{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2021/1071 <br>KARAR NO:2024/1226<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/10/2020<br>NUMARASI:2017/604 Esas, 2020/501 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:17/12/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili : davacı ile davalı arasında, davalının işyeri adresinin yıkım ve moloz atma, alt yapı, elektrik, tesisat, alçı sıva, boya, mobilya temini, dekorasyon işlerinin tamamının yapılması ve davalıca gösterilen diğer yerlerdeki mimarlık/iç mimarlık hizmetlerinin verilmesi ve benzeri konularda anlaştıklarını, davacı  tarafından imza karşılığında davalıya ibraz edilen ve son fatura olan faturanın tarihi 10.03.2017 olduğunu ve bu faturadan sonra davacı firmanın muhasebesi ile davalı firmanın muhasebesinin mutabık kaldıklarını, Mart 2017 döneminde karşılıklı olarak mutabakat metni imzalandığını, bu cari hesap bakiye mutabakatına göre davalının davacı firmaya borçlu olduğunu, bunun Üzerine davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıklarını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı şirketin, ...Levent / İstanbul adresinde bulunan ... İş Merkezi'nin 5. katını kiraladığını, işyerinin dekorasyonu için davacı şirket ile anlaştığım, davacı şirketin bazı yükümlülüklerini geç yerine getirdiğini, bazı yükümlülüklerini de eksik veya sözleşme koşullarına uygun yerine getirmediğini, bu ayıpların giderilmesi karşılıklı görüşmeleri sürerken, davalının aynı binanın 2. Katını kiraladığını,  2. katın bir önce kiralanan kat ile uyumlu olması için, 2. katın tadilat işleri için yeniden davacı şirket ile anlaşıldığını, davacı şirket tarafından  hizmet tamamlanmadan önce pek çok fatura düzenlenip davalıya gönderildiğini, çalışmalar sürdüğü için söz konusu faturaların davalı şirket tarafından teslim alındığını, davacı tarafından hizmetin tamamlanacağının taahhüt edilen sürede 5. katın eksik işlerinin tamamlanmadığı gibi  ayıpların giderilmediğini, 2. katta pek çok işin ya eksik ya da ayıplı ya da hiç yerine getirilmediği tespit edildiğini, davalı şirketin daha fazla boşa kira ödememek için 2.kattaki işyerini de kullanmaya başladığını, davacı şirket tarafından eksiklerin/ayıpların giderilmediğini, davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiğini, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle bakiye herhangi bir ödeme yapılmayacağının belirtildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece;  tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılayan, davacının edimini tam olarak ifa etmiş olsa idi hak edeceği bedelden eksik ve ayıplı işlerin tenzili suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu itibariyle davacının davalıdan 93.561,40 TL alacaklı olduğu, bu miktar itibariyle itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminat talebinin reddine karar vermiştir.Davacı vekili istinafında; gizli ayıplar olağan bir gözden geçirme ile tespit edilemeyecek ve ancak kullanıma bağlı olarak zamana ortaya çıkabilecek ayıplar olduğunu, gizli ayıp halinde iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, bildirmediği takdirde eseri kabul etmiş sayılacağını, mahkemece davacının edimlerini gizli ayıp olduğuna kanaat getirerek davayı kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini, davalı taraf davacının yaptığı işlerde gizli ayıp bulunduğu ve süresinde ihbarda bulunulduğunu ispat edemediğini, bilirkişi raporu temelden yoksun olduğunu, 30-40 yıl önceki içtihatlarla değerlendirme yaptığını, 13.5.2019 tarihli bilirkişi raporunun 20. Sayfasındaki 6 numaralı bölümde davalının süresinde ihbarda bulunduğu belirtildiğini, ihbardan kasıt ise iade faturası olduğunu, ide faturasında herhangi bir ayıptan bahsedilmediğini, üstelik bu iade faturası dürüstlük kuralına aykırı olarak hazırlandığını, iade faturası tutarı davacının alacağına yakın bir miktarda olduğunu, davalının amacının cari hesap alacağını kapatmak olduğunu, icra takibine 18.05.2017 tarihinde başlattıklarının, davalı 06.06.2017 tarihli ihtarname ile faturayı kendilerine gönderdiklerini, davalıya ödeme emri tebliğ edildikten sonra iade faturası gönderildiği hususu açık olduğunu, Mart 2017 tarihinde tarafların muhasebeleri mutabakat sağladıklarını, buna rağmen davalının iade faturası göndermesi hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, faturalara itiraz olmadığı gibi mutabakat sağlandığını, bilirkişinin ileri sürdüğü rayiç bedeller davacı şirketin yapım ve sunum fiyatlarının altında olduğunu, icra inkar tazminatı hükmedilmesi için şartların oluştuğunu ancak mahkemece icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafında; davacı şirket bazı edimleri geç yerine getirdiğini, bazı edimlerini eksik veya sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirmediğini, bilirkişi raporunda da bu hususlar tespit edildiğini, davacının ayıplı hizmete ilişkin ayıba ilişkin ihbar yükümlüğü olmak üzere tüm yükümlüklerini yerine getirdiğini, bilirkişi raporunda da bu husus tespit edildiğini, ayıplı hizmet neticesinde davacı zarara uğradığını, işleri taahhüt edilen tarihte teslim edilmemesi sebebiyle başka şirketlere yaptırmak zorunda kaldıklarını, bilirkişi eksik ve ayıpları tespit ederek bedel indirimine gitmiştir ancak bilirkişi parke ve aydınlatma bedelleri