelerin 16.10.2023 günlü tutanak ile davacı pay sahibi vekiline teslim edildiğini, öte yandan davacı pay sahibinin, toplantıya vekili aracılığıyla katıldığını ve ayrıca toplantıda bizzat hazır bulunduğunu, bu nedenlerle davacı pay sahibinin genel kurul toplantı çağrısının usulsüz ve alınan kararların yoklukla malul olduğuna ilişkin iddiasının iyi niyetli ve mantıklı olmadığını,  31.10.2023 günlü genel kurulu toplantısına şirketin tüm pay sahiplerinin(asaleten ve vekâleten) katıldığını, şirketin 31.10.2023 günlü genel kurul toplantısında alınan kararların ana sözleşmeye, usule, yasaya ve dürüstlük kuralları ile eşit işlem ilkesine uygun olduğunu, genel kurulun 4 numaralı kararının, 2021-2022 yıllarına ilişkin bilanço, envanter ve ayrıntılı gelir tablosunun kabulüne ilişkin olduğunu ve oy çokluğuyla alındığını, şirketin 2021-2022 yılı içerisinde hiçbir ticari faaliyetinin bulunmamakta olduğunu, tasfiyeye girdikten sonra şirketin ticari faaliyetinin tümüyle bittiğini, 2021-2022 yılları bilanço, envanter ve ayrıntılı gelir tablolarında tasfiyeye ilişkin zorunlu işlemler dışında herhangi bir kayıt bulunmamakta olduğunu, genel kurulun 5 numaralı kararının,  2021-2022 yılında faaliyet gösteren tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, yönetim kurulu üyeleri ve tasfiye memurunun oy çokluğuyla ibra edildiğini, tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin her birinin ayrı ayrı oya sunulduğunu ve tasfiye memurunun kendi ibrasında; yönetim kurulu üyelerinin ise kendi ve diğerlerinin ibrasında oy kullanmadığını, davacı pay sahibi, hem tasfiye memuru hem de yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamalarında olumsuz oy kullandığını, ibra etmeyen pay sahipleri sorumluluk davası açabileceklerinden, ibra kararının iptali isteminde davacı pay sahibinin hukuki yararının da olmadığını, çoğunluk pay sahiplerinin ibra iradesinin geçerli olduğunu, dava konusu genel kurulun 5 sayılı ibra kararlarının ana sözleşmeye, usule, yasaya, dürüstlük kuralları ile eşit işlem ilkesine uygun olduğunu, genel kurulun 6 numaralı kararının, yönetim kurulu seçimine ilişkin olduğunu, davalı şirketin 2015 yılında tasfiyeye girdiğini, dava konusu genel kurulun 6 numaralı kararının da ana sözleşmeye, usule, yasaya, dürüstlük kuralları ile eşit işlem ilkesine uygun olduğunu, söz konusu kararların icra edilebilecek bir yönü bulunmadığından, kararların yürütmesinin geri bırakılması isteminde hukuki yarar olmadığını, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, tüm ticari kayıtlarının muhasebe ilke ve standartlarına uygun olduğunu, tüm bu nedenlerle her türlü tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla genel kurul kararlarının iptali ve icrasının geri bırakılması istemlerini içeren davanın reddini talep etmiştir.<br>Dava, davalı şirketin 31/10/2023 tarihinde yapılan 2021-2022 yılları olağan genel kurul toplantısının yokluk ile malul olduğunun tespiti ile, toplantıda alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptali talebine ilişkin olup; davacı tarafça ayrıca, 4, 5 ve 6 numaralı kararların icrasının tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuştur.<br>Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicili kayıtları, vergi kayıtları, bilançoları, ticari defter ve kayıtları, genel kurul toplantı çağrısına ilişkin tebligat sureti, 31/10/2023 tarihli  olağan genel kurul toplantı tutanağı, toplantı gündemi, 2021/2022 yıllarına ilişkin tasfiye memuru raporu, .... Noterliğinin 21.09.2023 tarihli ve 20201 yevmiye numaralı; 06.10.2023 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile tebliğ şerhleri vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten, mali müşavir tarafından davalı şirket kayıtları üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle rapor temin edilmiştir.