{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/03/2024\t<br>DAVA: Manevi Tazminat (Trafik Kazasından kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/03/2016 tarihinde, davalı ... A.Ş. nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olan ve diğer davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın bisikletli davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığı, uzun süre tedavi gördüğü, daimi maluliyet oluştuğu, davalı sürücünün tam kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini beyanla davanın uğradığı cismani zarardan dolayı duyduğu elem ve üzüntü ile maluliyetin verdiği psikolojik çöküntüden dolayı 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ....  davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi KTK 97 maddede öngörülen şekilde sigortaya müracaat yapılmadığı, kazaya karışan ... plakalı aracın şirketleri nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi bulunduğu, rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle azami poliçe limitinin kaza başına 12.500,00 TL manevi tazminat miktarı ile sınırlı olduğu, zararın ilkin trafik sigortacısına yönetilmesi gerektiği, trafik poliçesi teminat limitinin yetersiz kalması durumunda sorumluluklarının doğacağı, kusurun ve zararın usulünce ispat edilmediği, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, dava öncesi de temerrüt oluşmadığı, olay tarihinden avans faizi talebinin yersiz olduğu, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, davacı iddialarında kazanın oluş biçiminin hatalı izah edildiği, esasen davacının gelip araca çarptığı ve kendi yaralanmasına sebebiyet verdiği, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, fahiş miktarda manevi tazminat istendiği, polis memuru olan davacının halihazırda mesleğini icra ettiği, davacıya maluliyet tayin eden sağlık kurul raporunun yönetmeliğe uygun hazırlanmadığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. <br>DELİLLER                                :<br>Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/11/2017 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur ve maluliyet raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. <br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk derece Mahkemesinin  12/11/2020 gün, ... esas ve ... sayılı kararında özetle; trafik kazası sonucu davacının 18 ay geçici ve %5 oranında daimi maluliyete maruz kaldığının ATK raporunda saptandığı, temin edilen kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiği, davacının uğradığı cismani zararın boyutu, davalı yanın asli kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal konumu ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 20.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı şekilde ve dava tarihinden faiz uygulanması kaydıyla) olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı tüm taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 02/05/2023 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile; dava dilekçesine ekli maluliyet raporunda davacının %31 oranında maluliyeti bulunduğunun belirtilmesine karşın mahkemece Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporda kazaya bağlı arazı sebebiyle davacının daimi iş görmezlik oranın %5 olarak saptandığı, raporlar arasında afaki fark bulunduğu ve raporlar arasındaki bu çelişkinin temin edilecek üst kurul raporu ile giderilmediği, ayrıca dava öncesi sigorta şirketine başvuru koşulunun yerine getirilmediği, ancak bu durumun tamamlanabilir dava şartı olduğu ve davacı yana işin mahiyetine uygun makul süre verilmesi ve neticesine göre değerlendirme yapılması gerektiği,  ayrıca karşı araç ticari taksi olduğundan ve talep edilen tazminatlar için avans faizi istendiğinden takdir olunan tazminatlara avans faizi uygulanması yerine yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğu, yine kararın hüküm kısmının açık ve net şekilde yazılmadığı ve bu durumun HMK 297 ve 298  maddelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda 06/03/2024 gün ve ... esas, ... sayılı kararla özetle; istinaf kaldırma kararı doğrultusunda işlem tesis edilerek sigorta şirketine başvuru koşuluna ilişkin dava şartı noksanının giderildiği, sağlık raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının yaralanmasının boyutunu tespiti amacıyla ATK 2. Üst kuruldan yeni bir maluliyet raporu alındığı, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu,  kaldırma kararı sonrasında alınan üst kurul raporda kazadaki yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %5 oranında daimi ve 18 ay geçici iş göremezliğinin bulunduğunun tespit edildiği, davalı ... şirketinin azami poliçe limitinin kaza başına manevi tazminatlarda 12.500,00 TL ile sınırlı olduğu, olayın meydana geliş biçimi, davalı yanın tam kusur durumu, davacının uğradığı cismani zararın boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat talebinin kısmen haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 40.