{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/1297 <br>KARAR NO:2024/3601<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/02/2024<br>NUMARASI:2023/678 E - 2024/79 K<br>DAVANIN KONUSU:Tespit<br>KARAR TARİHİ:30/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında 01.10.2019 tarihli \"Gizlilik ve Aradan Çıkarmama Sözleşmesi\" akdedildiğini, müvekkili şirketin bu sözleşme bağlamında Kuzey Irak' taki elektrik santrallerini işletmesi ve bakımı ile ilgili olarak ticari sır ve fırsatları ...'ye aktardığını, bağlan- tılarını ve işe ilişkin önemli bilgileri kendilerine açtığını, karşılıklı çıkara dayalı iş fırsatları kullanılarak birlikte çalışmaya karar verildiğini, ayrıca 04.05.2020 tarihli \"Mutabakat Zaptı\" imzalandığını, taraflar ara- sında adi ortaklık koşulları oluştuğunu, tarafların birlikte düzenleyerek imzaladıkları 16.10.2019 tarihli \"Niyet Mektubu\"nu işveren ...'na ileterek işi birlikte üstlenme niyetinde olduklarını belgelediklerini, yine tarafların birlikte düzenleyerek imzaladıkları 16.07.2020 tarihli teknik ve ticari taahhütleri içeren \"Teklif Mektubu\"nu işveren ...'na ileterek işi birlikte yapma amacına yönelik bir ortak girişim/adi ortaklık kurmayı kabul ve taahhüt ettiklerini belgelediklerini, tek- lifin teslimi, teknik ve ticari değerlendirme ve müzakere aşamaları sırasında ve sonrasında davalı... müvekkili ile iletişimi kestiğini, görüşme isteklerine yanıt vermediğini, süreci gizlice ve sessizce götürme gayreti belirgin hale gelirken, bu durumun üzülerek izlendiğini,Müvekkilinin davalıya 16.10.2021 tarihli e posta ile Müvekkil davacı ... adına ...'ye gönderilen 16 Ekim 2021 tarihli eposta ile 'Karşılıklı çabalarla proje sözleşmesinin imzalan- ması için önemli mesafe kat edildiği. birlikte olumlu bir sonuç almak için çalışırken ... tarafının müşteri ve üçüncü kişilerle (MOU) Madde 1 hükmüne uymayan ilişkiler kurduğuna dair söylentiler duydukları, söylen- tilerin doğru olmadığına ve bu işi birlikte yürüterek işbirliği içinde bitirme niyetinde olduğuna inanmak istedikleri, gösterdikleri yoğun çaba ve ilerleme durumumu dikkate alarak sözleşmenin geçerliliğini 18 ay daha uzatma teklifi” bildirildiğini,Davalı ... 25 Ekim 2021 tarihli epostayla özetle '300 MW... işletme ve bakım sözleşmesini imzaladığını söyleyen Irak'ta yerleşik bir konsorsiyumun...'ye ulaşarak alt yüklenici olmaları için teklifle bulunduğunun unutulmamasını, konunun çok yeni olduğunu, karşı tarafi tanımak ve ihalede olduğu gibi asgari ticari koşulların ne ölçüde sağlanacağını test etmenin zaman aldığını, ... olarak bu zamanı yerel pazar bilgisi ve uzmanlığı kapsamında hizmet verme ya da vermeme ihtimalini gözden geçirmek için kullanmanın mümkün olduğunu, ...olarak alt yüklenici ilişkisi kurulması durumunda imzalanan (Mo) yeni durumu göre gözden geçirilerek her iki tarafın kabul etmesi halinde sözleşmenin geçerliliğini uzatmayı onayladıklarını, epostanın sözleşmedeki hakları saklı tutulma kaydi ile gönderildiği”nin bildirildiğini,Her ne kadar “işveren” olarak tanımlanan Kürdistan Bölgesel Hükümetinden (...)...'ndan doğrudan bir ihale alınamamış ise de bu durumun bölgesel hükümetin politikasından kaynaklandığını, bunun yerine yapılan anlaşma ile yüklenici olarak yerel bir firma belirlendiği, anılan ana yüklenicinin de davalı ...'yle müzakere ve pazarlık yaparak sözleşme imzaladığını, yerel firmanın bakanlıkla imzaladığı sözleşmede bakım ve işletme yükümlülüğüne dair tanımı ve kapsamı belirlenen bütün işin davalı ... tarafından üstlenildiğini, davalının aynı işi resmi alt yüklenici olarak devraldığını, yani projeyi tek başına üstlendiğini, bu durumun açıkça anlaşıldığını,Müvekkilinin çabalarıyla konuya ilişkin anlaşmazlıkların çözümü için 06.12.2022 tari- hinde bir toplantı yapıldığını, üstlenilen  projenin iş ortaklığına ait olduğu, tarafların