{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/315 <br>KARAR NO: 2024/1883<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/11/2021<br>NUMARASI: 2019/398 Esas - 2021/937 Karar<br>DAVA: Tazminat<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; <br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankada bulunan mevduat hesabındaki varlıklarının daha iyi değerlendirilmesine ilişkin olarak şube görevlisi ...'ın önerileri doğrultusunda, ... Yatırım nezdinde adına VİOP hesabı açıldığını, 07/12/2016 tarihinde ... Yatırım ve onun aracısı sıfatıyla ... Bankası ile sermaye piyasası araçları alım satım aracılığı çerçeve sözleşmesi, yatırım danışmanlığı sözleşmesi ve eki bildirim formlarının imzalandığını, banka tarafından görevlendirilen yatırım danışmanının telefon görüşmeleri sırasında tek taraflı olarak müvekkiline empoze ettiği öneriler doğrultusunda yapılan sermaye piyasası araçları alım satım işlemleri sebebiyle, yatırım hesabının açılmasından itibaren geçen yaklaşık 20 günlük süre zarfında 236.000-TL tutarındaki varlıkların tamamen kaybedildiğini, davalı bankaya 28.03.2017 tarihinde zararının giderilmesi için yapılan başvuruya bankaca olumsuz yanıt verildiğini, sözleşmelerin müvekkiline bankada sınırlı bir sürede imzalatılması nedeniyle metinlerin imzalanmadan önce okunmasının mümkün olmadığını, sözleşme ve formların birer örneğinin müvekkiline verilmediğini, form örneklerinin ancak 2017 yılı mart ayı başında alınabildiğini, uygunluk testinin amacına uygun şekilde yapılmayarak müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, işlem emirlerini davacının kendisinin vermediğini, bu durumun da uygunluk testinin amacına uygun yapılmadığını gösterdiğini, aracı kuruluş personeli ile banka personeli arasında ortaya çıkabilecek değerlendirme farklarının, müvekkilinin zarara uğramasının gerekçesi olamayacağını, sözleşmeler gereği müvekkiline tahsis edilen yatırım danışmanı ile emirleri ileteceği görevlinin aynı kişi olmasının, yatırım danışmanının yaptığı önerilerin aynı zamanda işlem emri olarak dikkate alınmasına ve sonuçta zarara neden olduğunu belirterek, şimdilik 10.000-TL'nin davalı bankaya yapılan başvuru tarihi olan 27.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili 05/07/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 230.000-TL olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Bankası vekili; uyuşmazlığın vadeli işlemler borsasında yatırım yapan davacı ile diğer davalı ... Yatırım arasında kurulan sözleşme ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkili bankanın yatırım işlemlerine dahli olmadığını,davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini,davacının 07.12.2016 tarihinde VİOP işlemleri yapmaya karar vererek diğer davalı ile sözleşme imzaladığını,davacı tarafından 07.12.2016, 08.12.2016 ve 09.12.2016 tarihlerinde çerçeve sözleşmeleri ile bilgilendirme formlarını imzaladığını, davacının vadeli işlemler ve opsiyon borsasında işlem yapmaya 12.12.2016 tarihinde 230.108-TL ile başladığını, son işlemi ise 12.01.2017 tarihinde yaptığını, davacının imzaladığı risk bildirim formları ile olası riskler hakkında bilgilendirildiğini, risk bildirim formlarının sözleşmelerle birlikte teslim edildiğini,davacının 02.01.2017-03.01.2017 tarihinde USD'nin düşeceği düşüncesiyle 3,55-TL'den 1.190 adet satış yönlü ocak ayı vadeli USD pozisyonu açtığını, ancak 05.01.2017 tarihinden 11.01.2017 tarihine kadar USD'nin tarihi zirveye ulaşması nedeniyle tersi bir hareketle karşı karşıya kaldığını ve hesabındaki teminatın zararı karşılamaması nedeniyle satış yapılmak zorunda kalındığını, davacının bu yükseliş nedeniyle 197.869-TL kaybı olduğunu, davacıya hesap ekstrelerinin posta yolu ile gönderildiğini, uygunluk