{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1257 <br>KARAR NO\t: 2024/2292<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan                                                                  Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 06/12/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş  olmakla dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACI VEKİLİNİN  İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  \"11/01/2007 tarihinde .... Otobüs firmasına ait, ....'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsle Diyarbakır ilinden Kars ili istikametine doğru seyrettiği, .... Köyü mevkiine geldiğinde kar ve buzla kaplı yolda viraja suratla girmesi neticesinde meydana gelen kazada müvekkilinin vücudunda oluşan kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarını etkileyecek şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 16.10.2017 tarihli raporunda müvekkilinin %4 vücut fonksiyon kaybı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin kazadan sonra en az 1 yıl çalışamadığını ve maluliyet oranında iş gücünden yoksun kaldığını, kaza yapan aracın .... Sigorta A.Ş tarafından sigortalı bulunduğunu, açıklanan nedenlerle: şimdilik 500,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini\" talep ettiği görülmüştür.<br>B) DAVALININ SAVUNMASI:<br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; \"Davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve gelir kaybı talebinin 25.02.2011 tarihli 6111 sayılı yasa gereğince müvekkili şirketçe karşılanmasının mümkün olmadığını, davacının kalıcı sakatlık tazminatı talebi için; Özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre kişinin kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespitinin gerektiğini, yine aynı yönetmeliğin eklerinde yer alan kas-iskelet sistemi ile ilgili yaralanma modeli veya tanı ilişkili değerlendirme kriterlerine göre, davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 08.12.2006/2007 tarihleri arasında sigortalı bulunduğunu, poliçeden dolayı sakatlanma halinde kişi başına azami sorumluluk limiti kaza tarihinde 57,500-TL olup, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil müvekkili sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekalet ücreti sorumluluğun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, dava konusu kazanın, haksız fiilden kaynaklanmış olduğunu ve ticari iş olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini\" talep ettiği görülmüştür.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Kararı  ile;  11.01.2007 günü saat 03.30 sıralarında sürücü .... sevk ve idaresindeki.... plakalı otobüs ile ...stikametinden ....istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, aracının hakimiyetini kaybedip, sol tarafındaki çelik bariyerleri aşıp, taklalar atarak yol dışı kalması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığı trafik kazasının meydana geldiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 15.03.2021 tarihli kusur raporu, olay yeri inceleme raporu, kaza tespit tutanağı, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... Karar sayılı kesinleşmiş gerekçeli kararında belirtilen oluş şekli dikkate alındığında, davalı otobüs firmasının sürücüsü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile mahal şartlarını ve yol durumunu dikkate almadan zincirsiz vaziyette seyrettiğini, olay mahallinde bulunan virajı hızını düşürmeden mevcut hızı ile dönmek istemesi neticesi sevk ve idare hatasıyla aracının hakimiyetini kaybedip sol tarafındaki çelik bariyerleri aşarak taklalar atıp yol dışı kaldığı olayda asli derecede % 100 ( yüzde yüz ) oranında kusurlu olduğunu, somut olayda uzamış ceza zamanaşımı uygulanması gerektiğinden davalı ... şirketinin zamanaşımı itirazına itibar edilmediğini, Dicle Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 13.07.2021 tarihli raporda özetle, kaza tarihinin 2007 yılı olması ve dosya içeriğinde kaza tarihine en yakın evrak olan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sağlık kurulu raporunun 2017 yılında verilmiş olduğu göz önüne alındığında, ‘‘sol ayak bileği medial malleol psödoartrozu’’ tanısının 11.01.2007 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sonucu yaralanması ile illiyetinin olmadığının ve bu cihetle özür/maluliyet oranı tayinine mahal olmadığının mütalaa edildiğini, mahkemece oluşa, bilimsel gerçekliğe ve denetime uygun bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bu sebeple meydana gelen kaza sebebiyle gerçekleştiği ileri sürülen aracın 2007 yılında meydana gelen kaza ile illiyet bağının ispat edilemediğini, bunun dışında davacının meydana gelen kazada manevi zararlara uğradığı yönünde bir delilin dosyada mevcut olmadığını, esasen bu yönde somut bir beyanın da bulunmadığını, sonuç olarak haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşmediği ve davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekili istinafında özetle; .... firmasına ait Muharrem Okşak'ın idaresindeki .... plakalı otobüs ile ... istikametine doğru seyrettiği sırada, Karlıova ilçesi Kıraçtepe köyü mevkiine geldiğinde kar ve buzla kaplı yolda viraja süratla girmesi neticesinde otobüsü kaydırarak diğer şeride geçip, bariyerlere çarpmış, kayarak sürüklenen otobüs bu şekilde direksiyon hakimiyetini kaybetmiş, yoldan çıkan otobüsün uçurumdan yuvarlanması sonucunda tek taraflı trafik kazasının meydana gelmiş olduğunu, kaza sonucunda araçta yolcu olarak seyahat eden .... ve .... isimli şahıslar ölmüş, Müvekki.....'