{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1972 - 2024/1591<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1972 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2024/1591<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/441 E -  2022/528 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 04/12/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/01/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 12/01/2010 tarihinde satış sözleşmesi akdedildiğini, davalının, tesislerinde her gün kesilen piliçlerin ayaklarının tamamını müvekkiline satmayı, müvekkilinin de bu piliç ayaklarının tamamını almayı taahhüt ettiğini, her ne kadar sözleşmenin 01.01.2010 tarihinde başlayacağı ve 31.12.2010 tarihinde sona ereceği belirtilmişse de, taraflar arasındaki sözleşmenin zımni olarak yenilendiğini ve davalının akde aykırı davrandığı 2018 Kasım ayına dek sözleşmenin aynı şartlarla devam ettiğini, davalının, 2018 Kasım ayından itibaren ise sözleşme gereğince ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve sözleşmeye aykırı davrandığını, davalının, 2018 yılının Ekim ayında müvekkiline eksik teslimat yaptığını, tesisinde kesilen tavuk ayaklarının tamamını teslim etmediğini, bunun üzerine davalının bu davranışının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğinin mail yoluyla bildirildiğini, davalının bu ikaza uymadığını, ayak satışını 05.11.2018 tarihinden geçerli olmak üzere sonlandıracaklarını e-mail ile bildirdiğini, davalının e-mail göndererek sözleşmeyi sona erdirmesinin TTK madde 18/3 gereğince geçersiz olduğunu, bunun üzerine davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderilerek sözleşmeye uyması, tesisinde kestiği tüm piliç ayaklarını müvekkiline teslim etmesi, aksi halde uğranılan zarardan sorumlu olacağının bildirildiğini, ancak davalıya gönderilen ihtarın sonuç vermediğini, davalının Kasım 2018'den itibaren satışı tek taraflı olarak durdurarak, sözleşmeyle üstlendiği, tesisinde kesilen tüm tavuk ayaklarını müvekkiline teslim etme borcunu yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, tacir olan davalının, taraflar arasındaki sözleşmeyi e-mail ile sona erdirmesinin olanaklı olmadığını, usulüne uygun bir fesih yapıldığından söz edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davranışının devam ettiğini, müvekkilinin üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerdeki borçlarını ifa edemediğini, taahhütlerini yerine getiremediğini, müvekkiline cezai şart tahakkuk edildiğini, müvekkilinin elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, sözleşmenin 7.a maddesinde satıcının sözleşme şartlarına uymadığı taktirde alıcının maddi ve manevi zararını tazmin edeceği hususunun düzenlendiğini, davalı ile müvekkili arasında döviz kuruna göre faturalandırma yapıldığından ve müvekkilinin Hong Kong'ta bulunan müşterisine USD ile satış yaptığından müvekkilinin kâr mahrumiyetinden kaynaklanan zararının USD üzerinden hesaplanması gerektiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışının üretimin durmasına, dolayısıyla çalışan işçilerin işten çıkarılmasına sebebiyet verdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından işçilere kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işe iade davası açan işçiler için işe iade tazminatı ödemek zorunda kaldığını, davalının bu zararı tazmin etmekle mükellef olduğunu, diğer yandan sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek yapılan işletme giderlerinin de müvekkilinin zararını oluşturduğunu, davalının bu zararı tazmin etmesi gerektiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilinin büyük bir ticari itibar kaybına uğradığını bu nedenle manevi tazminat talepleri bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 45.000,00 USD kar mahrumiyetinin, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile 1.000,00 TL işletme giderlerinin, 15.000,00 TL işçilere ödenen her türlü işçilik tazminatının ve 100.000,00 TL manevi tazminatın arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; sözleşmenin 31/12/2010 tarihinde kendi hükümleri gereğince sona erdiğini, o günden sonra tarafların sözleşme ile bağlı olmaksızın aynı konudaki ticaretlerine 2018 yılına kadar devam ettiklerini, sözleşmenin yenileneceğine ve bunun usulüne ilişkin bir hüküm olmaması sebebiyle yenilenmediğini, tarafların 01/01/2011 tarihinden sonraki dönemde alım-satım ilişkisine 31/12/2010 