{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/910 <br>KARAR NO: 2024/2168<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/12/2021<br>NUMARASI: 2020/153 Esas - 2021/873 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'ın davalı şirketin ZMMS ile sigortalamış olduğu ... plakalı aracın içerisinde yolcu olarak bulunmakta iken, 06/02/2010 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yaralanarak sakat kaldığını, zararın ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün (Eski Şişli ... İcra Müdürlüğü) ... Esas sayılı dosyası üzerinden 45.909,00 TL bedelli icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/544 Esas (Eski 2010/585 Esas) sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sırasında alınan 25/07/2012 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile söz konusu zararın davalı şirketin poliçe kapsamında kaldığı ve 25/02/2013 tarihli raporu ile de gerçek maddi zararın 131.164,12 TL olduğunun tespit edildiğini, zararın tespit edilmesi üzerine, daha önce İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasında takibe konulan 45.909,00 TL bedel dışında kalan 86.164,00 TL'nin tazmini için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı neticesinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/259 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, davaların İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/544 Esas sayılı dosyasında birleştirildiğini, kaza sonucunda maluliyete uğrayan alacaklı ...'ın, kaza sebebiyle muaccel hale gelmiş ve gelecek tüm hak ve alacaklarını fer'ileriyle birlikte, davacı müvekkili ...'e 02/12/2013 tarihinde  temlik ettiğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/544 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, 12/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda %30 oranında maluliyet kabul edilerek yapılan hesaplama neticesinde, maddi zararın 214.823,63 TL olduğunun tespit edildiğini, mahkemece hem esas hem birleşen davada itirazın kısmen iptaline ve takiplerin devamına karar verildiğini, davalı şirket tarafından, itirazın iptali davası doğrultusunda icra kapak hesabı yapılarak ödemenin gerçekleştirildiğini, ancak icra takibinde ödenen temerrüt faizinin müvekkiline geç ödeme yapılmasından kaynaklı zararını tazmin etmediğini, bu sebeple müvekkilinin munzam zararının tazmin edilmesi gerektiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 58.861,25 TL olarak arttırmıştır.  Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak, 06/02/2010  tarihinde meydana gelen trafik  kazası nedeniyle tazmin edilen maluliyet tazminatı dayanak gösterilerek açılmış olan munzam zarar davasının, davacı tarafından  28/02/2020 tarihinde ikame edildiğini, davacının 06/02/2010 tarihli trafik kazasını dayanak alarak maluliyete ilişkin  açmış olduğu tazminat davası sonucu alacağını tahsil ettikten sonra; talep ettiği munzam zarar iddiaları için  her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu; esasa ilişkin olarak da; davacının iddialarının kabul edilemeyeceğini, somut olayda alacağı temlik alan davacının icra dosyasından alacağını tahsil ettiğini, temlik alan davacının iddialarının aksine alacağının temerrüde rağmen süresinde ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğradığını ileri sürülmüş ise de; munzam zararın varlığının somut delillerle kanıtlanamadığını, davacı tarafça enflasyonun yüksekliği ve paranın satın alma gücündeki azalma nedeniyle faizle karşılanmayan zararın varlığına dair karine de ileri sürülüp ispatlanmadığını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, kusurunun da söz konusu olmadığını, yargılama süreçleri devam ederken savunma hakkını kullandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla  mali müşavirin de bulunduğu bilirkişi heyetinden ilgili resmi kuruluşlardan tahsil tarihi ile dava tarihi arasındaki enflasyon verilerini gösteren tefe-tüfe-üfe oranları, bankalardan faiz oranları ve diğer yatırım araçlarındaki hareketlere ilişkin dokümanlar getirtilerek rapor alınması ve davacının zararı olup olmadığının belirlenmesi ve taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Söz konusu zararın oluştuğuna ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olmadığını, Anayasa Mahkemesi ve  güncel Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında munzam zararın oluştuğunun bir karine olarak kabul edildiğinin yer aldığını, mahkeme tarafından uğranılan zarar tespit edilmesine karşın, gerekçede zararın tespit edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, faizin müvekkilinin oluşan zararını karşılamadığını, karşılamamasının sebebinin ise davalının temerrüte düşmesi olduğunu, zarar ile temerrüt arasında illiyet bağının taraflarınca ispatlandığını,  mahkemenin davalının kusurunun davacı tarafından ispatlanması gerektiği gerekçesi ile hukuki değerlendirme de hataya düştüğünü, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 06/02/2010  tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı tarafından trafik sigortalı ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan alacağını temlik eden ...'ın yaralanması ve %30 maluliyetinin oluşması nedeniyle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/544 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu verilen karar neticesinde temerrüt faizi işletilerek ödenmesine  karar verilip tahsil edilen alacağın, oluşan gerçek zararın temerrüt faizi ile karşılanmayacak tutarda fazla olduğu iddiası ile munzam zarar talep edildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4 . Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve  2023/1888Esas - 2023/6062 Karar sayılı ilamında \"...Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.\" şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki  düşüş nedeniyle munzam zararı  oluştuğunu, tahsil edilen temerrüt faizinin alacaklının zararını karşılar nitelikte  olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını  ileri sürmüş ise de,  munzam zarar iddiasına konu alacak iddiasının trafik kazası  sonucu araçta yolcu olarak bulunan alacağını temlik eden eden  ...'ın yaralanması ve %30 maluliyetinin oluşması nedeniyle zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, maluliyet zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun  doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu,  nitekim davanın kısmi dava olarak açıldığı, zarar tutarının  bilirkişi tarafından  rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, kaza, başvuru, rapor, karar, icra ve tahsil tarihleri dikkate alındığında makul yargılama sürelerinin aşıldığından bahsedilemeyeceği, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14/05/2015 tarihli 29355 sayılı Resmi Gazetede  yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak  munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik veriler üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d161dc3d2f11cae6","SID":"d011594e67dde208"}}