{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/996 <br>KARAR NO: 2024/2137<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/03/2022<br>NUMARASI: 2021/477 E. - 2022/35 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına kayıtlı Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde ... tescil numarası ile 7 sıra nolu, ... tescil nolu 10 sıra nolu ve ... tescil nolu 7 sıra nolu tasarımlarının yıllardır müvekkil tarafından üretilip piyasada satılmakta olduğunu, davalı ... San. ve Tic. Ltd Şirketi tasarımlarımızın aynısını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarası ile 2 nolu tasarım olarak kaydettirdiğini, davalının bu tasarımı yukarıda tescil numaralarını belirttiğimiz tasarımlarımızın aynısı ve benzeri olduğunu, Yenilik ve ayırt edicilik özelliği bulunmamaktadır. Dolayısı ile yeni bir tasarım özelliğine sahip değildir ve korunması gereken bir \"tasarım değeri\" bulunmadığını, kendi tasarımlarının tescil tarihlerinin, davalı tescil tarihinden çok daha önce olduğunu belirtmiş ve davalı adına kayıtlı nezdinde ... tescil numarası ile 2.sıra no ile kayıtlı tasarım tescilin hükümsüzlüğüne, TPE nezdinde sicilden terkin edilmesine, yargılama gideri ve ücret vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ... San. ve Tic. Ltd Şti. 2011 yılında kurulmuş ve ulusal ve uluslararası alanda plastik hammaddeli ambalaj üretiminde ülkenin önde gelen firmalarına tedarik gerçekleştiren tanınmış ve itibarlı bir firma olduğunu, müvekkili ambalajlarında kullanmak üzere kendi tasarladığı endüstriyel tasarımın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescili için 11.03.2020 tarihinde başvurmuş olup işbu başvuru 09.04.2021 tarihinde ... numarası ile 338 Sayılı bültende yayınlandığını, davacı tasarım tescil aşamasında tasarım tescil talebimizin kabul edilmemesini Türk Patent ve Marka Kurumundan talep etmiş ve bu hususta itirazda bulunmuş olsa da mesnetsiz itirazları TPMK tarafından haksız bulunmuş ve tasarımımızın tesciline karar verildiğini, ancak davacının benzerlik iddiaları reddedilmiş olmasına rağmen işbu davayı açtığını ve müvekkile ait 11.03.2021 tarihi itibari ile korumaya alınan ... endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğünü talep ettiğini, müvekkiline ait tasarım düz ve keskin hatlara sahip olup yalnızca uç kısmı kıvrık olan bölmelerden oluştuğunu, davacıya ait tasarımlar oval şekil içeren içe doğru eğimli ve çukur şekilde bölmelere ayrılmış farklı tasarımlar olduğunu, müvekkilinin tasarımında çizgiler dik ve tam geliyorken sona doğru ufak radius yaptığını, davacı tasarımın ise tam radius olarak dönerek geldiğini, yine müvekkil tasarımında orta kısım boşken davacı tasarımın orta kısmında yıldız motifi bulunduğunu, yani müvekkil tasarımı açıkça davacı tasarımı ile farklı ve ayırt edici olduğunu, müvekkiline ait tasarımda orta birleşme kısmı adeta bir nokta şeklinde olup ekstra bir şekil veya boşluk içermemektedir. Oysa davacıya ait ... nolu tasarım ile ... nolu tasarımın orta kısmı adeta yeni bir bölme oluşturmuşçasına geniş ve şekilli olduğunu, müvekkile ait tasarımında ayrılan bölümler üçgen şeklidedir ve çok net keskin şekilde taban boyunca ilerlemektedir. İç kısımlar da dar açılı üçgen oluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Kapların içerisine konulan ürünler üçgen şeklini almaktadır. Davacının ... nolu tasarımı; ... nolu tasarımı ve ..., 10 nolu tasarımlarında ise tasarım hiçbir şekilde geometrik bir şekil içermemekte aksine bölmeleri çok belirgin oval olduğunu, müvekkiline ait ürün kendinden seperetör olarak kullanıldığını, Dış ayrımları birleşme noktasına itibaren aşağı doğru indiğini, Yani kısmi olarak sona doğru ... yaptığını, Davacıya ait ..., 10 nolu tasarım ise harici bir kutu içerisine girerek bölüm işlevi gördüğünü, Bu sebeple hem şekil hem de işlevsellik yönünden müvekkil tasarımından oldukça farklı olduğunu, Dış ayrımları ise birleşme noktasından değil orta kısmından ayrım yapıldığını ve aşağı indiğini, yani tam Radius yaptığını, müvekkiline ait tasarımların, genel izlenim itibariyle davacıya ait tasarımlardan tamamen farklı olup müvekkil tasarımları tescil kriterlerini sağladığını, davacı tarafın, üretim yapmış olduğu alanda tekelleşmeyi amaçladığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacının davasının KABULÜ ile; Davalıya ait ... tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, \" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... Sayılı endüstriyel tasarım markasının 6769 Sayılı SMK’nın 56/2 vd. maddelerinde belirtilen özellikleri haiz olup yeni ve ayırt edici nitelikte olduğunu, inceleme yapılırken SMK 55/5 uyarınca bilgilenmiş kullanıcı nezdinde bırakılan izlenim dikkate alınması gerektiğini, tasarımla arasında benzerlik değerlendirilmesi yapılırken benzerlik sektörde çalışan, alanda bilgili bir kullanıcı gözü ile yapılması gerektiğine ilişkin Yargıtay kararları bulunduğunu, tasarımların benzerliği ele alınırken dikkate alınacak bir diğer kriterin ise SMK 55/6’da düzenlenen tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi  olduğunu, müvekkiline ait tasarım düz ve keskin hatlara sahip olup yalnızca uç kısmı kıvrık olan bölmelerden oluştuğunu, karşı tarafa ait tasarımların oval şekil içeren içe doğru eğimli ve çukur şekilde bölmelere ayrılmış farklı tasarımlar olduğunu, birden fazla tasarımın birbirine ayniyet derecesinde benzediğinden bahsetmek için bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı gözünde ayırt edilemeyecek derecede benzer olması gerektiğini, ancak tasarımlardan beklenen ayırt edicilik tasarımı geliştirmede sahip olunan seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınarak değerlendirileceğini, SMK’nın amacının yapılacak tasarımlara engel olmak değil, özgürce tasarım yapılmasını hukuki koruma altına almak olduğunu, Müvekkiline ait tasarımda orta birleşme kısmı adeta bir nokta şeklinde olup ekstra bir şekil veya boşluk içermediğini, oysa karşı tarafa ait ... nolu tasarım ile ... nolu tasarımın orta kısmı adeta yeni bir bölme oluşturmuşçasına geniş ve şekilli olduğunu, Müvekkiline ait tasarımında ayrılan bölümler üçgen şeklide ve çok net keskin şekilde taban boyunca ilerlediğini, iç kısımların da dar açılı üçgen oluşturacak şekilde tasarlandığını, kapların içerisine konulan ürünler üçgen şeklini aldığını, Davalının ... nolu tasarımı; ... nolu tasarımı ve ..., 10 nolu tasarımlarında ise tasarım hiçbir şekilde geometrik bir şekil içermemekte aksine bölmeleri çok belirgin oval olduğunu,  müvekkiline ait ürün kendinden seperetör olarak kullanıldığını, dış ayrımları birleşme noktasına itibaren aşağı doğru indiğini, yani kısmi olarak sona doğru Radius yaptığını, karşı tarafa ait ..., 10 nolu tasarım ise harici bir kutu içerisine girerek bölüm işlevi gördüğünü, bu sebeple hem şekil hem de işlevsellik yönünden müvekkili tasarımından oldukça farklı olduğunu, dış ayrımların ise birleşme noktasından değil orta kısmından ayrım yapıldığını ve aşağı indiğini, yani tam Radius yaptığını, -tasarımın uygulandığı ürünün doğası ve kullanım alanı gereği karşı tarafın tasarımlarına yönelik bir tecavüz eylemi gündeme gelemeyeceğini, bölmeli kap tasarımında bölmeleri ayıracak levhaların bulunması ve kabın ortalama bir şekilde olması zaruri olduğunu, plastik kabın niteliği gereği sahip olması gereken parçalar sebebi ile tasarıma yönelik tecavüz iddiasında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, seçenek özgürlüğü bu kadar kısıtlı iken  benzerlik iddialarının kötüniyetli olduğunu, karşı tarafın tekelleşme çabasında olduğunu, müvekkilin ait tasarımların, genel izlenim itibariyle davacıya ait tasarımlardan tamamen farklı olup müvekkili tasarımlarının tescil kriterlerini sağladığını, plastik kap üretimi ile iştigal eden davalı tarafın, müvekkiline ait tasarımlardaki ana tabanın yuvarlak olması, kabın bölmelere sahip olması gibi sözde benzerlikler (!) ile tasarım taklidini iddia etse de bu iddiası yerinde olmadığını, yuvarlak taban, kabın bölmeli olması vs. özellikler tüm kaplarda kullanışlılık amacı ile var olan özellikler olduğunu, -işbu Davadaki haklılıklarının 2020/T-837 Sayılı YİDK kararı ile de sabit olduğunu, Müvekkili tarafından 11.03.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile 1 adet plastik kaba ilişkin tasarım tescil başvurusunda bulunulduğunu, Davalı tarafın yersiz ve dayanaksız itirazlarının, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından incelendiğini ve 2020/T-837 sayılı karar ile reddedildiğini, YİDK ilgili kararında “Yapılan inceleme ve değerlendirmede; ... ve 2 sıra numaralı tasarımlar ile itiraza gerekçe gösterilen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sıra numaralı tasarımlar Genel izlenim itibariyle farklı görülmüştür. Sonuç olarak, itiraz konusu ... ve 2 sıra numaralı tasarımlar yenilik ve ayırt edici niteliğe sahip bulunmuştur.” şeklindeki değerlendirmesi ile İtirazın reddine karar verildiğini, -ilgili dosya kapsamında alınan 10.