tarihinde sona eren sözleşmeden bağımsız olarak genel ticari usuller çerçevesinde devam ettiklerini, sona eren sözleşmenin 6/b maddesinde her hafta teslim edilen pençelerin fatura bedellerinin izleyen hafta pazartesi gününe kadar alıcı tarafından satıcının banka hesaplarına havale edileceğini, 6/c maddesinde geciken ödemelerde satıcının, yazılı olarak bildirilmesi üzerine, alıcı tarafından ... Bankası’nca o hafta vadeli mevduata uygulanan faiz oranı kadar faiz ödeneceği, 6/d maddesinde alıcı ödemelerinin sürekli zamanında yapılmaması halinde satıcının ihtar tebliğinden sonra düzelmez ise sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edebileceğinin belirtildiğini, oysa yıllar itibariyle alıcı ödemelerinde haftalık vadeye uyulmadığını, bunun süreklilik kazandığını, buna karşın müvekkilinin de (sözleşme yürürlükte olmadığından doğal olarak) sözleşmedeki maddeleri uygulamadığının görüldüğünü, sözleşme yürürlükte olsaydı müvekkilinin kendi lehine olan hükümleri mutlaka uygulayacağını, müvekkilinin kendi ayak işleme tesisini kurduğunu, bunun sebebinin davacının piyasa koşullarına aykırı şekilde fiyat düşüşünü dayatması olduğunu, davacının fiyat değişikliğine gitmesinin, piyasa koşullarıyla ilgili olmadığını, işleme tesisindeki üretim maliyetlerinin daha önce alım yaptığı ... gibi büyük tedarikçileri kaybetmesi sonrası yükselmesi ve kendisine bağımlı gördüğü son tedarikçilerinden müvekkiline bu maliyeti yansıtma düşüncesi olduğunu, 2016 yılında piyasanın önemli konumundaki bir şirketin müvekkilinden tedarik ettiği kısıtlı miktar hammaddeye bağımlı olduğunu ileri sürmesinin gerçekçi olmadığını, davacının, piyasa koşullarına aykırı fiyatlama politikası ile kendisi için kritik önemde olduğunu iddia ettiği tedarikçilerinden olan müvekkili ile gerçekleştirdiği ticareti kendi hatasıyla riske soktuğunu, sektörde kendi ayak tesisini kurmayan nadir şirketlerden olan müvekkilinin kendi ayak tesisini kurması için adeta zorladığını, kritik önemdeki tedarikçileri ile ilişkisini sürdürmekte başarısız olan bir işletmenin zor duruma düşmesinin ekonomik hayatın olağan sonuçlarından olduğunu, davacının iddia ettiği işletmenin kapatılmasının davacının tasarrufu sonucu olduğunu, iddianın dayanaksız olduğunu ve tutarlı olmadığını, müvekkilinin ayak işleme tesisinde 10 kişi çalıştığını, ayak işleme tesisini de içeren, günde ortalama 105.000 adet pilicin kesilerek işlendiği kesimhanelerinde bile toplam 380 kişi çalıştığını, 131 kişinin müvekkilinden tedarik edilen pençelerin yarattığı ekonomi ile geçindiği iddiasının temelsiz olduğunu, manevi tazminat taleplerinin de açıklanan nedenlerle dayanaksız olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesi istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; Davacının 2015-2020 yılları ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 07/11/2018 tarihi itibariyle son bulduğu, bu tarihten sonra davalı şirketten tavuk ayağı alımı yapılmadığı, yalnızca cari hesap borcuna ilişkin ödemeler yapıldığının belirlendiği, davacı şirketin işlenmemiş tavuk ayağı alımları ile davalı şirketten alımlarının incelendiği ve toplam alım miktarındaki davalı şirket payının yıllar itibariyle %27'sine denk geldiği, %73'lük kısmını diğer satıcılardan temin ettiğini, davacı şirketin hem işlenmiş hem de işlenmemiş tavuk ayağı alımları karşılaştırılarak davalı şirketin toplam miktardaki payının %14'lük kısmına denk geldiğinin belirlendiği, ortalama karlılık oranının hesabında 2015,2016,2017 ve 2018 yılları baz alındığında şirketin tavuk ayağı ticaretinden dolayı ortalama karlılık oranının %5 olarak hesaplandığı, davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre, Düzce fabrikasında çalışan işçilerin kıdem/ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretleri karşılığında 3.032.939,28TL maliyete katlanmak zorunda kaldığının tespit edildiğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 07/11/2018 tarihi itibariyle son bulduğu, bu tarihten sonra davacı şirket tarafından yalnızca cari hesap borcuna karşılık ödemelerin yapıldığı, uyuşmazlığın; taraflar arasında düzenlenen 12/01/2010 tarihli satım sözleşmesinin halen yürürlükte bulunup bulunmadığı, yürürlükte olmaması durumunda taraflar arasında zımni, sözlü bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı, sözleşmenin 9.maddesinin b kısmında sözleşmenin 01/01/2010 tarihinde başlayıp 31/12/2010 