konusunda bir indirime gidilmediği gibi bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadığını, parke bedeli indirilmesi gerektiğini, davacı tarafa gönderilen Beyoğlu ... Noterliği 06.06.2017 tarihli ihtarnamenin 4. Maddesinde açık ve net bir şekilde parkelerdeki esnemeler ve 5. Kat zemindeki kabarmalardan bahsedildiğini, bilirkişi tarafından parkeler konusunda yapmış olduğu incelemeler eksik olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi gereğince edimlerini tamamladıklarını, iş sebebiyle 10.03.2017 tarihinde son faturayı davalıya tebliğ ettiklerini ve davacı ile davalı şirket muhasebeleri arasında Mart 2017 tarihinde 198.170,00 TL bedelli mutabakat metni imzalandığını, bakiye iş bedelinin ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz ile durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir, Davalı, davacı tarafından sözlü eser sözleşmesi gereğince edimini eksik veya yerine getirmediğini, yapmış olduğu edimler ayıplı olduğunu, eksik olduğunu, iade faturası düzenlediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporu, taraf beyanları birlikte değerlendirerek; bilirkişi raporunda belirtilen gizli ayıp bedeli düşülerek davayı 93.561,40 TL kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, icra inkar tazminat taleplerin reddine karar vermiştir.Taraflar arasında sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Sözleşme gereğince davacı ... İş Merkezinde davacıya ait önce 5.katındaki daha sonra 2. Katındaki işyerinin tadilatı ve dekorasyonun yapılması kararlaştırılmıştır.Dosyada bulunan davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 06.06.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, davacı şirketin Kadıköy ...noterliğinin 31.05.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi cevap ve faturanın muhatap şirkete tebliği talep edilmiştir. İhtarname ile;\"... taahhüt edilen giriş koltuk ve karşılama grubu, koordinatör odası koltuk grubu ve mutfak karşısı koltuk grubu, mutfak karşısına koltuk grubu teslim edilmediği, toplantı odası cam bölme çıtaları, elektrik odası rafları ve duvarları ile tüm masaların cilaları ve 5. Kat ofise yapılacak olan ek ofis bölmeleri de yapılmadığını, ayıplı olarak ifa ettiğiniz, parkelerdeki esnemeler ve 5. Kat zemin kabarmalar gibi ayıplar da giderilmemiştir... \" ihtarname ile daha önce ayıplı olarak ifa edilen parkelerdeki esnemeler ve 5. Katta ki kabalar yönünden ayıp ihbarında bulunulduğu görülmektedir. Mahkemece alınan 13.05.2019 tarihli kök bilirkişi raporunda,\".... davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağının, takibe konu ettiği 133.426,14 TL oranında olduğunu, ancak davacı tarafından yapıldığı iddia edilen bir kısımın eksik ve gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, ayıp ihbarının süresin içinde yapıldığı, dolayısıyla bu işlerin bedellerinin düşülmesi halinde davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının 93.561,40 TL olarak hesaplandığı ..\" Bilirkişi heyetinden alınan 20.12.2019 tarihli ek raporda aynı mahiyette olduğu görülmüştür.Kök ve ek bilirkişi raporunda, davacının alacağı 133.426,14 TL olduğu ancak ayıplı ürünler düşüldüğünde davacı alacağı 93.561,40 TL olduğu bildirilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda ayıplı ürünlerin neler olduğu, bedelleri hususunda bir inceleme yapılmamıştır. Denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması hatalı olmuştur.Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemesi veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.<br>TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır.TBK 477 maddesi gereğince gizli ayıplar bakımından ise, iş sahibi gizli ayıp ortaya çıktığında gecikmeden yükleniciye bildirilmesi düzenlenmiştir.Mahkemece, bilirkişi tespitleri doğrultusunda davacı yüklenicinin edimini gizli ayıplı olarak nitelendirmiştir. Davalı savunmasında  ayıp ihbarında bulunduklarını beyan etmiştir. Ancak dava dosyasına davalı tarafından ihbar ilişkin delil sunulmamıştır.Davalı vekili 06.06.2017 tarihli ihtarnamede  ayıp ihbarında bulunduklarını beyan etmiştir. O halde, davalı vekilinden davacının yapmış olduğu edim sebebiyle yapmış olduğu ihbar veya bildirimlerin bulunup bulunmadığı varsa ibraz etmesinin istenmesi gerekmektedir.Mahkemece, davalı vekilinin sunmuş olduğu belge ve  evraklar ile birlikte dosya bilirkişiye tevdi edilerek, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafından yapılan işlerin yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedeli ile hesaplanması, davalı tarafından eksik iş olarak belirttiği ve iade faturası kapsamındaki işler itibariyle eksik iş bulunup bulunmadığı, eksik iş bulunması halinde yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedeli hesaplanarak iş bedelinden düşürülmesi, davalı tarafından yapılan ödemelerin düşürülmesi ve ayrıca bilirkişi raporunda gizli ayıplı olarak belirtilen ayıplar yönünden usulüne uygun ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi ürünler itibariyle gizli ayıplı olduğu ve giderilmesi için yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedeli hesaplanması ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2020 tarih, 2017/604 Esas, 2020/501 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"54cb95b10d326583","SID":"d0af2311126d9121"}}