{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br>KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - [<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/01/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davaya konu kaza nedeni ile malul durumda olduğunu, hiçbir desteği ve geliri olmadığını, müvekkili yararına adli yardım talebinin kabulünü, müvekkilinin ... plaka sayılı minibüs aracı ile 06/07/2022 tarihinde Ilgın İlçesi Büyük Oba Mahallesi istikametinden Yunak İlçesi Hursunlu Mahallesi istikametine doğru ilerlerken davalı şirket sigortalısı ......'ye ait .....'nun sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı aracın trafik kazasına karıştığını, müvekkilinin araçta yolcu konumunda olduğunu, olay yerine gelen polis ekipleri ile trafik kazası tespit tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre davalı şirket sigortalısı ......‘ye ait ..... plakalı araç sürücüsü .....'nun tam ve asli kusurlu olduğunu, araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır şekilde yaralandığını ve malul duruma geldiğini, davalının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortacı, sigortalısının 3.kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dahilinde kalmak kaydıyla sorumlu olduğunu, müvekkilinin zararlarının davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu,  kazaya ilişkin olarak Yunak Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı ... şirketine maddi tazminat ödemesi için 04.08.2022 tarihinde başvuru yaptığını, davalı tarafından müvekkiline 30.12.2022 tarihinde 150.300,08 TL hasar bedeli olarak ödeme yapıldığını, HMK 107. Maddesi kapsamında iş bu belirsiz alacak davasının açılarak müvekkilin kaza ile uğramış olduğu dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporu vasıtasıyla net olarak belirlendiği anda talebimizi HMK 107/2 gereğince artırmak kaydı ile çalışma gücünün kaybı (sürekli iş göremezlik ) tazminatı için 100,00-TL'nin davalı ... şirketine müracaat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, HMK 107. Maddesi kapsamında iş bu belirsiz alacak davasının açılarak müvekkilin kaza ile uğramış olduğu dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporu vasıtasıyla net olarak belirlendiği anda talebimizi HMK 107/2 gereğince artırmak kaydı ile kazanç kaybı (geçici iş göremezlik) tazminatı için 100,00-TL'nin davalı ... şirketine müracaat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  tahsiline, HMK 107. Maddesi kapsamında işbu belirsiz alacak davasının açılarak müvekkilin kaza ile uğramış olduğu dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporu vasıtasıyla net olarak belirlendiği anda talebimizi HMK 107/2 gereğince artırmak kaydı ile tedavi giderleri için 100,00-TL'nin davalı ... şirketine müracaat tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, <br>yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; KTK 97 uyarınca müvekkil kuruma kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, 03.12.2022 tarihli medikal firma raporuna istinaden; uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacının %15 oranında malul kaldığı tespit edildiğini, işbu oran üzerinden başvuran tarafa 30.12.2022 tarihinde 150.300,08 TL tazminat ödemesi yapıldığını, dava konusu kazanın iş kazası olduğunu, aktüerya hesaplama yapılması durumunda peşin sermaye değerinin ayrıca hesaplanmasını ve belirlenen tazminat bedelinden tenzilini, Yunak Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığının hazırladığı tahkikat dosyasında, uyuşmazlık konusu kazanın iş kazası niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, ..... plakalı aracın koltuk kapasitesinin 17 olduğunu, kaza günü sürücü dahil 20 kişi bulunduğunun tespit edildiğini, buna ilişkin olarak belirlenecek tazminat bedelinden en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiğini, tarafların kusur oranlarının tespitinin bilirkişilerce yapılmasını, Yargıtay Kararı doğrultusunda yapılacak olan hesaplamada %1,65 teknik faizin esas alınmasını, geçici iş göremezlik ve tedavi bakıcı tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, davanın reddi ile yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya raporu ile birlikte davacı vekilinin 30/09/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesi de nazara alınarak, davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 676.465,45 TL, Geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 59.123,79 TL ve Tedavi giderlerine ilişkin zararları için 10.000,00 TL tazminatın davalı ... şirketinden (sigorta limitleri dahilinde) 18.08.2022 temerrüt tarihinden, itibaren işletilecek avans faizi  ile davacıya  verilmesine karar verilmiştir. <br>Davacı her ne aktüerya raporunda tespit edilen bakıcı giderini de tedavi giderlerine ekleyerek değer artırımı yapmış ise de, bakıcı giderine ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir talebi bulunmadığından ve tedavi giderlerine ilişkin zararın 10.000,00 TL olduğu tespit edildiğinden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>Dava konusu araç ticari olduğundan avans faize hükmedilmiştir;<br>DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;<br>Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 676.465,45 TL, Geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 59.123,79 TL ve Tedavi giderlerine ilişkin zararları için 10.000,00 TL tazminatın davalı ... şirketinden ( sigorta limitleri dahilinde) 18.08.2022 temerrüt tarihinden, itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,<br>Tedavi masraflarına ilişkin fazla talebin REDDİNE,\" hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın iş kazası olduğunu, söz konusu kazanın tarım işçilerini mesai dönüşü taşımakta olan sigortalı minibüsün şarampolden yuvarlanması sonucu gerçekleştiğini, hesaplanan tazminattan peşin sermaye değerinin tenzil edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabı yapılmasına karar verildiğinde