katılımı ile ortak girişim şirketi  kurulması gerektiğine dair itiraz ve taleplerin sözlü olarak iletildiğini, Davalının 10.01.2023 tarihinde gönderdiği e posta ile; “MoU madde 3.) uyarınca, (i)Proje teklifinin işveren tarafından reddedilmesi veya (iii) Projenin askıya alındığına veya iptal edildiğine veya ortak girişim dışında üçüncü bir tarafa verildiğine dair resmi bir bildirim yapılması veya (iv) Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasından itibaren en geç on sekiz ay içinde taraflarca herhangi bir ortak girişim anlaşması imzalan- maması ,bu durumlardan en erken olanının gerçekleşmesi, Mutabakat Zaptı'nı başka bir bildirim veya tazminat almaksızın otomatik olarak fesheder. Hükmü dikkate alınarak 4 Haziran 2020'de imzalanan MoU'nun 18 aylık sürenin geçmesi nedeniyle 4 Kasım 2021'de sona erdiğini ve artık MoU''nun yürürlükte olmadığını, MoU madde 8 paragraf 2 kapsamında yürürlükten kaldırılan NDCA hükümlerinin de bağlayıcı olmadığını, ...'un ortak girişim kurulması talebinin yasal bir dayanağının kalmadığını\" bildirdiğini, konuyu (kendince) kapattığını, Ancak iki tarafa tam borç yükleyen ivazlı akitlerde konunun tek tarafın düşüncesi ve tek taraflı kararıyla kapatılması diye bir seçenek olmadığını, sözleşme hukukunda konunun kapatılması ya sözleşmenin ifası, ya tarafların sulh olması ya da birinin hakkından feragat etmesiyle mümkün olabile- ceğini, son çarenin ise konunun hükmen (yargı kararıyla) çözüme bağlanarak kapatılması olduğunu,Konunun çözülemediğini, uyuşmazlığın derinleştiğini, davalının kayıtsız tutumunda bir değişiklik olmadığını beyanla;1. Kuzey Irak Bölgesel Hükümeti (KRG) Elektrik Bakanlığı(işveren) tarafından verilen 300 MW Khabat .. işinin yapımı konusunda taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesinin yürürlükte ve bağlayıcı, ortaklık ilişkisinin ayakta olduğunun, ... sözleşmesi ile kazanılan hak ve alacakların rekabet yasağı, yetkisiz temsil vekaletsiz iş görme hükümleri gereği ortaklık malı olduğunun tespiti ile tarafların arasında oluşan muarazanın giderilmesini,2.İş ortaklığının idare, icra ve karar işlerini yürütmek üzere yönetim kurulunun hükmen kurulmasını, yönetim organını kurmak üzere kayyuma görev ve yetki verilmesini,3.Adi Ortaklık Sözleşmesine konu işle ilgili bilcümle gelirin işletme giderleri dışında kalan bölümünün ilgili banka hesabında bloke edilerek davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir ve kayyum atama kararlarının elverişli vasıtalarla kamuya duyurulmasını, yargılama giderleri ve avukatlık parasının davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;-Müvekkili şirket ile davacının, 01 Ekim 2019 tarihinde, “İfşa Etmeme ve Devre Dışı Bırakmama Sözleşmesi” (...) başlıklı “Gizlilik Sözleşme- sinde”: müvekkili ile davacının, Kuzey Irak’ta bulunan enerji santrallerinin bakım ve işletmesine ilişkin iş fırsatlarını keşfetmek adına görüşmeler gerçekleştirmek istedikleri, bu görüşmeler sırasında, davacının müvek- kili şirket ile gizli bilgi niteliğinde bazı bilgileri paylaşacağı, davacının, söz konusu iş fırsatı ile ilgilenen bazı üçüncü kişileri de müvekkili şirkete takdim edebileceği, müvekkilinin bu iş fırsatı ile ilgilenmeye karar vermesi durumunda tarafların bir mutabakat beyannamesi imzalayacaklarının ifade edildiğini, bu doğrultuda,Gizlilik Sözleş- mesi’nde, (i) davacının müvekkilimiz Şirket ile paylaşacağı, Gizlilik Sözleşmesi’nde tanımlanan gizli bilgilerin müvekkiliminiz Şirket tarafından gizli tutulması gerektiği (m.2), ve (ii) müvekkilimiz şirket’in, davacı tarafından müvekkilimiz Şirket’e takdim edilen üçüncü kişilerle, davacının rızası olmadan, davacıyı devre dışı bırakacak şekilde doğrudan müzakerelere girmemesi ve onlarla anlaşmalar yapmaması gerektiği (m.3) nin düzenlendiğini, Gizlilik Sözleşmesinin İsviçre Hukuku’nda tâbi