{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1235 Esas<br>KARAR NO: 2024/1586<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/12/2020<br>NUMARASI: 2019/843 Esas, 2020/575 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasındaki ticari iş kapsamında davalının 8.595,48 TL cari hesap borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında  ticari ilişki bulunduğu, yine tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 8.595,48-TL asıl alacak 27/08/2019 takip tarihi itibarı ile 7 ay 26 gün üzerinden 1.092,92-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.688,40-TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu,  davanın tarafları olan tacirler arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu bu sebeple asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari  faiziyle devamına karar vermek gerektiği, icra dosyasına dayanak yapılan faturalara ve huzurdaki dosyaya ibraz edilen ticari defter kayıtlarına göre, alacağın belirli(likit) olduğu gerekçesi ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 8.595,48 asıl alacak ve 1.092,92  işlemiş faiz yönünden devamına, hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu ve müvekkilinin bu süre boyunca üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde davacıya borcu olmadığının aksine müvekkili şirketin alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının celbi sonrası yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu haklılıklarının görüleceğini, Yerel Mahkemenin yargılama sırasında bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararı dahil olmak üzere müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmaksızın yargılamanın sürdürülerek karar verildiğini, davacının dava dilekçesinde davaya dayanak icra dosyasının yanlış bildirildiğini,  davaya dayanak olduğu iddia edilen icra dosyasının dayanak olmadığını, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının açık hesap ilişkisi içinde ödenmeyen alacağı bulunduğu iddiasıyla İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile  8.595,48 TL asıl alacak ve 1.092,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.688,40 TL alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının asıl alacak tutarı yönünden itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının icra takibine konu açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı, Mahkemece davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde Yerel Mahkemenin yargılama sırasında bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararı dahil olmak üzere müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmaksızın yargılamanın sürdürülerek karar verildiğini ileri sürdüğünden öncelikle davalının usulsüz tebligata yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesi gerekmiştir. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacağı  düzenlenmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 15.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7101 sayılı Yasanın 48. maddesi ile değiştirilen \"Elektronik tebligat\" başlıklı 7/a maddesinin 7. bendinde;\"Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olduğu belirtilmiş ve 7. Bendinde \"Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri\" sayılmıştır.Yine aynı maddenin devamında, birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri halinde elektronik tebligat adresi verileceği, bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olduğu, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacığı, Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; uyapta yer alan tebligat mazbatasına göre, davalının(... UETS) adresine dava dilekçesi ile tensip zaptının 09/12/2019 tarihinde  \"tebligat alıcı için ayrılmış tebligat alanına ( hesabına) başarılı bir şekilde konuldu\" şerhi ile yukarıda belirtilen beş günlük sürenin dolumu ile de  14/12/2019 tarihinde \"tebligat, alıcının hesabına iletilmesine müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı\" şerhinin konulduğu, davalıya yapılan diğer tebligatların da aynı  UETS adresine elektronik tebligat yoluyla yapıldığı, bu haliyle dava dilekçesi, duruşma tutanağı ile bilirkişi raporunun davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği, bu nedenle davalının usulsüz tebliğ iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; davacının 2018-2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve defterlerin usulüne uygun tutulduğu, dava dosyası içeriğinde mevcut delillerin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan 8.595,48-TL alacağının olduğu ve icra takip dosyasında talep edilen asıl alacak tutarı ile uyumlu olduğunu, davacının 8.595,48-TL asıl alacak için 01/01/2019 temerrüt tarihinden 27/08/2019 takip tarihi itibarı ile 7 ay 26 gün üzerinden 1.092,92-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.688,40-TL talep ettiği, davacının 27/08/2019 tarihinden itibaren yıllık % 19,5 avans faizini her yıl ilan edilen artan oranlarda talep edebileceğini  belirtilmiştir. Mahkemenin 09/07/2020 tarihli 1. Celsesinde, tarafların ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, duruşma tutanağı, ihtar içeren meşruhat eklenerek davalıya  15/07/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf inceleme günü olan 28/09/2020 tarihine kadar verilen  kesin süre içerisinde ticari defter ve belgelerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere davalıya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve belgelerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından ara karar ile ihtar edilen sonuç artık doğmuştur. Bu nedenle davalının ticari defterlerinin yeniden incelenmesine gerek yoktur. Dolayısıyla  davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği yönünde ileri sürülen istinaf sebeplerini incelemeye de gerek bulunmamaktadır. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Diğer taraftan davalı vekili her ne kadar dava dilekçesi ve Mahkeme kararında yanlış icra dosyasının bildirildiğini, bu dosyanın dayanak dosya olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı vekili dava dilekçesi içeriğinde ve neticei talep kısmında İstanbul Anadolu  ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiştir. Davacının dava dilekçesinin Harca Esas Değer kısmında icra müdürlüğü dosya numarası ... E. Sayılı dosya yerine ... E olarak yanlış belirtilmiş ise de, Mahkemece davacının itirazın iptaline konu ettiği  İstanbul Anadolu  ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasının celbedildiği  ve  yapılan yargılama sonucunda dava konusu  bu dosya üzerinden davalının itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle  davalının bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 bendi gereğince esastan reddine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/843 Esas, 2020/575 Karar sayılı ve 24/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 165,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 262,15 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"426d719270de3d04","SID":"143bffcc32e10670"}}