{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/964 <br>KARAR NO: 2024/2055<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/04/2022<br>NUMARASI: 2020/80 E. - 2022/55 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının  zayıflama, sağlık ve kozmetik sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, Polonya merkezli ... isimli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olup Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde ..., ..., ..., ... vs. zayıflama cihazlarının satışını gerçekleştirdiğini,\"...\" markası adı altında ..., ..., ..., ... vs. zayıflama cihazları ürettiğini, i distribütörlük ilişkisi kurarak dünyanın her bir yanına cihaz satışı gerçekleştirdiğini, davacı şirketin distribütörlük ilişkisi yetkisi ile  \"...\" marka cihazın satışını gerçekleştirdiğini ve yurtdışı firmasının \"...\" cihaz markasına ilişkin Türkiye'de tek yetkili hak sahibi olduğunu, işbu markanın kendi adına tescili için Türk Patent ve Marka Kurumuna ... Başvuru Numarası ile 03., 05., 08., 10., 12., 30., 35., 41., 43. ve 44. sınıf mal ve hizmetlere tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun kısmen ilân edilmiş olup henüz tescil edilmediğini, Davalıların,  \"...\" cihaz Markasını birebir kopyalayarak kötü niyetli olarak kendi adlarına tescil ettirmiş bulunduğunu, davalılara ait marka tescili 28. ve 35. sınıfa dahil mal ve hizmetler yönünden ... Başvuru ve Tescil Numarası ile yapıldığını, davalı ...'ün 21.12.2016-30.04.2018 tarihleri arasında davacının işyerinde SGK'lı olarak çalıştığını , iş akdi sonlandıktan sonraki dönemde kendisine ait hesaplarda gerekse kendisine ait \"...\" ve \"...\" instagram sayfalarında \"...\" ve diğer marka cihazlara ilişkin paylaşımlar yaptığını, davacının Kadıköy ... Noterliği 20.01.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile marka hakkına tecavüz edildiği bildirimi ile davalıları uyardığını, davalıların, kullanım hakkı Türkiye'de tek yetkili distribütör olması dolayısıyla sadece davacı şirkete ait olan markayı kötü niyetli olarak kendi adlarına tescil ettirdiğini beyanla 28. ve 35. sınıfa dahil mal ve hizmetler yönünden davalılar adına ... nolu \"...\" markasının  hükümsüzlüğünü ve terkinine  karar verilmesini talep etmiştir. Bir  kısım Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle , Davacı yanın, distribütörlük sözleşmesi ile dava açma yetkisi bulunmadığını,  sunulan belgenin hukuki niteliğinin bulunmadığını  el yazısı ile altına distrübütör olduğu yazılan   bu tarz bir belgenin gerçeklik dışı olma ihtimalinin bulunduğunu, davacı şirket,in  dava dilekçesi ile birlikte ... adlı markanın kendilerine ait olduğunu, Türkiye'nin her noktasına satış yaptıklarını işbu markanın tek kullanım hakkının kendilerinde olduğunu, davalılara ait markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davacı şirketin de marka tescili için başvurduğunu, markasının ise henüz tescil edilmediğini (davalılardan daha sonra başvuru yapıldığını) davalıların kötü niyetli olduğunu, iddia ettiğini, Davacı şirketin yetkilisi ...'ın ... soruşturma, 2020/39771 karar no'lu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına verdiği ifadesinde; \" Şüpheli alınan ifadesinde, müşteki firmada 2 yıl satış müdürlüğü yaptığını, şikayete konu ürünlerin hiçbirini resmi olarak satın almadığını ve satmadığını, sadece elinde cihaz olan müşterilerin ikinci el cihazlarını satmaları için bazen yardımcı olduğunu, elinde cihaz olmadığını, atılı suçu işlemediğini beyan ettiğini, ... halen daha davacı şirketin yetkilisi olduğunu, Davacı yan tarafından dosyaya sunulan kayıtlardan görüldüğünü, İşbu davanın dava dilekçesinde satış