{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/716 - 2024/1723<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/716 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1723<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/01/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/519 E 2022/37 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 18/12/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/01/2025<br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13/04/2011 tarihinde davalı ... Tic.ve San. A.Ş. şirketinden ... 2.8 L model aracı satın aldığını, aracın sürekli arıza vermesi nedeniyle yetkili servise götürüldüğünü, aracın en son bakımının yapılması için 25/12/2012 tarihinde ... şirketine bırakıldığını, aracın onarımın garanti belgesinde kararlaştırılan azami tamir süresi içerisinde tamamlanamadığını ve o günden bu yana müvekkili şirket tarafından kullanılamadığını, gönderilen ihtarnameden sonuç alınamaması üzerine aracın misli ile değişimi için açılan davanın kabul edildiğini ve temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiğini, davalıların müvekkilinin talebini cevapsız bırakarak müvekkilinin araçtan 26/03/2013 tarihinden beri istifade edememesine ve aracı kullanamamasına sebebiyet verdiğini, aracın bulunduğu ... şirketi tarafından müvekkili şirketin aracı kullanamadığı süreç içerisinde 18/01/2013-04/05/2013 tarihleri arasında araç kiralanarak müvekkili şirketin kullanımına verildiğini, müvekkili şirketin dava konusu araçtan faydalanamadığı ve istifade edemediği tarihin kiralama işinin sona erdiği 04/05/2013 tarihinde başladığını,  aracı kullanamadığı dönem için müvekkilinin Motorlu Taşıtlar vergisini ödemek zorunda kaldığını, aracın ayıp nedeniyle iade edilmesi kararından sonra aracın 28/05/2020 tarihinde karşı yana devredildiğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ayıplı aracın mahkeme kararı ile iade edilene kadar geçen süre içerisinde müvekkili şirketin aracı kullanamaması nedeniyle uğramış olduğu zarara ilişkin HMK 107.maddesi kapsamında şimdilik 1.000,00 TL ve aracın mülkiyeti devredilene kadar geçen sürede yasal mevzuat gereği ödemek zorunda kaldığı motorlu taşıtlar vergisinden dolayı uğramış olduğu zarara ilişkin kısmi alacak olarak şimdilik 20.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 04/05/2013 tarihinden dosya borcunun kapatıldığı 24/07/2019 tarihleri arasındaki müvekkilinin motorlu taşıtlar vergisi nedeniyle uğradığı zararını 26.288,00 TL'ye, aynı dönem için aracın kullanılamaması nedeniyle uğranılan zararı 446.506,44 TL'ye yükseltmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı ... Tic. Ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen miktarların açık ve net olarak belirlenebilir nitelikte olup aracın kullanılmaması nedeniyle talep edilen mahrumiyet tazminatının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu araca ilişkin taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacının kötüniyetli davrandığını, hem aracın onarımına izin vermediğini, hem aracı diğer davalı ... Tic. A.Ş.'nin yetkili servisinde bıraktığını, aracın kullanılamamasına karşın davacı tarafından trafikten çekilmediğini ve  bu durumun zararın artmasına sebebiyet verdiğini, motorlu taşıtlar vergisinin kanunen araç malikince ödenmesi gereken vergi olduğundan aracın davacı adına kayıtlı olduğu döneme ilişkin tüm vergi ve harçlardan davacının sorumlu olduğunu, davacının motorlu taşıtlar vergisini zamanında ödemediği için gecikme zammı ve tecil faizi ödenmesine sebebiyet verdiğini, bu miktarlardan müvekkilinin sorumluluğu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şikayeti üzerine aracın serviste onarılarak davacıya sorunsuz bir şekilde teslim edilmek istendiğini ancak davacının yazılı ve sözlü olarak bildirilmesine rağmen aracı servisten almadığını,  iddia ettiği zararın oluşmasına kendisinin sebebiyet verdiğini,  taleplerin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından araç