{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/692 <br>KARAR NO:2024/3618<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A   K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/10/2023<br>NUMARASI:2022/803 E - 2023/624 K<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>KARAR TARİHİ:30/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; 22.12.2017 tarihinde, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluk alanında bulunan ... limanında, davalıya ait vinçlerden birinin taşıdığı konteynerin davacının sahibi olduğu ... plakalı çekici yarı römork aracın üzerine düştüğü; vinç operatörünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu; davacı tarafından 99.060,36-TL çekici onarım bedelinin ödendiği ve icra yoluyla ferileri ile birlikte davalıdan tahsil edildiği (işbu davanın konusu değildir); hasar tutarının eksiksiz ödenmesinden de davalının kusurlu olduğunu kabul ettiğinin anlaşıldığı açıklanarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, ... plakalı çekicinin 500 TL kazanç kaybı (mahkemece  hasar tutarı şeklinde karara yazılmıştır)  ile 500 TL değer kaybının kaza tarihi 22.12.2017 itibariyle avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH:Davacı vekilince harçlandırılmış 23/03/2021 tarihli dilekçe ile dava ıslah edilmiş,  dava değeri 28.150,00-TL'ye çıkartılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde; hasarın oluşmasında %100 kusurlu olmadıkları; icra tehdidi altında hasar tutarının ödenmiş olmasının kusurun kabul edildiği anlamına gelmediği; Çekicinin 78 gün serviste kalmasından servisin sorumlu olabileceği ancak her durumda onarımın gereğinden uzun sürmesinden kendilerinin sorumlu olmadığı, ayrıca çekici benzeri araçların her gün çalışmadığı ve kazanç sağlamadığı; Kazadan sonra geçen yaklaşık 2 yıl süresince de çekicide ilave değer kaybı meydana gelmiş olması gerektiğini, değer kaybını bilirkişinin belirlemesi gerektiğini beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; \" 1-)Davanın KABULÜ İLE, Davacı ....Şti nin  dava ve 6100 sayılı HMK 107/2 uyarınca artırılan davasının kabulüne, 18.000-TL değer kaybı tazminatı, 10.150-TL kazanç kaybı tazminatı olmak üzere toplam 28.150-TL nin 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili ile  davacıya ödenmesine \" şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda 2021/2392 Esas 2022/2429 Karar sayılı  karar ile \"Davalı tarafça icra dosyası sebebiyle hasar ödemesi yapılması kusurun benimsendiği anlamına gelmediğinden, davanın niteliği gereği kusur durumunun incelenmesi gerektiğinden taraflara tanıklarını bildirmek üzere kesin süre verilmesi, tanıklar dinlenip,mahallinde keşif yapılarak tarafların  kusur durumunun belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Bu sebeplerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile \"  kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yeniden  yapılan yargılama sonunda ;Davanın KABULÜ İLE,Davacı ....Şti nin  dava ve 6100 sayılı HMK 107/2 uyarınca artırılan davasının kabulüne, 18.000-TL değer kaybı tazminatı, 10.150-TL kazanç kaybı tazminatı olmak üzere toplam 28.150-TL nin 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili ile  davacıya ödenmesine  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde ; \"Yerel Mahkeme kararı tarafımızca itiraza uğrayan ve itirazlarımız giderilmeksizin hükme esas alınan bilirkişi raporlarına dayandırılmaktadır,  istinaf kaldırma kararından sonra dosyaya kazanın oluş şeklinde dair hiçbir delil, tutanak, görüntü vs girmemiştir. Bu durumda davacının iddiasını ispat ettiği sonucuna varılması mümkün değildir. Tanzim edilen ve hükme esas alınan kusur raporunda da somut ve denetime elverişli hiçbir veri yer almamaktadır.Hükme esas alınan raporda \"iş sahasında sahayı kullanan diğer araçların trafik akışına gereken dikkat ve özeni göstermediği\" şeklindeki ifadeye yer verilmişse de bilirkişilerin bu kanaate nasıl vardığı anlaşılmamaktadır ve bu kanaat hiçbir surette kabul edilebilir değildir. Somut