testinin davacının kabul ettiği gibi online olarak yapıldığını davacıya bu konuda herhangi bir baskı yapılmasının fiilen mümkün olmadığını, davacının telefonla verdiği talimat ve öncesinde sözlü olarak bilgi verilerek onayı alınarak işlem yapılması ve ardından işlemler hakkında bilgi verilerek adresine ekstre gönderildikten sonra karşı çıkmayarak icazet vermiş olmasının, sözleşmeye ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, davacının sözleşmeler ile sözlü emirlerin geçerli olacağını kabul ettiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Yatırım vekili;davacının yatırım işlemleri yapmak istediğini beyan etmesi üzerine kendisine foreks ve VİOP işleyişi ile riskleri hakkında bilgilendirme yapıldığını, davacının 07.12.2016 tarihinde VİOP işlemleri yapmaya karar vererek müvekkili ile sözleşme imzaladığını, davacının aracılık sözleşmeleri ile risk ve fiyatlandırma bildirim formlarını imzaladığını, davacının vadeli işlemler ve opsiyon borsasında işlem yapmaya 12.12.2016 tarihinde 230.108-TL ile başladığını, son işlemi ise 12.01.2017 tarihinde yaptığını, davacının imzaladığı sözleşme ve risk bildirim formları ile olası riskler konusunda bilgi sahibi olduğunu, davacının 22.12.2016 tarihine kadar 87.804-TL kar elde ettiğini, ses kayıtlarına göre davacının kar elde ettiği dönemlerde şikayeti olmadığını, davacının onay ve bilgisi dışında tek bir işlem gerçekleşmediğini,zararın piyasa riskinden kaynaklandığını, davacının 02.01.2017-03.01.2017 tarihinde USD'nin düşeceği düşüncesiyle 3,55-TL'den 1.190 adet satış yönlü ocak ayı vadeli USD pozisyonu açtığını, ancak 05.01.2017 tarihinden 11.01.2017 tarihine kadar USD'nin tarihi zirveye ulaşması nedeniyle tersi bir hareketle karşı karşıya kaldığını ve hesabındaki teminatın zararı karşılayamaması nedeniyle satış yapılmak zorunda kalındığını, davacının bu yükseliş nedeniyle 197.869-TL zararı oluştuğunu, davacı ile 13.12.2016 ve 06.01.2017 tarihlerinde mutabakat yapılarak kontrat sayısı ile teminat miktarının kendisine eksiksiz aktarıldığını, uygunluk testinin online olarak yapılmış olup, davacıya bu konuda baskı yapılmasının fiilen mümkün olmadığını, davacının bilgilendirildiği işlemlerin gerçekleştirilmesine ve hesap durumuna itiraz etmeyerek icazet verdiğini, davacının uygunluk testinde yüksek getiri beklentisi ile riskli ürünlere yatırım yapabileceğine dair kutucuğu işaretlediğini, VİOP işlemleri nedeniyle oluşan kayıplardan aracı kurumların sorumlu tutulamayacağına dair yerleşik yargı kararları bulunduğunu, davacıdan tahsil edilen komisyon ve ücretlerin mevzuata ve sözleşmelere uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; imzalanan sözleşmeler ile davacı adına VİOP hesabı açıldığı, ilk olarak davacı tarafından 09.12.2016 tarihinde bu hesaba 230.000-TL yatırıldığı, bu meblağın yatırım danışmanlığı sözleşmesi kapsamında işletildiği, yapılan işlemler ile davacı varlığının 274.592,85-TL'ye yükseldiği, bu tutarın 12.01.2017 tarihinde tamamen kaybedildiği,dosya içerisinde yer alan ve tarafların görüşmelerine dair  CD'nin dökümü yapıldığı, davacı ile davalı çalışanı arasında yapılan görüşmelerden alınacak hisse senetlerinin hangileri olduğu ve sayısı, satışının davalı çalışanı tarafından davacıya önerildiği, davacının sadece çalışan tarafından yapılan önerileri kabul ettiği, yatırım hesabının yönlendirilmesine ilişkin doğrudan bir katılımı bulunmadığı, yatırım hesabının davalı çalışanı tarafından yönlendirilip yönetildiği, ayrıca davacının VİOP  hakkında  tecrübe ve bilgisinin olmadığı, bu durumun davalı tarafça bilindiği, Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esas Hakkında Tebliğ gereği davacıya yapılması gereken yerindelik testi uygulamasının yapılmadığı ve zararın oluştuğu dönemde