{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2023<br>DAVA: Tazminat (Munzam Zarar)<br>KARAR TARİHİ: 30/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 18/12/2011 tarihinde ... Üniversitesi ... Fakültesinde inşaat mühendisliği bölümü okuyan ve eğitim gezisine katılmış öğrencileri taşıyan dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait, sürücüsü ... olan ... plakalı otobüsün tek taraflı trafik kazası sonucu ... mühendisliği ... sınıf öğrencisi olan müvekkillerinin oğlu dava dışı ... %98 engelli kalacak şekilde yaralandığı, bu otobüsün kaza tarihi itibariyle davalı ... A.Ş. tarafından ... poliçe numaralı zorunlu karayolu taşımacılık sigortası, ... poliçe numaralı karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası ve ... poliçe numaralı kasko filo sigortası ile sigortalı olduğu, ... poliçe numaralı kasko filo sigorta poliçesinde manevi zararların da teminat altına alındığı, davalı sigorta şirketine müvekkillerce gerek kendilerinin manevi zararları nedeniyle manevi tazminat, gerekse dava dışı oğulları ... maddi zararları için maddi tazminat talebiyle başvuru yapılması üzerine davalı sigorta şirketinin ... poliçe numaralı zorunlu karayolu taşımacılık sigortası gereğince kaza tarihi itibari ile kişi başı sakatlık ve ölüm teminat  limitinin azami 200.000,00 TL olması nedeniyle 200.000,00 TL'yi 08/06/2012 tarihinde, ... poliçe numaralı karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası gereğince kaza tarihi itibari ile kişi başı sakatlık ve ölüm teminat limitinin azami 125.000,00 TL olması nedeniyle %98 maluliyetine tekabül eden 122.500,00 TL'yi 08/06/2012 tarihinde dava dışı ... adına müvekkillerine ödediği, davalı sigorta şirketinin iş bu poliçelere ilişkin sorumluluklarını yerine getirse de 08/06/2012 tarihinde temerrüde düştüğü halde ... poliçe numaralı kasko filo sigorta poliçesine istinaden sorumluğunu yerine getirmediği ve müvekkillere herhangi bir manevi tazminat ödemesi yapılmadığı, bunun üzerine müvekkilleri ve dava dışı ... tarafından davalı sigorta şirketi ve diğer dava dışı davalılar aleyhine 12/12/2012 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, yargılama neticesinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2022 gün ve ... karar sayılı kararı ile davacılar ... ve ... için 125.000,00'er TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... , ... ve .... Ltd. Şti.'den 18/12/2011 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, davalı ... A.Ş. yönünden 08/06/2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 150.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verildiği, bu kararın yasa yoluna başvurulmadığı için 15/06/2022 tarihinde kesinleştiği, bu ilam ile hükmedilen maddi ve manevi tazminatın tahsili için Denizli 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlanıldığı, davalı sigorta şirketinin 150.000,00 TL manevi tazminat ve 08/06/2012 tarihinden itibaren işlemiş 132.780,82 TL faiz ödemesi ile yargılama gideri, dava ve icra vekalet ücreti ödemesini 26/04/2022 tarihinde icra dosyasına ödendiği, davalı sigorta şirketi diğer poliçelere ilişkin sorumluluklarını zamanında yerine getirse de 08/06/2012 tarihinde temerrüde düştüğü halde ... poliçe numaralı kasko filo sigorta poliçesine istinaden sorumluğunu yerine getirmediği, 10 yılı aşan dava süresince müvekkillerin manevi zararlarını gidermediği, müvekkillerine herhangi bir manevi tazminat ödemesi yapmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin müvekkillerinin zararını karşılamadığı, müvekkillerin temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın zararlarının bulunduğu, zira, davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 08/06/2012 tarihindeki paranın satım alma gücü ile davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı 26/04/2022 tarihindeki paranın satın alma gücü arasında ciddi derecede fark olduğu, 2012 yılında Denizli ilinde 150.000,00'ye 3 konut alınabilirken, 2022 yılında 282.000,0 TL'ye 1 konut dahi alınamadığı, 2022 yılında Denizli koşullarında 3 konutun toplam değeri ise asgari 3.000.000,00 TL olduğu, 08/06/2012 