{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2534 <br>KARAR NO: 2024/2621<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2024<br>NUMARASI: 2022/1420 E.  2024/971 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/12/2024\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/11/2024 tarih ve 2022/1420 E - 2024/971  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  Müvekkiline ait ... plakalı araç şirket yetkilisi ... tarafından kullanılırken ... tarihinde ... Hastanesi önünde trafik kazasına karıştığını, kaza sonrası müvekkiline ait aracın çekici ile ... servisine götürüldüğünü, aracın tamiri ve ortaya çıkacak bedelin ödenmesi için de sigorta şirketi ile irtibata geçildiğini, ancak davalı sigorta şirketinin tamamen varsayımsal bir şekilde \"şirket yetkilisi ve kaza anındaki şoför olan ...'ın yasal sınır üzerinde alkollü olduğu\" gerekçesiyle hasarın tazmini talebini reddettiğini, ancak müvekkilinin alkollü olmadığını, kazanın oluş nedenine bakıldığında kazanın alkollü araç sürmeden kaynaklanmadığının açık olduğunu, kazada müvekkili şirket yetkilisi ...'ın ikinci derece kusurlu bulunduğunu, karşı taraf sürücüsünün ise asli kusurlu olarak değerlendirildiğini bildirerek araçta meydana gelen hasara karşılık şimdilik 100.000,00-TL'nin sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle şartları oluşmadan belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, aracın ... tarihinde kazaya karıştığını, yetkili serviste yapılan ödemeleri gösterir faturaların tarihinin ise 14/04/2022 olduğunu, bu nedenle davanın ayrıca zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, bunun yanı sıra araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın kaza tarihinde alkol testi yapıldığını, rapora göre, kandaki alkol oranının 0.101 promil olarak tespit edildiğini ve bu tespit nedeniyle sürücünün kaza sırasında yasal sınır üzerinde alkollü olduğunun anlaşıldığını, dava konusu kazada sigortalı araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü iken araç kullanmış olduğunu, ayrıca olay yerini terk ettiğinin sabit olduğunu, ayrıca talep edilen faizin de hukuka aykırı olduğunu bildirirek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.     <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Davalı sigorta şirketi tarafından  Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 29/07/2023 – 2023.E.305831  <br>14/02/2024 – K-2024/77237 sayılı Uyuşmazlık Hakem kararı doğrultusunda davaya konu olayda yaralanan dava dışı ...'e  ödeme yapıldığı ileri sürümüş olup, kasko poliçesi incelendiğinde davalı şirketin hasarın tamamından sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde yer alan e-mail içeriklerine göre davacının ödeme talebi sigorta şirketi tarafından 22/12/2021 tarihinde  reddedildiğinden temerrüt tarihinin 22/12/2021 olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, davacı taraf dava dilekçesinde, temerrüt faizi olarak avans faiz talep etmiş olup; taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesine dayandığı dikkate alınarak avans faiz talebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/11212 E. 2018/8713K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.) Netice itibariyle davacı vekilinin 16/09/2024 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek 471.640,25-TL'ye yükselttiği dikkate alınarak yukarıda yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda 471.640,25-TL'nin 22/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. Davanın kabulü ile, 471.640,25-TL'nin 22/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;6102 sayılı TTK'nın 1409/1 ve 1410. maddeleri uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak; rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiğini,  dava konusu olayda araç sürücüsü olduğu belirtilen ..., olay yerini terk etmesine rağmen, sigorta teminatı dışında kalan dava konusu zararın,  teminat kapsamındaymış gibi müvekkili şirketten talep edildiğini ve fakat davacı tarafça, genel şartlarda belirtilen zorunlu hallerle (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) olay yerinden ayrıldığının ispatlanamadığını, kaldı ki; davacının böyle bir iddiasının da olmadığını, olay yerini sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği sebebiyle terk ettiğini de iddia etmediğini, uçağa yetişmek için olay yerini terk ettiğini beyan ettiğini, bu yönüyle davacı tarafça olay yerini terk etmeye rağmen , zorunlu hallerin meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen zararın teminat kapsamında kalması için, sigortalı araç sürücüsünün ancak ve  tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmek ya da can güvenliğini sağlamak gibi zorunlu hallerde olay yerini terk