davalı çalışanı tarafından davacının aranılarak yönlendirildiğinin tespit edildiği, bu tespitlere ve özellikle davacının yatırım hesabının davalı çalışanı tarafından yönlendirilip yönetilmesine ve davacının yeterli bilgi ve tecrübesinin olmadığının bilinmesine göre, davacıya müterafik kusur yüklenemeyeceği kabul edilerek davalıların davacı zararının tamamından sorumlu olduğu, davalı banka tarafından her ne kadar husumet itirazında bulunulmuş ise de, sözleşmenin banka aracılığıyla imzalanması ve davacı banka sözleşmede taraf olarak yer aldığından zarardan davalıların birlikte sorumlu olduğu, davacının zarar miktarının 24.12.2020 tarihli rapor ile 230.108,16-TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 230.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: 1-Davalı ... Bankası vekili; uyuşmazlığın vadeli işlemler borsasında yatırım yapan davacı ile diğer davalı ... Yatırım arasında kurulan sözleşmeden kaynaklandığını, müvekkilinin davacının yatırım işlemlerine dahli veya taraf sıfatı olmadığını, müvekkilinin sözleşmeleri emir iletimine aracı olarak imzaladığını, müvekkili ile davacı arasında hiç bir yatırım işlemi bulunmadığını, müvekkilinin diğer davalının acentesi olarak hareket ettiğini, müvekkilinin aracı kurum niteliği bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini,dava konusu işlemlerin davacının talimatı ve bilgisi ile gerçekleştirildiğini, diğer davalı tarafından risk bildiriminin yapıldığını, davacının imzaladığı tüm sözleşmelerin ekinde risk bildirim formlarının yer aldığını, bu formlar ile davacının olası riskler konusunda uyarıldığını, davacının yaptığı işlemlerin riskli olduğu konusunda bilgi sahibi olarak gerçekleştirdiği opsiyon işlemleri ile bağlı olduğunu, işlemlerin davacının talimatı ile yapılmadığının kabulü halinde de davacının haberdar edildiği işlemlere itiraz etmeyerek icazet verdiğini, diğer davalı tarafından davacıya hesap ekstrelerinin posta yolu ile gönderilerek hesabındaki tüm gelişmelerden yazılı olarak haberdar edildiğini, davacının ses kayıtları, ekstreler, internet kullanım kayıtları gereğince gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle sorumlu olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunun hatalı yorumlandığını, müvekkilince yapılan komisyon tahsilatının davacının imzaladığı risk ve fiyat bilgilendirme formu ile sözleşme kapsamında yapıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Yatırım vekili; davacının son derece riskli bir piyasa olan vadeli işlemler ve opsiyon piyasasında ABD Doları üzerinden işlemler yaptığını, bu piyasanın çok büyük riskler taşıdığını, konuşma dökümlerine göre davacının tüm işlemlerinin aynı düzen ve aynı karşılıklılık içerisinde gerçekleştirildiğini, davacının sözleşmeler ve risk bildirim formları ile piyasanın riskleri konusunda bilgilendirildiğini, dolayısıyla davacının piyasa riskleri konusunda bilgilendirilmediği gerekçesinin geçersiz olduğunu, davacının onayı dışına bir işlem yapılmadığını, davacının işlemlerin ilk 15 gününde çok yüksek kar elde ettiğini, davacının zararının ise kendisine verilen tavsiyeden değil, 31.01.2016 tarihinde ... isimli gece kulübünde yaşanan terör saldırısı nedeniyle kurdaki yukarı yönlü ani fiyat hareketinden kaynaklandığını, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediğini, tavsiyede bulunulması mevzuata uygun olup davacının bunu onaylayarak işlem yapmasının müvekkilinin sorumluluğunu gerektirmediğini, sermaye piyasası araçlarına yönelik yönlendirici nitelikteki bir tavsiyenin her durumda yatırım danışmanlığı sonucunu doğurmayacağını, davacıya aktarılan araştırma raporunun tüm müşterilere duyurulan genel bir tavsiye olduğunu ve davacıya özel bir yatırım tavsiyesi olmadığını, davacıya yatırım