yılında 150.000,0 TL'ye 82.417 USD (kur 1,82) alınabilecekken, 26/04/2022 tarihinde 82.417 USD alabilmek için 1.219.771,0 TL'ye ihtiyaç bulunduğu, paranın satın alma gücünün temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasında ciddi derecede değiştiğinin örneklerden de görülebildiği, iş bu nedenle temerrüt tarihinde ödeme yapmayarak kusurlu olan davalı sigortanın müvekkillerin bilirkişi tarafından hesaplanacak aşkın zararını karşılaması gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkil için 5,00'er TL olmak üzere şimdilik 10,00 TL aşkın zararının davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 08/06/2012 tarihinden, bu tarih kabul edilmezse davalı sigorta şirketi arabuluculuk başvurusu ile temerrüde düşmüş olacağından arabuluculuk başvuru tarihi olan 26/04/2022 tarihinden, aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığı, müvekkili sigorta şirketinin kasko sigortası poliçesi kapsamında manevi tazminata ilişkin teminatın tamamını ödediği, müvekkili sigorta şirketinin başkaca bir sorumluluğunun kalmadığı, davacı tarafın talep ettiği munzam zararı açıklayıp somutlaştırmasının gerektiği, öte yandan Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında manevi tazminat miktarının olay tarihine göre değil karar tarihindeki paranın alım gücüne göre belirlendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası, bilirkişi raporu, tanık beyanı, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacı tarafça ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklar, enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın zarar talebinde bulunulduğu, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiği, ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtaramayacağı, davacı tarafça şahsen ve somut olarak uğradığı zarar ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve beyanları tekrarla, TBK 122 maddesi hükmüne göre; alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu, bu nedenle temerrüt tarihinde ödeme yapmayarak kusurlu olan davalı sigortanın müvekkillerin bilirkişi tarafından hesaplanacak aşkın zararını karşılaması gerekmekte iken  hukuki değerlendirmelerle dolu usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde savunmalarını tekrarla davacının munzam zararını ispatlayamadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, geç ödeme nedeniyle aşkın zararın (munzam zarar) tazmini isteğine ilişkindir.<br>Davacılar, ... tarihinde müşterek çocuklarının trafik kazası sonucu ağır yaralanması sonrasında ihtiyari mali mesuliyet sigortasındaki manevi tazminat klozu nedeniyle 2012 yılında davalı sigortacıya başvurulmasına rağmen ödeme yapmadığı, aynı yıl asliye ticaret mahkemesinde dava açıldığı, davanın 2022 yılında sonuçlandığı ve mahkemece verilen tazminat, faiz ve fer'ilerinin başlatılan icra takibi sonrasında ödendiği, davalı sigortacının kendisine başvurulduğu tarih itibariyle tazminatı ödemiş olsa idi, müvekkillerinin aldıkları tazminattan dolayı yatırım yapıp, tam malûl olan oğullarının ciddi masraf gerektiren tedavisi ve bakımını finanse edebileceklerini, oysa 10 yılı aşkın bir süre sonra yapılan ödemenin bu imkanı ortadan kaldırdığını beyanla uğradıkları munzam zararın tahsilini talep etmişler, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 105/1 maddesinde; \"Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.\" şeklinde düzenleme mevcut iken, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1 maddesinde \"Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiç bir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.\" şeklinde benzer bir düzenleme yapılmıştır.<br>Taraflar arasındaki borcun kaynağını haksız fiil (trafik kazası) oluşturup, davalı sigorta şirketi rizikonun gerçeklemesi halinde zarar görenlerin zararlarının belli bir kısmına kadarı ödeyeceğini garanti etmiştir. Trafik kazası ... tarihinde gerçekleşmiş, davalı sigorta şirketi ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında manevi tazminat için 08/06/2012 tarihinde temerrüte düşmüştür.