edebileceği belirlenmiş olup, bunun dışında kalan haller -uçağa yetişmek sebebiyle olay yerini terk etmek dahil- meydana gelen zararı, teminat kapsamına sokmadığını ve fakat mahkemece yerleşik yargıtay içtihatları , istinaf kararları ve kara araçları kasko sigortası genel şartlarına aykırı olarak,uçuşunun olması davacının olay yerinden ayrılmasına \"haklı bir sebep\" olarak gösterildiğini, kararın bu yönüyle tamamen hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında  \"davalı şirketin alkol tespit talep ettiğini\" belirtse de taraflarınc böyle bir talepte bulunulmadığını, dava dilekçesinde \"Kaza sonrası düzenlenecek belgeler için ifadesinin alınması gerektiği ve alkol testi yaptırmasının da yerinde olacağının kendisine bildirilmesi üzerine\" şeklindeki ifadeden de anlaşıldığı üzere şirket avukatları tarafından yapılan yönlendirme üzerine alkol testi yaptırıldığının anlaşıldığını, bu durumda ,araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın İstanbul-Almanya uçağına binmek yerine alkol testi yaptırma yoluna gitmesi, olay yerini terki, mahkemenin gerekçesinde belirttiği gibi haklı bir sebep olmaktan da çıkarttığını,, Almanya uçağına binmekten vazgeçme durumu söz konusu ise İstanbul uçağına da binilmeyeceğini ve olay yeri terk edilmeyebileceğini, bu sebeplerle olay yeri terk zorunlu bir sebeple gerçekleşmediği gibi haklı bir sebeple de gerçekleşmediğini,  araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın ...kaza tarihinde, T.C. Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlüğü ... Hastanesinde, saat 13:40'ta alkol testi yapılmış olup, laboratuvar tetkik sonuç raporuna göre, kandaki alkol oranı  0,101 promil olarak tespit edildiğini, kazanın saat 09:00'da meydana gelmiş olup, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca, vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığı tıbben belirlendiği üzere, kaza saatinden 4 saat 40 dakika geçtikten sonra alkol testi yapıldığı da sabit olduğuna göre araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın, olay saatinde yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, mahkemece alınan 27/12/2023 tarihli ATK raporunda ;\"...Hastanesi'nin,10/11/2021 tarihli, numune istem saati 13:23 olan ...'a ait laboratuvar sonuç raporunda plazmada <10,1mg/dl Etanol saptandığı, saptanan Etanol düzeyi ölçüm yapılan cihazın saptayabildiği alt sınırın altında kaldığından kişinin kan alım anı itibariyle alkolsüz olduğu, bu durumun ilk ölçüm ile kan numunesi alımı arasındaki sürenin herhangi bir anına kadar geçen zaman dilimi içerisinde vücuttan atılarak, sıfır düzeyine inebilecek alkolden mi, ...'ın ilk ölçüm anında da alkolsüz olmasından mı kaynaklandığının mevcut verilerle ayırt edilemediği, sıfır değerinden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağı,kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceği; kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün bulunup bulunmadığı hususunun tıbbi bir konu olmadığı,\"nın belirtildiğini, dosya kapsamında yer alan 07/05/2024 tarihli raporda ise; \"Bu veriler ile kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleşmediği\" kanaatine varıldığını, ATK tarafından hazırlanan raporun,Adli Tıp Uzmanları, Tıbbi Farmokoloji Uzmanı,Tıbbi Biyokimya ve Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanlarıca düzenlendiğini ve işbu dosyaya ilişkin sıfır değerinden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen ,mahkemece 07/05/2024 tarihli Nöroloji Uzmanı tarafından düzenlenen rapora göre karar verildiğini, bu yönüyle de kararın  hukuka aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağında \"... plakalı araç sürücüsünün kaza mahallinden ayrıldığı\"nın belirtildiğini ve araç sürücüsünün kim olduğunun kaza tutanağı ile tespit edilemediğini, davacı tarafça araç sürücüsünün ... olduğu iddia edilmiş ise de mahkemenin, binilmemiş olmasına rağmen İstanbul-Almanya uçuşunun araç sürücüsünün olay yerinden ayrılmasını haklı kıldığı ve bu suretle meydana gelen zararın sigorta teminat  kapsamında sayılmasına ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek  mahkemenin gerekçesi ve kararının usule hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin araç sürücüsü ...'ın olay saatinde yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu iddia ettiğini, ancak dosya kapsamından anlaşıldığı üzere müvekkili araç sürücüsünün alkolsüz olduğunu, davaya konu kazada taksi şoförünün, kaza tespit tutanağında da iş bu dava dosyasında yer alan 21.06.2023 tarihli raporda da, kazaya ilişkin ceza dosyasında da  (Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/719 E-2023/350 K) asli kusurlu bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirket yetkilisinin bir kusurunun bulunmadığını, somut davada davalı şirketin hem \"alkol\" gerekçesinin hem \"olay yerini terk\" gerekçesinin yerinde olmadığının sabit olduğunu beyan ederek  davalı tarafın haksız ve yersiz istinaf başvurusunun reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigortalı, kasko sigorta sözleşmesine dayanarak sigorta şirketi aleyhine maddi tazminat isteminde bulunmuştur.