danışmanlığı hizmeti verildiği kabul edilse dahi, bu durumun aracı kurumun sorumluluğunu gerektirmediğini, davacının zarar ettiği işlemler öncesinde müvekkilince ilan edilen piyasa yorumlarının paylaşıldığını, davacının da bu yorumlar sonrası kar beklentisi ile işlemlere onay verdiğini, son kararın her zaman yatırımcıda olduğunu, davacıya uygunluk testinin yapıldığını, yerindelik testinin ise müşterilere bireysel portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı hizmeti sunulmasından önce yapılması zorunlu olup, davacıya bu kapsamda bir hizmet verilmediğinden bu testin yapılmasına gerek olmadığını, davacının zarar miktarını bilmesine rağmen belirsiz alacak davası açmasının usule aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan sermaye piyasası araçları alım satım aracılığı ve yatırım danışmanlığı sözleşmeleri çerçevesinde yapılan vadeli işlemler opsiyon piyasası işlemleri sonucunda oluşan zararının tazmini istemine ilişkindir.  Davacı tarafça; davalı tarafından yapılacak işlemlerin olası riskleri konusunda yeterince bilgilendirilmediği, yatırım emrini davacının kendisinin vermediği, davalı tarafından görevlendirilen yatırım danışmanı tarafından empoze edilen öneriler doğrultusunda sermaye piyasası araçları alım satım işlemleri yapıldığı, zaman zaman bir süre işlem yapmama konusundaki taleplerinin aynı yetkili tarafından dikkate alınmayarak işlem yapılmaya devam edildiği, davacının onayı alınmadan adına işlemler yapıldığı, yapılan alım satım işlemleri sonucunda oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğu ileri sürülerek oluşan zararın tazmini talep edilmiştir. Somut olayda; davacı ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeler ile davalının imzaladığı risk bildirim formları çerçevesinde 12.12.2016-12.01.2017 tarihleri arasında VİOP alım satım işlemleri gerçekleştirildiği, davacının davalı aracı kurum nezdindeki teminat hesabına 12.12.2016 tarihinde 230.108,60-TL aktardığı, USD vadeli işlemler kapsamında dönem içerisinde davacının 30.12.2016 tarihine kadar olan işlemlerde kar elde ettiği, ancak davacının 2017 yılı başından 12.01.2017 tarihine kadar gerçekleştirilen işlemlerden net 274.592,85-TL zarar ettiği, sonuçta davacının teminat hesabına aktarılan tüm parayı kaybettiği anlaşılmaktadır. Görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının tüm alım satım işlemlerinin ilgili uzman tarafından kendisinin onayı ile gerçekleştirildiği, başlangıçta kar elde eden davacının danışmana yatırılan tüm parayı riske edebilme yetkisi verdiği, bunun sonucunda danışmanın tahmin ve öngörülerinin tutmaması nedeniyle yapılan işlemlerden zarar ettii, zararın oluştuğu 2 ve 3 Ocak günlerinde davacının hiç bir talepte bulunmadığı, davacının bekleyelim önerisine rağmen riskin göz ardı edilerek kazanç vaadiyle ikna edilerek zarara neden olunduğu, VİOP konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan davacının riskler konusunda uyarılmadığı, sonuçta paranın danışmanın kusurlu davranışı nedeniyle kaybedildiği belirtilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında ise; işlemlerin davacı ile davalı aracı kuruluş yetkilisi arasında gerçekleştirilen telefon görüşmelerinde, aracı kurum yetkilisinin işlem önerileri ve davacının önerilen işlemlere onay vermesiyle gerçekleştirildiği, telefon görüşmelerine göre davalı yetkilisinin davacının VİOP hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığını başından beri bildiği, portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı hizmeti sunmak üzere sözleşme imzasından önce yerindelik testi uygulanmasının zorunlu olduğu, davacıya uygunluk testi yaptırılmasına rağmen yerindelik testinin yapılmadığı, işlemlerin davalı yetkilisi tarafından yapılıp sonradan davacıya