<br>... nolu kasko poliçesinde yer alan ihtiyari mali mesuliyet teminat limiti maddi ve manevi zarar ayrımı yapılmaksızın ve manevi tazminat miktarı sınırlanmaksızın kaza başı 150.000,00 TL ile sınırlı tutulmuştur.<br>Otobüs kazası sonucu dava dışı ... ağır şekilde yaralandığı, bu yaralanmadan dolayı hem kendisi hem de davacı anne ve babanın da manevi tazminat talep edebileceği, bunun yanında aynı kazada otobüste bulunan kişilerin de çeşitli derecede yaralandıkları için aynı sigorta poliçesi kapsamında manevi tazminat talep edebilecekleri, manevi zararın somut bir karşılığı ve hesaplama yöntemi bulunmadığı için manevi tazminat talebi halinde ödenmesi gereken tazminat miktarında tereddüt oluşabileceği, davacı tarafça sigorta şirketine yazılı olarak başvurulduğunda hem ... hem de anne ve baba yararına manevi tazminat talebinde bulunulduğu, bu başvurada kimin ne kadar manevi tazminat talep ettiğinin açıklanmadığı, zarar görenlerin çokluğu nedeniyle davalı sigorta şirketinin de ne miktar tazminat ödemesi gerektiğini bilemeyeceği, sigorta şirketinin poliçe limitinin tamamını ödemekle yükümlü tutulamayacağı, bu nedenle davalı sigorta şirketinin talep edilmesine rağmen manevi tazminatı ödemede temerrütü düşmesinde kusuru bulunmadığı, yine manevi tazminat davası ile birlikte açılan maddi tazminat yargılamanın 10 yıl kadar sürmesinde davalı sigorta şirketine bir kusur yüklenemeyeceği, esasında yargılamanın manevi tazminatın belirlenmesi için değil, maddi tazminatının belirlenmesine yönelik olarak uzun sürdüğü, davalı sigorta şirketinin karar sonrasında yasa yoluna başvurma imkanı olduğu halde bu yola başvurmadığı ve hakkında başlatılan icra takibi sonrasında da ilam borcunu ödediği anlaşılmaktadır.<br>Tazminat alacağı haksız fiile dayandığından temerrüt faiz oranı BK'nın 105. (TBK 120) maddesi yollaması ile 3095 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Dolayısıyla temerrüt faizi oranını belirleme yetkisi de ülkenin ekonomik koşullarını dikkate alan kanun koyucuya aittir. Faiz miktarının düşük ve enflasyonun yüksek olması ve bu nedenle emtia fiyatlarındaki artış davalının sorumluluğunda değildir. Ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın (munzam zarar) gerekçesi, geçmiş günler faizinin az olduğu iddiası olamaz.<br>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 09/12/2021 gün ve ... esas, ... karar sayılı ilamında; \"818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır. O hâlde somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığından, 818 sayılı BK’nın 105. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceği sonuca varılmıştır.\" şeklindeki gerekçesiyle mahkemece alacağa hükmedilen temerrüt faizin oranının günün ekonomik koşullarına göre asıl alacağın uğradığı değer kaybını karşılamadığı ileri sürülerek munzam zarar talep edilemeyeceğine hükmetmiş bulunmaktadır.<br>Davacı tarafın, manevi tazminat süresinde ödense idi, alınan tazminatla o günkü ekonomik koşullara göre taşınmazlar alınıp, bu taşınmazlardan elde edilecek gelirin gerek kendilerinin sağlığında ve gerek kendi yaşamlarından sonra, malûl olan çocuklarının ciddi masraf tutan tedavi ve bakımında kullanılacağı, geç ödeme ile bu olanağı ortadan kalktığına yönelik bir iddia mülga 818 Sayılı BK'nın 105. maddesi anlamında munzam bir zarar niteliğinde değildir.<br>Hal böyle olunca, davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarih ile ödeme tarihi arasındaki süreç içerisinde paranın satın alma gücünün düşme sebebinin davalının ödeme yapmamasının olmadığı, davalının manevi tazminatın mahkemece belirlenmesi gerektiğine yönelen iradesinin Anayasal bir hakkı olduğu, davalının işin hallini yargı yerine bırakması ve yargılamanın uzun sürmesinde davalıya kusur izafe edilemeyeceği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince de benzer gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacılar vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacılar tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 427,60 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 30/12/2024 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47d867106744a7c6","SID":"3736de773961ac8d"}}