<br>Mali müşavir ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından, mali müşavir bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 17/10/2024 havale tarihli rapor ile; davalı şirketin 2021-2022 yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının, davalı şirketin %6,24 oranında hissedarı olduğu, şirketin 2021-2022 yılları giderlerinin şirketin zorunlu giderleri olan vergi ve SMMM hizmet giderlerinden oluştuğu, gider kalemlerinin şirketin gelir idaresine bildirdiği beyanname ve ticari defterleri ile örtüştüğü, çağrının usulüne uygun yapılmadığı iddiasının “etki kuralı” çerçevesinde dikkate alınamayacağı ve bu iddia yönünden genel kurulda alınan kararların geçersizliğinden bahsedilemeyeceği tespit edilmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun iptal sebepleri başlıklı 445. maddesi; \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Aynı kanunun devam eden iptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446. maddesi; \"a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>c) Yönetim kurulu,<br>d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. şeklinde düzenlenmiştir.<br>Mahkememizce dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre davanın, davacının %6,24 <br>oranında hissedarı olduğu davalı ...nin 31/10/2023 tarihinde yapılan 2021-2022 yılları olağan genel kurul toplantısının yokluk ile malul olduğunun tespiti ile, toplantıda alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Genel kurul kararlarının iptali, Türk Ticaret Kanunu'nun 445 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu 445. maddede iptal sebeplerini sıraladıktan sonra, bir sonraki maddede iptal davası açabilecek kişileri sıralamıştır. Özetle bir pay sahibinin genel kurul kararlarının iptalini talep edebilmesi için ya genel kurula katılıp olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirmesi ya da çağrının usulsüz olması, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi, genel kurula yetkisiz kişilerin katılması ve oy kullanması ve genel kurul toplantısına alınmaması ve bunların kararın alınmasında etkili olması gerekmektedir.  Tarafların iddialarını ispatlamaya yarar çeşitli belgeler sunduğu görülmüşse de dava genel kurul kararlarının iptali amacıyla ikame edilmiştir. Bu nedenle T.T.K.'nın 445. ve 446. maddeleri kapsamında inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf, 31/10/2023 tarihli genel kurul toplantısının çağrı ve ilanlarının usulüne uygun olarak yapılmadığını ve dolayısıyla da alınan kararların yoklukla malul olması gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı taraf ise, genel kurul tarihinin davacı pay sahibine iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, davalı şirketin 31/10/2023 günlü genel kurulu toplantı gün ve saati Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 20.06.2023 gün, 10856 sayılı nüshası 545. sayfasında ilan edildiğini ve pay sahibi ...’nın şirkete bildirmiş olduğu adresine iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini belirtmiş, davacının, tebligatın kendisine ulaşmadığına yönelik iddiasına ilişkin de her ne kadar iade kartında“tebligatın ...’ya 09/08/2023 günü bırakıldığı” belirtilmiş ise de söz konusu adresin, davacının şirkete bildirdiği adres olduğunu beyan etmiştir. Gerek kanunun lafzı gerekse Yargıtay uygulamalarında açıkça vurgulandığı üzere, gündemin gereği gibi ilan edilmediği ve toplantıya katılmasına izin verilmeyen kimselerin toplantıya katıldığı ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olması durumunda söz konusu kararın iptali talep edilebilecektir. Davacı tarafın hissesinin %6,24 olduğu <br>düşünüldüğünde, bahse konu eksikliğin bir etki yaratmayacağı, kaldı ki Yargıtay kararlarında da açıkçavurgulandığı üzere toplantı günü ve gündemden daha