yapıldığını, Türkiye'de 80 noktaya mal satıldığını, distrübütör olduklarını iddia eden davacı şirket savcılık dosyasında ise tamamen farklı beyanlarda bulunduğunu, davacı tarafı tek amacın davalılara ait TPE nezdinde koruma altına alınmış, TPE tarafından incelenerek onaylanmış ve tescil edilmiş haklı markalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde hükümsüz kılınarak maddi kazanç elde etmek olduğunu, davacı yan tarafından dava dilekçesine sunulan şirketin Polonya da kurulu bir şirket olup ülkemizde faaliyet göstermediğini, Davacı yanın iddia ettiği gibi Polonya menşeli şirkete ait marka sadece Polonya sınırlarında koruma altında olup ülkesellik ilkesi gereği davalıların tescilli markası ile de bir ilgisi olmadığını,  davacı şirketin hak sahibi olduğu bir markasının olmadığını, davacı şirketin, davalılardan sonra aynı marka için farklı sınıflarda başvuru yaptığını, yapılan başvurunun halen daha tescil edilmediğini,   İşbu cihazlara yönelik satışın sadece davacı şirket tarafından yapılmadığını, davacı şirketin tüm Türkiye piyasasını tekeline almak isteyen, diğer firmaların iş yapmasını engellemeye çalışan kötü niyetli bir tavır içerisinde olduğunu, ... kelimesi herhangi bir şirketin veyahut şahısın tekelinde olmayan genel bir kelime olduğunu, ... ile ilgili araştırılma yapıldığında www...com, www...com ve buna benzer bir çok internet sitesinde ... adlı ürünlerin satıldığını, ...'in tüm dünya çapında tanınmış bir marka olmadığını,  davanın öncelikle usulden reddini,  aksi halde esas yönünden  davanın tümden reddini, talep etmiştir. Davalı ... vekili 23/12/2020 tarihinde sunduğu dilekçesinde;Müvekkilinin markayı kullanmadığı gibi, markanın kullanılması amacına yönelik bir girişimde de bulunmayacağını,  Müvekkilinin markayı davacıya devir etmeye hazır olduğunu,  davaya ilişkin marka konusunda müvekkilinin de piyasada benzeri cihazları üretmekteyse de, bu markaya ilişkin olarak bir sınai girişimi olmadığını, davalılardan ...'ün davacının eski çalışanı olup, müvekkilinin de bu markanın tescili konusunda tavsiyede bulunduğunu, müvekkilinin  marka tescilini diğer davalı tavsiyesi ile yaptığını, söz konusu markada bir gerçek hak sahipliği bulunmadığı gibi, markanın gelecekte kullanılmasına yönelik bir girişimi de bulunmayacağını  bu nedenlerle, davacının markayı ticari ve sınai olarak kullandığı hakikati dikkate alınarak markayı davacıya tescile hazır olduklarını, bu aşamada bu nedenlerle müvekkili açısından markanın 3. Kişilere devrinin önlenmesi hakkında tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KABULÜ ile, davalılar adına tescilli ... numaralı ... ibareli  markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya cevap dilekçesindeki beyanları tekrarla  mahkemece distribütörlüğe ilişkin  delil olarak bunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, davacının  hukuka aykırı bir şekilde hareket etiğini ve davacının davayı açma yetkisinin olmadığını,  iddialarının gerçek dışı olduğunu,  davalıların tescilli ve özellikle doğru sınıflarda tescil edilmiş markası ile işlem yapmasını engellemeye yönelik, davalıları daha fazla mağdur etme ve maddi zarara sokma amacı taşıdığını , davacının hak sahibi olduğu bir markanın olmadığını, ... adlı markanın tescilinin ilk olarak davalılar tarafından 28 ve 35 emtia sınıflarında yapıldığını, ... kelimesinin  herhangi bir şirketin veyahut şahısın tekelinde olmayan genel bir kelime olduğunu, bir çok internet sitesinde ... adlı ürünlerin satıldığını davacı yan markanın ve isim hakkının kendisine ait olduğunu iddia ediyor ise işbu marka ile piyasaya sunulan tüm markalara karşı dava açması gerektiğini, ...'in tüm dünya çapında tanınmış bir marka olmadığını,  davacı şirket'in ise herhangi bir markasına ihlal gerçekleştirmediğini  davanın  reddini talep etmelerine karşın hiç bir delil ve taleplerinin  dikkate alınmadan davanın kabulüne yönelik karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalılar adına tescilli ... nolu  \"...