verilere dayanarak hazırlanmayan bir raporun hükme esas alınamayacağı yargı kararları ile sabittir. Raporda belirtilenin aksine Müvekkil Şirket sahasında çalışma yapılırken trafiğin durdurulması, araçların yönlendirilmesi gibi tedbirler alınmaktadır.Müvekkil Şirket çalışanlarına gerekli eğitimleri vermektedir. Vinci kullanan çalışan, vinç kullanmak için gerekli ehliyet ve belgelere sahiptir. Müvekkil Şirket tarafından işin tehlikeli ve bir liman sahası olması nedeniyle kazalara sebebiyet verilmemesi bakımından işçilere işe başlarken oryantasyon eğitimi, iş sağlığı ve güvenliğine dair eğitimler verilmektedir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Müvekkil Şirket'in vuku bulan kaza bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır,Müvekkil Şirket’in herhangi bir sorumluluğunun doğması için haksız fiil olması, haksız fiil sonucunda bir zarar doğması, haksız fiilin ortaya çıkışında Müvekkil Şirket’in kusurunun olması ve zarar ile haksız fiil arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Somut olayda bu şartlar gerçekleşmediği gibi Davacı da iddiasını ve davasını ispat edememiştir. kabul anlamına gelmemekle birlikte, Müvekkil Şirket'in %100 kusurlu olduğu kabul edilse dahi hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar hatalıdır ve hükme esas alınamaz. davada ... plakalı araçta var olduğu iddia edilen değer kaybının hesaplamasının yöntemince yapılmadığı, yine var olduğu iddia edilen kazanç kaybının da tahsilinin  talep edildiği,  yerel mahkeme tarafından hesaplama bakımından hükme esas alınan 24.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise talep edilen kazanç kaybı yerine -taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak- ikame araç zararı hesaplaması yapılmıştır. Davacının İKAME ARAÇ ZARARI şeklinde bir talebi bulunmamaktadır. Diğer yandan  bilirkişi raporunda, aracın 30 günlük tamir süresinin makul süre olarak kabul edilmesi de gerekçeden yoksundur. Zira aşağıda yer alan Yargıtay kararında yüksek mahkeme tarafından 35 günlük araç tamir süresi makul sayılamayacak kadar uzun süre olarak kabul görmüştür.  aleyhe beyan teşkil etmemek kaydı ile dava kabul edilse dahi Müvekkil Şirket temerrrüde düşürülmediğinden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi mümkün değildir. davacı tarafından hem müspet hem de menfi zararın talep edilmesinin mümkün değildir\"  şeklindeki istinaf sebepleri ile, kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda;  dava , adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında maddi tazminat talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; 22.12.2017 tarihinde, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluk alanında bulunan Süleymanpaşa/Tekirdağ limanında, davalıya ait vinçlerden birinin taşıdığı konteynerin davacının sahibi olduğu ... plakalı çekici yarı römork aracın üzerine düştüğü, davacıya ait araca  zarar verdiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki belgelere göre ,davalı icra takibi sebebiyle  davacıya 02.07.2018 tarihinde hasara ilişkin 99.060,36 TL ödeme yapmıştır. Dosya kapsamına göre; Kazadan sonra düzenlenmiş  bir tutanağın bulunmadığı, kazanın meydana gelme şeklinin açıklandığı herhangi  bir belgenin  dosyada bulunmadığı,her iki tarafın da dava ve cevap dilekçelerinde  \"keşif,bilirkişi incelemesi,tanık\" delillerine dayandıkları  anlaşılmaktadır.Davalı şirketin sorumluğun yönünden;  TBK.nun 66/1.maddesine göre; \"Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür\". 3.fıkrada ise; \"Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür\" hükmü getirilmiştir.Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk hali olup, surumluluk objektif özen yükümlülüğüne bağlanmıştır. TBK.nun 66/II.maddesinde özenin objektifliğini \"gerekli özen\" olarak ifade etmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, çalışma ilişkisinden kaynaklanan çalışanın kendisine bağlılığın sonucu olarak kanun tarafından kendisine yüklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, özen yükümlülüğüne aykırı davranmasına bağlanmıştır. Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu durumda  kusur incelemesi yapılması gereklidir.Davacı yönünden de aracın uygun yere perk edilip edilmediği yönünden kusur değerlendirmesi yapılmalıdır. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonraki yargılamada mahallinde keşif yapılarak ve taraf tanıkları keşifte dinlenmek suretiyle  alınan bilirkişi kurulu raporunda ; \"Kazanın 22.12.2017Cuma günü saat 21.00 21.30 sıralarında... Liman İşletmesi içinde Boş Konteynır Sahası alanı içinde meydana gelen sabit cisim düşürülmesi sonucu meydana gelen iki araçlı maddi hasarlı trafik kazasında, sürücü ...' ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı Tır Çekicisi aracı ile... Liman İşletmesi girişinde iznini alıp saha içine girdikten sonra önünde seyreden Konteynır Taşıma Tır Çekicilerini takip ettiği esnada, iki sıra dizilmiş Konteynırların arasında geçişini yaptığı esnada ,Tır çekicisi aracının sağ yan ön cam altı kısımlarına dizili konteynırların arka tarafında boş konteynırları dizen, alıp başka alana götüren seyyar vinç aracının konteynır alırken veya dizerken karşı tarafındaki konteynırları devirmesi ve devrilen konteynırların çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir Dava dosyası ve dosya içinde bulunan evraklar ve keşif günü yapılan anlatımlar doğrultusunda ve keşif günü kaza mahalli ve yapısı üzerinde yapılan incelemeler neticesinde bu kazada;... AŞ İşletmesi Sahası içinde çalışan Vinç aracının sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84. maddesinde yer alan sürücülere ait kusurlardan ; 4711-d” Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural,yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar\" kuralını ihlal ettiği için bu kazada %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.... LİMAN AŞ İşletmesi Sahası içinde çalışan Vinç aracının sürücüsünün yapmış olduğu iş sahasında sahayı kullanan diğer araçların trafik akışına gereken dikkat ve özeni göstermediği ve almaya veya istiflemeye çalıştığı Konteynır aracı ile diğer Konteynırları devirdiği için bu kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. kazanın meydana geldiği saha içerisinde sorumlularında çalışmalar sırasında trafiği durdurma başka güzergâha yönlendirme gibi tedbirleri almayarak sahaya ve saha içinde akan trafiğe gereken dikkat ve özeni tam olarak göstermediği için bu saha sorumlularının da kusurunun olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Diğer Sürücü ... ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı Tır Çekicisi aracı ile işletme girişinde giriş yaptıktan sonra yönlendirildiği güzergâhta önündeki aracı takip ederken sağ tarafında bulunan Konteynırların devrilerek aracına zarar verdiği için kusurunun olmadığı \" şeklinde  görüş bildirilmiştir. Sözkonusu bilirkişi kurulu raporu,mahallinde keşif yapılmak suretiyle düzenlenmiş olup,keşifte taraf tanıklarının da dinlendiği anlaşılmıştır.Sözkonusu rapor,dosya kapmındaki deliller ile uyumlu olmakla mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Dosyadaki deliller itibarıyla ,davalı şirket yönünden adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin koşulların somut olay yönünden gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.Davacı tarafın araçtaki değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin tazminat miktarlarının kaldırma kararı öncesinde alınan bilirkişi raporunda yöntemince tesbit edildiğinden bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri ve taraflar tacir olduğundan avans faizi uygulanmasında hata bulunmadığından bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,  davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 1.922,92 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  480,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.442,16 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa  karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc20b02185668581","SID":"45064fcad20145ca"}}