<br>Kasko Sigorta Sözleşmesinin, sigorta ettirenin ve sigortadan faydalanan kimsenin veya eylemlerinden hukuken sorumlu oldukları kimselerin de kusurlu davranışlarından kaynaklanan ve araçta meydana gelen hasar ve ziyaı karşılamayı sigortacı tarafından taahhüt edilen, yani sigorta ettirenin bizzat uğradığı zararların sigorta güvencesine alındığı mal sigortası türü olmakla, bu sigorta türünde sigorta ettirenin dolayısıyla davacının kaza sırasındaki kusuru tazminat miktarını etkilemeyeceği açıktır.<br>Kasko sigortası, sigorta ettirenin ödeyeceği sigorta primi karşılığında aracın maruz kalacağı kasko rizikolarının sigortacı tarafından teminat altına alınmasını öngören bir sigorta sözleşmesidir. Bu tür sigortada sigortacı, aracın kasko rizikolarına karşı sigorta himayesi sağlamakla, sigorta edilen rizikonun gerçekleşmesi sonucu sigorta ettirenin malvarlığının aktifinde ortaya çıkacak olan zararları üzerine almaktadır. Sigortacı bu zararı karşılayacağına göre kasko sigortası bir zarar sigortasıdır. Zarar sigortalarında sigortacıların ödeyeceği bedel sigorta kapsamı edilir. Zarar sigortalarında amaç sadece sigorta edilen rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan zararın sigortacı tarafından tazminidir. Kasko sigortasında sigorta teminatını doğuran riziko gerçekleştiğinde sigortacı kasko sigorta sözleşmesinin karşı tarafı olan sigorta ettirene sigorta ettirdiği menfaatin riziko gerçekleştiği andaki gerçek ve somut zarar miktarı kadar sigorta tazminatı ödemekle yükümlüdür. Kasko sigortasında sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesinde kusurlu olmasının ödenecek tazminat bedeli hesaplanmasında bir etkisi yoktur. Sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi halinde araç sigortalı tarafından tamir ettirilsin ya da ettirilmesin ya da bir başkasına satılmış olsun meydana gelen gerçek zarar miktarından sorumludur. Önemli olan rizikonun ve hasarın meydana gelmiş olmasıdır.  Kasko sigorta şirketleri riziko nedeniyle meydana gelen gerçek zarardan sorumludur.<br>Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen kaza ve poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma hâlinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın1409/1. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi 6102 sayılı TTK’nın 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hâllerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın 1.5 maddesi ve 6102 sayılıTTK’nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı olacak şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.<br>Görüldüğü gibi, rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken;  kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. Aynı ilkeler Hukuk  Genel Kurulunun 10.12.1997 tarihli ve 1997/11-772 E., 1997/1043 K., 16.12.1998 tarihli ve 1998/11-872 E., 1998/905 K., 08.12.2010 tarihli ve 2010/17-596 E., 2010/641 K., 22.12.2010 tarihli ve 2010/17- 655 E., 2010/688 K., 05.06.2015 tarihli ve 2013/17-2303 E., 2015/1497 K., 17.01.2019 tarihli ve 2017/17-1084 E., 2019/18 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.<br>Sigortacı, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu ve bu oluş şeklinin sigorta teminatı dışında kaldığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamak zorundadır. Eldeki davada ispat yükü üzerinde olan sigortacı; sigortalının doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğini, kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olacak biçimde sigorta teminatı kapsamı dışında kalan bir hususu sigorta teminatı kapsamı içinde imiş gibi ihbar ettiğini iddia etmiştir. Bu nedenle sigortacının kazanın ihbar edilenden farklı bir biçimde gerçekleştiği yönündeki iddiasını somut ve bilimsel verilerle kanıtlayıp kanıtlayamadığı her olayın özelliğine göre titizlikle değerlendirilmelidir.<br>İhtilaf konusu, hasarın Genel Şartlar'a göre hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya kaskolu araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve kaza yerinin terki nedeniyle hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Davacı ile davalı arasında...  Plakalı otomobil için 03.03.2021 başlangıç tarihli Genişletilmiş Kasko  Poliçesi düzenlendiği görülmüştür.