ödenen tutarların hesaptan mahsup edilmesi gerektiğini, meydana gelen kazanın iş kazası olduğunu, kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 30 günlük süre geçmesi itibariyle SGK'dan iş göremezlik aylığı aldığını, bu nedenle PSD araştırması ve hesaplanacak tazminattan PSD düşümü yapılması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, faize hatalı olarak hükmedildiğini, müvekkili sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile başvurulmadığından müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, mahkemece istiap haddi aşımı nedeniyle müterafik kusur araştırması yapılması gerekirken bu araştırmanın yapılmadığını, mahkeme kararının kaldırılmasını ve müvekkili şirket lehine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik,tedavi  giderlerine ilişkin maddi tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :<br>   AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>               Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından ;<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları <br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>            Somut olayda mahkemece TRH 2010 yaşam tablosu ve yanlış yönetmeliğe göre karar verilmiş isede kararın  (PMF 1931) Tablosuna göre belirlenen miktardan az olması davacı tarafından TRH 2010 yaşam tablosu ve yanlış yönetmeliğe göre hesaplanan miktardan talep arttırımı yapıldığı anlaşılmakla kazanılmış haklar gereği yeniden hüküm kurulmamıştır.<br>2-Görevli mahkeme itirazının incelenmesinde :<br>Dava tarihi  itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK'nın 5/1 maddesi gereğince  ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren Yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği ise, göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. <br>Somut olayda davalılardan ..... Sigorta aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereği dava ticari dava olmakla asliye ticaret mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olup buna yönelik itiraz yerinde bulunmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi(nin  2017/1403 esas  2019/9851 karar,2015/9794 Esas ve  2018/8236 Karar, 2015/15552 esas ve 2018/8062 Karar sayılı ilamları)<br>3-Kusur itirazının incelenmesinde :<br>Olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında dava dışı sürücü İsmail'in kusurlu olduğunun tutanağa bağlandığı ,mahkemece alınan kusur raporunda  olup, ..... plakalı minibüs sürücüsü .....' bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan kazalarda sürücülere ait kusurlardan Madde-52/1-a kuralını ihlalden olayda %100 oranında kural ihlalinin olduğu, bu kazada başka aracın, yolcunun yada başkaca her hangi kimsenin ve kimselerin kural ihlalinin olmadığı tespit edilmiş olup rapor ve kaza tespit tutanağı birbiri ile ve olayla uyumlu olduğundan itirazın reddi gerekmiştir.<br>4-İstihap hatti itirazının incelenmesinde :<br>İstiap haddinin (Deniz, kara ve hava taşıtlarının yük ve yolcu miktarlarını belirleyen sınır.) aşılması, tazminat hesaplamasından müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/7675 E. , 2018/1070 K. ”..araç istiap haddinin aşılmasının davacının uğradığı zararın doğumu ya da artmasında etkili olup olmadığı, davacının olayda müterafik kusurlu olup olmadığı belirlenmelidir.<br>Mahkemece alınan raporda ; Kazanın oluşumu dosya kapsamındaki, ifadeler, kaza tespit tutanağı, basit kroki ve diğer evraklara göre; Olay 06.07.2022 günü saat:06.15 sıralarında Sürücü .....’ idaresindeki ..... Plakalı Minibüs ile, Ilgın ilçesi Oba Mahallesi istikametinden gelip, Yunak İlçesi Hursunlu mahallesi istikametine seyir halindeyken, Gölcük yaylası Mevkiine geldiği esnada, sağa virajlı, iniş eğimli yolda, hızını yol ve trafik durumuna uydurmadan ilerlerken sağa virajı alamayarak aracının direksiyon hakimiyetini kaybedip, Stabilize yolda 28. Mt. Kazıntı izi ile duramayarak gidiş istikametine göre yolun sol tarafından yoldan çıkarak takla atması neticesinde tek taraflı ölümlü, Yaralamalı ve Maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olup kaza istihap haddinin aşılmasından meydana gelmediğinden itirazın reddi gerekmiştir.  <br>5-Faiz başlangıcı   itirazının incelenmesinde :<br> Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.<br>Somut olayda sigorta şirketine usulüne uygun başvuru bulunduğundan itirazın reddi gerekmiştir.<br>6- Faiz türü itirazının incelenmesinde :<br>  Davalı vekili faiz türüne itiraz etmiş olup davalı ... şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı kazaya karışan .....  plakalı aracın poliçe ve ruhsat bilgilerinden  MİNİBÜS olduğu anlaşılması  nedeniyle ticari araç vasfındadır <br>Davacı vekilince temerrüt faizi olarak avans faizi istenilmiş,  mahkemece avans  faize hükmedilmiştir. Zarara neden olan araç minibüs olup ticari faaliyet sırasında zarara neden olmuştur. Bu itibarla davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi yerindedir.<br>7-Sgk ödemesi itirazının incelenmesinde :<br>Mahkemece Sgk ya müzekkere yazıldığı müzekkere cevabında davacıya ödeme yapılmadığının belirtildiği anlaşılmakla davalının itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 50.931,20 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 13.732,80 TL nin mahsubu ile bakiye 37.198,40 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.31/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br>         ...          ...          ...             ...<br>                Başkan                             Üye                              Üye                              Katip<br>                 ...                            ...                        ...                           ...<br>              e-imzalı                          e-imzalı\t                 e-imzalı                          e-imzalı<br> <br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37644ffabfb14f39","SID":"e31475d442932cbb"}}