önce haberdar olan ve ayrıca toplantıya da katılmış ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olan kimselerin bu aykırılığı ileri süremeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/07/2018 tarih ve 2016/9529 E., 2018/5070 K. Sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/03/2015 tarih ve 2014/6070 E., 2015/3692 K. Sayılı kararı). Bu nedenle çağrının usulüne uygun yapılmadığı iddiasının, genel kurulda alınan kararların geçersizliğini doğurmayacağı değerlendirilmiştir.Davacı taraf, 31/10/2023 tarihli olağan genel toplantısında alınan 2021/2022 yılları bilanço ve kar-zarar hesaplanmasının kabulüne ilişkin 4 numaralı kararın iptalini talep etmiş, davalı taraf ise, şirketin 2021-2022 yılı içerisinde hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, tasfiyeye girdikten sonra şirketin <br>ticari faaliyetinin tümüyle bittiğini, 2021-2022 yılları bilanço, envanter ve ayrıntılı gelir tablolarında tasfiyeye ilişkin zorunlu işlemler dışında herhangi bir kaydın yer almadığını belirtmiştir. Söz konusu kararın toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı ve ayrıca davacının karara ilişkin muhalefet şerhini sunduğu görülmektedir. Mali müşavir bilirkişinin şirket ticari defterleri çerçevesinde şirketin “2021 yılı genel yönetim gider toplamı Gelir İdaresine bildirilen giderler toplamının 11.664,20-TL olduğu ve bu gider tutanında 2021 yılı zararı olarak bilanço ile örtüştüğü; bu giderlerin detayının incelenmesinde ise 10.200,00-TL`lik kısmının kira gider faturasından, 1.464,20-TL tutarlık kısmının ise vergi ödemesinden kaynaklandığı; 2022 yılı genel yönetim gider toplamı Gelir İdaresine bildirilen giderler toplamının 22.543,54-TL olduğu ve bu gider tutanında 2022 yılı zararı olarak bilanço ile örtüştüğü; bu giderlerin detayının incelenmesinde ise 10.200,00-TL`lik kısmının kira gider faturasından, 8.090,88-TL tutarlık kısmının şirket beyannamelerini veren SMMM'nin hizmet faturası ve 960,30-TL+3.292,36-TL= 4.252,66-TL'lik kısmın ise KDV vergi ödemesinden kaynaklandığı”na <br>yönelik tespitleri doğrultusunda, genel kurulda alınan 4 numaralı karar bakımından iptal şartlarının oluşmadığı kanaati oluşmuştur.Davacı taraf, 31/10/2023 tarihli olağan genel toplantısından alınan yönetim kurulu ve tasfiye memurunun ibra edilmesine ilişkin 5 numaralı kararın iptalini de talep etmiş, gündemin 5 numaralı maddesi doğrultusunda tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasına karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibra oylamasına katılarak olumlu oy kullandıklarını, yönetim kurulu üyesi ...’nın Türk Ticaret Kanunu’nun 436. maddesinde belirtilen türde yasak işleme katıldığını, ...’nın tasfiye memuru ...’nın babası olduğunu ve dolayısıyla da alınan kararın geçersiz olduğunu iddia etmekte, davalı taraf ise genel kurulun 5 numaralı kararının, 2021-2022 yılında faaliyet gösteren tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğunu, tasfiye memuru ve yönetim kurulu üyelerinin her birinin ayrı ayrı oya sunulduğunu ve tasfiye memurunun kendi ibrasında, yönetim kurulu üyelerinin ise kendi ve diğerlerinin ibrasında oy kullanmadığını belirtmiştir. Ayrıca davalı, tasfiye memuru ...’nın, dava konusu genel kurul toplantısına kendi adına asaleten ve yönetim kurulu başkanı babası ... ... adına ise vekâleten katıldığını, tasfiye memurunun ibrasına ilişkin oylamada ...’nın ... adına oy kullanmasında yasaya aykırılık bulunmadığını beyan etmiştir. Söz konusu kararın toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı ve ayrıca davacının da karara ilişkin muhalefet şerhini sunduğu tespit edilmiştir. TTK'nın 436/1 maddesinde hükmünde ifadesi geçen “pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri” cümlesi ile kısaca belirli yakınların şirketle aralarındaki kişisel