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, bu şekliyle sözleşmenin 1 yıllık süre ile sınırlı olarak akdedildiği ve bu süre boyunca tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, sözleşmeden doğan ticari ilişkinin 2012 yılının şubat ayına kadar aynı şartlarla devam ettiği, 10/02/2012 ile 19/04/2013 tarihleri arasındaki dönem için tarafların ton başına 200,00 USD karşılığı, 19/04/2013 - 03/01/2014 tarihleri arası ton başına 300,00 USD karşılığı, 03/01/2014 - 14/06/2014 tarihleri arası ton başına 400,00 USD karşılığı, 14/06/2014 - 10/03/2015 tarihleri arası ton başına 550,00 USD karşılığı, 10/03/2015 - 27/06/2015 tarihleri arası ton başına 450,00 USD karşılığı, 27/06/2015 - 21/11/2016 tarihleri arası ton başına 250,00 USD karşılığı, 21/11/2016 - 16/01/2017 tarihleri arası ton başına 400,00 USD karşılığı, 16/01/2017 - 20/03/2017 tarihleri arası ton başına 375,00 USD karşılığı, 20/03/2017 - 21/06/2018 tarihleri arası ton başına 750,00 USD karşılığı, 21/06/2018 - 07/11/2018 tarihleri arası ton başına 400,00 USD karşılığı anlaştıkları ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılı sonuna dek belirtilen farklı fiyatlar ile devam ettirildiği, sözleşmenin 9.b madde hükmüne göre sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiş ise de tarafların zımni irade beyanı ile belirsiz süreli olarak yenilendiği, bu şekilde aynı şartlarla 10/02/2012 tarihine kadar sözleşmenin ayakta kaldığı ancak 10/02/2012 tarihinde miktar değişikliğine gidildiği, sözleşme konusu tavuk ayağı bedelinde dönemsel olarak yapılan bu değişikliklerin tamamının icap - kabul esasına dayalı olup, her bir miktar değişikliğinin yeni bir sözleşme niteliğinde olduğu, 12/01/2010 tarihli sözleşmenin devamı olarak yorumlanabilmesinin mümkün olmadığı, her dönem yeni bir bedel belirlendiği ve bu durumun sözleşmenin esaslı unsurlarında değişiklik anlamında olup, bedelin belirlendiği her dönemin ayrı bir sözleşme dönemi olduğu, dönemsel sözleşmelerin herhangi bir süre ile sınırlanmadığı ve tarafların belirli bir süre boyunca ürün tedariki ve bedel ödeme borcu yükümlülüğüne girmediği, sözleşmenin feshi halinde tarafların birbirlerinden mahrum kalınan kâr, işletme giderleri, işçilere ödenmek zorunda kalınan ücretlerin tazmininin istenemeyeceği, tazminat sorumluluğunun sözleşmenin uygun olmayan zamanda feshedilmesi veya bedeli ödenmesine karşın tedarik edilmeyen ürünlerin bedelinin iadesi halinde söz konusu olabileceği anlaşılmakla davacının mahrum kalınan kâr, işletme giderleri, işçilere ödenmek zorunda kalınan ücretlerin tazmini ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle açılan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Davacı vekili; taraflar arasında 12.01.2010 tarihinde yapılan satış sözleşmesi ile, davalı yan tesisinde kesilen piliç ayaklarının tamamını müvekkiline satmayı; müvekkilinin de bunların alımını yapmayı taahhüt ettiğini, 12.10.2010 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan bu taahhüt aynı şekilde aralıksız ve fasılasız olarak 2018 yılına dek devam ettiğini, davalı yanın, 2018- Ekim ayında akde aykırı davranarak tesisinde kestiği tüm  piliç ayaklarını müvekkile teslim etmeyerek, her zaman yaptığı teslimatın yarı oranında miktarda piliç ayağı teslim ederek eksik teslimat yaparak; müvekkil şirket yetkilisi 24.10.2018 tarihli mail ile davalıya \"hammadde miktarını son zamanlarda düşürdüklerini ve yıllardır süregeldiği şekilde tüm tavuk ayaklarını teslim etmelerini\" içeren mail gönderdiği, davalı yan ise 30.10.2018 tarihinde \"05.11.2018 tarihinden geçerli olmak üzere ham ayak satışını sonlandıracağını\" içeren mail gönderdiğini, davalının mal teslimi için usulüne uygun ihtarname keşide ettiğini, müvekkil ile davalı arasında 12.01.2010 tarihinde satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile davalı, tesisislerinde  her gün kesilen piliçlerin ayaklarının tamamını müvekkile satmayı; müvekkil de bu piliç ayaklarının tamamını almayı  taahhüt ettiğini, sözleşmenin 01.01.2010 tarihinde başlayacağı ve 31.12.2010 tarihinde sona ereceği belirtilmişse de, taraflar arasındaki sözleşme zımni olarak yenilenmiş ve sözleşme belirsiz süreli hale gelmiş; sözleşmede kararlaştırılan\" davalının tesisislerinde her gün kesilen piliçlerin ayaklarının tamamını müvekkiline satmayı; müvekkilinin de bu piliç ayaklarının tamamını almayı  taahhüdü\" -mal bedeli piyasa koşullarına göre değişkenlik göstererek- davalının