\" markasının  gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacı şirketin Polonya merkezli ... isimli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu, \"...\" markası adı altında  üretilen ürünlerin  Türkiye'de  satışını gerçekleştirdiğini,  markanın kendi adına tescili için ... nolu başvurusunun henüz tescil edilmediğini,davalı ...'ün 21.12.2016-30.04.2018 tarihleri arasında davacının işyerinde SGK'lı olarak çalıştığını,  davalıların, ... nolu \"...\" markasını  kötü niyetli olarak kendi adlarına tescil ettirdiğini  beyanla  davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir. -Davacı tarafından ... nolu \"...\"  ibareli marka için 03 ,05 ,08,10,12, 30,35,41,43,44. sınıflarda 16.07.2019 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı, 10.02.2022 tarihinde tescil edildiği görülmektedir. -Davalı tarafa ait, 27.04.2019 başvuru tarihli,  ... nolu \"...\" markasının  28 ve 35.sınıflarda 10.12.2019 tarihinde tescil edildiği görülmektedir. -15/06/2021 tarihli bilirkişi  raporunda, \"Bilişim Yönünce Yapılan İnceleme Sonucunda; Davalının https://www.instagram.com/.../ adlı Instagram Sayfası İncelemesi; İncelenen instagram sayfasında 02.03.2020 tarihinde “...” marka tescil belgelerini paylaştığı, 25.02.2020 tarihinde “...\" ibaresi ile paylaşım yaptığı,  09.07.2020 tarihinde “Değerli İşletmeler Şu An Piyasada ... / ... Markalarının Yasal Olmayarak İthalatını Yapan Satan Teknik Servis Hizmetini Veren Firmanın Hiç Bir Yetkisi Olmadığı Halde Hukuka Karşı Suç işlemesi Devam Etmektedir Bu anlamda Hukuki Sürecimiz Devam Etmektedir Bilgilerinize Sunulur.” açıklaması ile paylaşım yaptığı, Davacının https ://www.instagram.com/.../ adlı Instagram Sayfası İncelemesi; «İncelenen instagram sayfasında 16.12.2015 tarihinde “...” ibaresi ile paylaşım yaptığı, 26.01.2016 tarihinde “...\" ibaresi ile paylaşım yaptığı,  www...com.tr Alan Adlı Kimlik Bilgileri İncelemesi; ...com.tr alan adı kaydını yapan kişi/firma bilgisinin ... Anonim Şirketi olduğu, alan adının 29.07.2015 tarihinde kayıt ettirildiği ve 28.07.2021 tarihine kadar kayıtlı olduğu, Davacının internet sitesinin ...org üstünden incelenmesi; ...org üstünden yapılan inceleme, davacının internet sitesinin 16.01.2016 ve 26.01.2021 tarihleri arasında toplam 78 adet arşiv kaydının tutulmuş olduğu, 16.01.2016 tarihli arşiv kaydında davacının internet sitesinde “..., ..., ... ve ...” ibarelerini kullandığı tespit edilmiştir.  Davalı Tarafa ait ... ibareli marka için 28 ve 35.sınıflarda 27.04.2019 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı  10.12.2019 tarihinde tescil edildiği, . Davacı Tarafa ait ... ibareli marka için 03 / 05 / 08 / 10 / 12 / 30 / 35 /41 / 43 / 44. sınıflarda 16.07.2019 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı  tescil sürecinin devam ettiği, dosya kapsamında yapılan inceleme ve internet ortamında yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda davacı tarafın dava konusu olan “...” ibaresini ilk kullanan ve bilinirlik ve tanınmışlık sağlayan firma olduğu, davalı taraflara ait markanın ilk kullanım hakkının davacıda olduğu\" belirtilmiştir. 20/12/2021 tarihli ek raporda; Davacının https://www.instagram.com/.../adlı Instagram Sayfası İncelemesi; İncelenen instagram sayfasında davacının ilk olarak 26.07.2019 tarihinde “...”ibaresinin yer aldığı cihaz görselini paylaştığı, 03.08.2019, 09.08.2019 ve 29.11.2019 tarihi olmak üzere devam eden tarihlerde “...” ibaresinin yer aldığı cihaz görselini paylaştığı tespit edilmiştir.  