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı şekilde ve dava tarihinden faiz uygulanması kaydıyla) olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan sağlık kurul raporundaki maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığı gibi yanlış yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tayini yapıldığını, kazaya bağlı arazı nedeniyle davacının hareket kısıtlılığı ve vücudundaki şekil bozukluğu ve his kaybı dikkate alındığında maluliyetin daha yüksek olduğunu, üst kurul raporunda itirazların yeterince değerlendirilmediği ve bu konudan yeniden ek rapor alınması icap ettiğini, ayrıca kaza sonucu davacının vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğü ve bir çok ameliyat geçirdiğini, bu süreçte elem ve ıstırap çektiğini, vücudunda kazanın izlerini halen taşıdığını, polis memuru olan davacının mesleğini icra etmekte zorlandığını, tedavi masrafları için banka kredisi çektiği ve ekonomik olarak da müvekkilini dara düştüğünü, davalı yanın tam kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini, tüm bu olgulara göre takdir olunan manevi tazminatın davacıyı tatminden uzak olduğunu, olayın haksız eylemden kaynaklandığı ve herhangi bir ihbar ve ihtara gerek olmadan zarar sorumlularının olay tarihinden temerrüte düştüğü gözetilerek tazminat için faiz uygulanması gerektiğinden davalı ... yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracı ticari saikle kullanmadığını, kaza anında aracın ticari amaçla kullanıldığı gibi müvekkilinin basit usul mükellefi bir esnaf olduğunu, tacir olmadığını, bu nedenle tazminat için ticari faiz uygulanmasının hatalı olduğunu,  kazaya bağlı yaralanması sonucu davacının sadece %5 daimi maluliyeti bulunduğunu, buna karşın fahiş tutarda manevi tazminat takdir edildiğini, emsal mahkeme içtihatlarında çok daha yüksek maluliyetler için daha az manevi tazminat belirlendiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 100. maddesi gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil manevi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, trafik kazası sonucu yaralandığını, geçici ve daimi iş göremezliğe maruz kaldığını belirterek uğradığı cismani zarar nedeniyle bir miktar manevi tazminatın karşı aracın sürücüsü ve kasko sigortacısı olan davalılardan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Somut olaya ilişkin olarak Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/11/2017 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalının davacıya yönelik işlediği taksirle yaralama neden olma suçundan TCK.'nun 89/1, 89/2-b. cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. HAGB kararı itiraza uğramaksızın 15/12/2017 tarihinde kesinleşmiştir. <br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve ... esas, ... kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır.<br>1-) Somut dosyada davacı tarafın sunduğu  ... Hastanesi tarafından düzenlenen ... günlü \"engelli sağlık kurulu raporu\"nda davacının %31 nispetinde sürekli özürü olduğu tespit edildiği, yargılama sırasında ilk derece mahkemesince ATK 2. İhtisas Dairesinden aldırılan raporda ise davacının %5 daimi iş göremezliğinin bulunduğu ve iyileşmesinin kazadan itibaren 18 ayı bulabileceğinin tespit edildiği, ilk derece mahkemesinin önceki tarihli kararının istinaf incelemesinde kaldırılmasından sonra raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan ... tarihli raporda ise; davacının %5 daimi iş göremezliğinin bulunduğu ve iyileşmesinin kazadan itibaren 18 ayı bulabileceğinin tespit edildiği anlaşılmış olup, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunun çelişkiyi giderecek şekilde sunulmuş olması, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre düzenlenmiş olması, ayrıntılı ve denetime elverişli olması karşısında bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin  maluliyet raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>2-)  Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise de, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. <br>Somut dosyada, sigorta şirketine davadan önce geçerli bir başvuru yapılmayıp başvurunun davadan sonra yapılmış olması karşısında, mahkemece davalı ... şirketi açısından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde ve dolayısıyla mahkemenin  faiz başlangıç tarihine ilişkin kararında her hangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>3-) Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/05/2022 gün ve ... /(... ) ... -... esas, ... karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu, keza aracın kullanım amacı itibariyle ticari nitelikte olması nedeniyle de avans faizi talep edilmesinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.<br> Davacı bisikleti ile seyri sırasında davalıların sorumluluğundaki ticari taksinin arkadan çarpması sonucunda yaralanmıştır. Davalıların sorumluluğundaki aracın ruhsat kayıtlarına göre ticari amaçla kullanıldığı da sabittir. Bu durumda zarar veren vasıta ticari amaçla kullanılan ticari bir araç olduğu için makemece takdir olunan tazminata avans faizi işletilmesi yerinde olduğundan davalı ... vekilinin faiz türüne yönelen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>4-) Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Somut olayda, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kusursuz, davalının tam kusurlu olması, davacının yaralanmasının niteliği ve derecesi (  %5 daimi, 18 ay geçici maluliyet), paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacı için takdir edilen 40.000,00 TL manevi tazminat miktarı davacının zararını karşılayacak nitelik ve miktardadır. Bu durumda, davacı vekili ve davalı ... vekilinin  manevi tazminat miktarına yönelen istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekir.<br>5-) Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yukarıda gösterilen sebeplerle  yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca  ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı ve davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile davacının ödediği 427,60 TL istinaf karar harcının ve davalı ... tarafından ödenen 683,10 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, yeterli olduğundan davacıdan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, bakiye 2.049,3‬0 TL istinaf karar harcının davalı ...'den alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 25/12/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi.<br><br>...<br> </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0735c859b6cb6d4","SID":"755a2de6bf042895"}}