bilgi verildiği, davacının işlem detaylarını anlamadan onay verdiği, bu nedenle davacıya verilen hizmetin yatırım danışmanlığı veya portföy yöneticiliği olarak kabul edilebileceği, yerindelik testi yapılmadan bu hizmetlerin verilmesinin ilgili tebliğ hükümlerine aykırı olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında aracılık sözleşmesi yanında 07.12.2016 tarihinde yatırım danışmanlığı sözleşmesi de imzalanmış olup, 11.07.2013 tarihli RGde yayımlanan Yatırım Hizmetleri Ve Faaliyetleri İle Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin 37. maddesinde bireysel portföy yöneticiliği; kolektif yatırım kuruluşlarının portföyleri hariç olmak üzere, finansal varlıklardan oluşan portföylerin, her bir müşteri adına, doğrudan veya dolaylı bir menfaat sağlamak üzere vekil sıfatıyla yönetilmesi olarak; 45. maddesinde ise yatırım danışmanlığı; yetkili yatırım kuruluşunun, yatırımcı talebi doğrultusunda veya yatırımcı talebi olmaksızın sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar hakkında, belli bir kişiye veya mali durumları, risk ve getiri tercihleri benzer nitelikteki bir gruba yönelik olarak yönlendirici nitelikte yorum ve tavsiyelerde bulunması faaliyeti olarak tanımlanmıştır. Aynı tebliğin 40. maddesi gereğince, bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı hizmeti sunmak üzere yatırım kuruluşu ile bir müşteri arasında yatırım danışmanlığı çerçeve sözleşmesi imzalanmadan önce 40. maddede belirtilen yerindelik testinin yapılması zorunlu tutulmuştur. Yerindelik testi ise Tebliğin 40. maddesinde; bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı kapsamında müşteriye sunulacak hizmet ile müşterinin yatırım amaçları, mali durumu ile bilgi ve tecrübesinin uyumlu olup olmadığının yetkili kuruluşlar tarafından değerlendirilmesi olarak tanımlanmış ve bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı hizmetinin yerindelik testinin sonucuna uygun olarak sunulacağı hükme bağlanmıştır. İmzalanan sözleşmeler ve ekleri risk bildirim formları ile davacının yapılacak işlemlerin olası riskleri konusunda bilgilendirildiği görülmektedir. Ancak taraflar arasında gerçekleştirilen telefon konuşma dökümlerinin incelenmesinde; davacının vadeli işlem opsiyon piyasası işlemleri konusunda bilgi sahibi olmadığı, konuşmalarda davacının bunu belirttiği, alış veya satış işlemlerinin davalı aracı kuruluş görevlisi tarafından gerçekleştirilip sonrasında davacıya bilgi verildiği, davacının işlem detaylarını anlamadan işlemlere sonradan onay verdiği, örneğin 12.12.2012 tarihli 4.54 konuşmasında davacının aracı kuruluş görevlisine kendisinin de işlemlere ilişkin görüşünü iletmesi gerektiği anlamında sözler söylemesi üzerine davalı görevlisinin \"ortak gidince iş şey olmuyor genelde (direksiyonda bir kişi olması lazım) şeklinde cevap verdiği, davacının da bunun üzerine \"kusura bakmayın ben hiç bir şeyden anlamıyorum\" şeklinde söylediği, davacının zararının büyük kısmının oluştuğu 02.01.2017 ve 03.01.2017 tarihli işlemlerde yılbaşındaki terör saldırısı sonrası olan ilk iş gününde davalı görevlisinin davacıya 1000 kontrat vermeye çalışalım şeklinde öneride bulunduğu, davacının bekleme yönündeki görüşüne karşılık bu gibi şeylerin pek etkilemediğini belirterek işlemi yaptığı, davalı görevlisinin 03.01.2017 tarihinde yine ilave pozisyon açmak istediğini belirttiği, davacının ise \"bilmiyorum sana bırakıyorum, rakamlar büyüdükçe tedirgin oluyorum\" şeklinde söylediği, burada da davalı çalışanı tarafından ilave pozisyon açıldığı, 10.01.2017 tarihli konuşmada davalı görevlisinin davacıya açıkça davacının da olduğu bir kısım müşterilerinin kendilerinin yönlendirmeleriyle hareket ettiğini söylediği görülmekte olup, konuşmalardan davacının işlemler öncesinde