nitelikte bir iş veya işleme ilişkin müzakerelerde oydan yoksun olduğu hüküm altına alınmıştır. Pay sahipleri belirtilen sebeplerle oy hakkından yoksun olsa bile genel kurula katılma hakları vardır. Hükümde ifadesi geçen “kişisel nitelikteki iş veya işlem” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin(keza tasfiye memurları da bu kapsamda değerlendirilmelidir nitekim sorumlulukları açısından TTK'nın 553. maddesinde birlikte değerlendirilmektedirler) ibrası hususunun da bu ifade içerisinde olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre, pay sahibinin şirketin çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını düşünebileceğinden böyle bir hükme yer verildiği kişisel nitelikteki iş veya işlem ifadesinin geniş yorumlanması gerektiği, bu doğrultuda ibra kararının da kişisel nitelikte iş olarak değerlendirilmesi gerektiği ve hükümde ifade edilen kişilerin, yakınlıkları bulunan yönetim kurulu üyelerinin ibrası gündeminde oydan yoksun olmaları gerektiği, hatta kişisel nitelikteki iş, işlem ve dava ifadesinin ibranın yanı sıra sorumluluk davasını da içine alacak şekilde düşünülmesi gerektiği ibra kararının yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı ve dolayısıyla üye ile mirasçılık ilişkisi içerisinde olan yakın akrabalarının ve bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketlerinin, hükmün geniş yorumlanması suretiyle, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oydan yoksun olmaları gerektiği ifade edilmektedir. Bu görüş tarafından ayrıca, sadece açık ibra kararlarında değil, örtülü ibra sonucunu doğuran bilançonun onaylanmasına ilişkin kararlarda da TTK'nın 436/1. maddesi hükmünde sayılan kişilerin oydan yoksun olduğu kabul edilmektedir. Diğer görüş ise, ibranın şirket ile yönetim kurulu arasındaki şahsi nitelikte bir iş olmadığını, TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan kişilerin ibra kararında oydan yoksunluğundan söz edilemeyeceğini, TTK'nın 436/2. maddesinde de aynı sonuca işaret ettiğini, eğer TTK'nın 436/1. maddesi kapsamında ibra şahsi iş olarak nitelendirilirse <br>TTK'nın 436/2. maddesinin kanunda yer almaması gerektiğini, yönetim kurulunun ibrasında pay sahibinin şirket ile üçüncü kişi gibi karşı karşıya gelmediğini, yönetim kurulu üyelerinin yakınlarının aynı zamanda şirket işlerinin <br>görülmesine katılmadığı müddetçe, bunların ibrasında oy kullanabileceklerini, aynı zamanda pay sahibi olan yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullanamamasının da ibranın şirketle pay sahibi arasında kişisel nitelikte iş sayılmasına dayandırılamayacağını, bunun ibranın hukuki niteliğinden çıkan bir sonuç olduğunu ifade etmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin ibrası konusunun, TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan kişiler ile şirket arasındaki kişisel nitelikte iş ya da işlem olmadığı kanaati oluşmuştur. Kişisel nitelikte bir işten bahsedilebilmesi için pay sahibi ile şirket arasında doğrudan bir iş veya çıkar ilişkisinin söz konusu olması gerekir. Kaldı ki genel kurulda vekaleten kullanılan bir oy söz konusudur. Dolayısıyla TTK'nın 436/1. maddesi hükmünde sayılanların yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oydan yoksun olmadığı kabul edilmelidir. İbra kararına ilişkin oydan yoksunluk hallerinin yorum yoluyla genişletilmesi mümkün olmadığından, genel kurulda alınan 5 numaralı karar açısından kararın hukuka aykırılık taşımadığı ve dolayısıyla da iptalinin veya yokluğunun tespitinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı taraf, 31/10/2023 tarihli olağan genel toplantısında alınan ve şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yeniden seçilmesine ilişkin 6 numaralı kararın iptalini de talep etmiş, anılan isimlerin yıllardan bu yana şirket yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketi artı değerlere ulaştıramayan eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinin şirketin ana gayesine ulaşmasına engel teşkil ettiğini ve esas sözleşme hükümleri ile iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davalarının söz konusu olduğunu, bu davalarda bilirkişilerce yöneticilerin sorumluluklarının doğduğunun tespit edildiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde genel kuruldaki hakim ve çoğunluk pay sahiplerinin oyçokluğu ile tesis ettiği yönetim kurulu üyelerinin ve görev süresinin tespiti kararının hukuka, hakkaniyete, azınlık pay sahibi haklarına, şirket menfaatlerine açıkça aykırı olduğunu beyan etmekte, davalı ise, şirketin 2015 yılında tasfiyeye girdiğini; TTK'nın 535. Maddesi uyarınca yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurunca yapılamayan işlemlerle sınırlı olduğun, tasfiye memurunun, yasadan kaynaklanan yetkiyle şirketi temsil ve ilzam ettiğini, bu nedenle tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurunca yapılamayan işlemlerle sınırlı olmak üzere yönetim kurulu <br>seçilmesinin yasal bir zorunluluk olduğun, dava konusu genel kurulda alınan 6 numaralı kararın da ana sözleşmeye, usule, yasaya, dürüstlük kuralları ile eşit işlem ilkesine uygun olduğunu belirtmiştir. Söz konusu kararın da toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı ve ayrıca davacının da karara ilişkin muhalefet şerhini sunduğu tespit edilmiştir. TTK m. 408/2-(b) uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları konularında anonim şirket genel kurulu devredilmez ve vazgeçilmez yetki sahibidir. Bu çerçevede genel kurul, kanun ve esas sözleşmede yer alan seçilme engelleri dışında yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve atanmasında şirketin irade organıdır. Diğer bir ifadeyle pay sahipleri kanun ve esas sözleşmede belirlenen alan dahilinde üyelerin seçiminde takdir hakkına sahiptir. Nitekim bu çerçevede bazı özel kanun hükümleriyle çeşitli seçilme engelleri düzenlenmiştir. Bununla birlikte anonim şirketlerde pay sahipleri, TTK’nın öngördüğü sınırlamalar çerçevesinde sözleşme özgürlüğü ilkesinden yararlanırlar ve esas sözleşmeyle yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin yasak veya yeterlilik hükümleri getirebilirler. Bu yeterlilik veya yasak hükümleri eğitime, tabiiyete, mesleki deneyime, yaşa veya şirketin faaliyet alanına ilişkin olabilir. Esas sözleşmede öngörülen bu yasak veya yeterlilik hükümlerine uymak zorunludur. Belirlenen alan dahilinde ise genel kurul takdir hakkı sahibidir. <br>Bu çerçevede genel kurulda alınan 6 numaralı kararın da ortaklık pay sahiplerinin takdiri çerçevesinde alındığı, ilgililerin yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, şirketin tasfiyede bulunması sebebiyle icrai anlamda yönetim ve temsil işlemleriyle esas itibariyle tasfiye memurunun yetkili olduğu ve ayrıca kararda seçilen üyelerin hukuki sorumluluklarının varlığına ilişkin değerlendirmenin ise TTK'nın 549 vd. madde hükümleri gereğince ayrı bir davanın konusunu teşkil ettiğinden bahisle, davacının iddialarının işbu dava bakımından yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararı etki etmediği, bu sebeple 6 numaralı kararın hukuka aykırılık taşımadığı ve iptali şatlarının oluşmadığı tespit edilmiştir.<br>Yapılan tüm değerlendirmeler sonucunda, davalı şirketin 31/10/2023 tarihinde yapılan 2021-2022 yılları olağan genel kurul toplantısının yokluk ile malul olduğunun tespiti ile, toplantıda alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptali koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE, <br>2-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince  belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae36101059d253d2","SID":"3885d6e51c7079e9"}}