olduğunu ve Gizlilik Sözleşmesi’nden kaynaklanan uyuşmazlıkların Milletlerarası Tahkim Odası tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüme kavuş- turulacağının kararlaştırıldığını,-Müvekkili şirket ile davacı tarafından imzalanan 04 Mayıs 2020 tarihli “300 MW Khabat Termik Santrali İşletme ve Bakım Projesi Mutabakat Beyannamesi” başlıklı mutabakat beyannamesinde ise; \"Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Elektrik Bakanlığı’nın (“İşveren”) Khabat şehrinde bulunan 300 MW termik san- tralin işletme ve bakım hizmetlerini (“Proje”) üçüncü taraflara vereceği, tarafların, Proje’nin sevk ve idare edil- mesinde işbirliği yapmak amacıyla, bir ortak girişim kurmak niyetinde oldukları, ortak girişim çatısı altında Proje’ye hak kazanmaları ve bunun İşveren tarafından yazılı olarak teyit edilmesi koşuluna bağlı olmak kaydıyla da bir ortak girişim şirketi kurmak niyetinde oldukları (Giriş), tarafların, ortak girişim çatısı altında Proje’ye hak kazanıldığının İşveren tarafından yazılı olarak teyit edilmesi halinde; Proje çalışmalarının yürütülmesi, proje teklifinin ileri aşamalarının hazırlanması ve sunulması için işbirliği yapmak istedikleri (m.1), Mutabakat Beyannamesi’nin imzalandığı esnada, tarafların henüz bir ortak girişim anlaşmasını müzakere dahi etmedikleri (m.1), Mutabakat Beyannamesi’nin taraflar arasında herhangi bir ortaklık oluşturmadığı (m.2.4),\" hususunun davacı ve davalı tarafından çok açık bir şekilde beyan edildiğini,Müvekkili şirket ve davacının, 2020 yılının Haziran ayında Proje’ye ilişkin ihaleye teklif verdiklerini, akabinde de birlikte imzaladıkları 16 Temmuz 2020 tarihli Teklif Mektubu’nu  İşveren’e sunduklarını, Teklif Mektubu’nda, Proje’nin müvekkili şirket ve davacıya birlikte ihale edilmesi halinde, müvekkili ve davacının bir ortak girişim şirketi kurmak niyetinde olduklarının belirtildiğini,Müvekkili ve davacı, Proje’ye ilişkin ihaleyi kazanamadıklarını, İşveren’in Proje’ye ilişkin olarak ... unvanlı bir şirket ile sözleşme imzaladığını haricen öğrendiklerini,Taraflar arasında işbirliği yapılması ve bir ortak girişim anlaşmasının müzakere edilmesi öncelikle Proje’ye hak kazanıldığının İşveren tarafından yazılı olarak teyit edilmesi koşuluna bağlan- dığından ve somut durumda müvekkili şirket ve davacı Proje’ye hak kazanamadığından müvekkilimiz ve davacı arasında işbirliği koşullarının hiçbir zaman oluşmadığını, bir adi ortaklık veya ortak girişim anlaşması imzalanmadığını,Mutabakat Beyannamesi’nde (m.3.1),diğer sebeplerin yanı sıra,“Mutabakat Beyan- namesi’nin imzalanmasından on sekiz ay sonrasına kadar (04 Kasım 2021 tarihine kadar) herhangi bir ortak girişim şirketi anlaşmasının taraflar arasında imza edilmemiş olması” halinde, Mutabakat Beyannamesi’nin bildirime gerek olmaksızın derhal sona ereceğinin kararlaştırıldığını, nitekim davacı şirketin 16 Ekim 2021 tarihinde müvekkilimiz Şirket’e bir e-posta mesajı göndererek Mutabakat Beyannamesi’nin 04 Kasım 2021 tarihinde sona ereceğini, davacının Mutabakat Beyannamesi’nin süresini on sekiz ay daha uzatmak istediğini bildirdiğini, müvekkili şirket’in söz konusu mesaja cevaben davacıya gönderdiği 25 Ekim 2021 tarihli e-posta mesajında \"İşveren ile Proje’ye ilişkin bir sözleşme imzaladığını bildiren yerel  bir konsorsiyumun bulunduğu, müvekkili Şirket’in Proje’de bir alt yüklenici olarak yer alma olasılığı bulunduğu anlaşılır ise, oluşacak bu yeni durum ve koşullar temelinde Mutabakat Beyannamesi’nin tekrar ele alınma ve süresinin uzatılma ihtimalinin olabileceği, ancak müvekkilimiz Şirket’in bu aşamada bir beyanda bulunmak istemediği ve Mutabakat Beyannamesi’nin 4 Kasım’da (2021) sona ereceği\"nin davacıya bildirildiğini,Sonuçta taraflarca Mutabakat Beyannamesi’nin süresinin uzatılmadığını, Mutabakat Beyannamesi’nin sona ermesinden yaklaşık bir sene sonra, 21.Ekim.2022 tarihinde, İşveren ile Proje’ye ilişkin sözleşme imzalayan ... unvanlı şirket ile, ... A.