{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/936 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2164<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.02.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/696 Esas 2021/218 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 18.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18.12.2024<br><br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.02.2021 tarih 2018/696 Esas 2021/218 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, taraflar arasında 22.03.2013 tarihinde ilaç satış temsiliği alanında 3 yıl süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, hizmet sözleşmesinde rekabet yasağı hükümlerinin bulunduğunu, müvekkili şirketin çalışanlarına sürekli eğitim verdiğini, yoğun eğitim sonrasında yaptığı yazılı sınavlar sonrasında işe aldığı çalışanlarına çalışma süresi boyunca da eğitim vermeye devam ettiğini, davalının 01.04.2013 tarihinde işe başladığını, almış olduğu eğitimler sonrasında haklı bir neden olmadan 04.09.2013 tarihinde iş akdini sonlandırdığını ve rakip firmada çalışmaya başladığını, davalının işten ayrılmadan önce en son bürüt 2.300,00 TL ücret aldığını, müvekkili şirketin zaman harcayarak ve masraf yaparak göstermiş olduğu fedakarlığın ve öğrenmiş olduğu teknik bilgiler ile kazandırmış olduğu mesleki tecrübelerin başka firmalarca kötüniyetli olarak kullanıldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP \t: Davalı vekili, davalının görev tanımı gereği rekabet yasağı düzenlemesini gerektirecek bir pozisyonda istihdam edilmediğini, deneyimsiz bir veteriner hekim olarak çalışmaya başladığını ve davacı şirkette sadece 4 ay çalıştığını, davalıya eğitim verilmediğini, davalıdan rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat talebinde bulunulmasını gerektirecek hiçbir hukuki ve fiili dayanak bulunmadığını, işverenin tek taraflı baskısı ve dayatması ile rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığını, davacının davalının mesleki eğitimi yahut kişisel gelişimi ile ilgili hiçbir yatırımı bulunmadığını, davalının rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali anlamında gelecek hiçbir görevde bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; alınan 17.12.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, huzurdaki davada, rekabet yasağı sözleşmesinin ya da hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağının geçerli olabilmesi için, bir yazılı iş sözleşmesinin bulunması, işçinin işverenin belirli sırlarını öğrenme imkanı olması, bu bilgileri kullanması halinde işverene büyük zarar verme ihtimalinin bulunması, rekabet yasağının zaman ve yer bakımından sınırlandırılmış olması gerektiği; davalı işçinin satış/pazarlama elemanı olarak görev yaptığı, davacı işveren nezdinde 4 ay süreyle görev yaptığı, bu sürenin 2 ayının deneme süresi olduğu; sözleşmenin yer bakımından Ege bölgesiyle sınırlandırıldığı, davalı işçinin sözleşme sonrasında çalıştığı işverenlerin gönderdiği yazı cevaplarına göre, işçinin Ankara, İç Anadolu ve Çukurova bölgesinde diğer işverenler nezdinde satış/pazarlama bölümünde çalıştığı; işçinin davacı ve sonrasında çalıştığı dava dışı işverenler nezdinde yaptığı görevin satış/pazarlama olduğu dikkate alındığında, davacının sırrı değil ancak müşteri portföyü ile ilgili rekabetinin söz konusu olabileceği; sözleşmede yer bakımından sadece Ege Bölgesiyle sınır konulduğu, davalı işçinin çalıştığı diğer firmaların İç Anadolu ve Çukurova bölgesinde görevlendirme yaptığı dikkate alındığında, yer bakımından yapılan sınırlandırma kapsamında kalmadığı yönünde görüş bildirildiği; haksız rekabet teşkil eden ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılık teşkil eden bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, karara karşı kanun yolları açık olmasına rağmen mahkemece kesin olarak karar verildiğini, kesinlik sınırı belirlenirken talebin değil; alacağın tamamının dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen 23.000,00 TL cezai şart üzerinden kesinlik sınırının belirlenmesi gerektiğini,  mahkeme davacının müvekkili şirket nezdindeki hizmet süresinin 4 ay olması sebebiyle müvekkili şirket müşteri portföyüne tam anlamıyla hakim olamayacağı şeklinde yorum yapılmışsa da, müvekkili şirketin iştigal ettiği alan dikkate alındığında bir işçinin bahsi geçen süre içerisinde müşteri portföyü de dahil olmak üzere müvekkili şirketin teknik bilgilerine de erişim sağlayabileceğini, içinde bulunduğumuz dönemde gelişen teknolojiyle birlikte her türlü bilgiye ulaşımın oldukça kolay olduğunu, işçinin tesadüf eseri, hata ile vs. bu gibi bilgilere erişim sağlama imkanının bulunduğunu, 4 aylık süre içerisinde davalının müşteri portföyünü öğrenmesinin de olağan olduğunu; 22.03.2013 tarihli hizmet sözleşmesinin \"Özel Şartlar\" başlıklı 7. maddesinin 2-b fıkrasında \"İşgören işbu hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra iki yıl süre ile Ege Bölgesi'nde işverenle aynı işi yapan ve aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada çalışamaz, ortak olamaz ya da başka bir sıfatla katılamaz ve kendi adına iş kuramaz.