mahrumiyeti nedeniyle ikame araç kullanıldığına ilişkin sunulan faturalara göre davacının gerçek zararının 8.260,00 TL olduğu, aracın ticari araç olmaması ve aracın kazanç getirici bir işte kullanıldığına ilişkin delil bulunmaması nedeniyle davacının araç mahrumiyeti sonucu bakiye zarara uğradığına ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, davacının ayıplı aracın güncel rayiç değerini tazmin etmiş olmasına göre bu bedel ile aynı nitelikteki aracı temin etmesinin mümkün olduğu, vergi(MTV) ödemesinin mülkiyete bağlı ödev olduğu ve satıcıya yükletilemeyeceği  (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2007/10965 E. 2008/309 K.), davalı tarafın aracın vergilerinden hukuki durumun kesinleştiği misli ile değiştirme kararının infazından sonraki dönem için  sorumlu olacağı, dava konusu dönemin infazdan önceye ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının belgeli gerçek zararı olan 8.260,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın ticari araç olmaması ve kazanç getirici işte kullanılmaması gerekçesiyle araç mahrumiyeti bakiye zararının reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, aracın ... şirketine bakım ve onarım işleri için 25/12/2012 tarihinde bırakıldığını, garanti belgesinde belirtilen azami tamir süresi içinde onarımın tamamlanmadığını, o günden bu yana müvekkilinin aracı kullanamadığını, misli ile değişim talebinin 26/03/2013 tarihli ihtarla talep edilmesine rağmen talebin karşılanmaması üzerine açılan davanın kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, dava konusu aracın kullanılamadığı 04/05/2013-24/07/2019 tarihleri arasındaki dönemin dava konusu olduğunu, bu dönemde aracın davalıların zilyetliğinde bulunduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin taş ve kum ocağı işletmekte olduğunu, sahanın engebeli olması nedeniyle ulaşımın sağlanması için dava konusu aracı satın aldığını,  ticari işletmede kullanılmak üzere alınan aracın ticari araç olduğunu, kullanılamayan dönem bakımından zararın oluştuğunu, ATO cevabı doğrultusunda düzenlenen rapora göre karar verilmesi gerektiğini, yargıtay kararına göre azami tamir süresini aşan süre için aracın kullanılmaması nedeniyle piyasa rayiç değerlerine göre araç kullanım bedelinin tespit edilmesi gerektiğini (19 HD 23/01/2020 Tarih, 2018/2890 Esas, 2020/39 Karar), yine mahkemenin motorlu taşıtlar vergisi nedeniyle uğranılan zarara yönelik talebin reddine  kararının da yerinde olmadığını, davalının kusurlu davranışta bulunması nedeniyle zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ... şirketi  vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davacının toplam talebinin 471.794,44 TL olup kabul edilen 8.260,00 TL dışında red edilen 463.534,44 TL için hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 40.226,72 TL olduğunu, talebin maddi tazminata ilişkin olduğunun kabulü halinde AAÜT 13/3 maddesine göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek kaydıyla müvekkili lehine aynı tutarda vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu, dava belirsiz alacak davası olup davacı taleplerinin maddi tazminat niteliğinde olmadığını, zaman aşımı nedeniyle  davanın reddi gerektiğini, TBK 231.maddesi uyarınca ayıptan dolayı her türlü davanın iki yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, aracın 13/04/2011 tarihinde satıldığını, davanın 16/10/2020 tarihinde açıldığını, ıslahın da 07/10/2021 tarihinde yapıldığını, dava ve ıslah tarihi itibariyle zaman aşımının gerçekleştiğini, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacının ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davacının araç kiraladığını ispatlayamaması nedeniyle kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, sunulan faturaların ispata yeterli olmadığını, kabul edilen miktarın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, dava ve ıslah tarihine göre faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davacının satın