Dosya kapsamında yapılan inceleme ve internet ortamında yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda Davacı tarafın dava konusu olan “...” ibaresini ilk kullanan ve bilinirlik ve tanınmışlık sağlayan firma olduğu, davalı taraflara ait markanın ilk kullanım hakkının davacıda olduğu\" belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı tescilinden önce  ... markasının Polonya'da bulunan ... firması tarafından yurtdışında tescil edildiği, davacının ise,16/07/2017 tarihli sözleşme ile   bu şirketin  Türkiye' deki tek yetkili distribütörü olduğu,  davacının ... firmasına ait ... markasını taşıyan ürünler dahil olmak üzere  üretilen ürünlerin  Türkiye içerisindeki satışını gerçekleştirdiği  dikkate alındığında,Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.10.2015 tarih ve 2015/4082 E.-  2015/10819 K. sayılı ilamı uyarınca lisans alanın marka sahibi adına 3. kişilere karşı marka hakkına tecavüz halinde dava açabilmesi mümkün iken, SMK 6/3 maddesi uyarınca dava dışı  üçüncü kişiye ait markaya dayalı olarak  marka hükümsüzlüğü isteminde bulunmasının mümkün olmadığı, ancak davacının markanın kötüniyetle tescil edildiği iddiasına dayalı olarak  SMK 25/2 maddesine göre hükümsüzlük davası açmakta menfaati olduğu, bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunduğu , davacının bu ürünlerin satışını yaptığı  sabit olduğundan ve kendi adına aynı ibareli  marka başvurusunun tescil edildiği anlaşıldığından  davacı ve dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığının  davacının hükümsüzlük davası açmakta menfaati olduğu sonucunu değiştirmeyeceği  açıktır. Dosyaya sunulan  distribütörlük belgelerinden anlaşıldığı üzere, dava dışı ... firması ile bağlı şirket olduğu anlaşılan Polonya merkezli ...  firmasına ait ... markasının da davalılardan ... adına tescilli olduğu ve iş bu markanın da hükümsüzlüğü için distribütör olan aynı  davacı  tarafça   açılan dava üzerine ,  İstanbul Anadolu 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin  2020/127 E ve 2021/106 K sayılı dosyası ile yapılan yargılamada markanın kötü niyetli tescil edilmesi sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği iş bu hükümsüzlük kararının istinaf edilmemesi üzerine 04/10/2021 tarihinde kesinleştiği,  davalılardan ...' ün davacı şirket bünyesinde 21/12/2016 tarihi ile  30/04/2018 tarihleri arasında çalışmış olması ve  davaya cevap dilekçesinde  \" ...'nun, Polonya da ki şirket ile görüşmelerde bulunduğu, Polonya'lı şirketin Polonya da ilgili makinelerin üretimini yapıp satışını yapan bir şirket olduğunu, bu hususun ilgili piyasada çalışan şirketler tarafından da bilindiği\" beyanı birlikte dikkate alındığında ,  markanın üstün ve öncelikli  hak sahibinin dava dışı Polonya merkezli firma olduğunun, Türkiye'de davacı firma tarafından markayı taşıyan ürünlerin satışının yapıldığı ve bu yolla markanın kullanıldığının  davalılarca bilindiği buna rağmen markanın gerçek hak sahibi ile aralarında geçerli bir hukuki nedene dayalı olmaksızın  Türkiye'de kendi adlarına tescil ettirmelerinin SMK 6/9 maddesi uyarınca kötüniyetli tescil olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/04/2022 tarih ve 2020/80 E., 2022/55 K. sayılı kararına karşı bir kısım davalılar ..., ..., ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70  TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın  davalılar davalılar ..., ..., ...'ten müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45dde9c58cc278f3","SID":"2f219c94004edfaa"}}