riskler konusunda bilgilendirilmediği, yapılmasına karar verilen işlemler bakımından piyasa bilgisi bulunmayan davacının ikna edilerek hareket edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki yatırım danışmanlığı sözleşmesi kapsamında davalının genel yatırım tavsiyesinde bulunmaktan öte yatırım danışmanlığı hizmeti verdiği, bu hizmetin verilmesi sırasında piyasa hakkında bilgi sahibi olmayan davacının olası riskler konusunda uyarılmadığı, kararların davalı aracı kuruluş çalışanı tarafından alınarak davacıya onaylatıldığı, yukarıda açıklanan ilgili tebliğ hükümleri gereği yapılması zorunlu bulunan yerindelik testinin de yapılmadığı anlaşılmakla, mahkemece davacının zararından davalı aracı kuruluş ... Yatırım'ın sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.  Davalı ... Bankası taraflarca imzalanan tüm sözleşmelerde \"emir iletimine aracı\" sıfatıyla yer almaktadır. Yatırım danışmanlığı sözleşmesinin 8. maddesinde, davalı bankanın aracı kurumun müşteriye sunabileceği hizmeti müşteriye tanıtmak ve ve aracı kurum ile müşteri arasında bu sözleşmenin akdedilmesine aracı olmak dışında bir görev ve sorumluluğu bulunmadığı belirlenmektedir.Bilirkişi raporunda, yapılan işlemler sonucunda oluşan komisyon bedelleri tutarınca davacının davalı banka nezdindeki hesabında borçlandırıldığı, bu borçların da yatırım hesabından çekilen tutarlar ile kapatıldığı tespit edilmiş olup, davalı bankanın bunun dışında somut olayda herhangi bir eyleminin bulunmadığı, tüm yatırım işlemleri diğer davalı aracı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durumda davacının oluşan zararından davalı bankanın sorumlu tutulması mümkün olmadığından, davalı banka aleyhine açılan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır Açıklanan nedenlerle; davalı ... Yatırım vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ... Bankası aleyhine açılan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ... Bankası vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak \"davalı ... Bankası aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... Yatırım aleyhine açılan davanın ise kabulüne\" karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı ... Kıymetler A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Bankası A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/398 Esas - 2021/937 Karar sayılı 30/11/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın kabulüne, 230.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,  Davalı ... Bankası A.Ş aleyhine açılan davanın reddine,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; Alınması gereken 15.711,30-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 3.927,82-TL'nin mahsubu ile bakiye 11.783,48‬-TL harcın davalı ... A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 3.982,22‬-TL peşin harçların davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 4.750‬-TL bilirkişi ücreti, 329,95‬-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 5.079,95‬-TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,  Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 24.550-TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya ödenmesine, Davalı ... Bankası A.Ş. vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Bankası AŞ ye ödenmesine,\"Alınması gereken 15.711,30-TL istinaf karar harcından yatırılan 3.927,82‬-TL harcın mahsubu ile kalan 11.783,48‬-TL harcın davalı ... A.Ş'den  alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 3.928-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 33-TL istinaf yargı giderinin davalı ... Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş'den  alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2ea750b14b6bc0d","SID":"708239a4f6de8558"}}