{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/747 Esas<br>KARAR NO:2024/824<br><br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ:05/08/2016<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, dava konusu şirkette 90.943 TL nominal değerde hisseye sahip olduğunu ve % 19.9 oranında şirketin ortağı olduğunu, 23/05/2016 tarihli 2015 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul  toplantısında (6) numaralı gündem maddesi altında alınan şirket yönelim kurulu üyelerine ödenecek ücretin tespitine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiğini, İptali talep edilen karara göre Yönetim Kurulu üyelerine ödenecek yıllık toplam ücretin 372.000.00 TL olduğunu, şirketin 31/12/2015 tarihli bilançosuna göre yıllık kârının sadece 139.938.22 TL olduğunu, ödenecek ücretin kâr oranına kıyasla fahiş olduğunu, Davalı şirketin gelirinin tamamını sahip olduğu tek taşınmazdan elde ettiği kira geliri olduğunu, kararın asıl amacının, yönelim kurulu üyesi olmayan davacı ortağın payına düşecek olan kâr oranının azaltılması ve mali haklardan yararlanmasına engel olunması olduğunu, İptali talep edilen kararın eşit işlem, şeffaflık ve sermayenin korunması ilkelerine aykırı olduğunu, pay sahibinin vazgeçilmez haklarını ihlal ettiğini ve örtülü kazanç dağıtımına sebep olduğunu, ileri sürerek 23/05/2016 tarihli genel kurulda alman (6) numaralı kararın iptaline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf cevap dilekçesi özetle; Yönetim Kurulu üyelerine ödenecek ücrete karar verme yetkisinin şirket genel kuruluna ait olduğunu, Davacının diğer ortaklarla beraber yönetim kurulunda olduğu 2006-2010 tarihleri arasında görevi sebebiyle ücret aldığını, o dönemde bu ücretin tüm üyeler bakımından toplanı 11.250 Euro olduğu ve ücret ödemesine herhangi bir itirazının bulunmadığını, açılan davanın bu bakımdan çelişkili davranış yasağı oluşturduğunu. 2007 yılından beri yönetim kuruluna ortalama 10.000 Euro ücret ödendiğini, yönetim Kurulunun şirket esas sözleşmesinin izin verdiği şekilde, yeni gayrimenkuller edinilmesi ve projeler hazırlanmsı için çalışmalar yürüttüğünü, yeni yatırım kararları alınacağını, yönetim kurulu üyelerinin sorumlululukları gereği ücret almaları gerektiğini, Genel kurulun 2013 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin kâr dağıtımı yaptığını, Davacının 2013 ve 2014 yıllarına ait genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin alınan kararların da daha önce iptalini talep ettiğini, ancak 2013 yılına ilişkin alınan kararın iptal isteminin hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle mahkemece reddedildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu ileri sürerek, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: <br>Davacı ... 23/08/2022 tarihinde vefat etmiştir. .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 19/11/2024 tarihli karar ile ...'ya mirasçılık belgesi verilerek dosyaya mirasçı olarak eklenmiştir. <br>Mahkememizin ... sayılı 26/12/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2020/889 Esas, 2023/482 Karar sayılı 23/03/2023 karar sayılı ilamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/5021 esas, 2024/6916 karar sayılı  ilamında; \" davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına,\" karar vermiş ve bozma ilamı sonrasında mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Anonim ortaklıkların genel kurullarında alınan kararların, geçersiz olması hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi  iddiaları  dışında 6102 sayılı Kanun, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı Kanun’un 446/1-a bendi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir.<br>Somut olayda, davalı şirketin 23.05.2016 tarihli genel kuruluna davacıyı temsilen katılan vekili Melih Sisa tarafından gündemin 6. maddesi görüşülürken, henüz oylamaya geçilmeden önce yönetim kurulu üyelerine dağıtılması planlanan ücretlerin fahiş olduğunu, şirkete inanılmaz maliyet çıkartacağını, yönetim  kurulu üyelerine yapılacak bu ödemelerin  yönetim kurulunda yer almayan azınlık hissedarlara  yapılacak kar payları ödemelerinin bu şekilde eritileceği belirtilmiş,  ancak bu maddenin oylanmasından sonra ve devamında genel kurula katılan davacı vekili  gündemin 6. maddesinin  karara bağlanmasından sonra, karara muhalif kaldığını, 6102 sayılı Kanun'un 446. maddesinde öngörüldüğü şekilde tutanağa geçirtmiş değildir.  Bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için, muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir.<br> Dolayısıyla, iptali talep edilen karara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan karar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak, ilgili genel kurulda alınan 6 no'lu kararın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>1-Genel Kurul Kararının İptali için açılan davanın HMK'nun 114/2, 115 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, <br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç bedelinden peşin alınan 29,20 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 398,4 TL harç bedelinin mirasçı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin mirasçıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafça yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), davalı vekilinin yüzüne ; gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır     <br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır     <br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır     <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır     <br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1eae48f910433bd2","SID":"22af4f050789233e"}}