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilgilenmiş kullanıcı görüşü yönünden yeterli inceleme yapılmadan müvekkilinin tasarımı için “yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı” sonucuna varıldığını,  hatalı ve eksik kurulmuş işbu bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağını, bu sebeple dosyanın bilgilenmiş kullanıcı niteliğine haiz sektör bilirkişilerinden oluşan yeni bir heyete tevdi gerektiğini, ilgili sunulan Yargıtay ve İstinaf mahkemesinin verdiği kararda da ayırt edicilik incelemesinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yapılmadığında bilirkişi raporunda eksiklik söz konusu olduğunu, tasarımların karşılaştırılması için bilgilenmiş kullanıcı nezdinde değerlendirilmesi gerektiğini, bunun için bir sektör bilirkişine/heyete tevdi gerektiğini, somut uyuşmazlıkla ilgili yeni rapor alınması gerektiğini, SMK 56. Maddesi gereğince ve Yargıtay içtihatlarınca sabit olduğu üzere bir endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin tartışılması gerektiğinde bilgilenmiş kullanıcı görüş ve beyanına başvurmak gerektiğini, 10.02.2022 tarihli Bilirkişi raporunu hazırlamak üzere Mahkemece seçilen bilirkişiler ise Marmara Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı, Sınai Mülkiyet Uzmanı ve Bilişim Uzmanı olduğunu, ilgili dosyanın bilgilenmiş kullanıcı niteliğine haiz sektör bilirkişilerinden oluşan yeni bir heyete tevdi gerektiğini, bilirkişi raporunda ayırt edici nitelik belirlemesi yapılırken tasarımcının aynı sınıftaki ürünler yönünden sahip olduğu seçenek özgürlüğünün kısıtlı olması hususu dikkate alınmadığını, bu yönü ile de raporun hatalı ve eksik olduğunu, 10.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda “tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen 11.03.2020 başvuru tarihli ... numaralı tasarım tescili ile hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan geçmiş tarihli tasarım tescilleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı” ifadelerine yer verildiğini, buna göre bilirkişi raporunda seçenek özgürlüğünün kısıtlı olması kapsamında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını,  ürünün doğası gereği tasarımda farklılığa ne kadar gidilip gidilemeyeceği de son derece önem arz ettiğini,  2021 tarihli Tasarım İnceleme Kılavuzu 1.1.5.2. sayılı “Ayırt Edicilik” başlıklı madde “Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. (SMK Madde 56(6)) düzenlemesinin dikkate alınması gerektiğini, -Bilirkişi raporunda ise, yüzeysel bir şekilde gerekçelendirilmeden yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını, yeni bir rapor alınması gerekirken mahkeme tarafından dosyanın karara bağlanmasının işbu başvuruyu yapma zaruretini ortaya çıkardığını, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf talebinin, tamamen haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup ileri sürdüğü iddiaların, kötü niyetli ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalı şirket ürününün, müvekkili şirketin tasarımı ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu için söz konusu durum, muhtemel alıcıları yanıltmakta ve müvekkili şirket ürünleri ile davalı ürünlerinin karıştırılması sonucuna sebebiyet verdiğini,  Müvekkili şirketin, 6769 Sayılı Sayılı Sınai Mülkiyet  Kanunu ile koruma altına alınan hakları ihlal edildiğini, alanında uzman heyet tarafından hazırlanan rapor ve akabinde ilk derece mahkemesinin haklı gerekçesi ile ortaya konulduğundan, davanın kabulüne ilişkin tüm şartlar mevcut olduğunu, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacıya ait, Türk Patent Enstitüsü’nde ... tescil numarası ile 7 sıra nolu tasarım, ... tescil nolu 10 sıra nolu tasarım ve ... tescil nolu 7 sıra nolu tasarım tescillerinin bulunduğu, Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin11.03.2020 tarihinde başvuru ve 09.04.2021 ilan tarihli ... tescil numarası  ile 2 nolu tasarım tescilinin davacı tasarımlarına benzer olması nedeniyle Tasarımın Hükümsüzlüğü ile Sicilden Terkini talep edildiği anlaşılmıştır. ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sıra numaralı tasarıma benzediği iddiaları ile davalının  tasarım tescil talebine itiraz ettiği, işbu itirazların 30.11.2020 tarihli karar ile reddedildiği  ve  11.03.2021 tarihinde ... tasarım tescil belgesi verildiği ve “Gıda Kabı” niteliğine haiz endüstriyel tasarım 5 yıl boyunca korunmaya başlanmıştır. Dosya, davalıya ait ... numaralı tasarımın davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı tasarımlara benzerlik, yenilik özelliklerinin bulunmaması nedenleriyle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine gönderilmiş, bilirkişi 10/02/2022 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında; \"..., ... ve ... no.lu tasarımların davacı adına tescilli olduğu; Hükümsüzlüğü talep edilen ... no.lu tasarımın davalı adına tescilli olduğu;Karşılaştırılan tasarımlara ayırt edici nitelik kazandıran bütün unsurların benzer yapı ve çizgide olduğu görülmektedir. Tasarımlar arasında bulunan farklar yüzey yapılarında bulunan küçük ayrıntılar olup bu farklar tasarımların bütüncül algısında ayırt edici nitelik oluşturmaya yetmemektedir. Davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 11.03.2020 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, Davalı tarafa ait hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 11.03.2020 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı\" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. 6769 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir.  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2017 tarih, 2015/13749 Esas, 2017/2336 Karar sayılı kararında da açıkladığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olup olmadığı hususlarında tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. 6769 sayılı Kanunun 56. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı 6769 sayılı Kanunun 58. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. (Yargıtay 11. H. D'nin 05.03.2014 tarih 2013/11345 E,  2014/420 K). Dosyada alınan bilirkişi raporunda, çelişki bulunmadığı, raporların birbirini desteklediği,  davalıya ait tasarımlar ile  dava dışı tasarımların karşılaştırılarak bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yapılan incelemeler sonucunda, hükümsüzlüğü  istenen tasarımın ayırdedici niteliğe sahip olmadığı, yeni olmadığının belirtildiği, dava konusu tasarıma konu olan gıda saklama kaplarının hızlı yemek gıda sektöründeki gelişmelere paralel olarak ticari hayata yerleştiği, başvuru ve referans tarihi itibari ile dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadıkları, bu tasarımlardaki özelliklerin korumadan yararlanabilecek nitelikte ve piyasada bilinenlerden belirgin bir farklılıklarının olmadıkları, benzerlerinin başvuru tarihinden önce kamuya sunulmuş oldukları, tasarımların daire tabanlı kısa silindir yapıda olup, iç yüzeyleri; merkezden  iç yan yüzeylere doğru ilerleyen altı adet kanat ile eşit parçalara bölümlendiği, karşılaştırılan tasarımlara ayırt edici nitelik kazandıran bütün unsurların benzer yapı ve çizgide olduğu, davalının ileri sürdüğü yüzey yapılarında bulunan küçük ayrıntılar olup bu farklar tasarımların bütüncül algısında ayırt edici nitelik oluşturmadığı, yasal mevzuata uygun şekilde tasarımların bilgilenmiş kullanıcı gözüyle inceleme yapılan bilirkişi  heyeti raporu dayanaklı, denetime elverişli ve bilimsel olup rapora itibar edilerek davalıya ait dava konusu çoklu tasarımların yeni ve ayırtedici olmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Hemen belirtilmelidir ki yenilik ve ayırt edicilik incelemesi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husus olması nedeniyle bilirkişi marifetiyle yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle yenilik ve ayırt edicilik unsurunun incelemesi genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan bir durumdur. Dosyada mevcut bilirkişi raporunun  tasarımcı bilirkişinin de bulunduğu heyetten alındığı, gerekçeli ve  denetime elverişli hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, yine davalı tarafça davacı tescilli tasarımının yeni olmadığı defi olarak  ileri sürülmüş ise de,  tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin dava açılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek davalı vekilinin istinaf isteminin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2022 tarih ve 2021/477 E., 2022/35 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36fb22efacbbf8d9","SID":"25afabbe784d5f04"}}