aldığı ve ayıplı olması nedeniyle  kesinleşen mahkeme kararına gereğince misli ile değişimine karar verilen aracın davacı tarafından kullanılamadığı dönem için araç mahrumiyetinden kaynaklı zarar ve davacı tarafından mahrumiyet döneminde ödenen motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklı zararın bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava,  maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Dosyanın yapılan incelemesine göre, davacının 13/04/2011 tarihinde satın aldığı aracın 25/12/2012 tarihinde servise bırakıldığı, davacı tarafından aracın servisten alınmadığı, davacının ayıp iddiası ile 03/05/2013 tarihinde açtığı davadan sonra davalının 20/05/2013 tarihli ihtarı ile davacıya 25/01/2013 tarihinde aracın tamir edilerek kullanıma hazır halde olduğu belirtilerek aracın 2 gün içinde teslim alınmasının istendiği, davacının 27/05/2013 tarihli cevabi ihtarname ile gelinen aşama itibariyle aracın teslim alınmasının mümkün olmadığının belirtildiği ve aracın serviste kalmaya devam ettiği, açılan davada yapılan alınan bilirkişi raporunda 13/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda aracın onarımın yapılmış şekilde serviste bulunduğunun tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda 30/11/2015 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın 28/06/2018 tarihinde yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, kararın infazı için icra takibine konulduğu, aracın misli ile değişiminin mümkün olmaması nedeniyle araç bedelinin 24/07/2019 tarihinde ödendiği, aracın 28/05/2020 tarihinde davacı tarafından karşı yana noterden devrinin verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davacı işbu davada, 25/12/2012 tarihinde servise bırakılan araç için 18/01/2013-04/05/2013 tarihleri arasında servis tarafından araç kiralanarak müvekkilinin uhdesine verildiği belirterek  04/05/2013 tarihinden icra dosyasında ödeme tarihi olan 24/07/2019 tarihine kadar araçtan mahrum kalması nedeniyle tazminat ve aynı dönem için ödenmek zorunda kalınan motorlu taşıtlar vergisi nedeniyle oluşan zararın tahsilini talep etmiştir. <br>Öncelikle davacının ayıplı aracı kullanamadığı süre için tazminat talep etmesi mümkün olup, zararın varlığının kabul edilmesi için somut bir belgeye de gerek bulunmamaktadır. Emsal kiralama ücretlerine göre davacının talepte bulunulması mümkündür (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/06/2024 Tarih,  2023/3339 Esas,  2024/5266 Karar sayılı ilamı).<br>Ancak davacı, davalının ihtarına rağmen aracı teslim almamakla kusurlu olup aracın azami tamir süresini aşan süreden başlamak üzere aracı teslim alması gerektiği tarihe kadar geçen süre için mahrum kaldığı zararı talep edebilir. Davacıya kiralık araç verilmek suretiyle 18/01/2013-04/05/2013 tarihleri arasında zararının giderildiği dikkate alındığında, bu durumda davacının talepte bulunabileceği dönem 04/05/2013 tarihinden aracı ihtarnamede verilen süreye göre hesap edilecek teslim tarihine kadar geçen süre için olabilecektir. Ancak dosya içinde davalı ... şirketi tarafından keşide edilen Kadıköy 23. Noterliğinin 20/05/2013 tarihli 9807 yevmiye numaralı ihtarın davacıya tebliğine ilişkin bilgiye rastlanmamıştır. <br>O halde ilgili ihtarnamenin tebliğ tarihi araştırılarak yukarıdaki açıklamalar gereğince belirtilen süre için davacının araç mahrumiyeti nedeniyle zararına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, davacının istinaf itirazlarının kabulüne, hükmün HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalının istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/01/2022 tarih ve 2020/519 Esas, 2022/37 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı ve davalı ... şirketince yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>e-imzalıdır <br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Üye<br>e-imzalıdır <br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e90088cc4ed0f860","SID":"1078d3f3fc619bef"}}