akde aykırı davrandığı tarihe  dek devam ettiğini, davalı yan akde aykırı davranarak mal teslimini durdurduğunu, üstelik bunu yaparken TTK madde 18/3 hükmüne de aykırı davrandığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; taraflar arasında bağıtlanan sözleşmenin yürürlükte olup olmadığı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı zarar kalemlerini talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; taraflar arasında düzenlenen belirsiz süreli satış sözleşmesinin tek taraflı olarak usulsüz feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti, işletme gideri, işçilere ödenen işçilik tazminatı ve manevi tazminatın tahsili isteğine ilişkindir.<br>Taraflar arasında yazılı olan 10/02/2012 tarihli satım sözleşmesi yıllar içinde koşulları değişerek satım bedeli, sözleşmenin süresi, tarafların karşılıklı edimleri tanımlanmadan icap kabul esasına ve değişen piyasa koşullarına göre şekillendiği belirsiz süreli satım  sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ancak yazılı olmayan bu sözleşme ile davalının davacıya mal tedarik ettiği, dosyaya toplanan delillerden anlaşılmaktadır.<br>Davalı, hiçbir sebep göstermeden münasip bir süre tayin etmeden sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Uyuşmazlık davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, feshi ihbar süresi tanınmadan sözleşmenin  feshedilip edilemeyeceği konusunda toplanmaktadır.<br>Mahkemece; 10/02/2012 tarihinde miktar değişikliğine gidildiği, sözleşme konusu piliç ayağı bedelinde dönemsel olarak yapılan  değişikliklerin tamamının icap - kabul esasına dayalı olup, her bir miktar değişikliğinin yeni bir sözleşme niteliğinde olduğu, 12/01/2010 tarihli sözleşmenin devamı olarak yorumlanabilmesinin mümkün olmadığı, her dönem yeni bir bedel belirlendiği ve bu durumun sözleşmenin esaslı unsurlarında değişiklik anlamında olup, bedelin belirlendiği her dönemin ayrı bir sözleşme dönemi olduğu, dönemsel sözleşmelerin herhangi bir süre ile sınırlanmadığı ve tarafların belirli bir süre boyunca mal tedariki ve bedel ödeme borcu yükümlülüğüne girmediği, sözleşmenin feshi halinde tarafların birbirlerinden mahrum kalınan kâr, işletme giderleri, işçilere ödenmek zorunda kalınan ücretlerin tazmininin istenemeyeceği, tazminat sorumluluğunun sözleşmenin uygun olmayan zamanda feshedilmesi veya bedeli ödenmesine karşın tedarik edilmeyen ürünlerin bedelinin iadesi halinde söz konusu olabileceği, davacının talepleri olan mahrum kalınan kâr, işletme giderleri, işçilere ödenmek zorunda kalınan ücretlerin tazmini ve manevi tazminat talepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>Belirsiz süreli, sürekli borç ilişkilerinde taraflar her biri kural olarak tek taraflı irade beyanıyla bu ilişkiyi sona erdirebilir. Sözleşmenin bu şekilde sona erdirilmesi her somut olayda sözleşmenin amacına uygun olacak şekilde belirlenmelidir.<br>Davacı, davalının işletmesinde üretilen piliçlerin ayağını satın almakta  olup, sözleşmenin feshi için herhangi bir süre verilmeden tek taraflı olarak feshedilmiştir. Taraflar arasında 12/01/2010 tarihli 1 yıl süreli sözleşme bulunmaktadır. Sözleşmenin süresinin  fiilen kendiliğinden sona erdiği, daha sonra devam eden ticari ilişkinin icap – kabul esasına dayalı olarak yürütüldüğü,  her bir miktar değişikliğinin yeni bir sözleşme niteliğinde bulunduğu, 12/01/2010 tarihli sözleşmenin devamı niteliğinde olmadığı, sürekli borç ilişkilerinde taraflar her birinin kural olarak tek taraflı irade beyanıyla bu ilişkiyi sona erdirebileceği, sözleşmenin feshi halinde somut olayın özelinde davalının talep edebileceği kar mahrumiyeti, işletme gideri, işçilere ödenmek zorunda kalınan ücret, manevi tazminat istemine yönelik davacı taleplerinin yerinde görülmeyerek reddine karar verilmesinde oluşa dosya içeriğine göre bir usulsüzlük görülmemiştir.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında sözleşmenin feshi nedeniyle alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br><br><br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90TL harcın istinaf eden  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 04/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t\t      <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br>Üye<br>  e-imzalıdır <br>Üye<br>  e-imzalıdır <br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75905b1eafc498b0","SID":"478204cec949b02c"}}