{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2019/426 Esas<br>KARAR NO:2024/815<br><br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ:08/07/2019<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 08/04/2019 tarihinde yapılan ve davacının vekili vasıtasıyla iştiraf ettiğini, 2018 yılına ait olağan Genel Kurul toplantısının 7. Maddesinde alınan kararlar kanuna hukuka ve afaki objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu sebeple iptali gerektiğini, toplantının 7. Maddesinde hiçbir somut ve hukuki sebebe dayanmadan Yönetim Kurulu Başkanı ...'na aylık net 21.900 TL ve Yönetim Kurulu Üyesi ...'na ise aylık net 20.000 TL ödeme yapılmasına karar verildiğini, Yönetim Kurulu üyelerine ödenen ücretlerin yıllık net maliyetinin 502.800 TL olduğunu, davaya konu 7. maddeyle üstü örtülmeye çalışan asıl amacının ise şirketin %20 lik sermaye payıyla küçük ortağı konumunda bulunun ...'ın şirket ortaklığından kaynaklanan kar payı ödenmesinin önüne geçtiğini, dava konusu 08/04/2019 tarihli genel kurulda alınan 7 numaralı karar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve kararda takdir edilen ücretlerin yönetim kurulu üyelerine ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep verilmesini, davalı şirketin 08.04.2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 7. maddesinde alınan kararların iptali ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin 08.04.2019 tarihlinde yapılan 2018 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 7 numaralı kararların iptalini talep ettiğini, davacı vekili mahkemeyi yanılttığını, dava konusu Genel Kurul Toplantısında alınan 7 numaralı karar ile yönetim kurulu başkanı ...’na aylık net 21.900 TL, Yönetim kurulu üyesi ...’na aylık net 20.000 TL ücret ödenmesine karar verildiğini, ilgili karar metninde “ücret ödenmesi” ifadesine yer verilerek, söz konusu bedellerin ücret mahiyetinde olduğu açıkça ifade edildiğini, Yönetim kurulunun yaptığı görev ve hizmet karşılığında ödenebilecek mali haklar huzur hakkı, kazanç payı, ikramiye veya ücret şeklinde öngörülebilir ve bu tercihte bulunmak genel kurulun yetkisinde olduğunu, davacı iddialarının aksine son derece açık şekilde müvekkil şirketin çoğunluk pay sahiplerinin ve yönetim kurulu üyelerinin göstermiş olduğu iyiniyetin ispatı olduğunu, davacının, düzenli olarak her olağan genel kurul toplantısı akabinde açmış olduğu iptal davalarının çıkış noktası tamamen davacının kötü niyetinin eseri olarak, kendisi yönetim kurulu üyesi olmamasından kaynaklandığını, 2006, 2007, 2009 ve 2010 yıllarına ait genel kurul toplantılarında davacıya da yönetim kurulu üyesi olarak ücret ödenmesine karar verildiğini, davacının bu kararlara ne yönetim kurulunun yapacağı iş bulunmadığı gerekçesiyle ne de ücretin miktarı bakımından itirazı olmadığını, davacı bugün kendisi yönetim kurulunda yer almadığı için ödenen ücrete itiraz ettiğini,  yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret kendisinin yönetim kurulunda yer aldığı dönemlerde toplam 11.250 Euro tutarında iken bugün toplam 6.000 Euro’ya indirildiğini, şirketin gelirinin Euro bazında elde edildiği nazara alındığında ücretin fazla olmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında da her yıl olduğu gibi  şirket karının tamamının dağıtılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerine kar aktarımı niyetinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyesiyken ücret alınmasına ve miktarına itiraz etmeyen davacının bugün kendi zamanındakinden düşük olan ücretlere itirazda bulunması açıkça kötüniyetli olduğunu, çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturulduğunu, davacının tek amacının Şirket işleyişini olumsuz şekilde etkilemek olduğunu, Genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması son derece istisnai bir müessese olup, bu yönde bir karar verilmesi için çok açık hukuka aykırılık olduğunu, geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haiz olduğunu, kanun koyucu mahkemenin genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması talebinin değerlendirilme aşamasını yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınması ile sınırlı tutulduğunu, davacı tarafından ihtar edilen teminatı yatırmadığını, bu kapsamda mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalktığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>Davacı ... 23/08/2022 tarihinde vefat etmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 19/11/2024 tarihli karar ile ...'ya mirasçılık belgesi verilerek dosyaya mirasçı olarak eklenmiştir.<br>DELİLLER: <br>... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... esas sayılı dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası,.... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/... esas sayılı dosyası, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyası, İç Ticaret Genel Müdürlüğüne, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne ve Basın İlan Kurumuna yazılan müzekkerelerin dosyamız arasına alınmıştır. <br>Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 25/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; \" dava konusu genel kurul kararının, TTK m. 447 hükmü anlamında butlanına hükmedilmesini gerektirir ağırlıkta bir ihlalin doktrinde aksi görüşler mevcut olmakla birlikte kanaatimizce söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlıkta da davanın süresinde ikama edildiği ve davacı pay sahibinin iptal davası açma hakkını haiz olduğu, bu bakımdan butlan ya da iptale hükmedilmesinin de somut uyuşmazlıkta bir farklılık yaratmayacağı, dava konusu genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususundaki takdir yetkisinin son tahlilde Mahkemeye ait olduğu, dosyaya sunulu Yargıtay uygulaması ve taraflar arasındaki benzer taleplerle ikame edilen davalar da dikkate alındığında dava konusu genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırı alındığı kanaatinin hasıl olduğu, davalı şirketin pay sahipliği ve yönetim kurulu yapısı ile davalı şirket yönetim kurulu üyelerine yıl içerisinde yapılacak ödemenin toplamda 502.800 TL olmasının; buna karşılık davalı şirketin net dönem kârının 617.037,34 TL olmasının bu kanaati güçlendirdiği,\" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. <br>Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 29/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında; \" dava konusu genel kurul kararının butlanla sakat olmadığı; iptal edilebilir nitelikte olduğu yönünde kök raporda belirtilen kanaatte bir değişiklik olmadığı, bu hususta doktrinde farklı görüşün de mevcut olduğu, Sayın Mahkemenin bu görüşlerden hangisini benimseyeceği noktasında takdir yetkisini haiz olduğu, davalı şirket yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali hakkın türünün, somut dava bakımından bir önemi haiz olmadığı, dava konusu genel kurul kararının iptali yönünde kök raporda ifade olunan kanaatin sebebinin, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesi olmadığı ödenen bu ücretin, davalı şirketin dönem kârı ve faaliyeti dikkate alındığında, yüksekliği olduğu, davacı yanın davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak faaliyette bulunduğu dönemde dağıtılan kâr paylarına itiraz etmemesinin çelişkili davranış yasağı kapsamında mütalaa edilemeyeceği, yine dava konusu karar kapsamında yönetim kurulu üyelerine tanınan mali haklardan sonra kârın tamamının dağıtılmasma karar verilmesinin de kök raporda belirtilen kanaatin değiştirilmesini gerektirmediği, heyetimizin kanaatinin, dava konusu genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği yönünde olduğu, ancak bu husustaki nihai takdir yetkisinin Mahkemeye ait olduğu,\"yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Anonim ortaklıkların genel kurullarında alınan kararların, geçersiz olması hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi  iddiaları  dışında 6102 sayılı Kanun, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı Kanun’un 446/1-a bendi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir.<br>Somut olayda, davalı şirketin 08/04/2019 tarihli genel kuruluna davacıyı temsilen katılan vekili ... tarafından gündemin 7. maddesi görüşülürken, henüz oylamaya geçilmeden önce yönetim kurulu üyelerine dağıtılması planlanan ücretlerin fahiş olduğunu, şirkete inanılmaz maliyet çıkartacağını, yönetim  kurulu üyelerine yapılacak bu ödemelerin  yönetim kurulunda yer almayan azınlık hissedarlara  yapılacak kar payları ödemelerinin bu şekilde eritileceği belirtilmiş,  ancak bu maddenin oylanmasından sonra ve devamında genel kurula katılan davacı vekili  gündemin 7. maddesinin  karara bağlanmasından sonra, karara muhalif kaldığını, 6102 sayılı Kanun'un 446. maddesinde öngörüldüğü şekilde tutanağa geçirtmiş değildir.  Bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için, muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir.<br> Dolayısıyla, iptali talep edilen karara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan karar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak, ilgili genel kurulda alınan 7 no'lu kararın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-Genel Kurul Kararının İptali için açılan davanın HMK'nun 114/2, 115 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, <br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç bedelinden peşin alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20 TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı tarafından yapılan; 714,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,  <br>5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdiren 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"474e9af68f78474c","SID":"65d5464c05584a65"}}