Ş. (“...”) arasında bir İşletme ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını ve...n'ın Proje’de alt yüklenici olarak yer aldığını,Davacı şirket, 14 Kasım 2022 tarihinde müvekkili Şirket’e bir e-posta mesajı göndererek müvekkili Şirket’in Proje’yi üstlendiğine dair duyumlar aldıklarını bildirdiğini ve konu hakkındaki gelişmelere dair bilgi talep ettiğini, bu mesajın akabinde müvekkili şirket ve davacı şirket yetkilileri arasında bir toplantı gerçekleştirildiğini, toplantıda, müvekkili şirket yetkililerince \"davacı şirket yetki- lerince Mutabakat Beyannamesi’nin sona erdiği, taraflar arasında yürürlükte olan hiçbir sözleşme bulunmadığı, müvekkili şirket’in davacıyı proje’ye dahil etmesini gerektiren hiçbir yükümlülüğünün bulun- madığı\"nın  açık- landığını, söz konusu toplantıda davacı şirket yetkililerine verilen cevaplar ve yapılan açıklamaların, 10 Ocak 2023 tarihinde davacıya gönderilen e-posta mesajı ekinde yer alan yazı  ile bir kez de yazılı olarak paylaşıldığını,Müvekkili şirket’in davacıya söz konusu yazıyı göndermesinden yaklaşık üç ay sonra, 05 Nisan 2023 tarihinde davacı, müvekkiline “İhtar Mektubu” başlıklı bir yazı gönderdiğini, huzurdaki davaya ilişkin dava dilekçesinin de içerik itibariyle söz konusu yazının olduğu gibi kopyalanması sure- tiyle oluşturulduğunu,Davacının, Mutabakat Beyannamesi’nin geçerlilik süresini uzatmak için girişimde bulun- duğunu ancak bu isteğinin müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, taraflar arasında imzalanan başka bir mutabakat ya da anlaşma da bulunmadığı halde, Mutabakat Beyannamesi’nin sona ermesinden iki yıldan uzun bir süre geçtikten sonra huzurdaki davayı açarak Mutabakat Beyannamesi ile taraflar arasında sözüm ona bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve bu ilişkinin halen yürürlükte olduğunu iddia ettiğini,Mutabakat Beyannamesi’nin geçerlilik süresini uzatmak için yazılı olarak girişimde bulunan davacının bu husustaki iddialarının bizzat kendi davranışı ile  çeliştiğini,Davacının asıl amacının ...’ın proje’den elde ettiği alacaklar üzerinde hak iddia etmek olduğunu, bu talebini  adi ortaklığın tespiti ve tasfiyesine ilişkin bir eda (alacak) davasında ileri sürmesi, bu kapsamda adi ortaklığın var olup olmadığı hususunun da bu davada ön sorun olarak ele alınması gerekirken ayrıca ortaklığın tespitine ilişkin dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, Netice itibariyle; Mutabakat Beyannamesinde de belirtildiği üzere müvekkili ile dava- cının ortaklık kurma iradelerinin bulunmadığını, aralarında herhangi bir ortaklık kurulmadığını, söz konusu Mutabakat Beyannamesi’ne istinaden müşterek amacın gerçekleştirilmesi için malını veya eme- ğini ortaya koyma, birlikte çaba sarf etme, katılım payı koyma, kar ve zarar ile masraflara katılma  unsurları ihtiva etmediğini, mutabakat beyannamesi ile taraflar arasında bir adi ortaklık kurulmadığı gibi, mutabakat beyannamesinin, “Sona Erme ve Fesih” başlıklı 3. maddesi uyarınca kendiliğinden sona erdi- ğini, mutabakat beyannamesi’nin sona ermesinden sonra tarafların üçüncü kişilerle proje’ye ilişkin işbirliği yapabileceklerinin açıkça kararlaştırılmış olmakla ...’