\" hükmünün yer aldığını, davalının haklı bir neden olmadan sonlandırılan iş akdini sona erdirerek rakip firmada çalışmaya başladığını, SGK'dan gelen kayıtlara göre davalının çalışmakta olduğu şirketlerin İzmir'de mukim olduklarını, davalının Ege Bölgesi'nde değil de farklı bölgelerde çalıştığının ispat edilemediğini, bu konuda davalının hali hazırdaki işvereninin salt beyanının dikkate alınmaması, davalının Ege Bölgesi dışında çalıştığını ispatlayacak bilgi, belge ve gerekirse tanık beyanları ile yargılama yapılması gerektiğini, işverenin rekabet yasağının ihlali nedeniyle zarar görmüş olduğunu kanıtlaması değil, zarar görme tehlikesinin varlığını kanıtlamasının yeterli olduğunu, taraflarına ıslah için süre verilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının sözleşme gereği son brüt ücretin 10 katı olan 23.000,00 TL tutarında cezai şart hesap edilebileceği tespit edilmiş olup, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirleneceğinden, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yolunun açık olduğu kanaatine varılmakla, esastan istinaf incelemesine geçilmiştir. <br>\tÖğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.).<br>\tRekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır.<br> \tRekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması  ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir.  Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD 06.03.2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı,  10.05.2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları)<br>Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 Sayılı TBK.'nın 444/2. maddesi  “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. <br>\tSomut uyuşmazlıkta, davalının davacı şirkette12/12/1993-31/01/2018 tarihleri arasında  teknik emniyet ekspertörü unvanı ile çalışmakta iken,  iş akdinin tarafların karşılıklı anlaşması yolu ile 31/01/2018 tarihinde sona erdiği, davalının, davacı şirketten ayrıldıktan sonra aynı işkolunda  faaliyet gösteren dava dışı şirkette işe başladığı tespit edilmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, davalının davacı şirkette \"Kanatlı Sağlık Ürünleri Satış Temsilcisi\" olarak 01.04.2013 - 04.09.2013 tarihleri arasında yaklaşık 4 ay süreyle çalıştığı, davalının davacı şirketten istifa ettikten sonra davacı şirket ile aynı faaliyet konusunda iş yaptığını iddia ettiği dava dışı ... Şti., ... Şti. ve ... A.Ş.'de işe başladığı anlaşılmaktadır. İlk derece  mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava dışı işveren ... A.Ş.'nin yazı cevabında, davalının Ankara bölgesinde 01.09.2014-24.10.2016 tarihleri arasında Veteriner Hekim Bölge Temsilcisi ünvanı ile işin niteliği gereği yoğunlukla gezici mahiyette olacak şekilde çalıştığının bildirildiği; dava dışı ... Ltd. Şti.'nin yazı cevabında davalının firmalarında İç Anadolu ve Çukurova Bölgelerinde Ecza Deposu Depo Plasiyeri olarak görev yaptığı, görev tanımının, var olan müşterilerin siparişlerinin ve tahsilatlarının takibi olduğunun bildirildiği; dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ise birleşme yoluyla kapandığının davacı vekilince beyan edildiği, davalı işçinin davacı ve sonrasında çalıştığı dava dışı işverenler nezdinde yaptığı görevin satış/pazarlama olduğu, bu nedenle davacının sırrı değil ancak müşteri portföyü ile ilgili haksız rekabetinin söz konusu olabileceği, davalı işçinin çalıştığı 4 aylık sürede davacı işverenin müşteri portföyüne tam anlamıyla hakim olup güven kazanıp, müşterileri başka bir işverene çekip çekemeyeceği ve bu durumun haksız rekabet sayılıp sayılmayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmede yer bakımından sadece Ege Bölgesiyle sınır konulduğu, davalı işçinin çalıştığı diğer firmaların İç Anadolu ve Çukurova bölgesinde görevlendirme yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmede bulunan yer bakımından sınırlandırma kapsamında kalmadığı tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak, davacı tarafça davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun kanıtlanamadığından, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmüştür. <br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davacının dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8bac6555ad1797b7","SID":"2e525f04248018fa"}}