{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1325 Esas<br>KARAR NO: 2024/1583<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2020/61 Esas, 2021/276 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden<br>Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin kendisine ait araçlar ile müvekkili şirketin işlettiği Avrasya Tünelinden 272 kez ihlalli geçiş yaptığını ve müvekkili şirkete 13.878,00 TL borçlandığını, herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine davalıya ihlalli geçiş ihtarnameleri tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı şirkete ait araçların, davacının işlettiği köprüden (veya otoyoldan) geçiş yaptığı, araçların geçiş ücretinin kanunda belirtilen 15 günlük süre içerisinde ödenmediği, 7144 sayılı Kanunla yapılan değişiklik de dikkate alınarak davacının ayrıca geçiş ücretinin dört katı tutarındaki ceza bedeline de hak kazandığı, davalının geçiş ihlalini yapan araçların maliki olduğu ve bir kısım araçların ihlalli geçişin yapıldığı tarihlerde HGS hesabının bulunmadığı, diğerlerinin ise HGS hesabında bakiye bulunmadığı tespit edildiğinden kaçak geçişlere ilişkin ödeme yapılmadığı gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, zira alacağın likit olduğunu, müvekkili şirket tarafından küsuratlarıyla birlikte hesaplanan dava konusu alacağın davalı tarafından da hesaplanabilecek nitelikte olduğunu davaya konu uyuşmazlık değerinin hesaplanması için ayrıca bir dava veya bilirkişi hesaplamasına gerek bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinin müvekkili şirkete usulsüz olarak tebliğ edilmesi sebebiyle davaya karşı gerekli cevap ve delillerin ibraz edilemediğini, bilirkişi raporunun da taraflarına tebliğ edilmediğini, ayrıca gerekçeli kararın da usulsüz olarak tebliğ edildiğini, işbu dosyanın genel dosya sorgusundan farkedilerek son anda istinaf dilekçesinin sunulduğunu, hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek savunma haklarının kısıtlandığını, bu nedenlerle yokluklarında verilen kararın bu yönlerden hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete ait araçların KGS-OGS'lerinin bulunduğunu, geçişler sırasında bazen arıza bazen de bankanın sistemi sebebiyle okunma problemi yaşandığını, bu yönde hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ihlalli geçiş bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, geçiş ücreti ve para cezası toplamı olan 23.673,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, ödeme emrinin ne zaman tebliğ edildiği belli olmadığından davalının ödeme emrine yönelik itirazının süresinde olduğunu kabul etmek gerektiği, işbu davanın da İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinin müvekkili şirkete usulsüz olarak tebliğ edilmesi sebebiyle cevap ve delillerini sunamadıklarından bahisle hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilerek savunma haklarının kısıtlandığını ileri sürmüştür. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde de \"Hukuki dinlenilme hakkı\" başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Hukuki dinlenilme hakkının bir sonucu olarak davanın taraflarına usulüne uygun tebligat yapılması ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılamaya devam olunması zorunludur. Taraf teşkili kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. \"...Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası iki hâli birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Tebligat görevlisi tarafından belirtilen adrese gidildiğinde adresin doğru olduğu ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin (Tebligat Kanunu md. 12, 13, 14, 16, 17, 18) adreste bulunmadığının tespit edilmesi hâlinde tebliğ imkânsızlığı, adreste bulunan kimseler tarafından tebliğ evrakının kabulden kaçınılması hâlinde ise tebellüğden imtina söz konusu olur. Tebligat muhatap tüzel kişi (hükmi şahıs) adına ticaret sicilindeki adresine çıkarılmalıdır. Şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde şirket yetkilileri ve çalışanının bulunmaması hâlinde, tebliğ işlemi Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapılır (Muşul, s. 538). Muhatabın ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 uncu maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Yönetmeliğin 35/1-f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak muhatap ticaret şirketinin kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğündeki adresine çıkarılan tebligatın, adreste kimse bulunmaması (tebliğ imkânsızlığı) hâlinde tebliğ memurunca Tebligat Yönetmeliğinin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen araştırmanın yapılması gerekmez. Muhatabın adreste bulunmaması hâlinde bunun nedeninin araştırılması ve tevziat (dağıtım) saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi ancak gerçek kişi muhatap bakımından söz konusu olabilir (Muşul, s. 540-541). Muhatap ticaret şirketinin kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğündeki adresine çıkarılan tebligatlarda tebliğ imkânsızlığı hâlinin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memurunca muhatap ticaret şirketinin sıfatı ve niteliği itibari ile Tebligat Yönetmeliğinin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen araştırmanın yapılması gerekmemekte ise de, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında tebligatın yapılması sıkı koşullara bağlanmış olup, en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya haber verme şartı muhatabın ticaret şirketi olması sebebiyle ortadan kaldırılamaz. Tebligat Yönetmeliğinin 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tebliğ imkânsızlığı hâlinin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. Dolayısı ile “tebellüğden imtina” hâlinde en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya haber verme koşulu aranmayacaktır...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/12-994 Esas 2023/48 Karar sayılı ilamı). Yukarıda yer verilen YHGK ilamı da dikkate alındığında, tebliğ yapılan ticaret şirketi bakımından tebliğ imkansızlığının gerçekleşmesi halinde Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1 maddesinde öngörülen araştırmanın (işyerinin neden kapalı olduğu ve dağıtım saatinden sonra adrese dönülüp dönülmeyeceği) yapılması gerekmemekte ise de, Tebligat Kanununun 21/1 maddesinde belirtildiği şekilde en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya haber verme şartı muhatabın ticaret şirketi olması sebebiyle ortadan kaldırılamaz. Somut olayda, dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğine ilişkin tebligat parçasının üzerinde, isim ve imzadan imtina eden komşusunun sözlü beyanına göre işyerinin kapalı olması sebebiyle Tebligat Kanununun 21. maddesine göre ... Mahalle muhtarına tebliğ yapıldığı, \"2\" numaralı haber formunun kapıya yapıştırılarak komşusuna haber verildiği yazılı olup işyerinin kapalı olduğunun belirtilmesi karşısında muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmadığının anlaşılmasına göre tebliğ imkânsızlığı söz konusudur.  Buna göre tebliğ evrakının üzerinde komşunun ismine yer verilmediğinden bu hali ile davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğine ilişkin çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanununa aykırı olduğu gözetilerek dava dilekçesinin davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde davalı tarafın yokluğunda yargılama yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Hükmün kaldırma sebebine göre davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/61 Esas, 2021/276 Karar sayılı ve 18/03/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30  TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 404,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,33 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f8c0a8f57d17b87","SID":"21c31a74eed3f1c9"}}