ın ise hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte yaralandığını, kaza sonucu müvekkil 45 gün kadar hastanede kaldığını, .... Erzurum istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, aracının hakimiyetini kaybettiğini, sol tarafındaki çelik bariyerleri aşıp, taklalar atarak yol dışı kalması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacı Habip Aydoğan'ın yaralandığı trafik kazasının meydana geldiği belirtildiğini, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri incelemesinin sonucuna kadar geri bırakılmasını, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede;<br>Davacı vekili 11/01/2007 tarihinde içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... Otobüs firmasına ait, ...'ın sevk ve idaresindeki.... plaka sayılı otobüsün tek taraflı yapmış olduğu kaza sonucu müvekkilinin yaralandığından bahisle madde ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama esnasında tarafların kusur durumunun tespiti için dosya ATK ya gönderilmiş olup Adli Tıp Kurumu tarafından sunulan 15.03.2021 tarihli raporda Sürücü Muharrem OKŞAK’ın % 100 ( yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece davacının maluliyetinin tespiti için dosya  Dicle Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı başkanlığına gönderilmiş olup  düzenlenen 13.07.2021 tarihli raporda özetle, kaza tarihinin 2007 yılı olması ve dosya içeriğinde kaza tarihine en yakın evrak olan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sağlık kurulu raporunun 2017 yılında verilmiş olduğu göz önüne alındığında, ‘‘sol ayak bileği medial malleol psödoartrozu’’ tanısının 11.01.2007 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sonucu yaralanması ile illiyetinin olmadığının ve bu cihetle özür/maluliyet oranı tayinine mahal olmadığının mütalaa edilmiştir. Mahkemece maluliyete ilişkin rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olup karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri TBK'nın 162/2 ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur.<br>Davacının kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da \"Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler arasında veya tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.\" şeklinde tanımlanmıştır.<br>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 73. maddesinin (1) bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. <br>Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece duruşma yapılmadan, yani taraflara tebligat yapılıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.<br>Davacı  tüketici olup, taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olduğundan 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3 ve 73. maddeleri gereğince bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara da Tüketici Mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir. Davanın görüldüğü yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması kanundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Zira Tüketici Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargılama usulü farklıdır.<br>Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta, davacı tüketici konumunda olup, davalı otobüs işleteni ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir.<br>Davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı .... ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi Ticaret Mahkemesine ait ise de iş bu dava, taşıyan olan diğer davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı.... hakkındaki davanın da Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki Tüketici Mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.<br>Açıklanan bu olgu karşısında, mahkemece dava tarihinde ayrı bir tüketici mahkemesi bulunması halinde görevsizlik kararı verilmesi, tüketici mahkemesi bulunmaması halinde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yerine davanın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.<br>Kabule göre de dosya kapsamında davacının 11/01/2007 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde ( iddianameden anlaşıldığı üzere ) vücudunda kemik kırığı oluşması sebebiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmakla , mahkemece davacıya ait kaza öncesi ve sonrası tüm tedavi evrakları ile ceza yargılamasına ait dosyanın tamamı celp edildikten sonra dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilerek ; 11/01/2007 tarihinde meydana gelen kaza sonucu kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre davacının varsa geçici ve kalıcı iş göremezlik durumunun tespiti ile kalıcı iş göremezlik durumunun tespiti halinde meydana gelen kaza ile illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı bir şekilde denetime hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak sonucu dairesinde  hüküm tesisi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak sonuca gidilmiş olması usûl ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin  istinaf itirazlarının bu yönüyle yerinde olduğu değerlendirilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden  kabulüne,  HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  istinaf incelemesine konu  kararının 6100 sayılı Kanunun 353/(1)-a,3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>        3-Davacının yatırdığı istinaf başvurma ve istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilgilisine iadesine, <br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yasa yoluna başvurana istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6082d396a1460062","SID":"ee22664a3d75fe54"}}