<br>Davalı kazaya karışan aracın şoförünün alkollü olduğunu ve olay yerini terk ettiğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının \"Teminat Dışında Kalan Zararlar\" başlıklı A.5 maddesinde 5.4 fıkrasında; \"Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,<br>5.5.fıkrasında; \"Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,\"<br>5.6.fıkrasında; \"Araca, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya  birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı aracın kaçırılması veya çalınması nedeniyle  meydana gelen zararlar,\"<br>5.10.fıkrasında; \" Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması.\" hallerinde araçta meydana gelen zararların sigorta teminatının dışında olduğu düzenlenmiştir.<br>Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının \"3.3.3. Tazminat Hakkının Eksilmesi ve Düşmesi\" başlıklı 3.3.3 maddesi incelendiğinde: Sigortalı ve/veya sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar miktarında bir artış olursa, sigortacının ödeyeceği tazminattan sigortalı ve/veya sigorta ettirenin kusurunun ağırlığına göre indirim yapılır.Sigorta ettiren ve/veya sigortalı rizikonun gerçekleşmesine kasten sebebiyet verir veya zarar miktarını. kasten arttırıcı eylemlerde bulunurlarsa, sigortalının bu poliçeden doğan hakları düşer. \" Şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir.<br>6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. <br>Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; kazanın ...tarihi saat 9.00 da  gerçekleştiği, davacıya ait aracın sürücüsünün aynı gün  12.40 Berlin Uçağına bileti olduğu için saat 9.25 İstanbul Uçağı  ile  İstanbul'a gittiği   saat 13.23 de ... Hastanesinde  muayene olduğu  anlaşılmaktadır.<br>Yukarıda anılan kanun hükümleri ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda olup somut olayın özellikleri ve sürücünün zorunluluk nedeniyle olay yerinden ayrıldığı dikkate alındığında ispat yükünün, davalı sigortacıda olduğunun kabulü zorunludur.<br>Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın teminat dışı kalan zararlara ilişkin A.5 maddesinin 4 ve 5 ve 10 bentlerinde; ehliyetsiz ve alkollü araç kullanımı nedeniyle meydana gelen zararlar ile ehliyetsiz ve alkollü araç kullanan sürücünün kimliğinin tespitini engellemek için, zorunlu haller dışında, olay yerini terketmesi halinde hasarın teminat dışı kalacağı düzenlenmiştir.  Sürücünün kaza yerini terketmesi tek başına zararı teminat kapsamı dışında bırakmaz. Anılan maddenin 10. Bendine göre;  zararın teminat kapsamı dışında kalması için sürücünün ehliyetsiz ve/veya alkollü araç kullandığının tespitini engellemek için olay yerini terketmiş olması zorunludur. <br>Somut olayda davacı şirkete ait araç sürücüsünün ehliyetsiz veya alkollü araç kullandığına delil  bulunmamaktadır. Sürücünün kaza yerini terketmiş olması münhasıran zararı teminat kapsamı dışında bırakmayacağından, davalının kasko poliçesi kapsamında meydana gelen zararı gidermekle yükümlü olduğu açıktır.<br>Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kazaya karışan davacıya ait aracın  davalı şirkete de kasko sigortası ile sigortalı olduğu, 10.11.2021 tarihinde gerçekleştiği belirtilen kazanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiği çekişmesizdir. Dava dışı şöför ... hakkında Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/719 Esas 2023/350 Karar sayılı dosyasında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucu sanığa hapis cezası verilmesine dair  hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Başka bir deyişle şöför hakkında 5237 sayılı TCK 179/3 maddesi uyarınca  alkollü şeklide trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı  başlatılmış olan bir ceza soruşturması ya da açılmış olan bir ceza davasının olmadığı anlaşılmaktadır. <br>Dosya kapsamına göre hasarın teminat kapsamında bulunduğu, eldeki davanın sigorta şirketi tarafından açılan rücu davası olmadığı  davalının zararın teminat dışı kaldığını somut delillerle kanıtlayamadığı sabit olduğu gibi davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı  şekilde  olarak ihbarda bulunmadığı da ispatlanamamıştır. Bu nedenle talebin teminat içinde olduğu hususu kabul edilerek hasar ve gerçek zarar miktarı konusunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davalının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/17-1083 Esas  2020/259 Karar) <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  istinafa konu edilen 05/11/2024 tarih ve 2022/1420 E - 2024/971  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan  32.217,75-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 8.055,00 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 24.162,75 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c423e8d71385186","SID":"ae5439aef821d687"}}