ın, mutabakat beyannamesi sona erdikten yaklaşık bir yıl sonra proje’de alt yüklenici olarak yer almasının bu  beyannameye  aykırılık teşkil etmediğini ,<br>Müvekkili Şirket’in davacının Mutabakat Beyannamesi’nin yürürlükte olduğu süre içinde Proje’ye hak kazanmadıkları ve taraflarca bir ortak girişim şirketi kurulmadığının da uyuşmazlık konusu olmadığını, Diğer yandan müvekkili ile davacının birlikte imzaladıkları 16 Temmuz 2020 tarihli Teklif Mektubu’nda (Ek-3 olarak sunulmaktadır); Proje’nin kendilerine verilmesi durumunda bir ortak girişim şirketi kurmak niyetinde olduklarını, bu şirketin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi yasalarına tâbi bir limited şirket olacağını beyan ettiklerini, Hal böyle iken, davacının hukuk düzeninde hiçbir zaman var olmamış bir şirketin yönetim kurulunun “hükmen kurulması” şeklinde bir talep ileri sürmesinin, hukuken temelsiz olmanın ötesinde akıl ve mantıkla dahi bağdaşmadığını, kaldı ki bir Türk Mahkemesinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tabi bir şirketin kurulmasına veya böyle bir şirketin yönetim organının hükmen oluşturulmasına karar verme yetkisinin bulunmadığını beyanla davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce: \"Davanın 6100 sayılı HMK nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uya- rınca davacının hukuki yararınını bulunmaması nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE\"  karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Mahkemenin sadeci doktrin ve Yargıtay görüşün atıf yaparak açılan davada hukuki yarar bulunmadığı sonucuna vardığını, ancak bu kanaate nasıl ulaşıldığının açıklanmadığını, mahkemenin gerekçesinin zayıf olduğunun farkında olduğunu, gerekçesine \"adi ortaklıktan kaynaklanan alacak davası yönünden ara buluculuk sürecinin devam ettiği de dikkate alındığında tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır\" ibaresinin yazıldığını,Kaldı ki eldeki dosyada, dava dilekçesindeki taleplerinin;\"(a) Kuzey Irak Bölgesel Hükümeti (KRG) Elektrik Bakanlığı (İşveren) tarafından verilen 300 MW ... İşinin yapımı konusunda taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesinin yürürlükte ve bağlayıcı, ortaklık ilişkisinin ayakta olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesi,(b) Davalının ... sözleşmesi ile kazandığı hak ve alacakların rekabet yasağı, yetkisiz temsil vekaletsiz iş görme hükümleri gereği ortaklık malı olduğunun tespiti ile bu konuda oluşan muarazanın giderilmesi,(c) İş ortaklığının idare, icra ve karar işlerini yürütmek üzere yönetim kurulunun hükmen kurul- ması, (ortaklık sözleşme hükümlerine uygun biçimde) yönetim organını kurmak üzere atanacak kayyuma görev ve yetki verilmesi\" şeklinde ileri sürüldüğünü,  ilk iki sıradaki taleplerin tespit niteliğinde, üçüncü  sıradaki talebin ise (yapma, etme şeklinde) eda niteliğinde olduğunu,Mahkemece delilleri toplanmadan apar topar red kararı verildiğini, müvekkilinin mah- kemeye erişim ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davanın tarafsız, adil  ve eşit bir mahke- mede görülmediğini, ne kadar usul hatası varsa yapıldığını, hakkaniyetsiz bir karar ile davanın kapatıl- dığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;İstinafa getirilen kararın niteliğine göre bu aşamada uyuşmazlık, davacının eldeki davadaki talepler bakımından hukuki yararının olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre de talebin eda hükmünü içerip içermediği noktasında toplanmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle davada menfaat (hukuki yarar) kavramı üzerinde açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.Medeni Usul Hukuku’nda davacının; mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir dava açılabilmesi için, bu davayı açmakta veya hukuki korunma istemekte haklı bir yararının  bulunması gerekir. Bu hukuksal yararın, \"hukuki ve meşru\", \"doğrudan ve kişisel\", \"doğmuş ve güncel\" olması gerekir (Hanağası, a.g.e., s.135). Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca, açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Bilindiği üzere mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre davalar, eda davaları, tespit davaları belirsiz alacak ve tespit davaları ile inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eldeki dava bakımından eda ve tespit davalarına değinilecek olursa;Tespit davası, eda davasının öncüsü olup, işlevi bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitinden ibarettir. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir menfaati bulunmalıdır.Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletil- mesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir.Bir davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı dava şartıdır. Tespit davası açılabilmesi için henüz eda davası açma zamanının gelmemiş olması veya eda davası açılmasının mümkün olmaması ve böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Bunu hakim görevi gereği re'sen araştırmak durumundadır.... davasında da yine davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerekir.... davasında davacının hukuki yararının bulunması için davalının davacının hakkını inkar etmiş olması şart değildir. Davalı davacının hakkını ikrar eder ve fakat yerine getirmezse, davacı icraya konulabilecek bir hüküm elde etmek için de davalıya karşı dava açabilir. ... davasının konusu hem kişisel hem de ayni haklar olabilir. Burada davalının olumlu (yapmak, vermek) veya olumsuz (yapmamak, yapamamak) bir edaya (edime) mahkum edilmesi istenebilir.... davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Çünkü, eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Yargıtay'ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz. ... davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz kuralının geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hüküm (m. 237) etkisi bakımından hiç bir fark bulun- maması gerekir.Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II. 2001 baskı s. 1409-1448 ).Yargıtay 3. Hukuk  Dairesi'nin  2019/3434 E. 2020/6132 K. Nolu 27/10/2020 tarihli ilamı da bu yöndedir.Yukardaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olduğunu, ancak davalı tarafça ortaklığın inkar edildiğini ve sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini  belirterek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi hükmü ve unsuru içeren bir sözleşme bulunmadığını beyan etmektedir.Eldeki davada, davacının dava dilekçesinde;\"(a) Kuzey Irak Bölgesel Hükümeti (KRG) Elektrik Bakanlığı (İşveren) tarafından verilen 300 MW ... İşinin yapımı konusunda taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesinin yürürlükte ve bağlayıcı, ortaklık ilişkisinin ayakta olduğunun , davalının... sözleşmesi ile kazandığı hak ve alacakların rekabet yasağı, yetkisiz temsil ,vekaletsiz iş görme hükümleri gereği ortaklık malı olduğunun tespiti ile bu konuda oluşan muarazanın giderilmesi,(b) İş ortaklığının idare, icra ve karar işlerini yürütmek üzere yönetim kurulunun hükmen kurulması, (ortaklık sözleşme hükümlerine uygun biçimde) yönetim organını kurmak üzere atanacak kayyuma görev ve yetki verilmesini,(c).adi ortaklık sözleşmesine konu işle ilgili bilcümle gelirin işletme giderleri dışında kalan bölümünün ilgili banka hesabında bloke edilerek davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir ve kayyum atama kararlarının elverişli vasıtalarla kamuya duyurulmasını talep ve dava etmiştir.Davacının iş bu davaya konu taleplerinin tamamı tespit davası ve buna bağlı tedbir vs taleplerinden ibaret olup eda davası açılacak yerde tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığı değerlendirilmiştir.Diğer yandan ilk derece mahkemesi kararında belirtildiği üzere ,bilahare davacı tarafça  adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talebiyle dava açıldığı ve söz konusu davanın derdest olduğu, eldeki davaya konu tüm taleplerinin söz konusu davada ön sorun vs şeklinde ele alınmasının mümkün olduğu da gözetildiğinde istinafa konu davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi yönünde verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a23495f8f646d397","SID":"219d153479f57a71"}}